Ana Sayfa Dış Politika Mısır’ın BRICS’e katılması Orta Doğu ve Doğu Akdeniz aksındaki dengeleri nasıl değiştirecek?

Mısır’ın BRICS’e katılması Orta Doğu ve Doğu Akdeniz aksındaki dengeleri nasıl değiştirecek?

Küresel jeopolitikte güç merkezlerinin yeniden tanımlandığı bir dönemde, Kahire yönetiminin attığı stratejik adımlar uluslararası dengeleri derinden sarsıyor. Özellikle Mısır’ın BRICS’e katılması, Süveyş Kanalı gibi kritik deniz ticaret yollarının kontrolünü çok kutuplu dünyanın eksenine taşıyarak geleneksel Batı ittifakında belirgin çatlaklar oluşturuyor. Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz hattındaki bu tektonik kırılma, Doğu ile Batı arasındaki güç mücadelesini daha önce hiç olmadığı kadar görünür hale getirirken dikkat çekici diplomatik temasları da beraberinde getiriyor.

Mısır'ın BRICS'e katılması küresel ticaret hatları ve Doğu Akdeniz jeopolitiğinde dengeleri kökten değiştirdi.

📌 Öne çıkanlar:

  • Süveyş Kanalı denetimi, çok kutuplu küresel ticaret koridorlarının merkezine taşınıyor.
  • Çin ve Rusya, Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz hattında stratejik nüfuzunu genişletiyor.
  • Kahire, Batı ittifakından kopmadan Doğu blokunda stratejik bir denge unsuru kuruyor.
  • Yerel para birimleriyle ticaret arayışı, petro-dolar sisteminin küresel hegemonyasını zayıflatıyor.

Mısır’ın BRICS’e katılması, Kahire yönetiminin Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz üzerindeki stratejik kontrolünü yükselen çok kutuplu dünya düzenine entegre ederek küresel lojistik, enerji nakil hatları ve finansal mekanizmalarda geleneksel Batı hegemonyasına karşı Doğu Akdeniz aksında yeni bir jeopolitik denge alanı kurma hamlesidir.


Mısır’ın BRICS’e katılmasının, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz aksındaki etkileri

Eylül ayı başlarında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping on yıl aradan sonra apar topar Mısır’a resmi bir ziyarette bulunmuştu.

ABD Hazine Bakanlığı’nın Banque El Misr’a yönelik finansal yaptırım adımını, stratejik bir ön alma hamlesi olarak okuyabiliriz.

ABD açısından Mısır’ın BRICS’e girmiş olması, çok kutuplu “yeni dünya düzenindeki” başat rakibi olan Çin ile epey bir yakınlaşması anlamına geliyor.

Kızıldeniz’in Hint Okyanusu tarafından giriş kapısı olan Süveyş Kanalı gibi dünyanın sayılı jeopolitik+stratejik noktasına ev sahipliği yapan bir Mısır’ın; zaten yıllık 1 trilyon doların üzerinde dış ticaret fazlası veren bir Çin ile gözlerinin önünde flörtleştiğini gören ABD, tırnaklarını yemekte pek de haksız sayılmaz.

Mısır’ın BRICS’e katılması, temel olarak jeopolitik dengelerin sarsılması, doların hegemonyasının zayıflaması, Orta Doğu’daki geleneksel ittifak yapısının çatırdaması gibi ABD’nin dış politika amentüsü sayılabilecek doktrinlere bir çomak daha sokmak anlamına gelmektedir.

Geleneksel güvenlik ortaklığının çatlaması

ABD, Mısır’a her yıl milyarlarca dolarlık askeri ve ekonomik yardım sağlamaktadır. Buna rağmen Kahire’nin, Washington’ın yaptırım uyguladığı veya karşı karşıya geldiği (Rusya, İran gibi) aktörlerle aynı masaya oturması, ABD tarafından bir “sadakat testi başarısızlığı” olarak görülmektedir. (Anadolu Ajansı)

