İlişkisel stres, uzun sürdüğünde yalnızca ruh halini değil bedeni de etkileyebiliyor. Bir ilişkide kendinizi sürekli açıklamak zorunda hissediyor, sınır koyduğunuzda suçluluk duyuyor ya da bazı kişilerle görüştükten sonra saatlerce aynı konuşmayı zihninizde tekrarlıyorsanız, Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Öykü Gönültaş’a göre bu yük uykudan bağışıklığa, dikkatten biyolojik yaşlanmaya kadar pek çok alanı etkileyebilir. Gönültaş, “Bedenimiz yalnızca fiziksel tehditlere değil, ilişkilerde hissettiğimiz güvensizlik ve sürekli alarm haline de tepki verir” diyor.
Beyin zor ilişkileri tehdit olarak algılıyor
Gönültaş’a göre beyin sosyal ilişkileri bir güvenlik sistemi üzerinden değerlendiriyor: “Kabul görmek, anlaşılmak ve desteklenmek sinir sistemine güven mesajı verirken; sürekli eleştirilme, küçümsenme, reddedilme ya da öngörülemeyen tepkilerle karşılaşma beklentisi beynimiz tarafından sosyal bir tehdit olarak algılanabilir. Bu durumda bedenimiz de tıpkı fiziksel bir tehlike karşısındaymış gibi stres yanıtını devreye sokabilir.”
Stres tepkisi bazen görüşmeden önce başlıyor. “Yine kendimi anlatamayacağım” ya da “Sınır koyarsam suçlu hissedeceğim” gibi düşünceler zihni meşgul ederken kalp atışı hızlanabiliyor, kaslar gerilebiliyor, kişi sürekli tetikte hissedebiliyor ve konuşmayı defalarca zihninde prova edebiliyor.
İlişkisel stres bedeni nasıl yoruyor?
Kısa süreli stres bedenin uyum sağlamasına yardım eden doğal bir savunma. Ancak stres kaynağı sürdüğünde vücut tekrar tekrar alarm durumuna geçiyor. Gönültaş, bilimsel olarak “allostatik yük” denen bu durumu şöyle anlatıyor: “Uzun süreli stres üzerine yapılan çalışmalar, bedenin stres altında yalnızca ‘gergin’ kalmadığını; aynı zamanda dengeye dönebilmek için daha fazla kaynak harcadığını gösteriyor. Bu ekstra çaba uzun süre devam ettiğinde, bedenin dinlenme, onarım ve toparlanma kapasitesi zorlanabilir.”
Gönültaş’a göre son yıllarda yapılan çalışmalar da uzun süren olumsuz sosyal ilişkilerin biyolojik yaşlanma, inflamasyon ve genel sağlık yüküyle ilişkili olabileceğine işaret ediyor. Örneğin PNAS’ta yayımlanan bir araştırma, yakın çevresinde kendisini sürekli zorlayan kişiler bulunanlarda epigenetik saatlerle ölçülen biyolojik yaşın daha ileri olduğunu ve bu ilişkinin en belirgin aile içindeki zorlayıcı kişilerde görüldüğünü bildirdi; araştırmacılar gözlemsel tasarım nedeniyle neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını da vurguladı.
Her zor ilişki toksik mi?
Gönültaş’a göre belirleyici olan tek bir tartışma değil; kişiyi sürekli aynı duygusal döngüye hapseden, çözülemeyen ilişki örüntüleri: “Sürekli kendinizi açıklamak zorunda hissediyorsanız, sınır koyduğunuzda yoğun suçluluk duyuyor ya da karşınızdaki kişinin duygularını düzenlemeyi kendi sorumluluğunuz gibi görüyorsanız, bu ilişki stres yükünüzü artırıyor olabilir.” Bu tür ilişkilerle baş etme yolları için toksik ilişkiler için ne yapmalı yazımıza göz atabilirsiniz.
Kendinize bu soruları sorun
Gönültaş, ilişkisel stresi fark etmek için şu soruları öneriyor: “Bu kişiyle görüştükten sonra kendimi nasıl hissediyorum? Daha gergin, daha yorgun ya da daha yetersiz mi? Aynı döngüyü tekrar tekrar mı yaşıyorum?”
Sınır koymak her zaman ilişkiyi bitirmek anlamına gelmiyor. Gönültaş’a göre konuşma süresini kısaltmak, belirli konulara girmemek, her talebe hemen “evet” dememek ya da tartışma büyüdüğünde ara vermek de sağlıklı sınırlar olabilir. “Kendimizi güvende, anlaşılmış ve desteklenmiş hissettiğimiz ilişkiler stresin etkisini azaltır, psikolojik dayanıklılığımızı güçlendirir. Ruhsal iyi oluş, bizi tüketen ilişkileri fark edip bize iyi gelen ilişkileri çoğaltabilmekten de geçiyor” diyor Gönültaş.
Sık sorulan sorular
İlişkisel stres nedir?
Kişinin bir ilişkide kendini sürekli savunmada, eleştirilme ya da reddedilme beklentisi içinde hissetmesiyle oluşan ve uzun sürdüğünde bedeni de etkileyen stres hali.
Zor ilişkiler gerçekten yaşlandırır mı?
Klinik Psikolog Öykü Gönültaş’a göre çalışmalar uzun süren olumsuz ilişkilerin biyolojik yaşlanma ve inflamasyonla ilişkili olabileceğine işaret ediyor; ancak bu araştırmalar neden-sonuç ilişkisini kesin olarak göstermiyor.
İlişkisel stresin bedensel belirtileri neler?
Kalp atışının hızlanması, kas gerginliği, sürekli tetikte hissetme, uyku sorunları ve duygusal tükenmişlik sık görülen belirtiler arasında.
Sınır koymak ilişkiyi bitirmek mi demek?
Hayır. Konuşma süresini kısaltmak, bazı konulara girmemek ya da tartışmaya ara vermek de sağlıklı sınırlar arasında.