İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, kış aylarında artan soğuk algınlığı, grip ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bağışıklık sistemini güçlendirmenin en etkili yolunun doğru beslenme olduğuna dikkat çekti. Sağlıklı bir bağırsak florasının enfeksiyonlara karşı koruyucu bir kalkan işlevi gördüğünü belirten Kenger, fermente gıdalar ve renkli beslenme modellerinin bu süreçteki kritik rolüne vurgu yaparak önemli tavsiyelerde bulundu.
📌 Öne çıkanlar:
- Bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70’i bağırsaklarda bulunduğundan, yoğurt ve kefir gibi besinler koruyucu kalkan görevi görüyor.
- Günde en az beş porsiyon farklı renkte sebze ve meyve tüketmek, vücudun savunma kapasitesini ve hücre yenilenmesini destekliyor.
- Kış aylarında ihmal edilen su tüketiminin günde 6–8 bardak seviyesinde tutulması, toksin atılımı için hayati önem taşıyor.
- Beslenme tek başına yeterli olmadığından; uyku, stres yönetimi ve D vitamini takibini içeren bütüncül bir yaşam tarzı öneriliyor.
🛡️ Bağırsak florası ve bağışıklık kalkanı
Kış mevsiminde artan soğuk algınlığı ve enfeksiyonlardan korunmada doğru beslenme büyük bir rol oynuyor. Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, pahalı takviyeler yerine dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının bağışıklığı desteklediğine dikkat çekiyor. Soğuk hava, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve güneş ışığından yeterince faydalanılamaması bağışıklık sistemini zorlayan başlıca etkenler arasında yer alıyor.
Bu dönemde güçlü bir bağışıklık için en kritik unsurlardan biri bağırsak sağlığıdır. Araştırmalar, bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70’inin bağırsaklarda bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, sağlıklı bir bağırsak florasının enfeksiyonlara karşı koruyucu bir kalkan işlevi gördüğünü gösteriyor. Bu nedenle yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi fermente gıdalarla; tam tahıllar, sebzeler ve baklagillerden zengin bir beslenme düzeni bağışıklığın temelini oluşturuyor.
🥗 Renkli beslenme ile hücre yenilenmesi
Sebze ve meyve tüketiminde çeşitlilik, bağışıklık sistemi için güçlü bir destek sunuyor. Dr. Kenger, günde en az beş porsiyon farklı renkte sebze ve meyve tüketmenin vücudun savunma kapasitesini önemli ölçüde artırdığını belirtiyor. Bu besinler yalnızca vitamin ve mineraller açısından değil, aynı zamanda antioksidan içerikleriyle de öne çıkıyor.
Antioksidanlar, vücudu serbest radikallere karşı koruyarak hücre yenilenmesini destekler. Narenciye, yeşil yapraklı sebzeler, turuncu ve kırmızı renkli sebzeler ile sarımsak ve soğan, kış aylarında sofralarda mutlaka yer alması gereken besinler arasında bulunuyor.
🥣 Kış çorbaları ve baharatların gücü
Kış sofralarının vazgeçilmezi olan çorbalar da bağışıklık dostu olarak nitelendiriliyor. Mercimek, tarhana ve sebze çorbaları hem sıvı hem de besin alımını artırıyor. Ayrıca zencefil, zerdeçal ve karabiber gibi baharatların anti-inflamatuar özellikleriyle bağışıklığı desteklediği ifade ediliyor.
💧 Su tüketimi ve D vitamini eksikliği
Su tüketiminin kış aylarında sıklıkla ihmal edildiğine dikkat çeken Dr. Kenger, vücudun bağışıklık hücreleri ve toksin atılımı için suya ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor. Günde en az 6–8 bardak su içmek, metabolizmanın ve sindirimin düzenli çalışmasını sağlıyor.
Öte yandan, kış aylarında sık görülen D vitamini eksikliği de bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Güneş ışığından yeterince yararlanılamayan bu dönemde D vitamini düzeylerinin kontrol edilmesi ve gerekli durumlarda hekim önerisiyle takviye alınması önem taşıyor.