Süveyş Kanalı ve lojistik kontrol kaybı

Mısır, küresel deniz ticaretinin kalbi olan Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz geçiş yollarını kontrol etmektedir. Mısır’ın Washington ekseninden uzaklaşarak çok kutuplu bir yapıya kayması, ABD’nin küresel lojistik ve ticaret hatları üzerindeki mutlak nüfuzunu risk altına sokmaktadır. (Stratejik Düşünce Enstitüsü)

Çin ve Rusya’nın bölgesel nüfuzunu artırması

Mısır’ın BRICS üyeliği, ABD’nin küresel rakipleri olan Çin ve Rusya için Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yeni bir kapı açmıştır. (SDE)

Çin’in “Kuşak ve Yol Girişimi” kapsamında Mısır’a yaptığı yatırımların derinleşmesi ve Rusya ile nükleer enerji de dahil olmak üzere gelişen stratejik ilişkiler, ABD’nin bölgedeki caydırıcılığını ve diplomatik ağırlığını baltalamaktadır. (SDE)

Peki, neden Süveyş Kanalı’nı elinde bulunduran Mısır ile, dünya ihracat pazarının %15’ine hâkim olan Çin (ABD %10,4), BRICS çatısı altında buluşunca, jeopolitik dengeleri sarsacak “eko-kinetik” diyebileceğimiz bir potansiyel güç oluşturuyor?

Bu sorunun cevabını verebilmemiz için, BRICS’in kuruluş felsefesine, evrildiği son haline ve Mısır’ın BRICS’e girmesiyle, Orta Doğu-Doğu Akdeniz aksında nasıl bir kırılmaya yol açtığına öncelikle göz atmamız gerekiyor.

Nedir bu BRICS?

2001 yılında Goldman Sachs ekonomisti Jim O’Neill, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in gelecekte dünya ekonomisinde çok daha büyük ağırlık kazanacağını öngörerek (bu ülkelerin baş harflerinden oluşan) BRIC kavramını ortaya attı. (Daha sonra, 2010’da Güney Afrika’nın katılımıyla BRIC > BRICS oldu). Ancak bu oluşum henüz fikir aşamasındayken bile, gelecekte bu birliği oluşturacak ülkelerin her birinin aklında şu soru vardı:

“Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi değişti, fakat küresel kurumların temsil yapısı aynı kaldı”

Şöyle ki, Çin ve Hindistan, “ekonomik ağırlığımız muazzam bir şekilde artıyor ancak IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarda biz ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin etkisi hâlâ sınırlı” minvalinde serzenişte bulunuyorlardı.

BRICS’i anlamanın en doğru yolu, onu “G7’nin karşısında kurulmuş bir örgüt” olarak görmekten ziyade, küresel ekonomik ve siyasi düzenin Batı merkezli yapısına karşı gelişen bir “alternatif güç merkezi” olarak okumaktır.

İşin ilginç yanı, “BRIC” henüz “BRICS” değilken, siyasi bir ittifak değil ekonomik bir kavramdı.

BRICS kuruluş felsefesi

BRICS’in temel felsefesini şu üç kelimeye özetleyebiliriz:

“Daha adil bir küresel düzen”

Bu asimetrik konjonktürel jeopolitik gelişme ortamını hazırlayan aktörlerin ortaya çıkışı II. Dünya Savaşı sonrasına kadar uzanıyor. İkinci Cihan Harbi’nden sonra üç uluslararası örgüt doğdu. 1974 yılına geldiğimizde ise ABD Başkanı Nixon’ın Kral Faysal ile yaptığı bir antlaşma (petrolün bundan böyle dolarla satılması ve buna mukabil ABD’nin de Suudi kraliyet ailesine askeri koruma, silah tedariki ve güvenlik garantisi vermek maddelerini kapsayan stratejik iş birliği), yeni bir kırılma döneminin ilk çatırdama sesleri gibiydi. O güne kadar doğrudan altın rezervlerine bağlı olan ABD doları (Bretton Woods sistemi), bu kırılma noktasından sonra dolara endekslenmiş ve günümüz petro-dolar sistemine evrilmiştir. Bu mekanizma, ABD’ye eşsiz bir ekonomik güç (fahiş bir ayrıcalık), inanılmaz jeopolitik bir avantaj kazandırmıştır.

