Dikenli Yollar

Bilinç, en “değişken” yapılardan birisi olmasına rağmen bir “durağanlık” olarak algılanıyor. Bu nedenle de bilinçle hem ilgilenilmiyor hem de değişken yapısına dikkat edilmiyor. Sorulan sorular hep mevcuda hitap ediyor. Hâlihazırdaki mevcut yapısına sımsıkı sarılan ruhlara yine hâlihazırdaki durumlarını farkındalıklarına havale etmek için yazılıyor bu yazı. Bu nedenle açık ve net bir muhataba sahip!

diken

Farklı bir şeyler anlatmaya gerek yok. Her zaman anlatılıp durulanlardaki “fark”ı fark etmeden farklılığa geçit yok. Önce kendine karşı dürüst ve önce kendine dosdoğru olanlar mevcut durum analizlerini dosdoğru yapanlardır. Kaskatı bir kemik misali: “olduğu hali biliş”, gerçeklikte asıl ilerleyiş! Benliğin kibirli yolunda ayağına batan dikendir “doğru” seçimler. Cehenneme giden yollar güllerle süslenmişler! Güller oyalarken bilinçleri diken hissettirir bizlere kendimizi. Hangisi gül hangisi diken fark etmeye başlar insan, illüzyonun zıtlıkları arasındaki körkütük sarhoş benlikleri!

Diken ve Yollar

dikenBilinci arıtmanın önemi hayatidir. Çünkü bilinç bizim yaşam serüvenimizdir. Bilinçli yaşamak için bilinci daima “gözlemek” ve aslında neyin bilincinde olduğumuzu “kesin ve net” olarak bilmemiz gerekir. Durduğu noktanın kesin isabetiyle yola çıkan bilinç gelişim gösterebilir. Gelişimin bilincinde olan varlık “değişime” sımsıkı sarılır. Değişir ve gelişir. “Değişim bilinci” en önemlisidir.

Dünyayı, değişsin diye beklemek oyalanmadır sadece. Dünya değişir ya da değişmez ya da her olasılık muhtemel ama biz değişirsek eğer “dünyamız” değişir. Değişen dünyamızla farklı bir dünya algılamaya başlarız. Bir şekilde kıvrananlarda olabilir. Bu işin yolu ve yordamı nasıl diye insan düşünebilir. Her insan başlı başına çok özeldir ve tüm yollar sadece ve sadece o kişinin iç dünyasının özgür seçimidir. Yolu ve yordamı da sizsiniz. Yepyeni pırıl pırıl evrenlersiniz. Mevcut yapının durumunun tespiti kulvarın başlangıcı ve sonra “ilk adım” ve yürüme! O ilk adımı o ilk adımı atacak atabilir ancak. Bazı şeyler anlatılamaz ve bazı şeyler asla öğretilemez. Bazı şeyleri sadece siz keşfedersiniz. Keşif yolunda ilerlersiniz. Kağıda dökülemeyen o ihtiyaç duyduğunuz bilgileri siz bilirsiniz. Bilmek halinden sonra “hal”de değişir ve gelişirsiniz. İçinizdeki potansiyel gözünü yollara dikmiş sadık bir şekilde sizlerin gelmesini bekler.

dikenEvet! Kritik kelime budur:“Değişim”! Birlik menziline doğru ilerlemek ve “bir” olabilmek ancak böyle mümkündür. Mümkünat dâhilinde olması “olabilirliğini” gösterir. Olamaz denilenler bile olabilirken ve oluyorken “bir” olabilmek kolaydır. Zorluk sadece zihinlerde. Zihinlerin değişime karşı “direnç” göstermesinde. Direne direne kendisine yönelmeyişinde.


İnsanoğlunun aklı fikri ne ise kendiside odur. Akıllara zarar işler insana hep kendisini unutturur. Hatırlama vakti geldi! Bir “varlığımız” olduğunu artık bilme vakti! Görmeyen gözlerin bile göreceği dünyalar çok yakınımızda ve huzurlu ve mutlu bir dünya da işte bu “olasılıkta”.

Yazar: Türker ERCAN  Sayı 49  Ekim 2009