Hipnoz Yöntemi ile Normal Doğum

Biz bunu asırlardır biliyorduk neden unuttuk? Çocuklarımla ilgili bir sorunumu araştırırken bir internet sitesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Çoker”in yazılarına rastladım. Kendisini Marmaris”ten tanıdığım için yazılarını merak edip okumaya başladım…

Hipnoz Yöntemi ile Normal Doğum

 

 

Okudukça sanki gözümün önünden kara bir bulut kalktı. Bir kadın olarak kendimi daha değerli, daha huzurlu, daha dingin daha mutlu hissettim. Üstelik şu ana kadar annemle, ailemle ve çocuklarımla yaşadığım sorunlarımın temelinin kendimin ve çocuklarımın doğumlarında yaşadığım olumsuz duygu düşünce endişe ve korkuların sebep olduğunu anladım. Ve kendisiyle röportaj yapmaya karar verdim.

Ben acemi bir yazar ve gazeteci olarak röportajı hazırlamaya çabalarken bir de baktım ki atı alan Üsküdar ı geçmiş. Ayşe Arman doktor beyle röportajı yapmış ve yayınlamış. “Doğal doğum mu sezaryen mi?” tartışması başlatmış… Ancak sanki bana; tek taraflı, röportajını yaptığı kişi hakkında hiç araştırma yapmadan; usta bir gazetecinin atlamaması gereken ayrıntıları özellikle atlayarak yapılmış bir röportaj gibi geldi.

Ben de sizlere Operatör Doktor Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Hakan Çoker”i ve yaptığı işleri tanıtmak amacıyla kendisiyle sohbet tadında bir röportaj yaptım. Bu konuyla ilgili çok uzun araştırmalar yapmış, yirmi iki yıllık öğretmenlik tecrübesi olan ve iki çocuk yetiştirmiş bir anne olarak, İndigo Dergisi okuyucularını ve bir gazeteci olarak toplumun bilgilendirilmesinde büyük sorumluluğu olan Ayşe Arman”ı bilgilendirmek istedim. Öncelikle Hakan Çoker”i kendi cümleleriyle tanıyalım…

Röportaj: Dr. Hakan Çoker

Neden kadın doğum uzmanı olmayı seçtiniz?

Annem belediye ebesi, Anneannem köy ebesiydi. Teyzemde ebeydi. Ben dördüncü kuşağım. Onların mutlaka etkisi olmuştur.

Türkiye de bir ilki gerçekleştirdiniz. Suda doğum yaptıran ilk doktor olarak nasıl tepkiler aldınız?

Birçok televizyon kanallarından davet aldım. Programlar yaptım. Anne ve çocuk sağlığı ile ilgili dergilerde ve gazetelerde röportajlar yaptım. Çok olumlu tepkiler aldım. Elbette karşı olanlarda oldu.

Suda doğumun amacı nedir?

Dünyada suda doğum yöntemi çok yaygın… Avrupa ve ABD de hemen hemen tüm hastanelerde doğum havuzu mevcut. Suda doğumun amacı; suyun kaldırma gücü nedeniyle annenin hareket kabiliyetini artırmak, kan dolaşımını hızlandırarak rahim kasılmalarını etkin hale gelmesini sağlayarak ağrıyı azaltmaktır. Bunun sonucunda bebeğe itilen oksijen miktarı artar. Aynı zamanda su annenin vücudunda üretilen mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin gibi etki göstererek stresi azaltır. Bebek için de amniotik kese içindeki benzer ortamı sağlar.

Hipnoz Yöntemi ile Normal Doğum

Doğal doğum mu, sezaryen mi?

Gelelim can alıcı soruya… Doğal doğum mu, sezaryen mi?