Uzun yıllar boyunca dünya ekonomi dengelerinin değişmeye başlaması ve satranç tahtasındaki taşların sürekli yeni pozisyonlar alması, bu yapıları zamanla yetersiz ve hantal kılmıştır. Bu yapıları tek tek kısaca ele alacak olursak:

IMF

Kurulduğunda dünyanın ekonomik gücü esas olarak ABD + Batı Avrupa idi. Dolayısıyla IMF’nin yönetim sistemi de o dönemin ekonomik gerçekliğine göre şekillenmişti.

Dünya Ticaret Örgütü

Ekonomik dünya değişti ama ticaret kuralları eski sistemden geliyordu. Küresel ticaret sisteminin kuralları gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını yeterince karşılamıyordu.

BM Güvenlik Konseyi

1945’te kuruldu. O günün dünyasının güç dağılımına paralel olarak daimi üyeler şöyleydi: ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa.

Ancak zamanla Japonya, Almanya, Hindistan gibi ülkeler dünya ekonomisinde çok büyük ağırlığa sahip olmaya başlamalarına rağmen, daimi birer sandalyesi yoktu. Bu da şu demek oluyordu:

“Beş kurucu ülkeler dışında, savaş sonrası gelişmiş veya gelişmekte olan diğer ülkelerin veto hakkı yoktur”.

Özetle BRICS açısından buradaki problem çok anlaşılır bir durum:

“1945’te oluşturulan güç mimarisi, günümüz dünyasını ne kadar temsil ediyor?”

Dolar merkezli finans sistemi

Öncelikle BRICS şu soruyu sordu:

“Uluslararası ticaretin ve finansın tek bir ülkenin para birimine ve finansal altyapısına bu kadar bağımlı kalması güvenli mi?”

“Dedolarizasyon” tartışmasının temel kaynağında da bu sorun vardır zaten.

Ancak şu ince çizgiyi de gözden kaçırmamak gerekir ki, BRICS’in amacı doları ortadan kaldırmak değil, tek bir para birimine bağımlı kalmamaktır.

Ekonomik yükselişi siyasi nüfuza dönüştürmek

Bütün bunları bir araya getirdiğimizde BRICS’in kuruluş felsefesi daha da netleşmiş oluyor.

Meseleye, sadece Çin’in ABD’yi geçmek istemesi gibi sığ bir pencereden bakmak büyük bir eksik olurdu.

Daha geniş bir perspektiften bakacak olursak:

1945’te, ABD > dünyanın ekonomik ve finansal merkezi

1990’larda, ABD + Batı Avrupa > küresel sistemin tartışmasız merkezi

2000’lerden günümüze gelen süreçte ise, ABD hâlâ en güçlü aktörlerden biri olmasına rağmen ekonomik ve siyasi güç daha fazla ülkeye dağılıyor.

“Dünya değişti fakat küresel kurumların temsil yapısı aynı kaldı”

Yukarıda değindiğimiz maddeler ışığında;

BRICS’in kuruluş felsefesi; küresel ekonomik ve siyasi güç dağılımının, Batı merkezli uluslararası kurumlarca yeterince yansıtılmadığı düşüncesi üzerine şekillenmiş ve yol almıştır.

Başlangıçta BRICS ekonomik bir kavram iken, yetersiz kalan kurumlar ve hegemonyal dolar enstrümanı etkisiyle zamanla siyasi bir ittifaka doğru evrilmiştir.

Dolayısıyla, BRICS’in kuruluş felsefesinin temelinde, “ekonomik yükselişi siyasi nüfuza dönüştürme”, değişen küresel güç dengelerini uluslararası sistemin kurumlarına yansıtma arayışı bulunmaktadır.

Mısır’ın BRICS’e girmesinin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz aksına katacağı katma değer jeopolitik güçler nedir?

