Profesyonellik Meselesi

İş hayatında profesyonellik erdemli tepki demektir. Onayladığınız veya onaylamadığınız durumlar karşısında da şirketin faydasını düşünerek ilerleyebiliyorsanız kendinize profesyonel diyebilirsiniz. Fakat duygu bütünlüğünüzü koruyamıyorsanız, öfke patlamalarınız varsa, çabuk etkileniyorsanız ve iş süreçlerini kişiselleştiriyorsanız bu durumdan uzmanlığınızla alakalı fikir edinemeyiz ama profesyonellik konusunda henüz atacak adımlarınız olduğunu söylemek yanlış olmaz.

îş hayatında Profesyonellik Meselesi

Musa Musa’dır ama iş iştir

Amerika’da 8 yaşında Yahudi bir ilkokul öğrencisinin okuduğu okulda bir kompozisyon yarışması düzenlenmişti. Yarışma kapsamında öğrencilerin liderlik üzerine bir kompozisyon yazması beklenmekteydi. Öğrenciler dünyanın en büyük lideri olduğunu düşündüğü kişiyi ve özelliklerini bir kompozisyonda işleyecekti. 8 yaşındaki öğrenci bu yarışmada birinci olup evine bir ödülle dönmüştü. Babası çocuğunu elinde ödülle görünce şaşırdı, sevindi ve detayları öğrenmek istedi. Çocuk büyük bir heyecanla babasına olan biteni anlattı. Babası da “aferin evladım, kompozisyon konusunda Musa’yı işledin değil mi?” dedi. Çocuk, Hz. Musa’dan farklı birini lider olarak işlediğini söylediğinde ise babası biraz üzüldü ve çıkıştı çocuğa. Çocuk babasına döndü, omuzlarını silkti ve orijinal haliyle “Dad, Moses is Moses but Business is Business” (baba, Musa Musa’dır ama iş iştir) der…

Profesyonel insan ne demek?

Değerli okuyucular, iş hayatında profesyonel insanlarla çalışmak pek çoğumuzun dileğidir. Profesyonel insan demek acaba ne demek? Bu düşündüğümde bu kavramın uzmanlık kelimesi ile zaman zaman birbirinin yerine kullanıldığını fark ettim. Yani “bu iş için profesyonel birini bulmak lazım” gibi bir cümle duyduğumuzda esasında o alanda uzman birinin arandığını düşünüyoruz.

Biz de birisine “Biraz profesyonel ol!” desek, muhtemelen karşı taraftaki kişi onun bu işinin ehli olmadığını düşündüğümüzü zannedecektir. Oysa profesyonellik bence bir duruş ve tepkiyi ifade etmektedir. Daha açık olmak gerekirse profesyonellik bilgi değil, tepkide gizlidir.

İşinin uzmanı olan birisi profesyonel davranmıyor olabilir. Profesyonel çalışan biri, sahip olduğu “profesyonel” üslubundan dolayı uzmanlık düzeyindeki (varsa) eksikleri şirketine hissettirmeyebilir veya bundan şirketinin zarar görmemesi için yansıtmamaya çabalıyor olabilir. Dolayısıyla profesyonellik ile uzmanlık ilişkilidir ancak doğrudan orantılı değildir.

Yıllardır etik üzerine seminerler geliştiriyor ve hem öğrencilerle hem iş dünyası ile nasip oldukça paylaşıyorum. Şirketlerde etik ile alakalı söylenecek şeyleri üzerine alınması gereken ilk grup şüphesiz yönetici ve patronlar. Çünkü onlar otoriteler. Ancak buna rağmen iş hayatına yönelik etik üzerine yaptığım hiçbir seminerde atlamadan söylediğim bir şey var; şirket çalışanı şirket menfaatini düşünür.

Bir girişimcinin risk alarak ve kaynakları bir araya getirerek kurduğu bir işletmede hiçbir çalışan iş-maaş çizgisi dışında beklenti ve taleplere girmemeli. Çıkar çatışması (conflict of interest), hemşehricilik, patronaj, kayırmacılık, kişisel menfaat yaratma vb. konular profesyonel bakış açısıyla iş yapamayan kişiler için birer girdap, birer kısır döngüye dönüşür. Yani çalışanların unutmaması gereken en önemli şey, onlar birer hizmet satıcısı.

