Facebook'ta İndigo Dergisi  Twitter'da İndigo Dergisi  İndigo Dergisi Arama Motoru

 
 

 

Dikkat! Foton Kuşağı Etkisindeyiz!

Tarih: 11 Temmuz 2012 | Yazar: Özgül Süsler | Kategori: BilimRuhsalSayı: 82

Son günlerde, aylarda, hatta son 3 yıldır limon gibi sıkıldığınızı mı hissediyorsunuz? Geçmişte yaşayıp, hallettiğinizi düşündüğünüz sorunlar farklı şekillere bürünüp dikildi mi karşınıza yine? Halsizlikten konuşmaya mecaliniz mi yok? Kalabalık ortamlara girmekten kaçınıyor, yalnızlığı mı tercih ediyorsunuz? Meditasyonlarınız sırasında odaklanmakta ve  düşüncelerinizi yönlendirmekte zorluk mu çekiyorsunuz? Korkmayın! Depresyonda değilsiniz. Bedeniniz ve ruhunuz yeni bir boyuta uyarlanıyor. 

Dünyada hiçbir şeyin insanoğlu kadar acelesi yoktur. Her şey  bir süreç içerisinde gerçekleşir. Evrenin, Dünya’nın yaratılışı, ilk hayvanların, bitkilerin var oluşu, ilk insan, insanın beden yapısındaki değişimler ve insan bilincindeki değişimler, bugüne gelene kadar milyonlarca yılı ve tecrübeyi sırtına yüklemiştir. Teknolojinin gelişim tarihine bir göz atarsak, her şeyin adım adım ilerlediğini ve her adımın ne kadar önemli olduğunu görürüz. Çünkü 234. adım 235. adımın ilham kaynağı, tetikleyici gücüdür. Tekerlek icat edilmeseydi, şimdiki son model otomobilleri kim hayal edebilirdi?

Anne rahminde bebeğin oluşum ve gelişim süreci, bir sperm ve yumurta hücresinin buluşmasıyla başlar. Doğumla biter. Doğumla birlikte biten anne rahmi yolculuğu, yaşam adı verilen uzun bir sürecin de başlangıcıdır. Ve yaşamın sonu ölüm, bedenin kaynağına, toprağa dönüşü, ruhun yeni serüvenlere yelken açışının başlangıcıdır. Her son bir başlangıca gebedir ve her başlangıç bir sona doğru atılan adımların ilkidir. Dünya’da insanoğlunun tekamülünün bir başlangıcı varsa, yolun sonunda insanlığı bekleyen bir Kamil İnsan, Aydınlanmış insan, Bir gerçek ve gerçek Bir, adına ne derseniz deyin işte ondan olmalı.

Dünya’mızın enerjisi varolduğundan beri güzelleşerek büyüyor. Ve annenin bebeğine süt vermesi gibi bu enerjiyi insanoğluna aktararak, nazlı bir bebek misali büyütüyor insanoğlunu Dünya anası. Bebekleri büyüdükçe, güzelleştikçe güzelleşiyor Dünya ananın enerjisi yeniden.  Yaramaz çocuklarına kızarak öfke yansıtsa da depremle, savaşla, selle, sevgiden vazgeçmeyen neslinin hatırına mücadeleyi bırakmıyor.

Dünya’nın enerjisi de insanoğlunun tekamül sürecine bağlı olarak yükseliyor. Her bir bireyin bilincindeki açılımlar, toplu bilinçte artışa sebep olduğu için Dünya’nın tekamülüne hizmet ediyor. Ve dünya insanı birliğe ulaşmak için artık son dönemeçte. Uzmanların foton kuşağı dediği bir enerji alanına giriyoruz. Her şeyde olduğu gibi Dünya’nın bu enerji kuşağına girişi de yavaş yavaş gerçekleşiyor. Bu süreç birkaç yıl önce başladı ve hala devam ediyor.

21 Aralık 2012 Cuma günü saat 11:11’de Dünya’mızın enerji seviyesinin yükseleceği, Dünya insanının 5. boyuta taşınacağı artık bir sır değil. Bu taşınma evresinin öncesinde bedenlerimizin ve bilinçlerimizin yeni enerjiyi kabul etmesi için bir temizlik evresinden geçmesi gerekiyor. Biz farkında olalım yada olmayalım bu zorlayıcı adaptasyon sürecinden geçiyoruz. Farkında olursak, bedenimize ve ruhumuza ilahi sistem tarafından format atılırken ve DNA’larımıza daha üst düzey bir program yüklenirken sakinliğimizi koruyup, sükunetle bekleyebiliriz.

Eğer siz sevginin elinden tutmuş, ilahi sisteme güvenen ve farkında olmaya çalışan biriyseniz ve son zamanlarda aşağıdaki sorunları sıkça yaşıyorsanız. Endişelenmeyin! Depresyonda değilsiniz. İlahi el tarafından 5. boyuta uyarlanıyorsunuz.

1- Özellikle başınızın üzerinde, tepe çakranızın olduğu bölgede yoğunlaşan, sebebi bulunamayan baş ağrıları, aynı bölgede uyuşma ve karıncalanma hissi. Üçüncü göz çakranızın olduğu iki kaşınızın arasında karıncalanma, kaşınma (Bu belirtilerin bir sağlık probleminden kaynaklanmadığından emin olmalısınız.)

2-  Halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik. Uzun saatler uyuma isteği (Hücresel düzeyde uyarlama daha çok uyurken yapılır.)

3-  Yalnızlık duygusu ve dahası yalnız kalma isteği. Kalabalık ortamlara girmek istememe. Fakat yalnız olmadığımız hissi. (Biraz karışık gelebilir bu durum. Zıt duyguları peş peşe yaşarsınız. Bu arada rehber melekleriniz yalnız olmadığınızı bilin diye size varlıklarını çeşitli yollarla hissettirirler.)

4- Vücudun enerji ihtiyacı arttığı için özellikle karbonhidrat içeren besinlere karşı isteğin  artması.

5- Dengesiz duygu durumu. Ani öfke patlamaları, ağlama krizleri.

6- Kronik hastalıklarda atak yaşanması.

7- Gece yarısı ani uyanmalar. Özellikle 2:00- 4:00 saatleri arası.

8- Kalbinizde genişleme hissi, bütün bedende seyirmeler ve zaman zaman nabız atışında ve vücut sıcaklığında artış. (Bir sağlık sorunundan kaynaklanmadığından emin olmalıyız!)

Hayat akışımızda da çarpıcı zorlanmalar yaşanır. Örneğin;

1- Bütün korkularımızla yüzleşmemizi gerektirecek olaylar.

2- Geçmişte yaşadığımız ve öğrendiğimizi düşündüğümüz derslerin tekrarı niteliğinde tecrübeler.

3- İlişkilerde yaşanan sorunların artması, ayrılıkların yaşanması.

4- İlerleyememe duygusu, tıkanan ve alternatif yollar aramaya iten durumlar.

Bu zorlu süreci rahat geçirmemiz için öneriler;

1- Bu durumun geçici olduğunu, yeni bir çağa hazırladığımızı bilirsek, bu sürecin getirdiği zorlukları, bebeğini kucağına almayı bekleyen bir annenin doğum sancısını kabulu gibi sevgiyle ve heyecanla kabul edebiliriz.

2- Hafif ve basit bir beslenme tarzı seçerek, bol su içerek, spor yaparak bedenimizi rahatlatabiliriz. Yediğimiz her şeye ve yaptığımız her işe sevgimizi katabiliriz ki, bize daha çok sevgi olarak geri dönsün.

3- Her gün en az yarım saatimizi dua ve meditasyona ayırabiliriz. Dua ve meditasyon bize sadece bedenden ibaret olmadığımızı hatırlatacak mucizeler yaşamamıza, hücrelerimizin bu süreçte ihtiyacı olan ruhsal enerjiyi depolamasına imkan tanıyacağı için gereklidir.

4- Mümkün olduğunca doğada zaman geçirebiliriz. Haftada en az iki kere toprakta yalınayak yürüyüp, topraklama meditasyonu yapabiliriz ki negatif enerji yüklerimizi nötrleyelim.

En önemlisi;

Affedelim: Bu güne kadar yaşadığımız her deneyimin tekamül yolculuğumuzun önemli mihenk taşları olduğunu hatırlayıp, affedemediğimiz her şeyi ve herkesi affedelim. 

Şükredelim: Sahip olduğumuz her şey için, yaşadığımız her olayın bize verdiği hediyeler için, bugünü yaşadığımız için şükredelim.

Sevelim: Dünyanın varoluş sebebinden, sevgiden vazgeçmeyelim. Sevelim. Yunus gibi yaratılanı yaratandan ötürü sevip, hoş görelim.

21 Aralık 2012 Cuma saat 11:11 ‘den sonra olacaklarla ilgili birçok öngörü var. İlk iki gün tüm enerji kaynaklarının kesileceği, iletişimin biteceği, dünyanın tam bir karanlığa gömüleceği, daha sonra 24 saatlik zayıf bir tanyeri gibi başlayan bir gündüz sürecinden sonra 6. günün sonunda yavaş yavaş enerji kaynaklarının normale döneceği söyleniyor.

Tabi bu süreç öngörüldüğü şekilde yaşanacağı gibi, 2000 yılındaki eşiği geçtiğimiz sırada olduğu gibi, görünenin ardında bir enerji yüklemesiyle de yaşanabilir. 2000 yılından sonra iletişimde, bilim, teknoloji ve tıptaki sıçramayı ve insan bilincindeki gelişmelerin kişisel gelişim ve kuantum fiziğine ilgiyi nasıl arttırdığını ve indigo çocukların bizleri ne kadar şaşırttığını düşünürsek, o zaman da yani 2000 yılına girerken de insanlığın ve Dünya’mızın önemli bir köşeyi döndüğüne kanaat getirebiliriz.

Fakat bu sefer ki köşe çok keskin olduğu için ve belki son köşe olduğu için, görünenin ardında yaşansa bile görünen aleme yansıması da keskin olacak gibi görünüyor.

Öngörüler şöyle;
1-
  Yüklenecek yeni enerjilerin insanların telepati, telekinezi, şifa gibi yeteneklerinde artışa sebep olacağı

2- DNA’larımızın aktive edilmemiş kısımlarının aktive edileceği (Dna’mızın biyolojimizi ifade eden kısmının dışında, çöp dna dedikleri % 96 lık kısmın işlevinin ortaya çıkacağı söyleniyor.)

3- Yeni gelen kristal çocukların tam donanımlı olarak dünyaya geleceği.

4- Tıp alanında, bilim ve teknolojide, özellikle uzay bilimlerinde büyük gelişmelerin yaşanağı.

5- Büyük felaketler, savaşlar ve hastalıkların sebep olduğu toplu ölümlerin olacağı da öngörülen olayların içinde.

6- Nefret ve korkudan beslenen negatif enerji yüklü insanların bedenleri foton kuşağının getirdiği yeni ve sevgi dolu enerjileri kaldıramayacağı için, hücresel düzeyde dünyadan gitmeyi seçecekler ve bedenleri ölüme yenilerek toprağa geri dönecek.

Kutsal kitapların işaret ettiği, mayaların zamanın sonu dediği, beklenen kıyamet buysa eğer, nefretin, kinin, korkunun kıyameti olacak. Buyursun gelsin!

Birlik’te, sevgiyle bir olmak isteyen, yaratanın parçası olduğuna iman edip, bütününü arzulayanların, enkarnasyonlar boyunca kucağında büyüdüğü Dünya anasını bırakmaya hiç niyeti yok.

Dünya ananın kucağında cennete erişenlerden olmak dileğiyle.

Sizi seviyorum, bizi seviyorum. Bir’i seviyorum.




Yazar hakkında

Özgül Süsler

Falanca yılın, filanca ayının, bilmem kaçıncı gününde doğmuşum. Kutu kutu pense, yakan top ve misket oynamışım. Komşuların zilini çalıp kaçmışım. Balkondan sarkan komşu teyze “kimdi o? “ diye sorunca, “Bilmem” demişim...

Tüm Yazarlar | Yazar: Özgül Süsler 

 

128 Yorum


  1.  

    “Ruh rüzgâr gibidir ve Ruhun hareketi yavaştır ” der Bert Hellinger. Zihnimizin hareketini Ruh zannetmemek gerekir, zihinsel herhangi bir devinim Ruh değildir. Yaşadığımız herhangi bir deneyimden anladığımız Ruh değildir. Ruh Benliğimizden daha sonsuz ve kuşatıcıdır, bilinmez bir alandır, o bilinmez alan bizi yönlendirir. O büyük Yaratıcıdan gelendir. Ne olacağını bilmiyoruz ve olan ne ise O’ndandır.