Mısır’ın 2024 yılında BRICS’e katılması, yalnızca Kahire’nin ekonomik partnerlerini çeşitlendirmesiyle okunabilecek bir gelişme değildir. Mısır’ın bulunduğu son derece önemli jeopolitik konumunu göz önünde bulunduracak olursak; bu üyelik, BRICS’in Asya merkezli yükselen bir güç olmaktan çıkıp, Orta Doğu, Afrika, Kızıldeniz ve nihayet Doğu Akdeniz’e kadar uzanan daha geniş bir jeopolitik etki alanına yayılacağı gayet açık bir netlikle görülmektedir. Mısır’ın yanı sıra, Orta Doğu’nun temel güç merkezlerinden biri olarak sayabileceğimiz İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de aynı yapı içine dahil olması, platformun ayaklarını artık iyice sağlamlaştırmıştır diyebiliriz.

Bu önemli kırılmanın merkezinde Mısır’ın sahip olduğu Süveyş Kanalı bulunmaktadır. Süveyş, Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri, Kızıldeniz’i Akdeniz’e bağlayan stratejik bir jeopolitik kapıdır. Mısır’ın BRICS’e dahil olması, BRICS’i yalnızca ekonomik üretim ve nüfus bakımından değil, küresel ticaret yolları ve stratejik ulaşım koridorları bakımından da önemli bir aktör haline getirmektedir.

Mısır’ın BRICS üyeliği yalnızca ekonomik bir gelişme olmamakla beraber, “Orta Doğu, Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz’deki güç dengelerinin yeniden şekillenmesinin bir dinamiğidir”.

Mısır’ın BRICS’e katılması Doğu Akdeniz’de ne gibi jeopolitik kırılmalara yol açtı?

Doğu Akdeniz; Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Asya’nın kesiştiği; enerji kaynakları, limanlar ve enerji nakil güzergâhlarının birbirine bağlandığı jeopolitik bir kavşaktır. Mısır’ın BRICS’e katılmasıyla birlikte bu coğrafyada Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri gibi farklı güç merkezlerinin ekonomik ve siyasi etkileşim alanları Mısır üzerinden (daha doğrudan) birbirine bağlanmaktadır. Böylece BRICS’in coğrafi ağırlık merkezi yalnızca Avrasya’nın doğusunda değil, Akdeniz’in güney kıyılarına kadar uzanan bir hatta genişlemektedir.

Mısır Batı ittifakından kopmamakla birlikte, stratejik seçeneklerini çeşitlendirmektedir.

Kahire bir taraftan ABD ve Avrupa ile ilişkilerini sürdürmek istemekte, ancak diğer taraftan Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini kurumsallaştırmaktadır.

Çin’in Mısır’daki Ekonomik Bölgesi’ne yatırımları ve 2026’da iki ülkenin ticarette ulusal para birimini arttırma yönündeki yaklaşımı, bu stratejik çeşitlendirmenin ekonomik boyutunu ortaya koymaktadır. (Reuters)

Bu nedenle Mısır’ın BRICS üyeliğinin ortaya çıkardığı temel jeopolitik sonuç, Mısır’ın bir bloktan diğerine geçmesi değil, iki farklı güç alanı arasında stratejik bir geçiş ve dengeleme noktası haline gelmesidir.

Mısır böylece yalnızca Kuzey Afrika ile Orta Doğu arasında değil; Akdeniz ile Kızıldeniz, Avrupa ile Asya, ve Batı merkezli sistem ile yükselen Küresel Güney arasında da kritik bir jeopolitik düğüm noktasına dönüşmektedir. (SDE)

Her ne kadar Stratejik Düşünce Enstitüsü üst paragraftaki bu analitik siyasal çıkarımları yapmış olsa da, (analiz anlamında) sahada, evdeki hesap pek çarşıya uymuş gibi gözükmüyor. Nitekim, yazımızın giriş bölümünde de bahsettiğimiz:

“ABD Hazine Bakanlığı’nın Banque El Misr’a yönelik finansal yaptırım adımını, stratejik bir ön alma hamlesi olarak okuyabiliriz.”

Girizgâh paragrafını referans olarak kabul edecek olursak, analizdeki;

(Mısır’ın BRICS’e katılımıyla ilgili olarak) “Mısır’ın bir bloktan diğerine geçmesi değil, iki farklı güç alanı arasında stratejik bir geçiş ve dengeleme noktası haline gelmesidir.” cümlesiyle net olarak çakışmaktadır.