Sezaryene karar verirken anne ve doktorun ne istediği değil, bebek ne istiyor? Diye sormak ve bebeğe saygılı doğumlara geçmek lazım. Gerekli bir sebep yoksa planlı sezaryen anne ve bebeğe zarar vermektedir. Doğum aktif olarak başladıktan sonra acil durumda sezaryene alınırsa en azından normal doğum taklit edilmiş olur. Anne ve bebek hormonların etkisi altındayken sezaryene alınırsa sezaryenin olumsuz etkilerini çok daha az yaşar.

Sezaryenin olumsuz etkileri nelerdir?

Bu soruyu hastanede nöbetçi olduğum bir gün yaşadığım bir doğum hikayesi ile cevaplamak istiyorum: 18 yaşında genç bir anne adayı… İlk doğumu… Sabah gördüğümde 6cm. açıklığı vardı. Kendine inanan yüzüyle ve doğumu kabullenişi ile ebelerin gözünde de farklı biri olmuştu. “Çok iyi gidiyormuş doğumun”” dedim. “Biliyorsun doğum senin işin ve kendini bırakırsan bedenin ne yapacağını biliyor.” Beni tanımadığından sadece “evet”” dedi.

Akşam visitinde yanındaydım. 14.15’te güzel bir doğum yapmış. Yüzü gülüyordu. “Nasıl geçti?”” diye sordum. “Kendimi bıraktım ve çok kolay oldu.””

Asıl hikaye bundan sonra başladı. Yan yatakta yine o gün doğum yapmış bir gebenin annesi söze karıştı dört çocuğunu da evde doğurmuş bir kadın, içinden gelerek; “Olmamış meyveyi taş veya sopayla düşürmeye kalkarsan dalı kırarsın. Oysa olgunlaşmasını beklersen ağacı azıcık sallamakla meyve kucağına düşer.””

Resmen büyülendim. Belki uzun bir açıklamayla anlatacağım şeyleri kadın bir cümleyle özetlemişti. Hem de benden daha iyi mesaj vererek. Bunları eğitimlerimde kullanacağımı söyledim.

Doğumları daha olgunlaşmadan zorlar olduk. Korktuk, korkutulduk. 37-38 haftalık gebeliklerde bir sebep yokken bile, “Olmuştur bu.”” diyerek kararlar aldık. Sezaryenleri zamanını beklemeden randevularla yaptık. Bu arada ne dallar kırdık. Bilimsel çalışmalar, kırdığımız dalları gözler önüne seriyor. Ama biz hala 3 maymunu oynuyoruz. Ve olgunlaşmamış meyveleri koparmak için dallarımızı kırıyoruz.

Son söz Dünya Sağlık Örgütü”nün “Doğuma götüren kanıta dayalı 6 uygulama”” listesinden bir tanesi: “Doğum kendi başlamalıdır.”

Biz bunu asıllardır biliyorduk da neden unuttuk?

Doğal doğumun psikolojik etkileri nelerdir?

Kendiliğinden başlayan doğumlarda kasılmalar şiddetini yavaş yavaş artırırken, diğer yandan beyinden doğal bir ağrı kesici olan endorfin salgılanarak, annenin kasılmalarını çok daha rahat karşılamasını sağlar.Bu zaman dilimi annenin doğum yapma konusunda kendine güvenini artırır. Salgılanan annelik hormonlarının etkisi, anne ve bebeğinin sevgi denizi içinde yüzmesi gibidir. İşte doğal doğumlarda yaşanan bağlanma ve coşkunun temel kaynağı bu sevgi hormonlarıdır.

doğumDoğal doğumlarda ne kadar yorulursa yorulsun annelerin bebekleriyle buluşmalarından sonra bu yorgunluğun anında geçtiğini görüyoruz. Anne doğumdan hemen sonra bebeğini koruyacak ve besleyecek güç ve sevgiyi kendi içinde bulacaktır. Bebeğin anne kucağıyla derhal buluşması ve mümkün olduğunca uzun süre bu bağlanmanın devam etmesi bebeğin anneye ve yenidünyaya güveni artar. Michel Odent çalışmalarında bu durumu “sevme kapasitesi”” olarak tanımlar. Doğal ve travmatik olmayan doğumların sonrasında bebeklerin sevme kapasitelerinin arttığını ve bunun yetişkinlik dönemlerindeki davranışlarına pozitif etkilerinin olduğunun savunur.

