Stefan Kuntz ile umut dolu bir başlangıç

Ünlü futbol adamı 26 yıl sonra yeniden aramızda… Stefan Kuntz, 19 Eylül’de Türk Ulusal Takımı’nın teknik direktörlük koltuğuna oturdu…

Stefan KuntzBundesliga’nın gol krallarından, Türk futbolunun eski dostlarından, Avrupa Şampiyonu Almanya Milli Takımı’nın santraforlarından, Alman ekolünün dünya futboluna armağan ettiği teknik adamlardan biri Stefan Kuntz. 2017 ve 2021 yıllarında U21 düzeyinde iki avrupa şampiyonluğu tacı takan, Almanya’da yenilikçi düşünceleriyle öne çıkan, başarı olasılığı yüksek bir spor adamı. Artık, Türk Milli Takımı’nın başında.

Alman teknik adamın özgeçmişine göz attığımızda, aktif futbola veda etmesinin ardından çeşitli kulüplerde teknik direktörlük, sportif müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, bunlara ek olarak Alman Futbol Ligi’nda bir yıl süreyle yönetim kurulu üyeliği gibi çok yüksek bir noktada çalıştığını da görüyoruz. Bu birikimin ardından, en son üstlendiği görev ise Almanya U21 Ulusal Takımı teknik direktörlüğü.


2016 yılında teknik direktörlük koltuğuna oturmasından yalnızca bir yıl sonra takımına avrupa şampiyonluğu kazandırdığı gibi, 2019 yılında avrupa ikinciliği, 2021 yılında ise bir kere daha avrupa şampiyonluğu armağan etmeyi başarmış. Joachim Löw’ün varlığı nedeniyle Almanya A Milli Takımı’nda görev alma fırsatı bulamayan Stefan Kuntz’un Türkiye Futbol Federasyonu tarafından önüne konan fırsatı değerlendirmesini son derece doğal ve mantıklı buluyorum.

Peki, Stefan Kuntz Türk Milli Takımı için neler yapabilir? Hep beraber ana hatlarıyla üzerinden geçelim.

Teknik direktör Kuntz Türk futbolunu tanıyor

Stefan Kuntz futbolculuk yıllarında, 1995-96 sezonunda, Christoph Daum’un önayak olmasıyla Beşiktaş’a gelmiş, birbirinden güzel golleri ve takıma bağlılığıyla siyah beyazlı seyirciler tarafından çok sevilmişti. Santrafor olmasına karşın sahada basmadık yer bırakmaz, son derece üretken bir oyun sergilerdi. Aradan 26 yıl geçmiş olsa da, Kuntz’un Türkiye’ye ve Türk futboluna yabancı olmadığını söylemek yerinde olur bence.

Varolan futbolcu kadromuzu kısa sürede istenen forma sokabilir

Alman medyasında kendisiyle ilgili yapılan değerlendirmelerde genç oyuncuların A takıma yükselmesine yönelik hedef odaklı bir yaklaşım içerisinde olduğu ve kadro planlamasında yerinde kararlar verdiğinin altı çizilmekte, genç oyunculara takım ruhu ve özgüven aşılamasına ek olarak zor zamanlarda cesaretlendirme ve motive etme konularındaki yeteneği övgüye değer bulunmakta. Dolayısıyla, genç ve yetenekli bir kadroya sahip olan milli takımımızın Stefan Kuntz’un liderliğinde yeniden canlanacağı kanısındayım.

Sürdürülebilir bir özkaynak sistemi kurulabilir.

2020 yılının Kasım ayında, kazandığı başarılar ile emin adımlarla yürümekteyken, Stefan Kuntz’un medyaya yaptığı oldukça ilginç bir açıklamaya dikkat çekmek istiyorum.

“Almanya genç yetenekler yetiştirme açısından tamamıyla geride kaldı. 2017 yılında 21 yaş altında oynayabilecek on-oniki oyuncu Konfederasyon Kupası’na katılmıştı. Artık durum böyle değil. En iyi takımların eğilimlerinin çok gerisinde kaldık. Biz topa sahip olmaya odaklandık, ayaklarını çok sık kullanan forvetlere, yani sahte bir dokuz numaraya yer verdik. Ancak futbolun temellerini unuttuk. Top kazanma mücadelesi, ortalar ve bire bir durumlar. İki ayakla top oynamak, tempolu top sürme ve uyanıklık herkesin öğrenebileceği bir şey.”