Lakin ABD böyle bir “dengeleme noktası” oluşumuna karşı açıkça tavır koymuş ve aba altından sopayı göstermiştir.

Mısır’ın BRICS’e dahil olmasıyla gelecekte birliği bekleyen olası senaryolar

1- Süveyş artık sadece Mısır’ın ekonomik varlığı değil, BRICS’in jeopolitik erişim noktası haline gelebilir

Bugün Orta Doğu’daki savaşlar nedeniyle Hürmüz ve Bab el Mandeb gibi kritik geçiş noktalarının güvenliği daha da fazla tartışılırken, Süveyş’in değeri daha da artıyor. Çin’in Mısır’a ilgisinin önemli nedenlerinden biri de tam olarak budur. Çin’in Mısır’daki yatırımları özellikle Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi’nde yoğunlaşıyor; Çin’in Mısır’daki yatırımlarının 10 milyar doların üzerine çıktığı bildiriliyor. (Al Jazeera)

2- Kızıldeniz-Süveyş-Doğu Akdeniz tek bir jeopolitik hat haline gelebilir

Bugün üç ayrı bölge gibi düşündüğümüz Basra Körfezi > Kızıldeniz > Doğu Akdeniz, jeopolitik açıdan giderek tek bir stratejik koridorun parçaları haline geliyor. Çünkü mevcut konjonktürde;

  • Hürmüz’deki kriz petrol akışını etkiliyor.
  • Bab el Mandeb’deki kriz Kızıldeniz geçişini etkiliyor.
  • Bunların bir neticesi olarak Süveyş’in önemi artıyor.
  • Süveyş doğrudan doğruya Doğu Akdeniz’e açılıyor.

Dolayısıyla;

Hürmüz > Hint Okyanusu > Bab el Mandeb > Kızıldeniz > Süveyş > Doğu Akdeniz > Avrupa

Şeklinde dev bir jeopolitik ve ekonomik koridor ortaya çıkıyor.

Ve bu hattın tam ortasında da Mısır bulunuyor.

3- Çin’in Mısır’a ilgisi Doğu Akdeniz’deki güç dengesini değiştirebilir

Şi Cinping’in Eylül 2026’da Mısır’ı ziyaret etmesi ve ardından BRICS Zirvesi’nde BRICS’in geleceği için daha güçlü ekonomik, teknolojik ve finansal entegrasyon önermesi tesadüfi görünmüyor. Çin ayrıca BRICS’in 2027 dönem başkanlığını üstleniyor. (Reuters)

Çin’in Mısır ile ilişkisi artık ticaret seviyesinden;

Altyapı + Teknoloji + Enerji + Limanlar + Süveyş + BRICS seviyesine doğru genişliyor.

Bu gerçekleşirse Doğu Akdeniz’de çok ilginç bir tablo oluşabilir.

Çin’in ekonomik gücü + Mısır’ın coğrafi konumu + Körfez sermayesi + BRICS finansal mekanizmaları aynı jeopolitik içinde birbirine bağlanabilir.

Bu ABD’nin bölgedeki geleneksel ağırlığını ortadan kaldırmaz, fakat tek merkezli olmaktan çıkarabilir.

4- Mısır, Batı ile BRICS arasında “köprü ülke” haline gelebilir

Burada çok önemli bir nokta var. Mısır’ın ABD’den kopması şu an için gerçekçi bir senaryo değil. Tam tersine Kahire’nin politikası daha çok;

“ABD ile ilişkilerimi korurken Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleriyle seçeneklerimi artırayım” şeklinde.

