Son dönemde hızla yayılan Are You Dead (“Öldün mü?”) uygulamaları, kullanıcıların belirli aralıklarla hayatta olduklarını dijital olarak onaylamasına dayanıyor; onay gelmezse önceden belirlenen kişilere otomatik uyarı gidiyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı’ya göre ilk bakışta bireysel güvenlik aracı gibi görünen bu uygulamalar çok daha derin bir soruna işaret ediyor: yalnızlığın kurumsallaşması.

Are You Dead uygulamaları neyi gösteriyor?
Süleymanlı şöyle anlatıyor: “Bu uygulamalar, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret etmektedir; yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.” Ona göre bu durum basit bir teknolojik kolaylık değil, bir toplumsal alarm: “Çünkü bu uygulamalar şunu ima eder; toplumsal ilişkiler, bireyin varlığını kendiliğinden fark edecek kadar güçlü değildir.”
“Solo yaşam” ve gecikmiş fark edilme riski
Süleymanlı, sosyolog Eric Klinenberg’in “Going Solo” çalışmasına dikkat çekiyor. Klinenberg’in kavramsallaştırması, 1995 Chicago sıcak hava dalgası sonrasında yürüttüğü saha araştırmalarına dayanıyor; o felakette yalnız yaşayan yaşlıların günlerce fark edilmeden evlerinde hayatını kaybetmesi, yalnız yaşamın ciddi sonuçlar doğurabilen yapısal bir kırılganlık olduğunu ortaya koymuştu. Süleymanlı’ya göre bu uygulamalar, geleneksel sosyal ağların işlevini yitirdiği bir dünyada “gecikmiş fark edilme” riskini dijital bir protokole dönüştürüyor: “Böylece toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alır.” Küresel tablo için yalnızlık salgını yazımıza da göz atabilirsiniz.
Çözüm değil, baş etme teknolojisi
Süleymanlı’ya göre uygulamaların kısa sürede viral olması tesadüf değil; modern birey yalnızca fiziksel değil, varoluşsal düzeyde de kendini güvencesiz hissediyor: “Var olduğundan, fark edildiğinden ve bir başkasıyla anlamlı bir bağ içinde bulunduğundan emin olmak istiyor. Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.”
Yalnızlık artık devlet politikası
Süleymanlı, benzer örneklerin Japonya’da yalnız yaşlılara yönelik sensörlü ev sistemlerinde, Güney Kore’de tek kişilik hanelere yönelik dijital bakım uygulamalarında ve ABD’de acil durum teyit yazılımlarında görüldüğünü hatırlatıyor. İngiltere ve Japonya’da yalnızlıktan sorumlu bakanlıklar kurulması da yalnızlığın bireysel bir sorun olmaktan çıkıp devlet politikası düzeyinde ele alındığını gösteriyor. Süleymanlı’ya göre ortak nokta açık: Yalnızlık artık gizlenen değil, ölçülen, izlenen ve yönetilen bir olguya dönüşüyor.
Türkiye’de gençler yapay zekâyla dertleşiyor
Süleymanlı’ya göre Türkiye’de hızlanan kentleşme, çekirdek ailenin çözülmesi ve dijital iletişimin yaygınlaşması yalnızlığa yeni bir boyut kazandırıyor. Üsküdar Üniversitesi’nin “Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık” araştırması, gençlerin yoğun dijital etkileşime rağmen derin ve güven temelli bağlar kurmakta zorlandığını gösteriyor; yüz yüze dertleşilen kişi sayısı azaldıkça yapay zekâ araçlarıyla dertleşme yaygınlaşıyor. “Teknoloji yalnızlığı ortadan kaldırmaz; yalnızca onunla başa çıkma biçimleri sunar. Kalıcı güven ve aidiyet, yeniden inşa edilecek yüz yüze ilişkilerde yatmaktadır” diyen Süleymanlı’nın uyarısını tamamlayan bir değerlendirme için yapay zeka konforu yazımızı da okuyabilirsiniz.
Are You Dead hakkında sık sorulan sorular
Are You Dead uygulaması nasıl çalışıyor?
Kullanıcı belirli aralıklarla hayatta olduğunu onaylıyor; onay kesilirse önceden tanımlanmış kişilere otomatik uyarı gönderiliyor.
Bu uygulamalar yalnızlığı çözer mi?
Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı’ya göre hayır; yalnızlığı ortadan kaldırmıyor, yalnızca yönetilebilir kılıyor.
Yalnızlık neden devlet politikası haline geldi?
İngiltere ve Japonya gibi ülkeler yalnızlığın halk sağlığına etkileri nedeniyle konuyu bakanlık düzeyinde ele almaya başladı.
Kaynaklar




