Yenilmeye doymayan pehlivan ve dolu otobüs

“Otobüs dolu. Bak bu da videosu. Ekrem İmamoğlu istifa!” dedi yenilmeye doymayan pehlivan…

Yenilmeye doymayan pehlivan ve dolu otobüsOtobüs şoförünün işi, otobüs kullanmak. Sana hayatta kalmayı öğretmez. Sosyal mesafeni kendin belirleyeceksin. Madem kalabalık, bu kurallara uymamış. Bir sürü insan otobüse akın etmiş ve sen de bu tabloyu görüyorsun.

Corona salgınından korunma önlemleri arasında sosyal mesafeyi korumanın da bulunduğundan haberdarsın. O zaman söylesene, neden o otobüse binip kendini ve yakınlarının riske atıyorsun?

Cevap belli. Organize hareket ettiğin kalabalığın videosunu çekme görevini yerine getiriyorsun. Ne için? Kendi zihniyetinizdeki insanları, yenilmeye doymayan pehlivan gibi iki kere seçim kaybettiğiniz belediye başkanını istifaya davet etmek için.

İyi de yine seçim yapsanız yine kaybedersiniz. Amaç kayyum atamaya çalışmak mı? O zaman ne oldu millet iradesine? Hani o birkaç ayda aynı belediye başkanını iki kere seçen milletin iradesine…

Bahane değil çözüm üret

Gelelim ‘Otobüs seferleri azaltıldı’ ve ‘Binmezsem işe geç kalırım’ bahanelerine. Gelen otobüs doluysa, sonraki otobüsü bekle ya da biraz erken uyan ve bir önceki otobüsü yakala.

Diyelim ki işe geç kaldın. Kimse dünya genelinde olağanüstü bir durum yaşanırken çalışanını 15 dakika geç kaldı diye işten atmaz. Zaten bu nedenle seni işten atacak zihniyete sahip biri varsa, senin ve sevdiklerinin hayatını önemsemiyor demektir.

Sen, kendinin ve sevdiklerinin hayatını önemsiyor musun? O zaman bahane değil, çözüm üret. Hayat zaten son derece zor. Kolaylaştırmaya odaklan.

Bağış mevzusu

Düne kadar birçok belediye bağış kampanyası düzenlerken her şey normaldi. Çünkü onlar karşı partiden değildi! Peki şimdi önemli olan particilik mi, yoksa ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırabilmek mi? Belediyeye bağış yaparsam, devlet içinde devlet oluşumunu desteklermişim.

Ben belki bağışımı çocukların tecavüze uğradığı vakıflara ulaşamayacak biçimde yapmak istiyorum. Veya oğlunu müdürlüğe atayan adamın yönettiği vakfa bağış yapmak zorunda mıyım?

Devlet tarafından milyonlarca Suriyeli beslenip İtalya’dan İspanya’ya kadar yardım gönderilebilirken; benim kendi yaşadığım şehrin belediyesine yardımda bulunmamın engellenmesi acı bir durum. Hele ki ortada bir salgın ve mağdur olan insanlar varken.

CHP’li Engin Altay: Gönüllü bağış zorunlu oldu, bu korona vergisidir!

14.03.1985 tarihinde Kadıköy'de dünyaya geldim. Kadıköy'de doğdum, Kadıköy'de büyüdüm. Yazma sevdası içime düşünce önce 2 roman yazdım, sonra da sinemaya dair yazılar yazmaya başladım. 2011'in başından beri bloğum cagrigirlangic.blogspot.com da 500'ü aşkın filme dair yazdım. Hala da devam ediyorum. Sonra metin yazarlığı yapmaya başladım ve yazarlık mesleğim haline geldi. Yazımına devam ettiğim Türk Sinema Tarihi Ansiklopedisi, emek ve zaman isteyen bir proje. Sabırla yazımına devam ediyorum. Bir sinema yazarı olarak yazmaya başladığım, sonrasında ise deneme, gündem, kritik, yaşam ve kişisel gelişim yazıları yazmaya başladığım İndigo Dergisi ise hem beni geliştiren, hem de bir parçası olmaktan haz aldığım yer.