Son analizlerde de Mısır’ın Çin’e yönelişinin bir “ABD’den kopuştan ziyade stratejik çeşitlendirme ve özerklik arayışı olduğu vurgulanıyor. (Al Jazeera)

Bu nedenle Mısır gelecekte blok değiştiren ülke değil, bloklar arasında pazarlık gücü kazanan bir ülke olabilir. (Ve bu Türkiye açısından çok önemli)

5- En büyük kırılma enerji alanında yaşanabilir

Eğer BRICS ülkeleri;

  • Ulusal para birimleriyle ticareti,
  • Alternatif ödeme sistemlerini (Hâlihazırda Rusya ve İran SWIFT sisteminden çıkartılmış durumdadır. Alternatif ödeme sistemi her iki ülkenin de ekonomi ve dış ticaretine milyarlarca dolar katkı sağlayacaktır),
  • Enerji ticaretinde dolar dışı işlemleri,
  • Liman ve ulaştırma yatırımlarını

Birbirine bağlamayı başarırsa, Mısır’ın konumu çok daha önemli hale gelir.

Çünkü Mısır:

Afrika + Arap Dünyası + Akdeniz + Kızıldeniz + Süveyş kesişim noktasında.

2026 BRICS gündeminde de yerel para kullanımı, sınır ötesi ödeme sistemleri ve Batı finans sistemine bağımlılığın azaltılması açık biçimde tartışılıyor. (AP News)

Bu gerçekleşirse Mısır, BRICS’in finansal dönüşümünün coğrafi ayağı haline gelebilir.

Reuters News Agency’nin konuyla ilişik olarak şu analitik çıkarımıyla yazımızı sonlandıralım:

Mısır’ın BRICS’e girmesi tek başına büyük bir kırılma değil; Mısır’ın BRICS’e girmesi + Çin’in Mısır’a yönelmesi + Kızıldeniz/Hürmüz krizleri + Süveyş’in stratejik öneminin artması (Hürmüz ve Bab el Mandeb krizleri nedeniyle) + BRICS’in finansal alternatif arayışı aynı anda gerçekleştiğinde ortaya çıkabilecek jeopolitik zincirleme etki asıl kırılmayı yaratabilir (Reuters)

Son Dakika Ayrıntısı

Bu yazıyı kaleme aldığımda henüz Yeni Delhi BRICS zirvesi gerçekleşmemişti. Bu gelişmenin ardından ve bölgede İran destekli Husi milislerin stratejik liman kenti Muha ve Meyyun Adası’nı ele geçirmeleri dolayısıyla, yazıma zeyl düşme gereği duydum.

12-13 Eylül Yeni Delhi BRICS Zirvesi’nden geriye kalan özet

12-13 Eylül 2026 Yeni Delhi BRICS Zirvesi’nde BRICS, Orta Doğu’daki enerji-ulaşım krizlerini doğrudan gündemine aldı. Mısır da bu genişlemiş yapının merkez ülkelerinden biri olarak masada. Zirvede BRICS ülkeleri Orta Doğu’da gerilimin düşürülmesi, deniz güvenliği ve tek taraflı yaptırımların eleştirilmesi konusunda ortak tutum ortaya koydu (Reuters).

İran savaşı BRICS ilişkilerini yeniden şekillendiriyor ancak aynı zamanda bölünmeleri de ortaya çıkarıyor (BBC News).

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, yanındaki liderlerin birlikte giderek daha çok “kurallara uyan” değil, “kuralları şekillendiren” kişiler olmaları gerektiğini açıkladı. (BBC News)

Ticaret konusunda da benzer bir temkinlilik söz konusu. “Ayrım gözetmeksizin artan gümrük vergileri” konusundaki endişeleri dile getiriyor ve tek taraflı yaptırımları kınıyor, ancak ABD’nin adını açıkça belirtmiyor ve muhtemelen “Washington’ın öfkesinden” kaçınmayı amaçlıyor. (BBC News)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Yeni Delhi’de düzenlenen 18. BRICS Liderler Zirvesi’nde uluslararası seyrüsefer güvenliği ve serbestliğinin korunmasının önemine dikkat çekti. Hürmüz Boğazı ve Babulmendeb Boğazı’ndaki gelişmelere değinen Sisi, Orta Doğu’daki mevcut durumun küresel ekonomi, ticaret, enerji hareketliliği ve tedarik zincirleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Mısır’ın stratejik konumu nedeniyle seyrüsefer güvenliğinin küresel ticaret açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade eden Sisi, BRICS ülkeleri arasında sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ve büyüme kaynaklarını çeşitlendiren projelerin artırılması gerektiğini kaydetti. (Anadolu Ajansı)