Yukarıda ilettiğim demecinde görüldüğü gibi, Stefan Kuntz taşları yerinden oynatmayı seven, yenilikçi bir düşünce yapısına sahip. Ayrıca, genç yetenekleri keşfedip geliştirme ve A takım düzeyine kazandırma konusunda oldukça deneyimli ve başarılı bir futbol adamı. Yeni teknik direktörümüzün bu yönlerinden mutlaka yararlanmamız gerekiyor bence.

Bu noktadan yola çıktığımızda, Türkiye Futbol Federasyonu’nun üzerinde durması gereken en önemli nokta, altyapı düzeyinde sürdürülebilir bir sisteme oluşturma gereksinimidir. Alman Milli Takımı’nın altyapısında kazandığı başarılar Stefan Kuntz’un bu hedef için doğru adam olduğunu göstermekte. Başta tesis inşası, çalıştırıcı yetiştirme ve çağdaş eğitim programı olmak üzere gereken her şey yeni teknik direktörümüzün istemleri doğrultusunda uygulamaya alınmalıdır.

Türk futbolu, 15 milyon gencin yaşadığı Anadolu topraklarını verimli bir kaynağa dönüştürmeli ve yeni yetenekler kazanma konusunda Avrupa odaklı olma zorunluluğundan kurtulmalıdır.

Stefan Kuntz, Türk futbolu adına doğru seçimdir

Yukarıda parmak bastığımız noktalar açısından değerlendirildiğinde Stefan Kuntz için ‘Türk futbolunun beklediği adam’ denebilir. Daha önce A milli takımlar düzeyinde görev almamış olmasının Alman teknik adam için kendisini kanıtlama adına itici bir güç oluşturacağını düşünüyorum. Peki; sistematik yapısını güçlendirme arayışında olan ve 2000’li yıllardaki coşkuyu yeniden yakalamak isteyen Türkiye, bu hedeflere ulaşabilmek için nelere dikkat etmeli? Buna da çok kısaca değinelim.

Şunu bilmeliyiz ki, başlangıçlar her zaman zordur. Dolayısıyla, Türkiye Futbol Federasyonu Alman teknik adamın bilgi ve deneyimine güvenerek sabır göstermeli ve hedeflere uzun bir zaman dilimi içerisinde ulaşılacağı gerçeğini olgunlukla karşılamalı. Başka bir deyişle, ilk başlarda oynanan maçlar yenilgiyle sonuçlansa bile Stefan Kuntz’un görevini sürdürmesi konusunda ısrarcı olunmalı. Çünkü, sistematik çalışmalar zamanla verim sağlar.

Ayrıca, medyaya ilişkin önemli bir noktanın da altını çizmekte yarar var. Bir teknik direktörü veya futbolcuyu bir galibiyet ile göklere çıkarıp bir yenilgi ile yerin dibine batırma huyu artık terk edilmeli. Türk futbol dünyası, bu alışkanlık nedeniyle yabancı futbolcu ve çalıştırıcıların gözünde itici bir görünüm almakta.


Yukarıda, Türkiye Futbol Federasyonu ve medyaya batırdığımız iğnelerin ardından sözün sonuna geldiğimize göre, futbolseverler olarak çuvaldızı kendimize batırmanın tam zamanıdır. Yenilsek de yensek de futbol yalnızca bir oyundur, yaşamımızı daha mutlu kılmak için vardır. Futbolun dünyanın en güzel eğlencesi olduğunda oydaş olduğumuza göre, ay-yıldızlı formalarımızı giyip tribünleri doldurmayı ve moralimizi bozmadan bizleri temsil eden takımımızı desteklemeyi sürdürelim. Uluslararası turnuvalarda zafer kazandığımız günleri çok özledik, o coşkulu günlere döneceğimize gönülden inanıyorum.

Spor

1975 yılında İstanbul’da doğdu. Lise öğrenimini 1993 yılında Özel Işık Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1998 yılında Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi (Fransızca) dalında lisans derecesini aldıktan sonra Western Michigan University ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde MBA dalında yüksek lisans yaptı. 2004 yılında beri özel sektörde İnsan Kaynakları alanında çalışmaktadır. Filateli, tarih, spor, sinema ve müzik başlıca ilgi alanlarıdır.