    •  
      Özgül SÜSLER

      OL’an ne ise O’ndandır…




      •  
        tılsım

        ÖZGÜL HNM…YAZDIGINIZ HERSEY DOGRU VE MANTIKLI…BİR COK ARASTIRMA YAPILMIS.BAZI BAGNAZ ZIHINLER SIZI ANLAMAKTA ZORLANACAKLARDIR…YAPILACAK BISEY YOK..ALLAHIN NE OLDUGUNU BİLMEDEN TAPINAN, DİNİNİ, İNANCINI PUTLAŞTIRMIS O KADAR COK INSAN VARKİ DÜNYADA..HEPSİ BİZİM PARCAMIZ…KIYAMET ARAPCA’DAN GELMİS BİR KELIMEDIR…KIYAM(YUKSELIŞ)ET(ETMEK GECMEK) TİR..KIYAMET YUKSELISE GECMEK DEMEKTIR..HER INSANIN ÖLÜMÜ KIYAMET EVET DOGRU…OLUNCE TEKRAR ENKARNE OLACAGIZ..AMA NE MUTLU..HERKES OLMEKTEN O KADAR KORKUYORKİ, NEREYE SAKLANSALAR DİNLEREMİ, DİNSİZLİGEMI BÖYLE ÇATISIYORLAR KENDI ICLERINDE…TEK GERCEK VARDIR………BÜTÜNÜN PARCASIYIZ, KORKULARIMIZDAN ARINMALIYIZ, RUHUMUZUN NERDEN UFLENDIGINI UNUTMAMALIYIZ..GÖKLERDE 7 KAT YUKARLARILARDA ARANILAN, KENDI ICIMIZDE BUNU IDRAK ETMELIYIZ…KOSKOCA BIR BUTUNUN MINICIK PARCALARIYIZ..DUNYANIN DA YAŞADIGINI NEFES ALDIGINI UNUTMAMALIYIZ..BIZ ONA BU KADAR ZARAR VERMISKEN ONUN TEPKILER VERMESI NORMAL DEGILMI…OZON TABAKAMIZI BILE DELDIK…AGACLARI KESTIK…NEGATIF ENERJILERLE HERSEYI BOZDUK TALAN ETTIK…SIZ YAZMAYA DEWAM EDIN…BEN KENDI ADIMA KEYIFLE OKUDUM YAZINIZI..KIMSEYE CEVAP YAZMAK ZORUNDADA DEGILSINIZ…IŞIGINIZLA AYDINLANDIM…OKUMAYADA DEWAM EDECEGIM…HERKESIN GERCEGI IDRAK ETMESI DILEGIMLE SAYGILAR….




  2.  

    İyi olan kazanır kötü olan kaybeder, o yada bu tarih önemli değil, önemli olan pozitifizmi ve insancıllığı tüm hayata ve anlara yayabilmektir, 2012 ve diğer tüm öngörüler adı üstünde öngörüdür, ama gerçek ve somut olan bir şey varsa o da bu dünyanın ötesindeki güzelliklere erişe bilmemizin gerekliliği olan izinleri alabilmemizin tek yolu İYİ OLMAKTIR… O günü şu günü, bu enerjiyi, şu enerjiyi beklemeyelim, her şey elimizde mevcut, iyilik yapalım, hoşgörülü olalım, yardım edelim, birlik olalım, büyük ve fiziki gelişmeleri beklemek, çok büyük beklentiler oluşturmak, eğer olmazsa ardında büyük inançsızlıklar ve vazgeçmiş insanlar bırakabilir, ben her zaman gelişmelerin ruhsal boyutlarda yaşanacağının anlatılmasından yanayım… Yarın ne getirirse getirsin bizim gerçekte olmamız gibi olmamız duası ile..




  3.  
    Serife

    Tskrler sevgili Ozgul Susler! Elinize, zihninize saglik!!!




  4.  
    ermaner

    Tarih saat dakika müthiş bir öngörü tebrikler.




  5.  

    Çok etkileyici ve güzel yazılmış bir yazı , ellerinize sağlık 😉




  6.  
    Mehmet

    çok güzel bir yazı olmuş tebrikler.




  7.  
    nur ziya

    yazıyı pek tatminkar bulmadım.insanlık kıyamet dönemini yaşıyor şu an, tekamülü sona eren ruhlar artık dünyada bedenlenmeyecek ve boyut atlayacak olabilir. korku ve nefretle beslenen bedenlerin sevgi enerjisini kaldıramayıp toprağa döneceği çok saçma bir düşünce..tekamülleri yetmeyecek ise tekrar dünyada doğacaklar zira..dünyanın frekans artırdığına filan inanmıyorum..doğru olan frekansını yükseltenlerin artık dünyada bedenlenmeyeceğidir.




    •  
      Özgül SÜSLER

      Bahsettiğiniz öngörüler 20 yıl öncesi için geçerliydi evet. Çünkü o zaman ki pencereden bugünlerin görüntüsü şöyleydi; negatif enerji yükü daha fazla olduğu için toplu boyut geçişinin sağlanamayacağı ve bireysel olarak boyut değiştirebilecek insanların dünyadan çekileceği kuvvetle muhtemeldi.
      Fakat insanoğlunun çoğunluğunun sevgiyi seçmesi ve dualitenin farkında olması toplu bir geçişe imkan sağlayacak koşulları oluşturdu. Hepimiz inanılmaz bir adalet prensibiyle çalışan bir sistemde birbirimize ağ gibi bağlıyız. Birbirini hiç tanımayan insanlar da birbirinin enerjisinden etkileniyor. Ve dünya da bu kolektif enerjiden nasibini alıyor.
      Dünyanın yapı taşı toprağın enerjimizden nasıl etkilendiğini sınayabiliriz. Aynı toprak , aynı saksıda tipi ve aynı güneş açısında bulundurduğumuz iki saksıya aynı 2 çiçek dikin ve birine her gün sevgi, birine nefret ve öfke duygularınızı akıtın. Gözlemleyin neler oluyor. Bu demo etkiyi tüm dünya insanının dünya toprağında, suyunda, havasında yaratabileceği etkiyi düşünün.
      Diyeceksiniz ki madem sevgi baskın, dünyada neden hala savaşlar, felaketler yaşanıyor. Sevgi kurtarsa ya dünyayı. Kurtaracak… Ama nefrete ayna tutarak, sevgiye dönüşmesi için şans vermeli önce.
      SULAR BULANMADAN DURULMAZ. Sevgiyle…




      •  
        Yigitcan Talayman

        Ben 5 yaşından beri sigara içiyorum bana bişey olmaz.




      •  
        Zuhal Erdinç

        Merhaba,

        Foton kuşağı yazınızı çok tesadüfi daha bugün okuyabildim. ayın 14-15 Ağustos içinde bu bahsettiğinz tipte birtakım benzer ama hiç anlam veremediğim şeyler hissettim. Bu konunun çıkış noktasını ve daha detaylı kiminle temas edebilirim acaba? Melek çalışmalrı yapıyorum ne zamandır affetme üzerine ve kendime teşhisimle ilgili olarak ‘genişleme’ kelimesi yazınızdakiyle aynı anlamda örtüşüyor… Açıklık ve yol, yön yardım talep ediyorum, zihnim çok karıştı açıkcası… sevgiyle kalın




    •  
      tülin

      TARZINIZ SEVGİDEN VE İYİMSERLİKTEN ÇOK UZAK…. NEGATİF DÜŞÜNCELİ İNSANLARIN SAYISI AZALDIKÇA BU SÜREÇ HIZLANACAKTIR…TOPLU BİLİNÇ VE POZİTİF ENERJİNİN BİZİ ÇOK GÜZEL BİR ŞEYE ULAŞTIRACAĞI İNANCINDAYIM….ZATEN BEN BÖYLE BİR ŞEY OLACAĞINI YILLAR ÖNCESİNDEN ,( BÖYLE KONULAR HİÇ BİLİNMDEN YA DA BEN ÖĞRENMEDEN ÖNCE ) ANLAM VEREMEDİĞİM BİR ŞEKİLDE DÜŞÜNÜYOR VEHİSSEDİYORDUM….İNSANLARIN TOPLU BİR ŞEKİLDE POZİTİF ENERJİLERİ İLE BAŞKA BİR BOYUTA GEÇECEKLERİNİ DÜŞÜNÜYORDUM YA DA BÖYLE OLMASINI İSTİYORDUM…HATTA İNSANLIĞIN KURTULUŞA ULAŞMASINI ENGELLEMEYE ÇALIŞAN KARANLIK BİR GÜCÜN DE BUNU ENGELLEMEK İÇİN İNSANLIĞA NEFRET, KÖTÜLÜK, MUTSUZLUK, DİNİ KORKULAR AŞILAYARAK BU SÜRECİ ENGELLEMEYE ÇALIŞTIĞINI DÜŞÜNÜRDÜM….HERKESE SESİMİ DUYURMAK, LÜTFEN UYANIN , MUTLU OLMAYA ÇALIŞIN, POZİTİF OLUN…DİYE SÖYLEMEK İSTİYORDUM… İNSANLARIN BUNUN SAÇMA BİR ŞEY OLDUĞUNU DÜŞÜNECEKLERİNİ SANARAK SUSUYORDUM….AMA YİNE DE ÇOĞU ORTAMLARDA BUNU DİLE GETİRMEYE ÇALIŞIYORDUM…ÜRKEREK….ŞİMDİ BU YAZIYI OKUYUNCA ÇOKI MUTLU OLDUM…YALNIZ OLMADIĞIMI ANLADIM…BU GEÇİŞİN GERÇEKTEN VE KOLAY BİR ŞEKİLDE OLMASINI DİLİYORUM….




  8.  
    ruksan

    Kaleminize sağlık, oldukça derleyici olmuş, sevgiler…




  9.  
    Dr. Monist

    Sevgili Ahmet Turk’ un yorumuna istinaden; evren diye isaret ettiginiz yapi sonsuz bir potansiyele sahip. Sizin soyleminizin aksine, din adi altindaki ibadet calismalari, bireysel ruhun, olum sonrasi kendini bulacagi boyutta sikinti cekmemesi icindir. Siz ibadet ederek ona enerji kazandirmiyorsunuz yani.. İnsanin sahip oldugu elektromanyetik alan ile evrenin sahip oldugu elektromanyetik alan ayni. Fakat, bizi evrenin sonsuz enerjisinden koparan toprak enerjisi. Bunun da nedeni denge olmasi icin. Kozmik enerjinin 20 VG( Bai Hui) noktasindan kullandigimiz bedene girerken pineal bezin yonetiminde ki hipotalamo-hipofizar sistemi yoneterek korteks tarafindan bilinc/beyin elektriklenmeleri gosterir ki bu da dalga fonksiyonunu dogurur noron hucrelerinin. Diger yandan Hara cakrasindan da toprak enerjinin girmesi gerekir ki gogus bolgemiz de ki enerji depomuzu besleyebilsin. Yoksa isik bedenimiz, kullandigimiz su biolojik yapiyi besliyemezdi. Yani biz yiyerek icerek cinsel birlesmelerimizle hem bedeni hemde ruh dedigimiz elektromanyetik bandimizi besliyoruz, evreni degil. Evren bize, her zaman kozmik enerjisini zaten veriyor. Sevgiler.




  10.  
    Özgül SÜSLER

    Sayın Ahmet Türk
    İslam dini kendisinden önce dünya insanına yol göstermiş tüm dinlere, tüm kutsal kitaplara ve tüm peygamberlere iman etmeyi emretmez mi? Tüm dinlerin özü şu değil midir?
    ” Yaratan bizdedir, biz yaratanda” Neden ötelediniz insanoğlunu yaratandan öteye bu kadar?
    Tüm dinlerin özü birlik inancı değil mi? İslam dinine inananlar için namaz-oruç vb ibadetler tabiki öze- yaratana-bize- bire yaklaştırır bizi. Ama bu yolları değil de meditasyon-ayin yada sadece iç sesini dinleyerek onunla bir olmaya çalışanların yöntemlerini doğru bulmamak doğru mu?
    Sevgiler




  11.  

    Sayın Özgül SÜSLER. Hz.Âdem(a.s.)’dan ittibaren 3 vakit namaz, ramazanda oruç ve hac ibadeti ALLLAH(C.C.) tarafından, Cebrail(a.s.) tarafından gösterilmiş ve tatbik ettirilmiştir. Dünyaya gelen bütün peygamberler namaz, oruç ve hac ibadetlerini yerine getiren elçilerdir. Dünyada ne zaman namaz, oruç ve hac ibadetinden insanların terk ettikleri ve kendi kafalarına göre ibadet şekli icat ettiklerinde peygamberler gelmiştir. Hiç bir peygamber kendiniden önce gelen peygamberlerin tastikçisi ve aynı dini tebliğ eden elçilerdir. Allah(c.c.) evrene ve dünyaya ayrı ayrı dinler göndermemiş insanlar kendi düşüncelerine göre ortaya çıkarmışlardır. Abdest almayı vaftiz haline getirilmiş, namaz meditasyon veya yoga olarak değiştirilmiştir. Allah(c.c.)’ın emirleri tektir namaz ve oruş, hac insanların bulduğu kafasına göre yaptığı ibadet değildir. Allah(c.c.)’ın emirlerinin dışında yapılan ritüeller kişinin psikolojik olarak rahatlatan seanslardır, evrene dünyaya ve insanlığa hiçbir faydası ve katkısı asla yoktur. Allah(c.c.) heryerde değildir, her hissettiğiniz, gördüğünüz, duyduğunuz aklınıza gelen herşey Allah(c.c.)’ın ta kendisidir. Akıl Allah(c.c.)’ın ta kendisidir. Allah(c.c.)’ın milyonlarca sıfat vardır, akıl, can, bilinç, evrenin kendisi ve içidekiler, Arş herşey, herşey Allah(c.c.) ta kendisidir. Bizler evrende Allah(c.c.)’ın halifesiyiz. yani Allah(c.c.) bizlerde ahmet.metmet ayşe fatma olarak yaşar. Dini tam olarak bilmek için (ikra) okumak gerekir burada yazılan kısacık yazılarla pek anlaşılmaz. Evrenin bizler parçasıyız ve bu evreni devamlılığı bizlere everilmiştir onun için ibadetler evcreni yaşatan emirlerdir. Saygılarımla. Xp