Aynı zamanda doğal doğum yapan annenin kendine güveni çok daha fazla artar, bu güven artışı sosyal hayatına olumlu olarak yansır, bebeği ile çok daha yoğun bağ kurmasına neden olur. Bu olumlu etkiler annelerin çok daha kolay ve uzun süre emzirdikleri görülür.

Doğumun kendiliğinden başlamasına izin vermek, bebeğin ve annenin bedeninin doğuma hazır olduğunun en büyük garantisidir. Doğumun doğal başlaması aynı zamanda rutin olarak sunulan ve doğumu bozan birçok müdahaleyi de engelleyecektir.

Annenin bedeninden doğal olarak salgılanan oksitosin hormonu ile başlayan doğal kasılmaları karşılaması çok daha kolay olacaktır. Bu sayede kasılmalar sırasında hareket özgürlüğü, pozisyon değişikliği, duş, doğum havuzu gibi birçok ilaç dışı rahatlatıcı yöntemi uygulama şansı olacaktır. Doğumu yöneten doğal hormonların çalışmasına izin verildiği takdirde, doğum, emzirme ve bebek ve anne arasında bağlanma konularında hala araştırmaları devam eden birçok olumlu etkileri yaşama şansı olacaktır.

Gereksiz birçok müdahaleden uzak, doğumun getirdiği birçok yan etkinin görülme olasılığı en aza indirilmiş olur. Bu sayede ömür boyu hatırlanacak pozitif bir doğum hikayesiyle bebeğinize kavuşma şansınız artacaktır.

Acil durum olmadan gereksiz yapılan rutin müdahaleler nelerdir? Doğumda ne gibi olumsuzluklara yol açmaktadır? Eskilerin “Aman kimseler duymadan doğar inşallah.”” demelerinin sebebi bu olabilir mi?

Doğal ve normal başlayan bir doğumda yapılan her türlü müdahale doğumun işleyişini bozar. Risksiz doğumlarda rutin olarak herkese uygulanan bu müdahalelerin doğumun doğal akışını bozduğundan negatif etkileri vardır. Bunlar arasında lavman, aç bırakma, serum takılması, doğumun hızlandırılması, her doğumda vajinal kesi yapılması, sırt üstü doğum yapılması sayılabilir.

Erken doğum ve sezaryen riskinde artışın yanında, doğumun erken başlatılması müdahalelerde artışa neden olur. Birçok durumda mutlaka serum takılır ve sıkı gözlem gerekir. Bu durum annenin hareket özgürlüğünü kısıtlar. Doğumda istediği gibi pozisyon almasını zorlaştırır. Hatta bazı durumlarda sürekli yatmasına neden olabilir. Oysa biliyoruz ki doğumda hareket özgürlüğü, doğum sancılarını daha rahat karşılamayı sağlar.

Tetiklenen doğumlarda sancılar çok daha ani başlar ve çok daha uzun süre tepe noktasında kalır. Bu da anne adayının doğumda daha fazla ağrı kesici veya epidural anestezi istemesine sebep olur. Bunları tercih etmesi de birçok müdahaleyi kaçınılmaz hale getirir.

Çok nadir görülse de, amniotik sıvı embolisi, doğum sonrası kanamalar gibi ciddi problemler, tetiklenen ve uzun süren doğumlarda rahim yırtılma riski, tetiklenen doğumlarda daha fazla görülür.

Marmaris”te hamile eğitim merkezi

Marmaris”te hamile eğitim merkezi açmanızın amacı nedir? Bu kurslarda nasıl bir eğitim veriyorsunuz?