Modi’nin Delhi’de Putin ve Xi’yi ağırlaması sırasında Trump’ın gölgesi BRICS ülkeleri üzerinde büyük bir etki yaratıyor. BRICS üyesi ülkelerin birçoğu, Başkan Donald Trump’ın öfkesini çekmek istemezdi; zira Trump daha önce grubun önerilerini, özellikle de sınır ötesi ticaret için merkez bankası dijital para birimlerini birbirine bağlama olasılığını, “Amerikan karşıtı” olarak nitelendirmişti. (BBC News)

Zirve, BRICS ülkelerinin Batı egemenliğindeki kurumların dışında rakiplerin konuşabileceği ve manevra yapabileceği bir alan yaratabileceğini gösterdi. (BBC News)

Daha zor soru ise bundan sonra ne olacağıdır. Üyelerin her zamankinden daha çok yeni bir küresel düzene ihtiyaç duydukları konusunda hemfikir oldukları açık, ancak bunun yerine tam olarak neyin geçmesi gerektiği ve oraya nasıl ulaşılacağı sorusuna cevap vermek çok daha zor. (BBC News)

Yeni Delhi Zirvesi’nin ardından, yukarıdaki kısa özette anlaşılacağı üzere; bölgedeki küresel, eko-jeopolitik gelişmeler karşısında, birliğin ”kuruluş mottosundaki ekonomik birlikten, siyasal bir birliğe evrilme” rotasına paralel denilebilecek yorumları görüyoruz. Özellikle, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin, topluluk liderlerine hitaben “kurallara uyan değil, kuralları şekillendiren kişiler olmaları gerektiği” gibi keskin ve manidar bir açıklamanın ardındaki en büyük özgüven; Mısır’ın BRICS’e dahil olması ve Süveyş gibi son derece önemli bir jeopolitik ve stratejik kapının yedek anahtarlarını teslim almış olmalarıdır.

Ancak Trump’ın, gümrük vergileri yaptırımlarının da hala masada olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.


❓ Sıkça sorulan sorular

  • Mısır’ın BRICS’e katılması Orta Doğu dengelerini nasıl etkiler?
    Mısır’ın üyeliği, Kahire’nin geleneksel Batı güvenlik mimarisine olan mutlak bağımlılığını kırarak Çin ve Rusya ile stratejik ve ekonomik ilişkilerini kurumsallaştırmasına zemin hazırlamaktadır.
  • Mısır’ın BRICS’e katılması Süveyş Kanalı’nın kontrolünü nasıl dönüştürür?
    Küresel deniz ticaretinin en stratejik geçiş noktası olan Süveyş Kanalı, çok kutuplu ticaret koridorlarının ve yükselen Doğu pazarlarının doğrudan erişim alanına dahil olmaktadır.
  • ABD’nin Mısır ve BRICS yakınlaşmasına yaklaşımı nasıldır?
    Washington, Mısır’ın Çin ve Rusya ile derinleşen ilişkilerini geleneksel güvenlik ortaklığına yönelik bir sadakat zafiyeti ve finansal dengeleri sarsıcı bir risk olarak değerlendirmektedir.
  • Mısır’ın BRICS’e katılması küresel dolarsızlaşma sürecini nasıl destekler?
    Yerel para birimleriyle ticaret ve Batı dışı sınır ötesi ödeme mekanizmalarının genişletilmesi, petro-dolar sisteminin bölgedeki hâkimiyetini sınırlandırmayı amaçlamaktadır.
  • Mısır bu üyelikle Batı ittifakından tamamen kopuyor mu?
    Hayır, Kahire mevcut ittifak bağlarını tamamen koparmak yerine iki kutup arasında stratejik bir geçiş, dengeleme ve müzakere gücü elde etmeyi hedeflemektedir.

🌐 Öne çıkan dış politika yazıları:


🔗 Kaynaklar: