Ana Sayfa Sinema Altın Portakal söyleşileri: Parasız film çekilir mi, yapay zeka senaristliği bitirir mi?

Altın Portakal söyleşileri: Parasız film çekilir mi, yapay zeka senaristliği bitirir mi?

Altın Portakal kapsamında düzenlenen sektör söyleşilerinde sinemanın en güncel iki tartışması masaya yatırıldı. 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 30 Ekim’de görüntü yönetmeni Uğur İçbak ile yönetmen Gizem İbak, yüksek teknoloji gerektiren bir kısa filmi kısıtlı imkanlarla nasıl çektiklerini anlattı. Aynı gün düzenlenen panelde ise Dr. Ebru Yarkın ve senarist Eylem Canpolat, yapay zekanın senaryo yazarlığına etkisini değerlendirdi.

63. Altın Portakal Film Festivali'nde yönetmen Gizem İbak ve görüntü yönetmeni Uğur İçbak

Altın Portakal’da yönetmen ve görüntü yönetmeni ilişkisi

“Yönetmen-Görüntü Yönetmeni İlişkisi ve Sinemada Yeni Teknolojiler” başlıklı atölyede İçbak ve İbak, birlikte çektikleri “Eudaimonia” adlı kısa filmden örneklerle iş birliklerini anlattı. İçbak, “Benim önemsediğim şey; ön hazırlık, projenin gelişimi sırasındaki titizlik” derken İbak şöyle konuştu: “Bir görüntü yönetmeniyle çalışacağım ama hayalimi, ona olabildiğince benim gözümde canlandığı şekilde aktarabilmem gerekiyor. Ben sahneyi görüyorum ama o henüz bilmiyor.”

İçbak, İbak’ın tek planda kesintisiz ilerleyen, ana oyuncu oyununa devam ederken arkada yolun aktığı ve diğer oyuncuların geriye dönüşlerde değiştiği bir sahne tasarladığını anlattı. Bu sahneyi çekerken şov yapmaya değil, yönetmenin hayal ettiği görüntüyü yakalamaya çalıştıklarını söyledi. İbak da “Hayal kurmanın sonu yok ama başladığınızda artık korkular ve otosansürler girmeye başlıyor devreye” diye ekledi.

Parasız film çekilir mi?

Çekimlerde pek çok yüksek teknoloji ekipman kullandıklarını hatırlatan İçbak, yönetmenin bunları yurt dışından parasız bulduğunu belirterek “Parasızlıktan korkmayın” dedi. İbak süreci şöyle anlattı: “O sahnenin hayata geçmesi için aslında belki de 2-3 milyon kadar bir paraya ihtiyaç vardı. Bir stüdyoda çalışmanın günlük maliyeti o dönem için 400 bin liraydı. Bunu ne ben verebilirim ne benim için birisi verebilir. (…) En önemli şey şu: Tek tek insanların kapısını çalmalısınız, insanlara kendinizi anlatmalısınız.”

İbak, stüdyoya ilk gittiğinde temkinle karşılandığını, ikinci gidişinde storyboard’unu elle çizerek hazırlıklı gittiğini, üçüncüsünde gerçek bir görüşme elde ettiğini anlattı. Dördüncü ve beşinci gidişlerinde ise stüdyo, burada çekilecek bir işi kendi portfolyosuna koyabileceğini düşünmeye başlamış. Türkiye’de her şeye rağmen dayanışma kültürünün hala sürdüğünü söyleyen İbak, İçbak’ı ararken çekindiğini de anlattı. İçbak ise kısa filmlerden bugüne kadar para talep etmediğini söyledi: “Paran varsa ekibe harca.”

İbak’ın anlattığına göre Türkiye’de en az 7 kamerayla çekilmiş 360 derece yol görüntüsü yoktu; dünyada ise bu görüntünün dakikası bin dolardı. İbak, görüntüyü sağlayan şirketin Los Angeles, Japonya ve Londra şubelerine e-posta attığını, şirketin de komisyon haklarını vermemek kaydıyla görüntüyü gönderdiğini aktardı. Sinema öğrencilerine vazgeçmeme tavsiyesinde bulunan İbak, “‘Zaten olmaz’ cümlesiyle kendinizi sansürlemeyin. (…) Bu iş 15 kere bırakılabilirdi ama nihayete erdi” dedi.

Altın Portakal’da geleceğin senaryosu: Yapay zeka senaristliği bitirir mi?

Altın Portakal Film Festivali'ndeki Geleceğin Senaryosu paneli

“Geleceğin Senaryosu” başlıklı panelde Dr. Ebru Yarkın ve senarist Eylem Canpolat senaryo yazımındaki yeni yaklaşımları ele aldı. Yarkın, yapay zekanın konumunu şöyle değerlendirdi: “Geleceğin senaryosunu konuşurken aslında sadece teknolojiyi değil insan kalabilmeyi, insan emeğini ve ahlakı da konuşmamız gerek. Bugün mesele sadece yapay zekayla üretmek değil yapay zekaya rağmen insan kalabilmek. Asıl soru; yapay zekanın neler üretebileceğinden çok bizim nasıl bir geleceği üretmek istediğimiz.”

Canpolat, “Yapay zeka mesleğimizi elimizden alacak mı?” listelerinde senaristliğin ilk üçte yer aldığını hatırlattı: “Yaratıcılık nedir; yeni, özgün ve anlamlı bir şey ortaya çıkarmaktır. Yapay zeka yeni, özgün ve anlamlı bir şey ortaya çıkartabilir mi, çıkartabildiği zaman mesleğimizi elimizden alabilir mi; bizim şu anda meslektaşlarımızın tartıştığı nokta bu! Şöyle söyleyeyim; alabilir eğer siz buna izin verirseniz!”

Televizyona dizi yazdığını belirten Canpolat, her hafta 120 sayfa yazdıklarını ve bunu 30-35 hafta boyunca sürdürdüklerini, bu açıdan yapay zekanın işlerini kolaylaştırabileceğini söyledi. Canpolat’a göre yapay zekanın yaratıcı ortak mı, baş yazar mı yoksa yalnızca asistan mı olacağı, onu kullanan senariste bağlı.

Senaristler telif ve şeffaflık istiyor

Canpolat, ABD’de senaristlerin bu konuda grev yaptığını, sözleşmelere de yapımcı yapay zekanın ürettiği bir malzeme verirse ya da senarist yapay zekayla yazarsa bunun belirtilmesini zorunlu kılan maddeler girdiğini anlattı. ABD’de senaristlerin yapay zeka firmalarından telif istemeye başladığını aktaran Canpolat, bu talebi şöyle özetledi: “Sen senaryo yazmayı benim senaryolarımla öğretiyorsun, o zaman bana bundan telif vermen lazım.” Canpolat ayrıca deneyimli ama sektörde artık yer bulamayan senaristlerin, yapay zeka ajanlarını geliştirmeleri için işe alındığını öğrendiğini söyledi.

Yarkın ise “Birileri işimizi elimizden alacak ama bu, yapay zeka değil, yapay zekayı yönetenler olacak” dedi ve bugünü bilgisayar öncesi döneme benzetti: “Sadece kitap okuduğumuz döneme döndük. Bu ayrıntıyı görebilirsek yapay zekayı yönetebiliriz, sorgulayabiliriz, eleştirel düşünceyle olasılıklar arasından seçim yapıp onu yönlendirebiliriz. Bu doğrultuda biz zaten işimizi hiçbir zaman kaybetmiş olmayacağız.”

Senaryo yazarlığına Türk sinemasından bir başka bakış için Ayla filminin senaristi Yiğit Güralp ile yaptığımız röportaja da göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Altın Portakal sektör söyleşilerinde hangi konular konuşuldu?

30 Ekim’deki söyleşilerde yönetmen ile görüntü yönetmeni arasındaki iş birliği, sinemada yeni teknolojiler ve yapay zekanın senaryo yazarlığına etkisi ele alındı.

“Eudaimonia” kısa filminin çekimi neden zordu?

Gizem İbak’ın tasarladığı tek planlık kesintisiz sahne, stüdyo, motion control ve 360 derece yol görüntüsü gerektiriyordu. İbak’a göre sahne için 2-3 milyon liralık bir bütçe gerekiyordu.

Yapay zeka senaristlerin işini elinden alacak mı?

Eylem Canpolat’a göre senaristler izin verirse alabilir. Ebru Yarkın ise işi elinden alacak olanın yapay zeka değil, onu yönetenler olacağını söylüyor.

ABD’deki senaristler yapay zekaya karşı ne yaptı?

Canpolat’ın aktardığına göre senaristler grev yaptı, sözleşmelere yapay zeka kullanımının belirtilmesini zorunlu kılan maddeler girdi ve yapay zeka firmalarından telif talep edilmeye başlandı.

Kaynaklar

Geleceğin iletişim profesyonelleri: Yapay zeka tehdit mi, fırsat mı?

Editor
İndigo Dergisi Editör – Haber Merkezi, 2005 yılından bu yana yayında olan bağımsız dijital medya kuruluşu İndigo Dergisi'nin (indigodergisi.com) haber ve güncel içerik ekibidir. İstanbul merkezli ekip, gündem, ekonomi, sağlık, bilim, teknoloji ve yaşam alanlarında araştırmaya dayalı haberler, açıklayıcı içerikler ve rehberler hazırlar. "Editör" imzasıyla bugüne kadar 26.500’ü aşkın içerik yayımlanmıştır. "Editör" imzası tek bir kişiyi değil, İndigo Dergisi Yazı İşleri bünyesinde çalışan editör ekibini temsil eder. Bu imzayla yayımlanan her içerik araştırma, yazım, doğrulama ve editoryal kontrol aşamalarından geçer ve ortak bir ekip çalışmasının ürünüdür. Ekip, Yönetici Editör ve yayın yönetimi altında çalışır. Editör – Haber Merkezi, okurun kararlarını doğrudan etkileyebilecek sağlık, beslenme ve finans konularında ek özen gösterir. Bu alanlardaki içerikler güncel bilimsel verilere ve resmi kaynaklara dayanır. İndigo Dergisi hiçbir siyasi parti, ideoloji, dini oluşum ya da çıkar grubuyla bağlantılı değildir. Editör Masası, Basın Konseyi'nin Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt eder. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni benimser. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş, köken ya da ekonomik durum gözetmeksizin herkesin eşitliğini esas alır. Ayrımcı ve yanıltıcı içeriğe yer vermez. Köşe yazılarındaki görüşler yazarlarına aittir; Editör Masası habere ve bilgiye dayalı içeriklerden sorumludur.