    •  
      Özgül SÜSLER

      Sayın Ahmet TÜRK
      Allah’la olan derin muhabbeti sadece islam dini mensuplarına layık görmeniz ve yol tektir demeniz kabul edilebilir değil bana göre. O zaman başka yol tercih edenler de kendi yollarının tek doğru olduğunu savunurlar haklı olarak. Ve herkes bir taraftan çekiştirse kutuplaşmalar artar. Adil ve insan iradesine saygılı, saf niyete endeksli islam dinini böyle katılaştırırsanız ve diğerlerini ötelerseniz birlik inancından uzaklaşmış olmazmısınız ki BİR aynı zamnda islamın temeli değil mi? Bence bu kadar keskin hatlar çizmemeliyiz! !!
      Namazla ve oruçla Allah’a ulaşmaya çalışanlar olduğu gibi, sizin anlayacağınız manada namaz kılmayıp, her an namaz halinde hissedip ona ulaşmaya çalışan insanlar da var. Küçümsemek, yok saymak insana yakışmaz bence… Takdir yartanındır.
      Saygılar




      •  
        lale

        Özgül hanım özellikle şu satırlarınızı tüm yorum yapanlara tekrarlamak istedim çünkü dini tam olarak bilmeyenlerinde BİR in yarattığı varlıklar olarak belkide çeşitli sıfatlarla yeryüzünde gezenler olarak düşünüyorum ben sonuçta o BİR sağlıklı düşünenlere ”akıl” da vermiş. Din adına kimsenin kimseye zarar vermemesi inançlarına saygı göstermesi gerekir. Akıl sağlığı olmayan insanlarda var onları ne yapacağız, bunu düşününce zaten içinden çıkarız hiç insanlar arasında o dinden bu dinden diye ayırım yapılır mı bırakalım herkes kendi dinini yaşasın veya ben dinsizim desin ama sussun kimselere dayatmaya kalkmasın. İnsan vardır dini a dini, insan vardır dini b dini. Bence asıl olan yine insana mahsus olan kötü kötü mizaçlara sahip kulların yaydığı negatif enerjilere karşı durabilmektir.
        ”Ve herkes bir taraftan çekiştirse kutuplaşmalar artar. Adil ve insan iradesine saygılı, saf niyete endeksli islam dinini böyle katılaştırırsanız ve diğerlerini ötelerseniz birlik inancından uzaklaşmış olmazmısınız ki BİR aynı zamnda islamın temeli değil mi? Bence bu kadar keskin hatlar çizmemeliyiz! !!

        Özgül SÜSLER 23 Temmuz 2012 at 16:42

        Teşekkür ederim size.

        Sayın Ahmet TÜRK
        Allah’la olan derin muhabbeti sadece islam dini mensuplarına layık görmeniz ve yol tektir demeniz kabul edilebilir değil bana göre. O zaman başka yol tercih edenler de kendi yollarının tek doğru olduğunu savunurlar haklı olarak. Ve herkes bir taraftan çekiştirse kutuplaşmalar artar. Adil ve insan iradesine saygılı, saf niyete endeksli islam dinini böyle katılaştırırsanız ve diğerlerini ötelerseniz birlik inancından uzaklaşmış olmazmısınız ki BİR aynı zamnda islamın temeli değil mi? Bence bu kadar keskin hatlar çizmemeliyiz! !!
        Namazla ve oruçla Allah’a ulaşmaya çalışanlar olduğu gibi, sizin anlayacağınız manada namaz kılmayıp, her an namaz halinde hissedip ona ulaşmaya çalışan insanlar da var. Küçümsemek, yok saymak insana yakışmaz bence… Takdir yartanındır.
        Saygılar




    •  
      deren öziş

      Sitenizi inceledim gerçekten kim olduğunuz bile belli değil.Kitap yazacak kadar bilgi hakimi bir alimseniz bu bilgileri edindiğiniz kaynakları bizimle paylaşın.Birşeyi söyleyip geçmek vebalinizi artırır.İslam alimi yada düşünürü kitlelere açıkladığı bilgileri korku salarak ve kendini saklayarak yapmaz.Adınızı girince internetin bize vediği kişi adaşınızmı yoksa ne siz kimsiniz?Web sayfanız da yeterince açık değil.Verdiğiniz bilgilere gelince tartışmaya çok açık.




  12.  
    mert

    foton kuşağına olan inancınızın temeli neye dayanmaktadır, bu konu hakkında bilimsel bir veri olmamasının yanında çoğu insan tarafından hurafe olarak nitelendirilebilecek niteliksiz bilgi bile yok denecek kadar azken????? bu konuyla ilgili edinebildiğim bilgilerin çoğu nerdeyse aynı ve çok kısıtlı, bu kadar kesin konuşabilmenize sizi inandıran bilgiyi bizimle paylaşırsanız sevinirim.




    •  
      Özgül SÜSLER

      Sevgili mert bey;
      Yazımda öngörülerin neye dayandığını anlattım. Görünenin ardında gerçekleşen, gerçekleşmesi muhtemel olaylar için somut kanıtlar istiyorsunuz. O zaman 2012 aralık 21 sonrası gelişmeleri bekleyelim ve görelim. Tabi bu kadar somut bakarsak meseleye dünyanın bir anda değişeceğini iddia ettiğimizi düşünüyor olmalısınız. Hayır. Yazıyı tekrar okumanızı tavsiye ediyorum… Ben diyorum ki SEVELİM- ŞÜKREDELİM- AFFEDELİM ve bekleyelim. Sorunuzu siz kendi özünüze sorun. Cevap ne ise doğrudur.
      Ben size elmaları yüksekten attım düştü. “Yerçekimi kanunu vardır” gibi ispatlayamam bunu…
      saygılar




      •  
        Mert

        Samimiyetle söylemek isterim ki, ben her ne kadar inanmasamda (inanmak için doğada varlığını sürdürmeye çalışan her insan gibi bilinç ve inanç kalıplarına ihtiyaç duyarım) foton kuşağı yada adı ne olursa olsun böyle radikal ve zorunlu bir değişimin vuku bulması en büyük arzumdur. şahsi isteğimin dışında objektif bi gözle insanlığa baktığımda insanlığın ihtiyacı olanda budur. herkese hatırlatmak isterim deprem zamanlarını, enkaz yağmalayan bir kaç istisna dışında nasılda bir olmuştu insanlar, birbirlerinin dertleriyle ne kadar ilgilenir olmuşlardı. malesef yaratılışımız böyle elimizdekinin kıymetini kaybetme sınırına gelmeden anlayamıyoruz. ve bu sınıra geldiğimizde de elimizdeki kaybetmemenin sevaşını veriyor fakat çoğunlukla bu savaşı kaybediyoruz… peki bu savaş ileriye dönük bir bilinç açılımına sebep oluyor mu ? diye sorucak olursanız, fazlaca kötümser olduğumun farkındayım fakat OLMUYOR dur cevabım.
        İşte bu yüzdendir ki, görmek istiyorum DOĞAnın gökdelenleri malup edişini.
        Fakat foton kuşağı olarak adlandırılan olgu hakkında sizinde yazınız dahil olmak üzere, çıkan yazılar incelendiğinde hepsi birbirine çok yakın aynı denebilicek, ve en önemliside çok köklü ve çok ani değişimlerden bahsetmekte. BU KADAR KESİN BİR TARİH VEREBİLİYORSANIZ, BU KADAR KESİN AN BE AN OLACAKLARI TARİF EDEBİLİYORSANIZ. terbiyesizlik etmek istemem ama ya DELİSİNİZ yada ÇOK BÜYÜK BİR BİLGE. (yada bilim adamısınız diyemeyeceğim kadar az, neden sonuç ilişkisine dayalı bilimsel bilgi vermişsiniz.) :)
        Bu yorumları yazma sebebim yine söylüyorum herne kadar inanmasamda belki inanmamı sağlayabilecek bilgileri sizden edinebilecek olmamdır. Merakla cevabınızı bekliyorum




      •  
        ayşe

        Özgül Hanımdı sanırım…Bu yazdıklarınıza gereçkten ianıyor musnuz çok merak ediyoru…Eğer inanıyorsanız bilimsel arasştırmalarınızı tamamladınız mı? Geniş kapsamlıya gerek yok maya takvimi 21 aralıkla ilgili olan bilim adamlarının we arkeologların açıklamaları war hali hazırda we inanılmaz ama türkçe !!! bunları okuma fırsatı bulabildiniz mi??? Dünyanın daha iyi olabileceğine inanmanız çok güzel duyuların 5 ten 10 a çıkacağı düşünceside insanı rahatlatan mutlu eden bir şey ama hayal kırıklığı çok kötü….Bu tip seyleri yazmadan lütfen biraz araştırma yapı …saygılar




  13.  
    kaan ateş

    Yorumlardaki, yerleşik felsefe (inanç kalıpları) ile kendini ifade eden arkadaşlar;
    Farkındamısınız ki bildiğinizi değil, öğretildiğinizi (ezber edildiğinizi) savunuyorsunuz :)
    Elbetteki semavi dinler ve içerisinden çıkan bilenler doğru söylüyor ve güzele klavuzluyor.
    Lakin klavuzlarken o günün kabül edebileceği algı seviyesine göre klavuzlayabiliyor.
    Muhammed peygamberin, miraç a hareketinde tayışıcı olan burak atı..
    Anlatılan burak atı gibi bir cismani varlık tahayül edebiliyormusunuz ??
    Yada.. çok kıymetli büyüğümüzün yaşadığı durumu çevresindeki insanlara aktarabilmesinde ifade gereği kullandığı tarifi. Yakalayabildinizmi durumu Hz. ret çiler.

    Peygamberin ifade ettiği burak atı, o günün bilincinin kavramı dışında bir kavram.
    Bugünün bilinci, önyargısız – korkusuz – etki altında kalmadan ve vicdan yolunda konuyu araştırırsa kavrayabilecek düzeyde.
    Peygamberi taşıyan burak atı, Mer-Ka-Ba aracı olabilirmi??
    Mer- Ka-Ba canlı beden aracı konusunu bir araştırmak gerek.

    Başlık ile merkaba nın alakası yok/var, nitekim ifade etmek istediğim
    ihtiyaç olunan ANLATILANDA DEĞİL, ANLATILMAYANDA..

    (Anlatılanın peşinde yürümek, sorumluluk almakdan korkmakdır. Daha önceki keşif üzerinden yürümektirdirki;
    ‘Babalarımızıda aynı iz üzerinde bulmuştuk’ diyen bilince Kur-An ın ifadesi nettir.)

    Sevgi Selamlar




  14.  
    kıyas

    bu siteyi daha önce nasıl olurda görmedim..kendime kızdım..Ahmet Türk’ün yazıları beni etkiledi..teşekkür ederim..




  15.  
    nil

    merhaba Özgül Hanım;
    yukarıda yazdığınız 8 maddelik durumu yaşayanlar şanslı yaşamayanlar şanssızmı oluyor ? yaşamayanlar neden yaşamıyor, ya da uyumlandığı içinmi yaşamıyor…yoksa farkındamı değiller.. yaşayanlarımız ise , nedenlerini öğrenip yollarına devam edicekler.. aydınlatırsanız çok sevinirim…




    •  
      Özgül SÜSLER

      Herkes az ya da çok bu belirtileri yaşıyor. Hissediyor ya da hissetmiyor. Çünkü hepimiz uyumlanmaya çalışıyoruz. Kaplarımızdaki öfke, nefret ve korkuyu ne kadar boşalttıysak o kadar saf sevgiyle dolduruluruz. Ve hak ettiğimiz sonuçla karşılaşırız. Kimimiz de çok keskin belirtilerle yaşar bu durumu ama yolu da kestirme olur. Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez.
      Sevgiler




  16.  
    Doğukan Alay

    Umarım gerçekleşir :)




  17.  
    anexi

    GOD KNOWS…




  18.  
    Dogukan Alay

    22 Aralık 2012’de uyandığımızda yeni bir dünya ile karşılaşmak muhteşem olurdu.




  19.  
    Sema

    2012 yılında ne olacak acaba dediğimde yıl 2009 un başıydı. O gün bugündür öğrendiğim ve uyguladığım takdir ve şükranla sevmek. Herkezde her olayda bunu uygulamak.. Öncelikle kendimi affetmek.. Şükretmek. Hayat bunlarla anlamlı.. Bugün mutlu bir insanınım.. Buda bu yaşamda keyif almam için bana yetiyor.. Hergün yeni bir oyuna uyanıyorum. . Kalemize sağlık Özgül Hanım




    •  
      Dogukan Alay

      Şu sorunlardan sadece seyirme olmuştu bütün vücudumda bir kaç ay önce :)
      ( Gerçi hoşuma gitmişti,sorunda denemez pek,haz duymaya başlamıştım 😀 )




  20.  
    hikmet

    22 Aralık 2012 tarihinde buraya ne yazacaksınız ? Çok merak ediyorum.




    •  
      Atakan

      Dediler dediler inanmadık bak ne oldu şimdi yazabilrim. Bence kıyamet olmayacak sadece değişik bir hayatımız olacak diye düşünüyordum ve bu yazıları bulan kişi hani şu Dünya ile Ay arasından geçecek olan kuyruklu yıldız var ya, onu bulan kişi. Yani bence gerçek olabilir. Veya bünyemiz kaldırmayıp saniyede patlayabiliriz. Hangisi ise.

      Dipnot: Bence gelecek hayat çok sıkıcı olacak çünkü yapamayacağımız az şey olacak.




    •  
      Burak

      O kadar yorum arasında en çok dikkatimi çekendi. Helal olsun :)




  21.  