Amacımız doğum konusunda her türlü teknik bilgiye sahip, doğumdan korkmayan, normal doğumun coşkusunu hisseden, çevresinde ne olursa olsun doğumda beden ve zihin kontrolünü sağlayabilen, anne olmanın ve çocuk doğurmanın içten gelen duygularını yaşayarak doğuma aktif olarak katılabilen aileler  yetiştirmek ve bebeklerin mümkün olduğunca ilaçsız doğal doğumlar sonrasında sevgi ortamlarında dünyaya gelmelerini sağlamak.

Kurslarımızda Lamaze eğitimi ve HypnoBirthing kursları veriyoruz.

İngiltere”de Lamaze ve Hypnobirthing kurslarına katılarak sertifikalarını aldınız. Anladığım kadarıyla hamile eğitim merkezinde hamilelere bu eğitimleri veriyorsunuz. Sizden bu eğitimler hakkında bilgi alabilir miyiz?

Uzun zamandan beri bebeklerimizin anne karnında ve doğum anında yaşadıkları tartışılıyor. Bebeklerimizin artık anne karnında duyduklarını, hissettiklerini hatta öğrendiklerini biliyoruz. Özellikle doğum anının bebeklerimiz hatırlıyorlar ve yaşadıkları tecrübelerden pozitif veya negatif yönde etkileniyorlar. Yapılan birçok çalışma bizlere bu yönde kanıtlar sunuyor.

Bu bilinçle yaklaşıldığında bebeklerimizin gelecekteki davranışlar ve duygulanımlarının gelişmesinde anne karnında ve doğum anında onlara yaşatacaklarımızla yakından ilgili olduğunu biliyoruz. Bu yüzden doğuma hazırlanmalı ve doğum anını kendi şartlarımız doğrultusunda planlamalıyız.

Bu aşamada Lamaze eğitimi sizlere rehberlik edecektir. Öncelikle toplum tarafından üzerinizde oluşturulan negatif doğum korkularından kurtulmanız amacıyla doğumla ilgili gerçekleri öğrenecek ve gelen doğru bilgilerle duyduklarınızın ne kadar yanlış olduğunu anlayacaksınız. Bir sonraki aşamada bedeniniz ve bebeğiniz arasındaki mükemmel uyumu keşfedecek ve bu uyuma güvenmeyi öğreneceksiniz. Kurs sırasındaki yoga egzersizleri ile bedeninizin gebeliğin getirdiği değişimlere uyum sağlamasını ve doğuma hazırlanmasını sağlayacaksınız.

Doğum sırasında rahminiz ve bebeğiniz mükemmel bir uyum içinde çalışarak doğumun en uygun şartlarda gerçekleşmesini sağlıyorlar. Burada tek yapmanız gereken kendinizi gevşek bırakarak onların sizin için çalışmalarına izin vermek. Ancak bunun için gevşemeyi ve kendinizi rahat bırakmayı öğrenmeniz gerekiyor. Bunun için her hafta değişik teknikler kullanarak derin gevşeme, görselleştirme konularında hazırlanmanızı sağlıyoruz.

Nefes çalışmaları doğum sırasında ayrı bir öneme sahip. Doğum sırasında kendini korkularından dolayı kasan, nefes almayan, nefesini tutan kadınlarda doğal olarak doğum ağrıları daha fazla hissediyor. Bu yüzden gerek rahminizin rahat çalışması gerekse kasılmalar sırasında bebeğinizin sağlıklı oksijenlenmesi gerekse gevşemeye yardımcı olması açısından nefes teknikleri öğreneceksiniz. Sadece nefes çalışmaları bile bebeğinizle bir bütün olmanızı ve birlikte hareket etmenizi sağlayacak.

Bu teknikler sayesinde kasılmalar sırasında tüm kontrol sizde olacak, kendinize ve bebeğinize güveniniz tam olacak ve bunların sonucunda doğumu korku dolu anlar yerine heyecan ve coşkuyla yaşayacaksınız. Daha önce kursumuza katılarak doğum yapan gebelerimizin söylediği gibi doğum anı yaklaştıkça heyecan ve coşkunuz artacak.