🧩 Bütüncül yaşam tarzı önerisi
Dr. Kenger, bağışıklığı güçlendirmenin tek bir besinle mümkün olmadığını vurguluyor. Dengeli beslenme, sağlıklı bir bağırsak florası, yeterli uyku, stres yönetimi ve düzenli hareketin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, kış aylarında bütüncül bir yaşam tarzının öneminin altını çiziyor.
🥛 Fermente gıdalar nelerdir?
Fermente gıdalar, bakteri veya mayaların şeker ve nişastayı parçalayarak laktik asit, alkol veya asetik asite dönüştürdüğü kontrollü bir işlemden geçmiş besinlerdir. Bu süreç, gıdanın raf ömrünü uzatırken besin değerini artırır ve probiyotik özellikler kazandırır. Özellikle Türk mutfağında ve dünya genelinde sıkça tüketilen başlıca fermente gıda kaynakları şunlardır:
- Kefir ve Yoğurt: Sütten elde edilen ve laktik asit bakterileri açısından en zengin kaynaklardır.
- Ev Yapımı Turşu: Fermantasyon süreciyle hazırlanan (sirke ile değil, tuzlu su ve zamanla olgunlaşan) lahana, salatalık ve pancar turşuları.
- Tarhana: Yoğurt, maya ve sebzelerin fermantasyonuyla elde edilen, kurutularak saklanan geleneksel bir probiyotik deposudur.
- Şalgam Suyu ve Boza: Tahıl ve sebze bazlı fermantasyon ürünleri olarak sindirimi destekler.
- Kombucha ve Sirke: Özellikle elma sirkesi ve fermente çaylar, asetik asit içeriğiyle öne çıkar.
🌟 Fermente gıdaların faydaları nelerdir?
Düzenli fermente gıda tüketimi, sadece bağırsak sağlığını değil, genel metabolik dengeyi de olumlu yönde etkiler. Bilimsel çalışmalar, bu gıdaların biyoyararlanımının yüksek olduğunu ve vücutta sistemik etkiler yarattığını göstermektedir. Öne çıkan başlıca faydalar şunlardır:
- Sindirim Enzimlerini Destekler: Fermantasyon sırasında besinler ön sindirime uğradığı için (örneğin laktozun parçalanması), sindirim sistemi üzerindeki yük azalır ve emilim kolaylaşır.
- Patojenlere Karşı Direnç: Bağırsak pH seviyesini düşürerek asidik bir ortam yaratır; bu durum zararlı bakterilerin (patojenlerin) üremesini zorlaştırır.
- Vitamin Sentezi: Yararlı bakteriler, özellikle B12, K2 vitamini ve biyotin gibi vücut için elzem olan vitaminlerin bağırsaklarda sentezlenmesine katkıda bulunur.
- Ruh Halini Dengeler (Bağırsak-Beyin Ekseni): Serotonin üretiminin büyük bir kısmı bağırsaklarda gerçekleşir; sağlıklı bir mikrobiyota, anksiyete ve stres yönetimine dolaylı yoldan destek olur.
- Enflamasyonu Azaltır: Kronik enflamasyonun baskılanmasına yardımcı olarak metabolik hastalık riskini düşürür.
🦠 Bağışıklık sisteminin merkezi: Bağırsak mikrobiyotası ve savunma mekanizması
İnsan vücudu, mikroskobik düzeyde karmaşık bir ekosistem barındırır ve bu ekosistemin merkezi bağırsaklardır. Bilimsel literatürde “ikinci beyin” olarak adlandırılan bağırsaklar, yalnızca sindirimin gerçekleştiği bir kanal değil, aynı zamanda bağışıklık sisteminin eğitim sahasıdır. Bağırsak İlişkili Lenfoid Doku (GALT), vücudun bağışıklık hücrelerinin büyük bir çoğunluğunu barındırır ve dış dünyadan gelen patojenlere karşı ilk savunma hattını oluşturur.
Sağlıklı bir mikrobiyota, patojen bakterilerin bağırsak duvarına tutunmasını engelleyerek “kolonizasyon direnci” adı verilen bir mekanizma geliştirir. Bu süreçte yararlı bakteriler, zararlı mikroorganizmalarla besin ve yer için rekabet ederek onların çoğalmasını baskılar. Ayrıca, bağırsak bariyerinin (epitel doku) bütünlüğünü koruyarak toksinlerin ve antijenlerin kan dolaşımına sızmasını önler. Bu bariyerin zayıflaması, sistemik inflamasyonu tetikleyerek vücudun genel direncini düşürebilir.
Kritik Bilgi: Mikrobiyota çeşitliliği ne kadar yüksekse, bağışıklık sisteminin esnekliği ve tepki verme kapasitesi o kadar güçlü olur. Tek tip beslenme, bu çeşitliliği azaltan en büyük faktörlerden biridir.
🧪 Probiyotik gücü: Fermente gıdaların biyoyararlanımı nasıl artırdığına dair bilimsel bakış
Fermentasyon, gıdaların kontrollü mikrobiyal büyüme ve enzim aktivitesi yoluyla dönüştürülmesidir. Bu süreç, gıdaları sadece probiyotik (yararlı bakteri) açısından zenginleştirmekle kalmaz, aynı zamanda biyoyararlanımı da artırır. Fermentasyon sırasında bakteriler, gıdalardaki karmaşık bileşenleri daha basit formlara dönüştürerek vücut tarafından emilimini kolaylaştırır.
Özellikle laktik asit bakterileri, sindirimi zor olan bazı karbonhidratları ve proteinleri parçalayarak sindirim sisteminin yükünü hafifletir. Ayrıca, fermente gıdalar B vitaminleri, K2 vitamini ve çeşitli enzimlerin sentezlenmesine katkıda bulunur. Bu gıdaların düzenli tüketimi, bağırsak pH seviyesini dengeleyerek asidik bir ortam yaratır; bu da çoğu patojen bakterinin hayatta kalmasını zorlaştıran bir faktördür.
🌈 Antioksidan kalkanı: Serbest radikallerle savaşan besinlerin renk kodları
Beslenmede renk çeşitliliği, estetik bir tercihten öte biyokimyasal bir gerekliliktir. Bitkilere rengini veren pigmentler (fitokimyasallar), aynı zamanda o bitkinin kendini güneşin zararlı ışınlarından ve zararlılardan korumak için ürettiği savunma mekanizmalarıdır. İnsan vücuduna alındığında bu bileşenler, metabolik süreçler sonucu oluşan veya çevresel faktörlerle maruz kalınan “serbest radikallerle” savaşan güçlü antioksidanlara dönüşür.
- Kırmızı ve Pembe (Likopen): Domates, karpuz ve greyfurt gibi besinlerde bulunur. Hücre hasarını azaltmada etkilidir.
- Turuncu ve Sarı (Beta-karoten): Havuç, balkabağı ve tatlı patateste bulunur. Vücutta A vitaminine dönüşerek mukoza bütünlüğünü destekler.
- Yeşil (Klorofil ve Sülforafan): Ispanak, brokoli ve roka gibi sebzeler, detoksifikasyon enzimlerini aktive eder.
- Mor ve Mavi (Antosiyaninler): Yaban mersini, mor lahana ve pancarda bulunur. Beyin sağlığı ve hücresel yaşlanmayı geciktirmede kritik rol oynar.
💧 Mukozal bağışıklık için hidrasyon: Soğuk havalarda su ihtiyacı neden göz ardı edilir?
Kış aylarında hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte vücudun susama sinyali (ozmotik uyarı) baskılanır. Ancak soğuk hava genellikle kuru havadır ve solunum yoluyla kaybedilen sıvı miktarı artar. Bağışıklık sisteminin giriş kapıları olan burun ve boğaz mukozasının nemli kalması, virüslerin ve bakterilerin vücuda girmeden tutulup atılması için hayati önem taşır.
Yetersiz su tüketimi, mukozal bariyerin kurumasına ve çatlamasına neden olarak patojenlerin dokulara daha kolay nüfuz etmesine yol açar. Ayrıca lenfatik sistem, vücuttaki atıkların ve toksinlerin taşınması için suya bağımlıdır. Dehidrasyon durumunda lenf sıvısının akışı yavaşlar, bu da bağışıklık hücrelerinin enfeksiyon bölgesine ulaşmasını geciktirir.
🧠 Kortizol ve sitokin ilişkisi: Stres yönetiminin bağışıklık üzerindeki fizyolojik etkisi
Stres, sadece psikolojik bir durum değil, somut biyolojik sonuçları olan bir fizyolojik süreçtir. Kronik stres durumunda böbrek üstü bezlerinden salgılanan kortizol hormonu, bağışıklık sistemini baskılayıcı bir etki yaratır. Kortizol, beyaz kan hücrelerinin sayısını düşürerek ve inflamatuar yanıtı düzenleyen sitokinlerin dengesini bozarak vücudu enfeksiyonlara açık hale getirir.
Kısa süreli stres “savaş veya kaç” tepkisiyle bağışıklığı geçici olarak uyarabilirken, kış aylarında görülen mevsimsel duygu durum değişiklikleri gibi uzun süreli stres faktörleri, bağışıklık hafızasını zayıflatır. Bu nedenle, düzenli uyku ve stres yönetimi teknikleri, en az beslenme kadar biyolojik bir ihtiyaçtır.
❓ Sıkça sorulan sorular
- Probiyotik takviyesi mi yoksa doğal fermente gıdalar mı daha etkilidir?
Sağlıklı bireyler için doğal fermente gıdalar, sundukları bakteri çeşitliliği ve besin matrisi nedeniyle genellikle takviyelerden daha etkili ve biyoyararlanımı yüksektir. - Kışın dondurulmuş sebze tüketmek besin değerini düşürür mü?
Hayır, mevsiminde toplanıp şoklanarak dondurulan sebzeler, besin değerlerini büyük oranda korur ve kışın taze bulunmayan sebzeler için iyi bir alternatiftir. - Sadece C vitamini almak hastalıktan korur mu?
C vitamini bağışıklığı destekler ancak tek başına bir kalkan değildir; çinko, D vitamini ve protein gibi diğer besin öğeleriyle birlikte alındığında koruyuculuk sağlar. - Bağırsak florasının bozulduğunu nasıl anlarız?
Sık yaşanan gaz, şişkinlik, düzensiz bağırsak hareketleri, kronik yorgunluk ve tekrarlayan cilt sorunları mikrobiyota dengesizliğinin (disbiyozis) işaretleri olabilir. - Fazla şeker tüketimi bağışıklık sistemini nasıl etkiler?
Yüksek şeker tüketimi, bağışıklık hücrelerinin (nötrofillerin) bakterileri yutma kapasitesini geçici olarak düşürür ve vücutta inflamasyonu artırarak direnci zayıflatır.
🌐 Bunlar da ilginizi çekebilir:
- Uzmanından Kilo Yönetimi Uyarısı: Miktar Değil İçerik Belirleyici
Kilo kontrolünde makro ve mikro besin dengesi, glisemik yük ve besin kalitesi vurgusu; kalori hesabı yerine içerik odaklı beslenme yaklaşımı. - Falafel Tarifi: Nasıl Yapılır?
Nohut bazlı Orta Doğu mutfağı lezzeti, baharat dengesi ve kızartma teknikleri; ev yapımı falafelde kıvam, servis önerileri ve sos eşleşmeleri. - Bitki Çaylarının Zararları: Yanlış Demleme ve İlaç Etkileşimleri
Bitki çaylarında doz aşımı, hatalı demleme süreleri ve etken madde yoğunluğu; reçeteli ilaçlarla olası etkileşimler ve risk grupları.