    Öncelikle yazısı ve cesaretinden dolayı sayın ÖZGÜL SÜSLER’i kutluyorum. Kendisi şu şartlar altında gayet güzel derlenmiş ve hazırlanmış ve cesur bir yazı yazmış. Ancak bu konu hakkında bilgi sahibi olan biri olarak kendisine sormak istediğim bir soru var ; öncelikle çok kesin bilgiler kullanılmış foton kuşağına giriş ile ilgili özellikle (21 aralık 2012 saat 11:11 gibi) bu bilgileri hangi kaynaktan aldı acaba ?

    İslam inancına göre böyle birşey ters diyen arkadaşlar için ; Kur’an-ı Kerim’e göre “kıyamet” bazı alametler sonucunda oluşacak. Bunlardan en büyük alamet ve en sonuncusu “güneşin batıdan doğması”. Böyle bir durum ancak dünyanın manyetik alan değişimi sonrasında meydana gelebilir. Manyetik alan değişimi de 21 Aralık 2012’de olabileceği düşünülen olasılıklardan bir tanesi




  22.  
    ALİ ER

    Zamanı biz insanlar oluşturduk. Evrende tüm hareketlerin zamana ihtiyacı yok.Dünya güneşle ilişkisi bir döngü, zamanla ilişkili değil. 21.12.2012 diye bir zaman yok onu biz ürettik. Evrendeki döngülerin peryodikliğini tahmin edebiliriz fakat bunların getirisi götürüsü ile evrenin davranış biçimi hakkında yorum yapma bilgeliğine henüz dünyalı olan bizler gelmedik. Şimdiye kadar dünyanın sonu ile tarih veren yüzlerce düşünür bilim adamı oldu ama gerçekleşmedi.Biz hala petrol için savaşan bir topluluğuz….




  23.  
    kurama02

    ya yorumları okudumda kafam şişti be o yüzden bende kafa şişirim dedim :) gerçekten foton kuşağı olacakmı açıkcası olmasını yürekten istiyorum ama muhteşem fantastik bir film gibi geliyor yani inanılmamasının tek nedeni bilimsel açıklama olmaması onun dışında herşey tas tamam bunun kitabi vardı galaktik insan okudum 1 sene önce yani gerçekten mantığa tam uydurulmuş yada benim mantığım zayıf, özgül abla diğer yazılanlardan biraz daha farklı ve güzel olmuş yazınız ,şimdik diğer insanların inanıp inanmaması umrumda değil inananlara inanmayın veya inanmıyanlarada inanın demicem(nan nan nan 😀 ) neyse bide inanılmamasının sebebi bügüne kadar çok teori atılmış ve gerçekleşmemişti bunu gören insanlarda büyükler küçükleri belki inancaklar ama inanmamalarını sağlıyorlar en azından bende öle (inanmıyorum yada inanıyorum demiyorum kararsızım) evet neyse sonuçta göreceğiz olacakmı olmayacakmı bide zombi olayına bundan daha fazla inanılıyor ve yine karşımıza bilim çıkıyor:)




  24.  
    kurama02

    eemm bide özgül süsler hakkında yazılan yazınız çok güzel özgül abla yani kendime çevirmeye çalıştım ama olmadı orda kız var anne var yazar var öff :D:D:D




  25.  
    Onur

    Yazar şizotipal ve paranoid kişilik özelliklerine sahip. Yazdıkları da bu kişilik yapısının ürünü. Gerçekte yok böyle şeyler, saçma sapan iddialardan medet ummayın. Dünya herzaman gelişiyor, değişiyor ve bu devam edecek. 21 Aralık tarihinin hiçbir önemi yok.




  26.  
    derya85

    Olaya aşağıdaki arkadaşın maktığı gözle bakarsak peygamberler de şizofren olur,Allah inancı taşıyan kişilerde.Çünkü psikiyatr bilimi böyle söyler.Yalnız unutmayalım ki dünya ve insanoğlu maddeden ve doğa yasalarından ibaret değildir, bakınız:ruh




  27.  
    derya85

    Şu 2012 aydınlanma süreciyle ilgili de şunu söylemek istiyorum, mayaların hesabı o gün için doğru olabilir fakat bugün bu tarihi biz yaşıyoruz ve henüz böyle bir idrak sıçramasının henüz zamanı olduğunu kolayca görebiliriz.Bu tıpkı kıyamet tarihi gibi, bunu peygamberimiz bile bilemeyeceğini söylemişti çünkü bu tarih sabit bir tarih değil dünya insanlarının dibe vurma süreciyle ilgili olduğunu düşünüyorum.Henüz dibe vurmuş değiliz, mesela doğa katliamları yaşanırken bir yandan da doğaya bir dönüş var bu dünyayı dengede tutuyor.Yakın tarihte bir aydınlanmanın yaşanacağını ben de düşünüyorum ama bunun 1 günde olacağını zannetmek komik olur en azından dünya gerçekleriyle örtüşmez.İslamdaki 12. imam olan mehdininde aslında bu aydınlanma sürecini temsil ettiğini düşünüyorum.Çünkü buna çok ihtiyacımız var hala peygamberin sakal-ı şerifini gördüğü zaman ağlayan ama o sırada birbirleriyle itişen kakışan insanlar var ne yazık ki ya da hacca gitmek için can atan ama kendini bir gram değiştirmeyen orada bile kavga gürültü küçümseme davranışlarında bulunan insanlar var.Bu demek oluyor ki hala putperest bir din anlayışımız var ismi islam olsada.Bunu değiştirecekler bizleriz o yüzden okumaya öğrenmeye ve en önemlisi kalıp anlayışları yıkmaya ihtiyacımız var.Sevgiyle…




    •  
      osman

      Tebrikler derya hanım, tespitlerinize katılmamak elde değil..sahte dindarlıktan, ikiyüzlülükten ne zaman kurtulursak ve de düşünme sorgulama anlama anladığını hayata geçirme zahmetine katlanabildiğimiz gün aydınlanmışız demektir..




  28.  
    Burak KIZIK

    Belirlenebilen bir tarih ve o tarihte olacakların listesi… başarılı , bir falcıya da uğrayın faydalı olacaktır.




  29.  
    Burak KIZIK

    Belirlenebilen bir tarih ve o tarihte olacakların listesi… Başarılı , bir falcıya uğrayın ondan da biraz fikir alın. Düşündükleriniz doğru olsa bile bunu insan uydurması olan “tarih” kavramına keskin bir şekilde oturtmak bütün bunları “safsata” olmaktan öteye götüremiyor.




  30.  
    belkıs

    hayat bizim için bir geçit… din insanların hikayesi, namaz oruc hac gibi kalıplar da insan şekillendirmesidir…. gözlerimiz gerceklere kapalı; nedenmi sorgulamadan ahmet türk gibi arkadaslara inandığımız onların sözünü doğru zannettiğimiz için . Oysa sorgulamayı becerebilseydik karanlıkların birer birer aydınlandıgını kalp gözümüzün acılıp neyin dogru olabileceğini alenen görecektik… dünya üzerinde dini kullanıp da ona inanmayan o kadar insan varki….uyanın ey insanlar ,, her insanın dini vicdanıdir, vicdan sevgidir sevmektir.. sende vicdan yok ise dindarlıkla beni kandırma ..




  31.  
    serkan

    yok / VAR(atom ve yokluğa yakın parçacık)..araştırmalarım sonucunda olabilme ihtimalinin yüksek olma ihtimali de yüksek .ana rahmine daha önceden var olduğumuz dünyadan (iç içe geçmiş sarmal karmaşık boyutlu)UNUTTURULARAK IŞINLANDIK Kİ tekamülümüzü gerçekleştirmek için bunu bu şekilde söylememe neden olan olay isa peygamberin bebek iken konuşma hadisesidir.isa peygamber hatırlıyor biz hatırlamıyoruz.bütünsellik kavramı içinde düşündüğümüzde onun sonzuz bir ilime sahip olduğunu görebiliyoruz .saygılar




  32.  
    Özgül SÜSLER

    Görüyorum ki yazımın altında iki ayrı cephe açılmış. Yorumları okurken gülümsedim. Gülmedim. Gülümsedim. Çünkü taraflar gerçekten yazdıklarında samimilerse özde aynı şeyleri savunup birbirlerinin karşısındaymış gibi görünüyorlar. Bazıları psikolojik rahatsızlıklarım olduğuna kanaat edip, teşhis bile koymuşlar. Falcılarla ve kahinlerle işbirliği yapmamı tavsiye edenler de olmuş. Sağ olsunlar. Benim doğru bulmadığım, karşısında duracağım tek şey kendi doğrunuzu savunurken başka bir fikri, görüşü hatta insanı aşağılayıp, etiketlemektir. Tarafın nedir diye sorarsanız BİRLİKTEN, SAĞDUYUDAN, HOŞGÖRÜDEN tarafım. Fikrin nedir diye sorarsanız: Bana elektronik posta yoluyla ulaşan bir okurun sorusuna verdiğim cevabın bir kısmını sizinle paylaşayım. Buyurun:




    •  
      Özgül SÜSLER

      Sayın …..;
      Gizli saklı olacak bir şey yok. Her şey açık ve ortada. Ben de sizin gibi biriyim. Birin bir parçasıyım. Yaradanın sizden yada benden ayrı gayrı olmadığına, şah damarımızdan yakın bizde olduğuna, her birimizin ayrı ayrı onun özel bir parçasını taşıdığımıza ama o olmadığımıza iman edenlerdenim.

      21 aralık 2012 astrolojik olarak güneş sitemindeki gezegenlerin tek sıra halinde dizileceği ve sıra dışı bir enerjiyi dünyaya yansıtacağı günümüz medyasında da çok söylenen şeyler. Adına foton kuşağı deyin yada başka bir şey …

      Dünyada insanların bir tekamül sürecinden geçtiğine inanıyorum. Her birimiz birbirimize o kadar bağlıyız ki. Her düşüncemiz ve davranışımız önce bizi sonra yakın çevremizi etkiliyor. Ve bu da dünyamızı doğal olarak. Boşuna bu dünyada değiliz her birimiz ayrı ayrı birlik inancına uyanana kadar sınavdayız.

      Gelelim yazıya, ben yazıda özellikle bir iddiada bulunmaktan kaçındım. Farkındaysanız öngörüler şeklinde anlattım her şeyi, 21 aralık 2012 hakkında birçok öngörü var biliyorsunuz yıllardır söylenen. Fakat nedense insanlar” kıyamet kopacak” diye bir iddiada bulunduğumu algıladılar. EĞER BEKLENEN KIYAMET BUYSA cümlesiyle başlayan bir anlatım nasıl olur da bir kıyamet kopacak iddiası olarak algılanır ? Ben dünyanın bir enerjisi olduğuna ve bu enerjinin dünya varolduğundan beri değiştiğine inanıyorum. Yazımda bunların detaylarından bahsettim kendi fikrimce tabi. Ne olacağı bir sırdır. Sadece Allah’ın takdirinde bir sır. Ama iyiliğin cenneti kötülüğün cehennemi olacağı bir işaret. O kadar geniş kapsamlı ve soyut bir konu ki doğru kelimeleri seçmekte zorlanıyorum açıkcası. Somut olarak yazdığım sadece fiziksel değişiklikler ve işaretler ( bizzat yaşadığım, hissettiğim ve ortak deneyimleri yaşayan insanlar olduğunu bildiğim değişiklikler) size safsata gelebilir bunlar. bu da bir tercihtir. Özgür iradenin yansımasıdır.

      Tekamül yolculuğunda dünyada nefes alan insan sayısınca yol vardır. Siz almaya niyetli olduktan sonra sıradan bir söz, iki satır yazı ya da annenizin her zaman söylediği bir kulağınızdan girip diğerinden çıkan nasihatları sizde bilinç patlamalarına sebep olabilir.

      Ben özel olduğum iddiasında değilim aman. Özellikle imtina ederim böyle anlaşılmaktan. Ya hepimiz özeliz (parmak izinize bir bakın size özel, ya ses tonunuz dünyada başka kimsede yok aynısından) ya da her birimiz en az diğerimiz kadar sıradanız. Bir puzzle ın nadide parçlarıyız. Kim ortada kim kenarda ne fark eder. Birimiz olmazsak bütün olmaz, tamam olmaz.. Cevap bende değil sizde. Sadece benim cevabım bende. Sezgilerinize güvenin. Benim yazımda bu kaynaklar içinde devede kulak kadar yer tutar belki. Bilinciniz hepsini özümseyebilir, bir kısmını mantıklı bulabilir ya da hepsini reddedebilir. Ama yine kendini doğrunuza doğru bir açılım yapabilir. Bazen bir aşamada doğru olduğuna kanaat ettiğiniz bir bilgiden, birkaç aşama sonra kuşku duymaya başlayabilirsiniz. Ve belki birkaç aşama sonra da tamamen reddedebilirsiniz. YADA SÜREÇ TAM TERSİNE İŞLEYEBİLİR. Ama hiçbir şey boşuna değildir. Her aşamanın bir anlamı vardır.

      Ben bir misyoner değilim. Farklı bir din yaymaya çalışan insanların kafasını karıştırmaya çalışan, bununla eğlenen bir insan hiç değilim. Bütünün bir parçasıyım ve kendim olmaya çalışarak birliğe hizmet etmeye çalışıyorum.

      Tüm bunlar size safsata gibi de gelebilir. Denemeye değer de bulabilirsiniz. Tercih sizindir her zaman ve her şeyde olduğu gibi.

      Umarım faydalı bir yazışma olmuştur.
      Saygılar
      Özgül SÜSLER




  33.  
    furkan

    Tüm bu anlatılanlar (Foton kuşağı ile ilgili) diyelim ki hayal ürünü.

    Yaklaşık 7-8 yıldan beri bu konu hakkında bir şeyler anlatılıp duruyor. Mesela insan DNA’sının değişeceği ve hastalıksız insanlar gelecek deniyor’du.

    İnanmadık ama son günlerde İngiltere’de, 3 DNA’lı bebek (insan) tartışmaları başladı. Hastalığı yok etmek için başka birinden mitokondriye ilave yapılacak olması, “Tasarım Bebeklerini’nin” önünü açacağını ve iyi olmayacağını, kamuoyu ve bilim dünyası tartışma yapıyorlar.

    Bu neyin nesi’dir?.




  34.  
    Kamil

    sevgili yazar ben azerbaycandan yaziyorum yazinizi cok begendim. turkceyi cok iyi bilmedigimden yazimdaki kusurlara gore onceden ozur dilerim.kroniki hastalik ariyordum sizin siteye rast geldim.onceleri geceleri 3de aniden uykudan kalkiyordum bu 1-2 hafta boyle oldu ayni saatlerde uyaniyordum simdide kroniki hastaligim yeniden basladi basim agriyor doktorlar sebebini bilmiyor rentgen cekdirdim hic bir sey olamadigi soylendi yani doktorlara gore tam saglikliyim.umarim o gun gercekten gelir hastalar iylesir insanlar artik farkli degil ayni olduklarini anlarlar




  35.  
    ziyaretçi

    hiç bir bilimsel kanıt var mı veya kurandan kesin bilgiler vs. sadece maya takvimine dayandırmak biraz saçma oluyor.foton kuşağı dediğiniz bildiğimiz fotonlardan başka olmalı heralde yoksa o kadar enerjiye ne dna’mız dayanır ne bedenimiz.merak ettim saat neden 11:11?

    Bir de kuran’da insanın en güzel şekli ile yaratıldığı yazmıyor mu o zaman en güzel şekilden daha iyi olan bir şekle geçmiş olacaz ki bu da çelişiyor?




  36.  
    hibset

    m isimli kardes elif hece öztürkün yazilarini tavsiye ederim astrolojistik.com sitesinden yazilari okuyabilirsiniz




  37.  
    adem tavan

    nerden başlasam bilmiyorum ki…allah o kadar güzellikler yaşatıyor ki insana tarif edilemez…o muhteşem enerjiyi ,allahın her daim içimizde(bir ben vardır bende benden içeru)olduğunu hissetmek,aşk-ı ilahiyi yaşamak…artık bütün perdeler kalkıyor,bütün sırlar açılıyor…ahmet maranki doğru söylüyordu,maalesef insanların çoğu hak edemedi bunu,günahı işlemekten bıkmamışlardı çünkü… yaşanacaklar onlara kıyamet gibi görünecek…ama artık her şey değişiyor,çok çok az kaldı…irtibat kurmak istiyorum,mail atın istiyorsanız…




  38.  

    Herşeyin Aurası olduğu gibi adına Foton dediğimiz enerji kütlesinin de Aurası vardır. 1962 yılında Auranın birinci katmanına, 1987 yılında da ise ikinci katmanına girilmiştir. Şimdi ise (21 Aralık 2012) üçüncü ana katmana girilecektir. Değişiklikleri hep beraber gördük, göreceğiz inşaallah. Bu değişikliklerin daha çok içsel olarak yaşanacağı öngörülmektedir. Yazar kardeşimiz bence bu değişiklikleri çok güzel açıklamış, böylece muhteşem bir yazı ortaya çıkarmıştır. Yazıyı baştan sona okudum. Yazarın bu yazıyı kaleme alması onu dininden etmez. Kaldı ki, Kuran’da da buna yönelik birçok ayetler (Nuh tufanı, Bazı toplumların helakı gibi) bulunmaktadır. Kendi adıma Özgül hanımı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Sevgilerimle.




  39.  
    Ercix

    bu bahsedilen şeylerin çoğunu bende hissediyorum lakin yaşadığım bu şeylerin çoğu güncel yaşamın üzerimdeki baskısından kaynaklandığını zannediyorum.neticede insanın varlığından bu yana yaşanılan hislerdir.Ama bu foton kuşağına veya etkilerine inanmıyorum anlamına gelmesin.Tarih olarak kesin olabilir diyemem ama ömrümüz yeter mi görmeye ya da yaşamaya onu da bilmiyorum.inanmamdaki tek sebep Edmund halley’in bu kuşağı keşfetmesi.Dikkat ettiğim noktası ise bu bilim adamı d. 8 Kasım 1656 – ö. 14 Ocak 1742 yıllarında yaşamış ve ölmüştür.keşfettiği halley kuyruklu yıldız ise 1999 yılında geçişini yapmıştır.Bunu ciddi bi şekilde irdeleyerek düşünürsek foton kuşağını bi yerinden uydurmuş olamaz.O yüzden böyle bir enerji kuşağının içinden geçeceğimiz kuvvetle muhtemeldir ama olumlu mu olur olumsuz mu işte onu da yaşayıp görmemiz gerekir.




  40.  
    Ali

    Sevgili Özgül Hanım

    Birlik konusunda size tamamen katılıyorum. Ancak birlik var, birlik var. Mutlak varlık olan Allah’ın birliği özünde HAKİKAT’tır. Ancak yeni moda olan maya ve benzeri uygarlıkların ortaya attıkları koşulsuz sevgi, 21 Aralık 2012, foton kuşağı gibi birlikler özünde ŞİRK’tir.

    Foton kuşağı olmayacak mı? Elbette olacak. Ancak deccalin cennetine girenler için olacak. Öyle ya, yüce kitap Kuran-ı Kerim’de deccal hakkında uyarılar var. Hz. Muhammed aleyhisselam aracılığı ile hadislerde de birçok uyarı var. Hatta “Nuh’tan sonra hiçbir peygamber yoktur ki ümmetini deccal fitnesine karşı uyarmasın.” hadis-i şerifi de açıklıyor ki, bu deccal gerçekten önem verilmesi ve korunması gereken bir fitne.

    Bu deccal kimdir? Deccal kelimesinin anlamı, her şeyi zıt gösteren gibi bir anlam taşır. Bu yüzden yukarıda “deccal cenneti” yazdım. Deccalin insanlığa sunduğu cennet, hakikatte cehennemdir çünkü.

    Tabii buna başta inanmayabilirsiniz. Sizi anlayabiliyorum. Çünkü sizin düşüncelerinizden geçtim. Her şeyin sağlamasını görüyor, kendinize her an bu gerçeği kanıtlıyorsunuz. Dünyanın ve deccalin cenneti olan cehennemi beklemeye, ona hazırlanmaya ve uyumlanmaya devam ettiğiniz müddet, bir rüya deryasında yüzmeye de devam edeceksiniz ve ne yazık ki rüyadan uyandığınızda umduğunuzu bulamayınca çok şaşıracaksınız.

    Muhammed Mustafa aleyhisselam efendimizden 1400 yıl önce gelen uyarıya kulak verin ve deccal fitnesine karşı kendinizi ve sevdiklerinizi koruyun. Varsın deccalin cehennemine girelim. O da hakikatinde Allah’ın cennetidir.

    Saygılarımla.




  41.  
    Ali

    Güzel bir şiir olduğu gibi konuyla hiçbir alakası yok. Üstelik o elifin manasını bildiğinizi de hiç zannetmiyorum ,)




    •  
      Özgül SÜSLER

      Şiirde sizin gördüğünüz size, benim gördüğüm bana. Ne sizin gördüğünüz beni benim gördüğümden eder, ne benim gördüğüm sizi gördüğünüzden. O zaman herkes gördüğünün tadını çıkartsın. Sen niye öyle gördün? deyip yargılamasın. Zira Allah’ın avukata ihtiyacı yoktur…




  42.  
    dost

    Özgül hanım, sizin bu yazdıklarınızı ben bundan 6-7 yıl önce yaşadım ve 2009 yılında sona erdi. Şimdi hiç birini yaşamıyorum. O halde ben sizinle aynı evrende yaşamıyorum demektir. Foton kuşağı beni etkilemediğine göre?

    Allah her birimiz için ayrı bir evren algısı yaratmıştır. O sebeple evrendeki varlıklar sayısınca evren vardır aslında… Kim evren hakkında veya olan biten hakkında konuşuyorsa, aslında kendi algısı hakkında konuşuyor, kendinden söz ediyordur.

    Sizin dünyanızdaki ben ile benim dünyamdaki siz orijinal mi değil mi asla bilemezsiniz. Çünkü herkesin dekoderi orijinal yayını alıp kendi algısına göre tercüme ediyor. O sebeple normalde mana olarak birbirimizin dünyasında yansımalarımız olsa da asla orijinal olarak yer almıyoruz. Herkes kendi evreninde yalnız diyebiliriz. Tıpkı koza içindeki bir yapı gibi.. Ana rahmindeki cenin gibi… O sebeple bu tür yorumların da biraz kişiye özel olduğunu düşünüyorum. Örneğin siz öldüğünüz gün sizin için büyük kıyamet kopmuştur. Her şey biter, dünya çöker, hayat durur ve kıyamet o gündür. Ondan sonra bir kıyamet yoktur sizin için… Size biri kabrinize gelip dünyada kıyamet kopacak dese, bana ne dersiniz. Benim kıyametim koptu çoktan, ne dünyası, ne kıyameti? Tıpkı ölüm gibi her şey ama her şey kişiye özeldir. Belki de sizin aleminizdeki foton kuşağı sizi bu gerçekle yüzleştirir ve bu tip tüm yorumların aslında son derece kişisel olduğunu anlarsınız.




  43.  
    Ali

    dost adlı arkadaşa sonuna kadar katılıyorum. Felsefede de olduğu gibi, her şeyin ölçüsü insandır. Kesinlikle herkes kendi evreninde yaşıyor. Şöyle bir gerçek de var ki, hepimizi etkileyen kollektif bir bilinç var. Örnek vermek gerekirse bir deprem olur ve o topraklardaki herkesi etkiler değil mi? O topraklarda yaşayıp da herhangi bir etki etmemesi gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak dost adlı arkadaşın verdiği örnekteki gibi, herkes kendi evreninde bu depremi yaşar. Kendi dünyasında bu deprem olmuştur. Kimi sevdiklerini kaybetmiştir bu depremde. Kimi de ev fiyatlarının düşmesini fırsat bilip kenarda biriktirdikleriyle evler satın alıp paraya para dememiştir. Görüyoruz ya, hepimize etki eden olay 1’dir. Ancak hepimizde bıraktığı etki farklıdır. Nasıl ki 2 insanın parmak izi aynı değil, o şekilde 2 insanın yaşadığı, anlamlandırdığı evreni, dünyası, kıyameti de farklıdır. Bu yüzden bu gelecek olan kuşağa iyi hazırlanmak lazım. Söylendiği gibi uçar mıyız, kaçar mıyız, 3 gün karanlıkta kalıp 5. boyuta atlayıp telepati ile iletişime geçebilir miyiz bilemem ama her ne olacaksa, tüm insanlık için en büyük sınavlardan biri olacağı kesin. Bu sınava iyi hazırlanmak gerekiyor. Zira her an olduğumuz sınavın en önemli kısımlarından biri olsa gerek ki tüm insanlık buna konsantre olmuş durumda. Allah herkesin yar ve yardımcısı olsun.




  44.  
    mesut

    bunu yazan ne içti. İnanan da depresyon hastası kapatmalık bir sürü insan var. Ne enerjisi ya. Köprü altında tiner çekenler sizden akıllı vallahi. Yazık dinden uzaklaşan bu ülkem insanlarına…




  45.  
    ginobilly

    Okurken çok eğlendin çok güldüm..
    Bunu yazarken hangi uyuşturucuyu kullandıysa yazar, aynısından istiyorum.

    Özellikle 5 nci boyuta taşınma hususunda, gülmekten gözümden yaşlar geldi ve derin bir küfür süzüldü dudaklarımın arasından.

    Bir sonraki jargonlu doğaçlamanızı sabırsızlıkla bekliyoruz..

    Saygılar.




  46.  
    Vildan ÇAĞIR

    Evet uzun zamandır yankılarını duyduğum ve ne olduğunu tam olarak merak ettiğim foton kuşağı konusunda beni tatmin eden bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Merak ediyorum; acaba benim 2007 yılında başlayan hastalığımın bu geçiş süreci ve sancılarıyla alakası yüzde kaç oranında olabilir? Evet herzaman psikolojiye, metafiziğe, felsefeye, dine ve parapsikolojiye yatkın ve meraklı bir karakterim oldu. Astroloji ile başladı bu yolculuğum. Gitgide gelişti. Şimdi dünyada sanki herşeyin bir kaos, bir çıkmaza doğru giittiğine dair olaylar; arka arkaya yaşanırken; bunların aslında iyi bir şeye hizmet etmek için yani dünyanın ve İNSANIN , insanlığın tekamül sürecine hizmet için meydana geldiğini öğrenince; kafamdaki pek çok soru işareti de cevabını buldu diyebilirim. Bende son birkaç yıldır hayatımda çıkmazlar yaşadığım bir döneme girdim. Ve sağlık problemleri başta olmak üzere hiçbir konuda iyi durumda değildim. Sebebini şimdi anlıyorum. Hep dünyanın sonunun geleceğine dair, kıyametin kopacağına dair yapılan yorumlara katılmadım hiçbir zaman. Çünkü kanımca insanlık için daha yaşanılacak, öğrenilecek çok şey ve gidilecek çok yol vardı. Birşeylerin sonu değil başlangıcı olmalıydı bu dönem. Ki öyle gibi de görünüyor. İnsanlık daha küçük bir çocuk ve İlahi kaynaktan ve evrenden çok şey öğrenip olgunlaşması gerekiyor. Sanırım öyle de olacak. Teşekkürler. Ankara’ dan. :)




  47.  
    ışık üyesi

    ruh hastası bir sürü adamın yorumu sizi bir araya kim topladı sizlere şu kapak yorumu yazıcam foton kuşağına inanmayanlar lan yarım akıllılar madem inanmıyosunuz burda işiniz ne sonunu kadar niye okuyosunuz da sonra yorum yapıyosunuz diğerlerine gelirsek inananlara bende inannıyorum destekliyorum ve olmasını şiddetle istiyorum yoksa bu teknoloji dünyasında en son insanlar patlar hiç bi şey adaletli değildir kılıç kalkan dönemini görmek istiyoruz gavurları bileğimizin hakkıyla susturmak gücümüzü dünyaya yeniden tanıtmak istiyorum ölümden korkmuyorum yaşamaktan korkuyorum yaşarken sürekli her şeyden korkarsınız ama ölünce korkucak bi şeyiniz kalmaz FOTON KUŞAĞINI FARK EDİP TE KENDİNİ BİZDEN ÜSTÜN GÖSTERMEYE ÇALIŞANLAR VAR ATEİSLER BUNU AÇIKLAYIN HADİ!….JAPON PRENSESİ FOTON KUŞAĞININ OLACAĞINI BİLİYO SÜPER ARAŞTIRMALAR YAPMIŞ BİRİSİ Kİ ONUN İÇİN YOK UZAYLILARLA KONUŞUYOM YOK ŞU KADAR YIL YAŞADIM DİYO NİYE ÇÜNKÜ 21 ARALIKTA NE OLACAĞINI BİLİYO KENDİNİ BİZLERDEN ÜSTÜN GÖSTERİYO AMA BU FOTON KUŞAĞINI BİLEN ONUN SARAY SOYTARISI OLDUĞUNU ANLAR :) AZ GÖZÜNÜZÜ AÇIN ARKADAŞLAR İNANMIYO OLABİLİRSİNİZ AMA ŞUNUDA ANLAMIYOSANIZ KUSURA BAKMAYIN GERİZEKALISINIZ FOTON KUŞAĞININ ETKİLERİNİ ANLAMIYOSANIZ BU ANLAMAK DEĞİL HİSSETMEKTİR
    sakın paniklemeyin sakin olun ve her şeyin size bağlı olduğunu bilin fotondan sonra karanlık savaşçılar veya su savaşçılarını duyarsanız şaşırmayın bunlar şimdiden teşkilatlanmış küçük ordular ama yenmesi zordurlar.)




  48.  
    star113

    Varlığın sırları saklı senden, benden;
    Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
    Bizimki perde arkasında dedikodu:
    Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben




  49.  
    Ali

    İnsanlar yanlış anlıyor.

    Herkesin merak ettiği soru şu: “Foton kuşağı gerçekten olacak mı?” Elbette en doğrusunu Allah bilir. Ancak etkileri görebilene delildir.

    Peki ya olursa hayırlı mı olur yoksa şer mi? Onu da Allah bilir. Ancak bir tarafı hayır, bir tarafı da şer olacağı görebilene aşikar.

    Bu yazı, üzülerek söylüyorum ki hayırlı olan kısmından bahsetmiyor. “Dünya anasına sarılacak” cümlesinden zaten kaybediyor. Şu geçici, aldatıcı, tuzağa düşürücü olan dünyayı burada pek de yüceltmişler!

    Herkes için en hayırlısı olacağı, inananı için kesindir. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun.




  50.  
    Mert Maden

    Boy boy laflar ettiniz, yine sizinle benzer düşüncede olan insanlara nazaran daha temkinli yazılarınız, bu konuyla ilgili daha önce ortaya çıkan; DNA mız değişecek, yok elektrikler gidecek gibi extrem kehanetlere yazınızda yervermeyişinizi, 12 aralık ın yakın bir tarih olmasına ve tükürdüğünüzü yalamak istemeyişinize veriyorum.
    Bununla birlikte, 12 aralıktan sonrasındada milyarların farkedemediği değişimleri en başta sizin fark edicek ve yine bu site üzerinden “etrafımızı saran enerjiyi farketmiyormusunuz arkadaşlar” gibi söylemlerde bulunacağınıza eminim. Burda çizmeye çalıştığınız modern, avrupayi ve batılı, yeni çağ dervişi imajını görüyor ve merak ediyorum ki bu yalanı gerçekten yaşıyor musunuz? yoksa kendinizde bu yalana inanmıyor ama insanlardan olumlu yada olumsuz tepkiler almanın ego nuza verdiği var olma duygusunun keyfini bilinçli bir şekilde mi çıkarıyorsunuz?

    daha öncede bu yazıya yorumda bulunmuştum, yazdıklarımın hala arkasındayım, çok materyalist bir insan olmama rağmen, bu menfaat üzerine kurulu yaşamın dengelerini bozacak her türlü radical değişikliğe umutla bakıyor ve olmasını arzuluyorum…

    bir aydan az bir zaman kaldı bu güne kadar gelmiş geçmiş en büyük kişisel gelişim olayına, bu dedikodu sayesinde ne çok dernek ne çok yaşam koçu ne çok falcı nemalandı.

    Çok merak ediyorum ki 12 aralıktan sonra hangi kavimin takvimi biticek, hangi kuşaklardan geçeceğiz :)

    Herkese tavsiye galaktik insan okuyun okutun :)

    Size ve sizin giblere önyargılı bir ateist olduğumu düşünmeyin lütfen, avama dahil bir müslüman olduğuma inanıyor, ve bu gördüğümüz dokunduğumuz gerçek sandığımız dünyanın ötesinde bişeylerin varlığına inanıyor ve hissetmeyi çok arzuluyorum. ama biraz akıl biraz da mantık lütfen… (çok fazla değil biraz) :)




  51.  
    Güray

    Şimdi buraya böyle olumsuz yorum yapanlar varya siz işte foton kuşağına girdiğimizde yuvaya dönmek isteyen ve o gün ölenler arasında olacaksınız ona göre ayağınızı denk alın bak 😀 . olur da karşılaşırsanız bu durumlarla bu yazı gelsin aklınıza isyan etmeyin kendinizi bırakın fotonlara 😉 fotonlar sizi ne yapması gerektiğini bilir zaten :))




  52.  
    gul_ben

    bu olayların gerçekleşmesi ne kadar kesin ? ve bu olayların olacağı nereden biliniyor? cevap yazarsanız sevinirim.




  53.  
    sera

    yahu insanlar 3. 5. boyutlari yasayabilmek icin omurleri boyunca calisip didiniyorlar ..yunus emre gibi :))… yok oyle beles foton gelicekmisde boyutlara sicrayip bilinclerimiz ayilcakmis…

    benden size mujde oyleyse …ben foton kusagina gireli cok oldu..o surecte epey onceden basladi…hadi bakalim




  54.  
    meltem81

    yazınız için teşekkürler öncelikle…
    güzel saptamalar. .
    bizimde bikaç yıldır takip ettiğimiz bir süreç.
    umarım çok sancılı olmayacak.aslında kötü bişeyler yaklaşıyomuş gibi görünsede herşeyin olması gereken olumlu bir sürece yakalaştığını düşünüyorum.bazı kötü gidişlere dur deme zamanı yüce el tarafından.bence artık haksızlıklar sona erecek.altın çağa doğru ilerliyoruz, bu geçiş dönemlerinin yaşanması gerekiyor.inşallah herşey iyiler için güzel olacak.kalbimizi temizleyelim yeter…




  55.  
    Aktar

    Burdaki yorumlar çok hoş lan arada sıkılınca girip okuyorum neşeleniyorum




  56.  

    keşke bunun herkes farkında olsa….teşekkürlerrrr….




  57.  
    Onur

    Tebrik edıyorum yorumlarınız ve yazılarınız için saygılar sunarım




  58.  
    Dignity Constantine

    Sizlere tek birşey soracağım ve görüyorum ki bunu kimse sormamış… İlk defa foton kuşağına gireceğiz., sizlerin deyimiyle… Peki madem ilk defa giriyoruz arkadaş siz nasıl oluyor da foton kuşağına girince şişmiş gibi hissedeceğimizi,iki kaşımızın arasında 3. göz kısmında kaşıntı olacağını,vücudumuzun değişeceğini,telekinezi,telepati olacağını biliyorsunuz ? Daha önce başımıza gelmemiş foton kuşağının 3. aşamasının etkilerini nerden biliyorsunuz ? Foton kuşağının 26000 yılda bir oldugunu söylüyorsunuz ve etkilerini biliyorsanız demekki düz mantıkla şu ortaya cıkıyor 26000 yıl önce yaşamış ve hala yaşayan ölümsüz insan ile irtibata geçtiniz o da size anlattı… yahu arkadaş 26000 yıl önce bi foton kuşğı oldu sorma.. kaslarımın arası kasınıp durdu 3. göz cıktı yok kendimi şişmiş gibi hissettim bizim arkadaşların vücutları değişti… şimdi o dediğim işin şakası elbette öyle bir insan yok… 26000 yıl önce yaşanan olayları anlatan bir tarihi kitap da yok… madem yok siz nerden biliyorsunuz foton kuşağından sonra 12 sarmallı dna olacagını ? belki 15 sarmallı belki 3 sarmallı belki 12 sarmallı olacak… 3. göz belki kaşların arasından cıkmıcak kafamızın arkasından cıkacak… nerden biliyorsunuz da bu kadar garanti açıklama yapıyorsunuz… ben demiyorum foton kuşagı olmayacak ancak işin komik tarafı foton kuşagını hiçbirimiz yaşamamışız ama birileri cıkıp foton kuşağında neler yaşayacagımızı sanki önceden yaşamış gibi anlatıyor… Ben bir bilim insanıyım ismimi vermek de istemiyorum ama bunu bir düşünün… Foton kuşağını yaşamış bir insan 26000 yaşından büyük olacak ve foton kuşağında neler yaşadığını anlatacak ancak o zaman deriz böyle böyle olacak diye… öyle bir insan olmadıgına göre nasıl oluyor da siz biliyorsunuz… ? insanlara boş umutlar vermeyin… bizler sadece insanız… ölümsüz olmayacak kendi kendimizi telekinezi ile iyileştirmeyecek ve telepati ile iletişime geçmeyeceğiz…. AKLINIZI KULLANIN O ZAMAN GERÇEĞİ GÖRÜRSÜNÜZ… ama şunu da unutmayın bu evrende yalnız DEĞİLİZ….




    •  
      adzl

      Dignity Constantine; Teşekkürler…

      Bu kadar işte !!!..




    •  
      metkara

      hakklılık payı olan bir yazı karşısında insanların içsel olarak doğrulamayı seçtiği duygusunun gerçekliği eğer ki 26000 yıla tekabül ediyorsa evet sonsuz bir enerjiyle 26000 yıldır içimizde yaşayanlar var ve aktarım yoluyla bir sonrası kuşağı yaşayarak hayat formlarını değiştirerek içimizde hatta içinizde var olmaya devam ediyorlar. verilen bilgileri de gerçekliğini şuan yaşadığımız gezegende 5-10 yıldır yaşayan kişilerin vermiş olduğu yaşamsal enerjilerden kaynaklı bir bilgi aktarımı olduğunu da bilinmesinin de faydalı olacağını düşünerek, artık insan bazlı yaratılan manevi duyguların yöneliminden ziyade ,bir bütünün duyguların çıkışlarına tanık olacağımız yeni dönemlere merhaba……..;




    •  
      sarp mustafa

      Sayın arkadaşım bence kendine bilim insanı dememelisin. Çünkü bir bilgiye sahip olmak için onu yaşamak gerekemez. Gerektiğini düşünmek de cehalettir. Şuanda insanların DNA örneklerine bakıp hangi hastalıktan ölebileceklerinin ihtimalleri % lerle açıklanabiliyor. Bi insanın hangi hastalıktan ölebileceğini bilmek için o insanın daha önce ölmüş olması gerek yani senin deyiminle :). Ya da 16. yy ın sonlarında halley kuyruklu yıldızının 2000 li yıllara doğru dünyaya yakın geçeceğini bilmek için sayın Halley’in 2000 li yıllarda yaşayıp 1600 lere geri dönmesi gereki ya da halley kuyruklu yıldızının daha önce dünyaya yakından geçişini gözlemlemiş olması gerek :) bak sen şu halleyin yaptığına…




  59.  
    DESİRE

    öncelikle belirtmek isterimki,manevi yönü ağır basan biriyim.ayrıca çok hassas ve duygusalımda.takdir edersinizki;böyle her kafadan bir ses çoktığı durumlarda tırsıyorum:) ne olur ne olmaz bilemem ama cipralexin dozunu sırf bu sebeple arttırdım,eğer birileri bizi bu şekilde boşyere korkutuyorsa,benim gibi sıkıntı yaşayan tüm insanların günahları onların boynuna olsun işşallah:)




  60.  
    zeynep

    Herşey rutininde ve normalken(Mekan sabit, tansiyon vb..normalken)İleri geri sallandığımı hissediyorum.Kimbilir..




  61.  
    Foton kusakli kiz

    Merhabalar ,büyük güne az kaldı .bu degisimleri ilk,2008/2009 da hissetmeye başladım.ilk önce,sorgulamaya başladım herseyi,bildigim yolda ilerlerken karşıma,sürekli birbirinin kopyası ve beni üzen insanlar çıktı.daha sonra yüzünü hiç görmediğim,bir sekilde yolumun sanal alemde kesiştiği bir insanla yazışmaya başladım. Bana mevlana’yi,rumi’yi,tasavvufu,Louis’e hay, kuantum,paylaşmak,sevgi ,nefes egzersizi ve yasama dair herseyi uzun uzun yazdı .tek sorunun”korkmak”dedi..korkuları yensen kendini asacaksın ,zincirleri kıracaksın dedi,hep düşündüm,o kimdi ve nerden girmişti hayatıma?bir sır gibide çıkmıştı,o zan beni neye hazırlamak istediğini anlamamıştım ama şimdi galiba anlıyorum…..




  62.  
    Yağmur

    Ya buna inanıyor musunuz? Saçmalamayın lütfen ya. NASA bile açıklama yaptı yani. Hem gerçek olsa da bir şey olmaz, sadece karanlık olacak. Yiyeceklerinizi depolayın o zaman, ne diyeyim.




  63.  
    emre

    Arkadaşlar ilk defa bu kadar faydalı bir yazı okudum çok teşekkürler herkese.
    İNŞALLAH hayırlısıyla foton kuşağına gireriz arkadaşlar hayırlısı olsun.Ben çok merak ediyorum açıkçası foton kuşağını.




  64.  
    Pınar Darcan

    Merhaba.Ben bu yazıdaki öngörülere karşı tarafsız kalmayı tercih ediyorum.Tam olarak ne olacağını bilemeyiz.Ve endişeye kapılırsak bundan faydalanacak insanlar ve oluşumlar olabilir.O yüzden mümkün olduğunca sakin kalmakta fayda var.Gireceğimiz foton kuşağının yaratacağı değişimlerin tüm dünya sakinleri için hayırlı olması dileğiyle..sevgiyle kalın..<3




  65.  
    kefallica

    korku çekicidir, cezbedicidir, merak uyandırıcıdır ve arkasından sürükleyicidir:) .. hepiniz 21 aralık sabahı kalkıp ocağa çay koyup omlet yiyip işe okula gidecek ve akşama tüm senaryoların geyiklerini yapacaksınız. üzülmeyin, malesef böyle olacak. o yüzden tanımladığım korkuyu duymanıza gerek yok. selamlar, saygılar.




  66.  
    Özgül SÜSLER

    Evet Ahmet bey ben de bu soruyu ve bu seviyesiz uslubu bekliyordum. KIYAMET KOPACAK denmiş gibi algılayan ve nefsinizi bu yönde tatmin eden yorumlar yapan sizdiniz. Sizin için birşey değişmedi evet ama bir çok insan için dünya için çok şeyin değişim kapıları açıldı şükürler olsun. Sizi sözüm ona zafer naralarınızla başbaşa bırakıyorum ve yazıyı bir kez daha okumanızı diliyorum. Belki bu sefer verilmek istenen birlik mesajlarını ucundan yakalarsınız. Daha önce yazdığım bir yorumu tekrar hatırlatmak isterim.

    Aşağıdaki yorum bugün yazılmadı. Yorumlardan geri doğru giderseniz tarihine ulaşabilirsiniz. Hatırlatmak için kopyaladım sadece
    Görüyorum ki yazımın altında iki ayrı cephe açılmış. Yorumları okurken gülümsedim. Gülmedim. Gülümsedim. Çünkü taraflar gerçekten yazdıklarında samimilerse özde aynı şeyleri savunup birbirlerinin karşısındaymış gibi görünüyorlar. Bazıları psikolojik rahatsızlıklarım olduğuna kanaat edip, teşhis bile koymuşlar. Falcılarla ve kahinlerle işbirliği yapmamı tavsiye edenler de olmuş. Sağ olsunlar. Benim doğru bulmadığım, karşısında duracağım tek şey kendi doğrunuzu savunurken başka bir fikri, görüşü hatta insanı aşağılayıp, etiketlemektir. Tarafın nedir diye sorarsanız BİRLİKTEN, SAĞDUYUDAN, HOŞGÖRÜDEN tarafım. Fikrin nedir diye sorarsanız: Bana elektronik posta yoluyla ulaşan bir okurun sorusuna verdiğim cevabın bir kısmını sizinle paylaşayım. Buyurun:

    Sayın …..;
    Gizli saklı olacak bir şey yok. Her şey açık ve ortada. Ben de sizin gibi biriyim. Birin bir parçasıyım. Yaradanın sizden yada benden ayrı gayrı olmadığına, şah damarımızdan yakın bizde olduğuna, her birimizin ayrı ayrı onun özel bir parçasını taşıdığımıza ama o olmadığımıza iman edenlerdenim.

    21 aralık 2012 astrolojik olarak güneş sitemindeki gezegenlerin tek sıra halinde dizileceği ve sıra dışı bir enerjiyi dünyaya yansıtacağı günümüz medyasında da çok söylenen şeyler. Adına foton kuşağı deyin yada başka bir şey …

    Dünyada insanların bir tekamül sürecinden geçtiğine inanıyorum. Her birimiz birbirimize o kadar bağlıyız ki. Her düşüncemiz ve davranışımız önce bizi sonra yakın çevremizi etkiliyor. Ve bu da dünyamızı doğal olarak. Boşuna bu dünyada değiliz her birimiz ayrı ayrı birlik inancına uyanana kadar sınavdayız.

    Gelelim yazıya, ben yazıda özellikle bir iddiada bulunmaktan kaçındım. Farkındaysanız öngörüler şeklinde anlattım her şeyi, 21 aralık 2012 hakkında birçok öngörü var biliyorsunuz yıllardır söylenen. Fakat nedense insanlar” kıyamet kopacak” diye bir iddiada bulunduğumu algıladılar. EĞER BEKLENEN KIYAMET BUYSA cümlesiyle başlayan bir anlatım nasıl olur da bir kıyamet kopacak iddiası olarak algılanır ? Ben dünyanın bir enerjisi olduğuna ve bu enerjinin dünya varolduğundan beri değiştiğine inanıyorum. Yazımda bunların detaylarından bahsettim kendi fikrimce tabi. Ne olacağı bir sırdır. Sadece Allah’ın takdirinde bir sır. Ama iyiliğin cenneti kötülüğün cehennemi olacağı bir işaret. O kadar geniş kapsamlı ve soyut bir konu ki doğru kelimeleri seçmekte zorlanıyorum açıkcası. Somut olarak yazdığım sadece fiziksel değişiklikler ve işaretler ( bizzat yaşadığım, hissettiğim ve ortak deneyimleri yaşayan insanlar olduğunu bildiğim değişiklikler) size safsata gelebilir bunlar. bu da bir tercihtir. Özgür iradenin yansımasıdır.

    Tekamül yolculuğunda dünyada nefes alan insan sayısınca yol vardır. Siz almaya niyetli olduktan sonra sıradan bir söz, iki satır yazı ya da annenizin her zaman söylediği bir kulağınızdan girip diğerinden çıkan nasihatları sizde bilinç patlamalarına sebep olabilir.

    Ben özel olduğum iddiasında değilim aman. Özellikle imtina ederim böyle anlaşılmaktan. Ya hepimiz özeliz (parmak izinize bir bakın size özel, ya ses tonunuz dünyada başka kimsede yok aynısından) ya da her birimiz en az diğerimiz kadar sıradanız. Bir puzzle ın nadide parçlarıyız. Kim ortada kim kenarda ne fark eder. Birimiz olmazsak bütün olmaz, tamam olmaz.. Cevap bende değil sizde. Sadece benim cevabım bende. Sezgilerinize güvenin. Benim yazımda bu kaynaklar içinde devede kulak kadar yer tutar belki. Bilinciniz hepsini özümseyebilir, bir kısmını mantıklı bulabilir ya da hepsini reddedebilir. Ama yine kendini doğrunuza doğru bir açılım yapabilir. Bazen bir aşamada doğru olduğuna kanaat ettiğiniz bir bilgiden, birkaç aşama sonra kuşku duymaya başlayabilirsiniz. Ve belki birkaç aşama sonra da tamamen reddedebilirsiniz. YADA SÜREÇ TAM TERSİNE İŞLEYEBİLİR. Ama hiçbir şey boşuna değildir. Her aşamanın bir anlamı vardır.

    Ben bir misyoner değilim. Farklı bir din yaymaya çalışan insanların kafasını karıştırmaya çalışan, bununla eğlenen bir insan hiç değilim. Bütünün bir parçasıyım ve kendim olmaya çalışarak birliğe hizmet etmeye çalışıyorum.

    Tüm bunlar size safsata gibi de gelebilir. Denemeye değer de bulabilirsiniz. Tercih sizindir her zaman ve her şeyde olduğu gibi.

    Umarım faydalı bir yazışma olmuştur.
    Saygılar
    Özgül SÜSLER




    •  
      dada

      Siz herşey değişecek diyorsunuz, herşey güzel olacak diyorsunuz ama daha ilk yorumunuzda sinir ve öfke saçıyorsunuz. Tezat bir durum. Ya da sorgulayın kendinizi demekki değişememişsiniz. Demekki siz bahsettiğiniz o farkında olanlar veya seçilmişlerden değilsiniz galiba. Lütfen argo tabiri mazur görün ama kıvırmayın. Hani kimsenin öldüğü falan yok, kimsede ışık olmadı? Eğri oturun doğru konuşun ve kabul edip söyleyin ya da susun. Gaybı Allah(C.C.) bilir.




  67.  
    satanist fare

    ben geçtim foton kuşağına cok memnunum . Hanımın bütün içinden ettiği küfürleri telepati yöntemiyle duyuyorum artık . sonra da bi güzel dövüyorum . işime yaradı yani benim bu foton kuşağı size de tavsiye ederim .

    yok şaka bi yana gerçekten herşeyi anladım da nası yani psikolojik rahatsızlığı olup ister istemez sürekli negatif düşünen rahatsız kafalar . yada hep bu hayat boyunca acı ceken negatif yaşamak zorunda kalan insanlar ölücek mi diyosunuz ? yok ya ne kadar iyiymiş lan hem acı cek hem öl .mk . Ama elin zengini yada hep mutlu pozitif yaşayan jew ları yada türbanlı dostlarımız telepati yeteneği kazanıcak öyle mi ? cok adil bence tam bu evrenin yapabileceği bi güzellik.




  68.  
    m.s.y

    hani foton kuşağınız nerde ?

    üzgünüz ama uydurduğunuz şeyler tutmadı mayada…




  69.  
    m.s.y

    psikolojiniz dışında inanın değişen hiçbir şey yok.




    •  
      Mert Maden

      Olur mu canım, siz bu kadar değişimi far edemediniz mi? etrafa saçılan enerji… atladığımız yeni bilinç boyutunu göremediniz mi? bakın 3 sayfaya artık kimse kimseye tecavüz etmiyor… uzaylılar bizi erdirdi…




      •  
        Mert Maden

        Bu arada Özgül hanımın sessizliğini çok iyi anlıyorum. uzun süreler aslında kavrayamadığı bilgilere inandırılmış olmanın kendi üzerinde oluşturduğu baskının etkisinde hala, yakında napıyorum lan ben diyecektir… tabi bunu dediğini asla bizimle paylaşmayacak o ayrı 😀




  70.  
    metkara

    iste ! bütününde gözükenin ne olduğunu anlamaya başladığımız bir dönem. ne mayaların takviminden nede dinsel doktrinlerin anlattıklarından biçare duruma düşmüş ve insan olarak farkındalığına kavuşamamış bizlerin ulaştığı sonuç, şimdi ne mi olacak sorgulayacağız neyi kendimizi neyi insanlığımızı neyi inançlarımızı içimizden gelen bir ses buna sebep olacak ve süregelen bir biçimde değil ve bizlerin inanma dürtüsüyle yapmış olduğumuz kolaycılıkla da değil. bu sefer binlerce yıldır süregelen tanrıya olan inanma iç güdüsüyle ve niçin diyeceğiz korkusuzca sorgulayacağız, gerçekte evreni yaratan gücün etkisiyle ve o ses içimizden seslenecek binlerce yıldır kurulmuş olan sistem bir insan oluşturması inanç sistemi mi acaba diye ve anlıyacağız o zaman fotonun etkisinin ne olduğunu .inanç sistemimizdeki olanların gayet normal şartlarda gelişmiş insan bireylerinin yönetici sistemin bir parçasıyla oluşturulmuş insan beyninin tutsaklığından başka bir şey olmadığının ve binlerce yıldır neden bir arpa boyu yol alamadığımızı ve beynimizin yarısını inançla nasıl oyalandığını ve evreni yaratan gücün yaratmış olduğunu bu kadar gereksiz bir oyalamaya tabi tutmayacağını.neymiş kıyamet kopacakmış, neymiş mehdi gelecekmiş, neymiş ibadet ve tanrıya tapmakla her şey düzelecekmiş, neymiş gerisini siz doldurun…. foton kuşağı ve yeni dönemi kendinizi gerçekte görerek yaşarken vermiş olduğumuz kararların neden ve sonuçlarıyla karşılaşarak yaşayacağız ama öldükten sonra yaşarken ki oluşturduğumuz enerjinin karşılaşmasını yaşayacağız yeni dönem herkese kutlu olsun!!!!!!!!




  71.  
    mert.galaxy

    yazıyı okudum yorumların cogunu okudum. O yan etkiler sankı bana oluyor. cok sakin biriydım son 3 yıldır sinirli biriyim. hep yanlız kalmak istiyorum. bazen yataga uyumak üzere yattıgımda beynımde patlama olmus gıbı bır ses oluyor o an kulaklarım sesın şiddetinden çınlıyor. ve ürkek bir şekilde tr kafamı yastıga koyuyorum arkadaslar bu durum haftada 3 4 kez oluyor. ve agrılar hıssedıyorum, işimin verdigi yorgunluktan sanıyordum ama 1 hafta izin hakkımı kullandımdıgımda da aynu seyler oldu. insanları bazen cok sevıyorum bazen de nefret edıyorum hatta yasama istegim kalmıyor ölmek istiyorum.
    Bir süredir kalbıme veya beynıme doğanlar gercek oluyor. misal amcamla uzun sure konusmaya bırıyım hıc ummadıgım an aklıma dustu . 3 gun sonra babam aradı nasılsın felan. babam demeden ben sordum ölen kalan varmı. amcanı kaybettık oglum dedı. o gun uyudum ertesı gunu aynı sey dedem aklıma düştü . ogunu babam aradı deden vefat ettı dedı. ya korkuyorum artık aklıma düşen isim hayattan gidyor yada gideceklerı bana malum oluyor. sonra 1 ay gectı sevdıgım kıza karşı bır sogukluk hıssettım ve 1 ay akadarda umrusamaz davrandım ona karsı ve ayrıldık. bana ne oluyor bılmıyorum. bazen kulaklarımda sesler yankılanıyor ama anlayamadıgım dıllerde. acaba dıyorum bu foton etkısıne gırdıysek benım 6 ıncı duyummu kuvvetlenıyor.




    •  
      kayra

      Ayni seyleri ben ve etrafimdaki bir cok insanda yasiyor ilk zamanlar korku ve cildirmak geliyor insanin icinden ,arastirip okuyunca yanliz olmadiginizi anliyorsunuz ve dahada iyisi nasil davranmaniz gerektigini ögreniyorsunuz sanirim bunlari asicaz ve daha da bu konuda derinlesicez tavsiyem arastirmaya ve okumaya devam edin baska türlü üstesinden gelemesiniz gelinmiyorda zaten




  72.  
    Long-johnson

    Yazılanları okudum hiç Bukadar antika bir düşünce tarzı görmedim, ne diyor:-)
    dua ve meditasyon yapın diyor dua yapılır da meditasyon çakra aura 21 aralık kuranda yazmıyor, hem o ne ki?
    5. boyuta girip 3. göz açilması daha çok gülme krizine neden oldu
    ha unutmadan, bu ışte sanki Sanskritlerin parmağı var gibi sitar melodileri eşliğinde birde garip garip şarkı söyleyen hintli bir bayan sesi kulağımı Tırmalar gibi IYYY,
    CMYLMZ’İN DEDİĞİ GİBİ
    MUTLULUK İCİMİZDE
    KDV DAHIL.




  73.  

    Bilim ile sözde bilim iç içe geçirilmiş.




  74.  
    okaka

    2 yıl geçmiş aradan hani nerde değişim herşey daha kötüye gidiyor





  75.  
    kumova

    allah razı olsun..allah idrakınızı arttırsın.




  76.  
    tülin

    İŞTE SİZİN BU TUTUMUNUZ VE KARAMSARLIĞINIZ BİRÇOK İNSANI ETKİLİYOR VE İNSANLAR DİN ADINA KENDİNİ YARATANDAN KORKARAK İBADET ETMEYE ÇALIŞIYOR…KORKU DA İNSAN İÇİN BU GEÇİŞ SÜRECİNİ ZORLAŞTIRACAK BİR ETKİDİR…DİKKAT EDERSENİZ İNSANLARIN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞUNDA CEHENNEME GİTMEMEK İÇİN İBADET ETME DUYGUSU HAKİMDİR…YA DA CENNETE GİTMEK İÇİN İBADET EDİLİR…YANİ İŞİN UCUNDA YA KORKU YA DA BİR ÇIKAR VARDIR…İNSAN BÖYLECE KENDİNİ KANDIRMAKTADIR…BİZİ YARATAN O YÜCE GÜCÜN BUNLARIN HİÇ BİRİSİNE İHTİYACI YOKTUR…İBADET, GERÇEKTEN RUHU ARINDIRACAKSA BİR ANLAM TAŞIR…YOKSA KORKTUĞUN İÇİN VEYA ÇIKARIN İÇİN YAPILANİBADET ANCAK EVRENE NEGATİF ENERJİ YAYAR Kİ BU DA SENİN GEÇİŞİNİ ZORLAŞTIRIR YA DA ENGELLER…




  77.  
    kıyas

    senden çok şey öğrendim…tşk.ederim




  78.  
    mrrrrr

    vay be diyorum bu yorumunuza sayın ahmet türk, kimseden duymadıgım bi bakış açısı oruç,hac ve namaz üzerine. hernekadar özü bu dedikleriniz olmasada, dogruluk payının oldugu bi yorumlama olmuş, bu tür yazılarınız varsa görmek okumak isterim artık web sayfasımı olur mail yoluyla mı olur. Bilgi edinmek güzeldir. saygılarımla




  79.  
    Osiris

    Sn Efe Elmas,

    Yazınız baştan aşağıya özenli ve dikkatli tesbitler içeriyor, katılmamak mümkün değil!

    Sn Türk’ün saygı ve samimiyetine istinaden, söylediklerinizin ona da yol gösterici olmasını ümid ediyorum.

    Umuyorum ki; Nefs’ine yenilmeden, Sn Türk, yazdığınız doğru bilgileri kendi düşünceleri ile harmanlayarak daha açıkfikirli yol bulacaktır…

    Saygılarımla




  80.  
    Özgül SÜSLER

    Yorumunuza yorum istememenizi saygıyla karşılıyorum! Söylenecek herşey söylenmiştir. İhtiyacı olan kişi, ihtiyacı olan bilgiye, ihtiyacı olduğu şekilde ulaşacaktır dilerse. Saygılar!




  81.  


  82.  
    ercan

    birazdaha detaya girebilirdiniz boşaltın frenleri nerde durursa dursun




  83.  
    Ahmet TÜRK

    Akıl cahil olunca, fikir ukalâ olur.




  84.  
    ahmet TÜRK

    Akıl cahil olunca, fikir ukalâ olurmuş.




  85.  
    Ahmet Suban

    Bu yazıdaki ‘inançlı olup hep köşeye sıkışan’ kişi; gerçekte varolmayıp sadece yazarın kafasında çözüm bulamadığı soruların sembolik bir karakteri. Yazar tanrıya inanan kişilerin böyle düşündüğünü zannediyor. Kendince de cevaplar veriyor.
    Maalesef bu hep böyle oluyor. Dindarlar ateistleri aptal, ateistler de dindarları saf-salak zannediyor. Aslında ne inanan ne de inançsız kişilerin hiç biri de o kadar basit ve düz kişiler değil. Bu yazıda olduğu gibi yüzeysel ve basit değil kimse. Herkesin kendince derin bir dünyası var.




  86.  
    onur cubukcu

    Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu kesin bir bilgi değilken, bu ikisi arasında seçim yapmayı reddedendir “agnostik”… Aklın tüm köşelerini kapmış, her köşeye bir tuzak (bilgisiz ya da az bilgili kimseleri yönlendirme, ikna gücü yüksek; entelektüel cümleler) koymuş, kendini bu şekilde haklı çıkarma gayesi içindeki kimselere ne denir peki?

    Tanrı vardır veya yoktur, bunu anlamak zordur, belki de imkasız. Neden mi? Çünkü, Tanrı fikrini doğuran her düşüncenin karşısında muhakkak bir agnostik vardır. Bu belki bir filozof, belki bir entelektüel, belki de arasıra düşünen biri…

    Benim anlam veremediğim şey, insanların Tanrı’yı reddetmekle, Allah’ı reddettiğini sanması; yani anlamadığı halde anladığına kendini inandırmış olmasıdır. Bu da bir seçimdir ve “bağnazca” bir seçimdir. Çünkü henüz reddettiği ya da reddetmeye çekindiği şeyin ne olduğunu dahi bilmeden; anayolun binlerce kilometre uzağında durup, yoldan geçen arabaların dış görünüşlerini tarif etmeye benzer bir halleri vardır bu kimselerin. Ben buna, “abesle iştigal” diyorum, takdir sizin…

    Elbette ki muazzam tezlere karşılık muazzam anti-tezler üretilecektir. Tez, Tanrı ihtiyacından doğarsa; anti-tez de, aynı ihtiyaçtan doğar. Ve “inananlar-inanmayanlar” şeklinde bir kavga hayata hakim olur ki, bunun da asla bir galip geleni, bir mağlup olanı yoktur! iki kere ikinin dört etmediğini ıspatlamak için koca koca bilim adamlarının ömürlerini verdiği bir dönemde, hangi doğrudan ya da hangi yanlıştan bahsediyorsunuz?

    Tanrı var mıdır, yok mudur; bu benim hiç umrumda değil. Benim bildiğim bir gerçek var ki, o da “Allah” gerçeğidir. Bunu savunurken de, ne Dünya’nın eğimini kullanırım ne de gözün biyolojik yapısını…

    Kur’an-ı Kerim’de; “insanoğlu zarardadır, ancak Allah’ın hidayete erdirdikleri müstesna.” denilmiyor mu? Şimdi kim, neye inanacaksa inansın; kim, neyi reddedecese reddetsin. Eğer tek gerçek Allah ise, zaten kimsenin tercihine bakılmayacak, O’nun tercihi yerine gelecektir.

    Ayrıca, inanma isteği, inanma zorunluluğu…vs gibi cümleler de, ateist ve agnostiklerin çok fazla başvurduğu cümleler. Belki yukardan bir Tanrı’nın tükürüğü düşmez kimsenin kafasına ama; düşündüğü kimseyi karşısında bulduğu çok olmuştur çoğumuzun.

    Saygılarımla…




  87.  
    Methylmercury

    Atlas, yazını çok beğendim. Teşekkürler!




  88.  
    sarp mustafa

    Gayet güzel örnekler vermişsiniz ama Kur’an da 1500 yıl önce belirtilen olgular, olaylar, yasalar, astronomik olaylar, güneş mars derin uzay vs. vs. bir sürü bilgi, MÖ 4000 – MÖ 2000 yılları arasında yaşayan sümerler tarafından bilinen anlatılan uygulanan şeylerdi. Kur’an ı kötülemek için söylemiyorum ama sizde biraz okursanız görürsünüz ki Kur’an 1500 yıl önce anlattıysa, sümerler 4000-6000 yıl önce biliyordu bunları zaten. Senin gösterdiğin kanıtlarla sümerleri karşılaştırırsak Kur’an Sümerlerin bilgilerini almış kullanmış diyebilirim bende. Amacım, Haşa Kur’an a çalıntı bilgi kullanmış yaftası vurmak değil. Verdiğin kanıtın geçerliliği sorgulanır diyorum.




  89.  
    ahmet TÜRK

    Yukarıdaki yazıyı biraz espiri mahiyetinde yazdım. Çünkü sadece din değil, herhangi bir konu tek taraflı araştırılmaz. çok yönlü araştırılır ve bir insanın yıllarını alır. Tabi ki sizinde düşüncelerinize saygı duymak gerekir. Size nacizane tavsiyem, yazdığınız konuyu birde başka yönlerden araştırmanızı önersem sizi kırmamış olurum. Her insanın yaşadığı yer, bu gibi konuların yönlenmesinde etken oluyor. En güzel ilim her yönüyle birşey araştırmaktır. Umarım espirime kırılmazssınız. xp




  90.  
    Ahmet Suban

    Atlas’ın uzun yazısına cevap!!!




  91.  
    sıtkı

    bu kadar kapılmayın




  92.  
    behiye

    Sn. Tülin Hn; Allah’tan korkarak yapılması gerekmez mi…? çünkü insan sıkıntıya girmeyi sevmez boşverir… Allah’ın emriyle bu şekilde yazılmıştır KUR’AN’da da…
    Yazık ki; KUR’AN arapça okunacak diyenlerin cahilliği veya kurnazlıkları sebebiyle okunamamıştır… KUR’AN’ı okumak ve idrak etmeye çalışmak gerekir değil ki sadece arapça okunacak.. buna gerçekten üzülüyorum bir çok insan tanırım ki sadece arapça okur ama manasını bilmez!




  93.  

    Bu kadar yorum almasının sebebi, bilimden uzak ve insanları yanıltıcı bilgiler olmasından kaynaklanmaktadır.




  94.  
    sarp mustafa

    Konuşmaların çok boş. Özellikle Ahmet Türk’ün yazılarını doğru bulduysan bu da boşluğunun kanıtı oluyor. Bu dünya da ateistlerin işlediği günahlardan çok günah işleyenler Aşırı dinci müslümanlardır. Bunu görmek için kendini kasmana da gerek yok. İnterneti açıp her türlü bilgiyi bulabilirsin. Asıl müslümanlar işledikleri günahların görmezden gelinmesi için dini kullanıp kendi lehlerine çeviriyorlar. Ben eminim ki senden daha ahlaklı atesitlerin olduğundan. Ben Elhamdülillah müslümanım ama ateistlere yapıştırdığınız bu yafta sizin müslümanlığınızın sorgulanması gerektiğini gösterir.




  95.  
    ercan

    elif insan demektir kendini bilmek ise egolardan kurtulmak





Yorum Bırakın

(required)