İmmünoterapi, kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan ve vücudun kendi savunma sistemini hastalıkla mücadele için harekete geçiren bir yaklaşım. Bu tedavide amaç, bağışıklık hücrelerini güçlendirerek kanser hücrelerini daha etkili tanıyıp yok etmelerini sağlamak. Uzmanlara göre bağırsak mikrobiyotasını destekleyen günlük alışkanlıklar ve hastanın psikolojik sağlamlığı, bağışıklık sistemine ve tedavi sürecine katkı sağlayabiliyor.

4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım ve Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, kanser tedavisini destekleyebilecek alışkanlıkları anlattı.
İmmünoterapi her hastada aynı yanıtı vermiyor
Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, tedavinin birçok hastada yüz güldürücü sonuçlar verdiğini ancak bazı kişilerde beklenen yanıtın alınamadığını belirtiyor: “Bu noktada, tedavinin etkisini artırabilecek destekleyici faktörler önem kazanır. Yaşam tarzı ve günlük alışkanlıklar da bu destekleyici unsurlar arasında değerlendirilebilir.”
Bağırsak mikrobiyotası bağışıklık yanıtını düzenliyor
Yıldırım’a göre yardımcı faktörler arasında bağırsak mikrobiyotası öne çıkıyor. Bağırsaklarda yaşayan ve vücuttaki en büyük bakteri topluluğunu oluşturan mikrobiyota, bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkili: “Yapılan birçok çalışmada, bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık yanıtını düzenlemede önemli rol oynadığı ortaya konmuştur. Özellikle agresif bir deri kanseri türü olan melanomda, bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesiyle immünoterapiye verilen yanıtın artabildiği hem laboratuvar ortamında hem de klinik çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotasını destekleyen günlük alışkanlıklar, tedaviye yardımcı bir rol üstlenebilir.” Bağırsak dostu öneriler için bağırsak sağlığı için 10 altın öneri yazımıza da göz atabilirsiniz.
İmmünoterapi sürecine yardımcı 10 alışkanlık
Prof. Dr. Yıldırım’ın önerileri şöyle:
- Bağırsak mikrobiyotasını desteklemek için brokoli, kuşkonmaz, ıspanak, pırasa ve enginar gibi yeşil sebzelere günlük beslenmede yeterince yer verin.
- Bağırsak bakteri dengesinin korunmasına yardımcı olan yoğurt, kefir ve turşu gibi fermente gıdaları düzenli tüketin.
- Bağırsak sağlığını korumak için kırmızı et tüketimini azaltın.
- İşlenmiş şeker ve hazır gıdalar yerine bal, bitter çikolata, elma, dut ve tatlı patates gibi daha doğal alternatifleri tercih edin.
- Doktor önerisiyle ve belirli dönemlerde probiyotik kullanın.
- Bağırsaktaki faydalı bakteri dengesini korumak için gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.
- Bağırsak bakterilerini besleyen tam tahıllar, soğan, sarımsak, muz, fındık, kabak, ayçiçeği çekirdeği, fasulye ve mercimek gibi lifli besinlere sofranızda daha fazla yer verin.
- Bağışıklık sisteminin dengeli çalışmasına katkı sağlayan yeterli ve kaliteli uykuya özen gösterin.
- Düzenli fiziksel aktiviteyi alışkanlık haline getirin.
- Meditasyon, nefes egzersizleri ya da benzeri rahatlatıcı uygulamalara zaman ayırın, stresten uzak durun.
Psikolojik sağlamlık bağışıklığı da güçlendiriyor
Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, psikolojik sağlamlık olarak bilinen “resilience” kavramını kişinin zorlanmalar, travmatik süreçler ve stresli yaşam olayları karşısında uyum sağlayabilme, toparlanabilme ve hatta bu süreçlerden güçlenerek çıkabilme kapasitesi olarak tanımlıyor: “Kanser tedavisi gibi hem fiziksel hem psikolojik olarak zorlayıcı olan bir süreçte psikolojik desteğin önemi büyüktür.”