İş hayatında profesyonellik erdemli tepki demektir

Uzmanlık alanları ile alakalı bir aylık hizmetini satan çalışanlar, uzmanlık düzeylerine güvendikçe profesyonellik düzeylerine de güvenmeye başlıyor; veya zaten bu iki olguyu eş anlamlı görüyorlar. İş hayatında profesyonellik erdemli tepki demektir. Profesyonellik aynı zamanda bir ruh halidir. Onayladığınız veya onaylamadınız durumlar karşısında da şirketin faydasını düşünerek ilerleyebiliyorsanız kendinize profesyonel diyebilirsiniz. Ama duygu bütünlüğünüzü koruyamıyorsanız, öfke patlamalarınız varsa, çabuk etkileniyorsanız ve iş süreçlerini kişiselleştiriyorsanız; bu durumdan uzmanlığınızla alakalı fikir edinemeyiz ama profesyonellik konusunda henüz atacak adımlarınız olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Duygusal bir toplumuz

Coğrafyamız genelinde duygusal bir toplumuz. İş ve özel hayatı ayırmak hususunda güçlük çekiyoruz. Arkadaş olamayacağımız insanlarla çalışmakta da zorlanıyoruz, arkadaşlık frekansı tutturabileceğimiz kişilerle daha verimli çalışabiliyoruz vb. Bunların hiçbiri ayıp ya da en önerilen şey değil. Esasında doğru cevap vermek belki de imkânsız. Ama bir eğilimden söz edersek eğer, frekansı uyan kişilerin daha uyumlu çalışması yani bu eğilimde olması doğal; ama bir tutumdan bahsedersek frekansı uymayan kişilerin birbiriyle anlaşamaması ve bunun iş süreçlerine yansıması bir üslup olarak kesinlikle kimseye hak değildir.

İş hayatı maalesef ego savaşları, güç savaşları, bilgi savaşları ile sarsılıyor ve profesyonellik – uzmanlık ayrımını net olarak yapamayan binlerce iş insanı şirketlerinde mutsuz çalışıyor. Halbuki iş iştir. Bir iş insanı olarak çok adil olup kendi aileniz içinde o adaleti gösteremiyor olabilirsiniz; iş hayatında prensip olarak tahammül edemediğiniz bazı tavırlar veya prensiplerinizin kendisi özel hayatınızda aynı dereceyle yaşanmıyor olabilir. Bu, profesyonelce yaklaşmaktır.

Bir iş insanı profesyonel bakmak istiyorsa değiştiremediği durumlar karşısında bakış açısını değiştirir ve yoluna bakar. Çünkü şirket çalışanı oyunun yazarı değil oyuncusudur. Yaratıcılık, girişimcilik gibi pek çok yetkinlik değişen bakış açılarıyla törpülenebilir. Bu da çalışanın değil şirketin kaygılanması gereken bir durumdur.

Peki, karakter özelliklerimizin iş hayatında hiç yeri yok mu? Olmaz olur mu var. Ama tavır olarak var. Karakter özelliklerinize göre kişi, durum ve süreçlere tavırlı, mesafeli, temkinli olabilirsiniz ancak taraf olmazsınız. Taraflaşma ve gruplaşmanın olduğu şirketler çalışan memnuniyetini bir daha asla sağlayamaz. Bu önüne geçilmesi gereken bir durumdur. Profesyonel bakış açısının yayılmadığı işletmelerde yönetim ihtirasların eline geçer ve o an ebedi yönetim biliminin ruhu orayı terk eder…

Kariyer Merkezi Meselesi

İşletme ana bilim dalında lisans, Eğitim Bilimleri ana bilim dalında yüksek lisans eğitimi aldı. Romanya'da sinerji iletişimi ve takım çalışması, Almanya'da kariyer ve yetenek yönetimi konularında araştırmalar yaptı. İki adet AB projesinde kolaylaştırıcı olarak görev aldı. Türkiye Etik Değerler Merkezi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi. Bu kapsamda çeşitli üniversitelerde etik üzerine konferanslar verdi. Firmalarda ve iş profesyonellerinde etik bilincinin arttırılmasına yönelik uygulama ve seminerler geliştirdi. Çeşitli eğitim ve danışmanlık firmalarında Proje Müdürü olarak, İstanbul'da iki farklı vakıf üniversitesinde Kariyer Uzmanı olarak görev aldı. Kendisi halen İndigo Dergisi’nde Yönetim Meselesi adlı köşesinde yazmaktadır. Motivasyon, Markalama, Liderlik, Etik, Satışta Bütünlük Sistemleri eğitimleri veriyor. Kısaca, yönetim sanatına gönül vermiş bir konuşmacı, danışman ve yazar.