Bu kursun bir diğer özelliği de sizlere doğumla ilgili kararlarınızı sizin talep etmenizi sağlayacak kadar güven ve bilgiye sahip olmanızı sağlamak. Bu sayede doğum anınızı bugünden planlayabileceksiniz. Bizler artık doğumda bebeklerin farkında doğdukları bilinciyle bebeğe saygılı doğumlar hayal ediyoruz. Bebeklerin doğumdan hemen sonra anneden uzaklaştırılıp medikal müdahalelere ve yalnız bırakılmalara gerek kalmadan annenin onu bekleyen kollarına kavuşmalarını arzuluyoruz. Çünkü yeni bir dünyaya adım attıkları bu anda bebeklerin ihtiyaç duydukları tek bir şey var; tanıdık bir ses, kendilerini güvende hissetmek; Bu güven hissini sadece onu bekleyen, tüm sevgisini yoğunlaştırmış ve kollarıyla onu sarmak isteyen bir anne verebilir. Doğum anında bebeğiyle buluşan, doğar doğmaz bebeğini kucağına alan annelerde anne-bebek bağının çok daha iyi kurulduğu, bu bebeklerde ileriye dönük problemlerin çok daha az yaşandığı artık biliniyor. Lamaze eğitimi size bu güveni verecektir.

Bu sırada babaları da unutmuyoruz. Türk toplumunun gerçeklerinden biri de doğum işinin sorumluluğunun daha çok anneye bırakılması. Babalar bebekleriyle bağ kurmak için doğmalarını hatta birkaç aylık olmalarını bekliyorlar. Oysa artık biliyoruz ki bebekleriyle anne karnındayken bağ kuran, doğum sırasında eşinin yanında ona destek olan babaları bebekler doğumdan hemen sonra bile tanıyorlar. Lamaze felsefesinde bebeklerin hayatında anne ve babanın ayrı ayrı yerleri olduğu ve birbirlerinin yerini tutamayacağı savunulmaktadır. Anne karnındaki bebekle ilgilenen, onunla ilişki kuran babalar anneler daha fazla güven ve sevgi vermekte, bu da yarattığı pozitif etkiyle bebeklerin gelişimine olumlu katkılar yapmaktadır. Lamaze felsefeleri anneyi olduğu kadar babayı da doğuma hazırlamaktadır.

Tüm bu eğitimler sonrasında kendine ve bebeğine güvenen anneler ve babalar olarak doğum anını korku ile değil heyecanla bekliyor olacaksınız. Ve milyonlarca anne gibi hayal ettiğiniz bir ortamda, tamamen kendi kontrolünüzde bebeğinizin de ihtiyaçlarını gözeterek sağlıklı doğumlar yapacaksınız.

Hypnobirthing nasıl bir eğitimdir?

HypnoBirthing eğitiminin temelleri 1930 yıllarında “Korkusuz Doğum” kitabının yazarı Dr. Dick Read”e dayanır. Dick Read kitabında korkunun neden doğumu durdurduğunu ve müdahaleleri getirdiğini anlatırken, sadece bilgi ve gevşeme teknikleri ile doğumun ne kadar kolaylaştırılabileceğini anlatır. Doğum normal, doğal ve sağlıklıdır. Doğum ilkel beynin gerçekleştirdiği karmaşık bir eylemdir. Doğumu kontrol etmeye çalıştıkça doğum mekanizmalarının bozulduğunu görüyoruz. Eğer kendi doğumumuzun başlayarak, yaşam boyu toplum tarafından bilinçaltımıza yerleştirilmiş korkuları özgürleştirme şansımız olursa, bilinçaltı kontrolündeki doğum mekanizmaları çok kolay işleyecektir. İşte kurs boyunca gevşeme, imgeleme, hipnoz teknikleri ile,  gebelerin korkularından nasıl özgürleşebilecekleri anlatılıyor. Kendine, bedenine, bebeğine ve en önemlisi sağlık profesyonellerine güvenen annelerin nasıl rahat doğumlar yaptıkları filmlerle gösteriliyor.

Doğum yapan kadınlara duygusal ve fiziksel destek nasıl ve kimler tarafından verilmelidir?

Doğumda kadınlarımızın en büyük korkularından biri, yalnız kalmak veya yalnız bırakılmaktır. Doğumun bilinmeyen yollarında ilerlerken, kadınlarımızın en büyük ihtiyaçlarının başında duygusal ve fiziksel destek gelir. Doğumun geçmişine baktığımızda, kadınlarımızın bu ihtiyacının çok iyi karşılandığını görüyoruz. Doğumlar, genellikle evlerde olurdu. Doğum yapan kadından köy ebeleri sorumluydu. Köy ebesi dediğimiz kişiler, aslında daha önce birçok doğum yapmış ve yaptırmış tecrübeli kişilerden başkaları değillerdi. Ama en büyük özellikleri, sorgulamadan verdikleri destekti. Doğum yapan kadını sorgulamadan, doğum boyunca onun yanında kalır ve ihtiyaçlarını karşılamanın yanında, ona güven ve sevgi verirdi. Tıpkı bir anne şefkati gibi… Diğer kadınlar da doğum yapan anneye destek olmak için orada olurdu. Böylece hamilenin çevresinde görünmez bir sevgi yumağı oluşurdu. Belki de bu yüzden geçmişin doğumları (tıbbi nedenlerle aksaklıklar ve imkânsızlıklar hariç) çok daha kolay olurdu ve çok daha pozitif anılar bırakırdı. Hatta babalar bile doğumda çok daha aktif rol alırlardı.

Annem emekli bir ebedir. Ebelerin toplumda el üstünde taşındığı şanslı bir zamanda mesleğine başlamıştır. 18 yaşında yeni mezun bir ebe olarak 1956-1958 yıllarında Adapazarı”nın tek ebesi olarak evden eve doğumlara gittiğini anlatırdı. Ebelik sanatı o dönemde sevgi sanatıydı. Sevgi ve destek sanatıydı. Gittiği doğumlarda en büyük görevinin saatlerce kadının yanında durmak ve ona destek olmak olduğunu anlatırdı. Normal giden bir doğumda ebenin başka ne görevi olabilirdi ki…

20. yüzyılın başlarından itibaren doğumlar hastanelere taşındı. Doğumlar artık eğitimli ebeler ve doktorlar tarafından yönetilir olmaya başlandı. Artan tıbbi yardımlar sayesinde kanama, ters doğumlar gibi istenmeyen durumlar ve bunların getirdiği anne-bebek ölümleri azalmaya başlamıştı. Ancak artık kadınlar doğumlarında yalnız bırakılmıştı. Çünkü ebelerin ilgilenmesi gereken başka hamileler de vardı ve bir hamileye doğumu boyunca sürekli destek verecek tek ebe tahsisi mümkün değildi. Artık evin o güven verici sevgi ortamı kaybedilmişti. Kadınlar doğumlarında yalnızdılar. İhtiyaçları olan desteği kaybetmişlerdi.

1940″lı yıllardan sonra doğal doğuma destek veren hamile eğitim grupları, doğumda bir yardımcının verdiği desteğin önemini yeniden keşfettiler. Özellikle babaların doğuma girebilmeleri ve eşlerine destek olabilmeleri için çalışmalar yaptılar. Uluslararası Lamaze Örgütü bu grupların başında geliyordu. Babaların eğitimlere katılmaları sayesinde kadınlar doğumda ihtiyaç duydukları duygusal ve fiziksel desteğe yeniden kavuşmaya başladılar.

Yıllar içinde doğum yardımcılığı bir meslek haline geldi. “Doula” ismi verilen “doğum yardımcıları” için uluslararası eğitim veren organizasyon ve dernekler kuruldu. Hatta bazı sigorta şirketleri bu hizmetlerin ücretlerini karşılamaya başladılar. Çünkü “doula”ların katıldığı doğumlarda müdahaleler çok daha az oluyor ve sezaryen oranları da düşüyordu.

Biyografi: Op. Dr. Hakan Çoker

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı; LCCE (Lamaze sertifikikalı Hamile Eğitmeni); HP (HypnoBirthing® Eğitmeni).

1965 İstanbul doğumlu Hakan Çoker 1984 yılında Darüşşafaka Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1984-1990 yıllarında İstanbul Tıp Fakültesinde tıp eğitimimi tamamladı. 1990-1994 yıllarında İstanbul Taksim Hastanesi’nde Kadın Hastanesi Ve Doğum Asistanlığını tamamladı. Askerlik görevini 1994-1996 arasında Girne Askeri Hastanesi’nde yedek subay olarak yaptı. 1996-2002 yılları arasında Sürmene Devlet Hastanesi’nde görev aldı. 2002 yılından bu yana kendi isteğiyle gelerek yerleştiği Marmaris’te yaşıyor.18 yıldır devam ettiği devlet memurluğu görevinden istifa ederek muayenehane ve hamile eğitim merkezi sorumluluğunu birlikte yürütmektedir.

1990 yılında tıp fakültesi son sınıf öğrencisiyken Kadın Hastanesi ve Doğum stajını İngiltere’de yaptı. Gerek hamilelerin gerekse sağlık personelinin doğuma çok farklı yaklaşımlarından etkilendi. Gebelerin doğumdan korkmaması ve doğumda panik olmaması, aynı zamanda eşlerin de yanlarında onlara yardımcı olmaları doğumu çok kolaylaştırıyordu. Bu konudaki çalışmaları yıllar içinde devam etti. 2004 yılında katıldığı 9 Eylül Üniversitesi’nin düzenlediği Doğum Öncesi Hamile Eğitim Kursu sonrasında böyle bir merkez açmak için çalışmalara başladı.

Mart 2007’de İngiltere’de düzenlenen HypnoBirthing kursunu bitirdi ve sertifika aldı. Bu kurs ve oradaki doğum şartlarını görmesi çalışmalarını hızlandırdı. Nisan 2007’de Lamaze International’ın açtığı sınavı kazanarak Lamaze eğitici sertifikası almaya hak kazandı. Mayıs 2010 tarihinde Janet Balaskas’ın düzenlediği Aktif Doğum Kursu’nu bitirdi.

Mayıs 2009’da ülkemizdeki ilk uluslararası hamile eğitim programı HypnoBirthing Kursu’nun organizasyonunu yaptı. Bunu 2010 yılında düzenlediği ve Janet Balaskas’ın geldiği “Aktif Doğum” Kursu izledi. Bu kurslara 50’ye yakın ebe ve hamile eğitimcisi katıldı. Bu konudaki uluslararası çalışmaları devam etmektedir. Amacı doğum konusunda her türlü teknik bilgiye sahip, doğumdan korkmayan normal doğumun coşkusunu hisseden, çevresinde ne olursa olsun doğumda beden ve zihin kontrolünü sağlayabilen, anne olmanın ve çocuk doğurmanın içten gelen duygularını yaşayarak doğuma aktif olarak katılabilen aileler  yetiştirmek ve bebeklerin mümkün olduğunca ilaçsız doğal doğumlar sonrasında sevgi ortamlarında dünyaya gelmelerini sağlamak olan Dr. Hakan Çoker  çalışmalarına ve danışmanlık hizmetlerine yurt çapında devam etmektedir.


Her türlü sorunuz için mail aracılığı ile başvurabilirsiniz.

E-posta: hakancoker@dogumakademisi.com

Web: http://dogaldogum.com