Güçlü aile bağları, bireyleri hayatın zor dönemlerine karşı daha dayanıklı kılıyor. Uzmanlara göre bu bağların temelinde nitelikli iletişim, birlikte geçirilen kaliteli zaman ve ebeveynlerin doğru rol model olması yatıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, dijitalleşmenin aile içi etkileşimi zayıflattığına dikkat çekerek önerilerini paylaştı.

Aile, hayatı anlamlandırmayı öğrendiğimiz ilk yer
Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, ailenin önemini şöyle açıklıyor: “Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yerdir. O yüzden bireyin yaşamında; kişilik gelişmesinde, özgüveninin gelişmesinde, iletişim tarzında, sorun çözme becerilerinde ailenin rolü çok büyüktür.”
Teknolojinin gelişmesiyle aile bağlarının zayıfladığını belirten Demirsoy, “Toplumu sağlıklı bir toplum yapan, sağlıklı bireylerdir; sağlıklı birey de ancak sağlıklı aile ilişkilerinin içerisinde yetişebilir. Modern yaşamda aileler artık daha az iletişim kuruyor” diyor.
Güçlü aile bağları zor zamanlarda dayanıklılık sağlıyor
Aile Günü gibi özel günlerin sembolik açıdan önemli olduğunu ancak konunun yalnızca bir gün hatırlanmaması gerektiğini vurgulayan Demirsoy, sağlıklı iletişim becerileri ve sorun çözme yöntemleri öğrenildiğinde ailenin daha dayanıklı ve güçlü hale geleceğini söylüyor.
Demirsoy’a göre birey ile aile arasında iki yönlü bir etkileşim var: “İnsan hayatında, yaşamın akışı içerisinde inişler çıkışlar, zor zamanlar olur. Eğer bağlar güçlüyse, ilişkiler sağlıklıysa bu zor zamanlara karşı dayanıklı olunur. Klinik ortamda bize insanlar sıkıntıyla, sorunla geliyorlar ama önemli olan bu sorunlar ortaya çıkmadan önce yapılacaklardır. Bireyde bir sıkıntı olduğu zaman bu aileyi etkiliyor; aile içi etkileşimlerde sorun olduğu zaman da bireyi etkiliyor.”
Aile bağları için nitelikli zaman şart
Aile bağları açısından birlikte zaman geçirmenin çok önemli olduğunu belirten Demirsoy, aile ritüellerinin değerine dikkat çekiyor: “Özel günler, bayramlar, kandiller; bunlar bizim toplumumuzda aile bağlarını ve kişiler arası ilişkileri güçlendiren sosyal destek sistemleridir. Bunlar günümüzde biraz zayıflamaya başladı. Komşuluk ilişkileri bile zayıfladı.”
Birlikte yemek yeme ve ailece belli zamanlarda bir araya gelme gibi ritüellerin korunması gerektiğini söyleyen Demirsoy, “Nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart. O sırada birbirini dinlemek çok önemli. İletişimde en önemli unsur konuşmaktan da önce dinlemek. İnsan anlaşıldığını hissettiği zaman karşısındakine kendini yakın ve bağlı hisseder” diyor.
Dayanışma ile aile bağları güçlü kalıyor
Ailenin çekirdeğinin evlilik ilişkisi olduğunu hatırlatan Demirsoy’a göre eşlerin köken ailelerinden ne aldıkları, kuracakları ilişkinin niteliğini belirliyor. Bazı ailelerde bağların neden zayıf olduğuna da değinen Demirsoy, “Biraz ‘bireyselliğin’ bir değer olarak sunulduğu bir dönemdeyiz. Kişiler arası ilişkiler, aile bağlarının güçlü olması, birbirine karşı hoşgörü ve yerine göre önceliği diğerine verebilmek gibi özellikleri gerektiriyor. Ama ‘ben önemliyim, öncelik benim’ dendiği zaman bu, ilişkileri yaralayan bir şeye dönüşüyor. İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar” ifadelerini kullanıyor.
Ebeveynler çocuklara doğru rol model olmalı
Dijitalleşmenin aile kavramı üzerindeki etkisine işaret eden Demirsoy, sık karşılaştıkları bir tabloyu şöyle anlatıyor: “Çocuklar kendi odasında bilgisayarla, anne-baba elinde telefonla… Halbuki çocuk model alarak öğrenir. Anne-baba kendisi televizyon karşısında veya sosyal medyada zaman geçiriyorsa, çocuğa ‘bunu yapma’ demenin hiçbir anlamı yok. Ne dediği değil, ne yaptığı önemlidir.”
Bu durumda ailelere dijital detoks önerdiklerini belirten Demirsoy’a göre aile bağları için evdeki atmosfer belirleyici: Aile içinde samimi ve sıcak bir hava varsa çocuk da dünyaya o şekilde yöneliyor. Çocukların okul gibi yeni ortamlara uyumunda da ailenin tutumu önemli; bu konuda okula uyum ve veli olmak başlıklı yazımız da yol gösterici olabilir.
Demirsoy’a göre aile kavramı yalnızca kan bağıyla sınırlı değil: “Toplumumuzda büyük aile, akrabalar ve hatta komşuluk birer sosyal destek sistemidir. Bazen hastalık, iş temposu gibi nedenlerle anne-babanın yetişemediği durumlarda, diğer sosyal destek sistemleri devreye girdiğinde dayanıklılık artar.”
Aile bağlarını güçlendirmek için 3 öneri
- Gerçek etkileşim kurun: Aile yalnızca aynı evde yaşayan insanlar topluluğu değil; birbirini dinlemek ve “yanındayım” mesajını hissettirmek gerekiyor.
- Çözüm odaklı olun: Anlaşmazlıklar ve çatışmalar yaşanabilir, ancak hiçbir sorun çözümsüz değil.
- Zorlukları fırsata çevirin: Demirsoy’a göre hayatın getirdiği zorluklar aslında daha iyi şeyleri geliştirme fırsatı.
Aile bağları hakkında sık sorulan sorular
Aile bağları nasıl güçlendirilir?
Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy’a göre birlikte nitelikli zaman geçirmek, birbirini dinlemek, aile ritüellerini sürdürmek ve çözüm odaklı iletişim kurmak aile bağlarını güçlendiriyor.
Dijitalleşme aile bağları üzerinde nasıl etkili?
Uzmanlara göre ekran başında geçen zaman aile içi iletişimi azaltıyor. Ebeveynlerin telefon ve sosyal medya kullanımı çocuklara da örnek oluyor.
Ebeveynlerin rol model olması neden önemli?
Çocuklar model alarak öğrenir. Demirsoy’a göre ebeveynin ne söylediği değil, ne yaptığı belirleyici oluyor.