Çocuklarda PKU Hastalığı

PKU hastalığı; bir tür protein alerjisidir. Ve bu alerji nedeniyle PKU olduğu tespit edilen çocuklara özel diyet uygulanmak zorundadır. Aksi ise o çocukların beyinlerinin hasar görmesine neden olduğu için ileri derecede zihinsel engelli olmalarına neden olmaktadır.

Pku bebek 

2008 yılında birkaç kez yazdım. Habertürk Gazetesi 5 Mayıs tarihinde konuyu haber yapınca konuyu tekrar yazmak istedim. Çünkü belli ki 2008 yılında nerede isek yine aynı yerdeyiz.

Yeni doğan çocukların topuklarından kan alındığı herkesin malumudur. Ancak alınan bu kanların sonuçlarının ivediliği ve önemi; ne yazık ki herkes tarafından malum değildir. Şöyle ki yeni doğan bebeklerin topuklarından alınan kan; bebeklerin özellikle PKU (feliketonüri) hastası olup olmadıklarının tespitini sağlayan bir testtir. Ve en geç 72 saatte teşhis konulmalıdır.

PKU hastalığı; bir tür protein alerjisidir. Ve bu alerji nedeniyle PKU olduğu tespit edilen çocuklara özel diyet uygulanmak zorundadır. Aksi ise o çocukların beyinlerinin hasar görmesine neden olduğu için ileri derecede zihinsel engelli olmalarına neden olmaktadır. Dikkat ediniz olabilirler değil. Kesinlikle olurlar…

Pku

O yüzden bu test; kesinlikle yaşamsal anlamda çok önemli bir laboratuvar testidir. Ancak böyle olmasına rağmen yetkili ve etkililer nedense konuya yeterince ilgi göstermemekteler. Düşünsenize 75 milyonluk ülkemizde Habertürk Gazetesi’nin haberine göre sadece iki yerde; yalnızca İstanbul ve Ankara’da bu test yapılmaktadır. Oysa 2008 yılında bu konuyu ilk yazdığımda söz konusu test; Ankara’da Hacettepe Tıp Fakültesi’nde, İstanbul’da İstanbul Tıp Fakültesi’nde, İzmir’de Dokuz Eylül Tıp Fakültesi’nde, Sivas’ta Cumhuriyet Tıp Fakültesi’nde olmak üzere yalnızca dört yerde yapılabilmekteydi.

O zaman böylesi önemli bir testin sadece dört büyükşehirde yapılmasına tepki olarak “şaka gibi değil mi?” diye yazmıştım. Meğer asıl şaka; bu sayının çoğalacağına yarı yarıya azaltılmasıymış.

Yani 72 saatte teşhis konulması gereken bu hastalığın belirlenmesi için bugün iki büyük şehrimizin dışında bir yerde doğan çocukların topuklarından alınan kanlar; mecburen İstanbul ya da Ankara’ya gönderiliyor.

4370714072_79786a64df

PKU hastalarının beyin gelişiminin normal olması, zekâlarında bir gerilik olmaması için; kesinlikle süt ve süt mamulleri ile beslenmemeleri, asla protein almamaları gerekiyor.  O yüzden bu 72 saat çok önemlidir.

Düşünsenize; anne kucağındaki çocuk eğer PKU hastası ise zaten tedavi başlayana kadar asla içmemesi gereken sütü içiyor. Geçen her dakika zekâsına zarar. O yüzden zaman; o bebeğin sağlığı açısından çok ama çok önemlidir.

Ancak çeşitli nedenlerle bu testin sonuçlarının geç tespit edilmesi ya da ülkemizin bir yerinden başka yerine test sonuçlarının yolculuğunun uzamasından dolayı; şu anda binlerce çocuk PKU hastası olarak yaşamaktadır. Teşhis gecikince doğal olarak tedavide geç başlıyor. Ve bu gecikme o çocukların beyin gelişimine zarar veriyor. Ve ne yazık ki zekâlarında gerileme meydana geliyor.

topuk-kani-alinmayan-bebek-zeka-ozurlu-oldu-766

Yani aslında üç kuruşluk yatırımla çözülecek ya da engellenerek en aza indirilebilecek olan bu hastalıkta ne yazık ki dünya da ilk sıradayız.

Unutmamalı ki PKU hastası olanlar; yaşam boyu bakıma ihtiyaç duydukları için, hem ailelerine, hem de memlekete maddi ve manevi anlamda tahmin edilemeyecek bir maliyete neden olmaktadırlar.

Onlarca örnek varken kıstas almak doğru mudur bilmem ama mesela sporcularımıza milli maçlar sonrası başarılarını ödüllendirmek amacıyla verilen paraların çok daha azına hemen her şehrimizde bu hastalığı teşhis edebilecek, laboratuvarlar kurulabilir.

Ki zaten büyük devlet olmak da bu değil mi?

Bence kesinlikle devletin yapması gerekeni; özel sektör de yapabilir. Mesela sezon bitmeden şampiyon olan Galatasaray kulübümüz; yeni alacağı herhangi bir sporcuya ödemeyi düşündüğü transfer ücretinin çok daha azına 81 vilayetimizde bu laboratuvarları kurabilir.

Pku bebek 2 pku1

Adına da vefa diyebilir. Memlekete vefa…


Yani küçük bir yatırımla; hem insani, hem de maddi olarak ülkeye katkı sağlamanın ötesinde, belki kayıp hanesine yazılan bu çocuklarımızdan ülkemize faydalı gençler ve sağlıklı nesiller yaratabiliriz.

Bu konuda, bu hastalıkla mücadelede; sadece basit düşünmekle, çözüme sadece sevgi ile yaklaşmakla; o kadar önemli işler yapabiliriz ki…Yoksa hangi yetkiye sahip olursanız olun; siz yorum yapamayan, çözüm arayamayan ama sadece bakansınızdır. Ve emin olun gün gelir yetkiniz gider, siz de arkanıza baka baka gidersiniz…

PKU hastalığından habersiz…

Bu arada üç çocuk isteyen Başbakan’ımız; eminim ki üç sağlıklı çocuk olmasını kastediyordur. O yüzden çocukların sağlıklı büyümeleri için yetkili ve etkililerin bu derece duyarsız ya da farkındalıksız olmaları da ayrıca başbakan’ımız tarafından da sorgulanıyordur.