Erol’a göre psikolojik sağlamlık, tanı anından itibaren başlayan belirsizliğe, tedavideki fiziksel ve ruhsal zorlanmalara ve geleceğe dair kaygılara rağmen ruhsal dengenin korunmasına yardımcı oluyor: “Araştırmalar, psikolojik sağlamlığın bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Kronik olarak strese maruz kalmak ve depresif hissetmek, bağışıklık sistemini baskılayarak vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı direncini azaltabilir. Buna karşılık, güçlü bir psikolojik duruş, stres hormonlarının dengelenmesine, inflamasyon seviyelerinin azalmasına ve hatta bazı durumlarda hastalığın ilerleme hızının yavaşlamasına katkıda bulunabilir.”
Erol, hayata anlam katan aktivitelerle ilgilenmenin ve sosyal bağları güçlendirmenin tedavi uyumunu artırdığını da vurguluyor: “Bu durum tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek yan etkilerle daha iyi baş edebilmesini sağlar.”
Psikolojik sağlamlığı artırmanın yolları
Erol’a göre psikoterapilerde en çok kullanılan yaklaşım bilişsel davranışçı terapi: “Bu yöntem süreçte kişide görülen negatif inançları gerçekçi bir bakış açısıyla ele almayı hedefler. Örneğin tanıyı alan kişi ‘tanı aldım, hayatımın geri kalanı tamamen mahvoldu’ düşüncesine kapılabilir. Bu düşüncesine gerçekçi bir perspektif kazandırmaya çalışmalı, ‘evet, zor bir süreçten geçiyorum, ama hayatımda hala devam eden güzel şeyler var’ diye düşünebilmeli. Kişi önceki zorluklarla nasıl başa çıktığını hatırlamalı.”
- Mindfulness ve gevşeme teknikleri: Mindfulness, derin nefes egzersizleri, progresif kas gevşetme ve rehberli imgeleme kaygıyı azaltmaya, duygusal dalgalanmaları yönetmeye ve zihinsel dayanıklılığı artırmaya yardımcı olabiliyor.
- Şükran çalışmaları: Günlük şükran listeleri oluşturmak, küçük mutluluklara odaklanmak ve olumlu anları fark etmek psikolojik sağlamlığı artırıyor. Erol’a göre araştırmalar, şükran duygusunun depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor.
- Sosyal destek: Aile, arkadaşlar ve destek gruplarıyla kurulan bağlar hastanın yalnız hissetmesini engelliyor; grup terapileri ve kanser hastalarına özel topluluklar deneyim paylaşımına alan açıyor.
- Sanat ve müzik terapisi: Estetik kaygı gütmeden boyama, yazı yazma ya da enstrüman çalmak, duyguları ifade etmek için güvenli bir alan yaratıyor.
Erol sözlerini şöyle tamamlıyor: “Kanser hastalarında psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, aynı zamanda fiziksel iyileşmeyi de destekleyen önemli bir faktör. Her bireyin ihtiyaçları farklı olduğu için, psikolojik destek planları kişiye özel olarak hazırlanmalı ve hastanın kendisini en iyi hissettiği yöntemlerle uyumlu olmalı.”
İmmünoterapi hakkında sık sorulan sorular
İmmünoterapi nasıl çalışır?
Vücudun kendi savunma sistemini harekete geçirir; bağışıklık hücrelerini güçlendirerek kanser hücrelerini daha etkili tanıyıp yok etmelerini sağlamayı amaçlar.
Beslenme immünoterapi yanıtını etkiler mi?
Prof. Dr. Yeşim Yıldırım’a göre bağırsak mikrobiyotası bağışıklık yanıtını düzenlemede önemli rol oynuyor; melanomda mikrobiyotanın dengelenmesiyle tedaviye yanıtın artabildiği çalışmalarda gösterilmiş. Yeşil sebzeler, fermente gıdalar ve lifli besinler mikrobiyotayı destekliyor.
Psikolojik destek kanser tedavisine katkı sağlar mı?
Uzman Klinik Psikolog İpek Erol’a göre güçlü bir psikolojik duruş stres hormonlarının dengelenmesine ve inflamasyonun azalmasına katkıda bulunabiliyor, tedavi uyumunu artırıyor.
Görüş: Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi; Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi
Kaynaklar
- Anadolu Sağlık Merkezi: Prof. Dr. Yeşim Yıldırım
- Üsküdar Üniversitesi: Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor





