Biz nasıl insanlar Ol’duk

Öz’ümüze dönmek, çok mu zor, çok mu kolay? Aslında ne çok zor, ne de çok kolay. Herşey öz’ünden, en öz’ünden dönüşebilir. Kolaydır söylemek, bilmek, öğrenmek, okumak, peki ya ulaşmak. O’nu bulmak, işte o da bir o kadar kolay, bir o kadar zor.

Biz nasıl insanlar Ol'duk

Gerçek sen bir o kadar derinde, bir o kadar da her yerde.
Gerçek ben bir o kadar basit, bir o kadar da zor.

Herşeyin cevabı her yerde. Bende, sende, O’nda, doğada, her köşede, her yolda, her anda.

Hissedince öz’ünü, herşey bambaşkadır. Tüm benliğinde, hücrelerinde, ruhunda, ne olarak adlandırmak istenirsen; hissettiğin an mutluluğu, huzuru, gerçeği, gözlerinin güldüğü an’ı, bak benliğine ne var, ne var görmeye çalış.

Öz’ünde ne var?

Göremezsen bir kez daha bak, bir kez daha. Tekrar göremezsen, bulamazsan öz’ünü, mutluluğunu, çık ara. Her yerde ara. Yoktur tek bir yolu söylenebilecek, dillendirilebilecek. Milyonlarca farklı kombinasyondan birini seç. Tüm yollar döner dolaşır öz’üne çıkar. İster düşe kalka, ağlaya sızlaya, ister güle oynaya, huzur içinde kaybolarak. Bul özünü, her nasıl bulursan öyle bul, ama bul.

love-the-world

Dünyanın değişmesini, savaşların, kötülüklerin, mutsuzlukların, nefretin, öfkenin, bitmesini hayal ediyorsan, boşuna hayal etme, öz’üne dönmeden döndüremezsin dünyayı öz’üne. Önce sen bulacaksın Öz’ünü, sonra çevrene ışık saçacaksın, buldum diyeceksin, hatta demeyeceksin onlar görecek, duyacak, hissedecek, soracak.

Sende ışığından ışık vereceksin, sen ışık verdikçe daha da büyüyecek bu ışık. Belki bir söz ile, belki bir bakış ile, belki de bir sembol ile vereceksin. Nasıl verdiğinin ne önemi var. İstesen de içince tutamazsın, paylaşmamanın ne olduğunu da unutursun. Öz’ünde yoktur saklamak, öz’ünde paylaşmak vardır, sevmek vardır, daha niceleri vardır.

Öz’üne dönünce zaten istemediğin herşey; kökünden, öz’ünden uçar gider, ta öz’üne. Sen de kalır sadece gerçek öz’ün, gerçek benliğin. Hücrelerinin, ruhunun bildiği tek şey olan sevgi. Başka da bir şey göremezsin artık. Sadece sevgi, huzur, mutluluk… Hangi kelimeyle, hangi duyguyu anlatmak istersen?

Çok öncelerden çok mu kolaymış herşey. İnsanlar öz’lerine daha mı yakınmış, daha mı uzak? Kim bilir ki?

group-of-kids

Ama önceleri;

Nasihat için yırtınanlar var imiş,
Bir nasihatle değişen Sultanlar var imiş,

Bir kelime için tapınanlar var imiş,
O cümleyi duymak için açlıkta neymiş deyip, 40 gün aç duranlar var imiş,

Kalbine işleyen bir söz ile değişenler var imiş,
Bir bakışa kurban olanlar, bir değişe herşeyi yakanlar var imiş,

Koşulsuz teslim olanlar, huzura kavuşanlar var imiş,
O’na, huzura erenlerin peşinden koşanlar var imiş,

Herkesin insan olduğunu bilenler,
Onların önünde eğilmeye ne gerek diyenler var imiş,

Herkes O’ndandır deyip, iyiye kötüye gül dagıtanlar,
Dikenleri yok etmeyi öğretenler var imiş,

Dikensiz de olunur deyip, dikenlilere ışık olanlar,
Mum olup erirken, çevresini aydınlatanlar var imiş,

Sana çobanlık vermişler, sen kurtluk ediyorsun diyenler,
Sana bekçilik vermişler, sen hırsızlık ediyorsun diyenler var imiş,

Bu sözleri duyup ta ağlamaktan maf olanlar,
Herşeyi bir çırpıda terk edip, O’na koşanlar var imiş,

Var imiş, var imiş,
Hepsi var imiş,

Kimsenin cümlesine tama etmeyip, şüpheden boğulanlar var,
Ne dedi diye okumayanlar, kimmiş diye okuyanlar var,

Kimliğe tama edip, beynini açanlar var,
Kimlik peşinde koşup, gerçeği unutanlar var,

Kalbini açmayı unutan, koşulsuzluğa yüz çevirenler var,
İstekleri için tapınanlar, madde için kalbini kapatanlar var,

Huzur için değişiklik yapamayacak cesaretsizler var,
Öğrendikleri kolay bilgi dışındakileri, yok sayanlar var,

Her bilgiye inanan, elle tutulan herşeyi var sayanlar,
Yokluğu bilmeyen, hiçliğe inanmayanlar var,

Mutluluğun peşinde koşarken durup bakmayı bilmeyen,
Şüphenin içinde erirken kendini görmeyenler var,

Kalbi gösterenlerin peşinden koşmayı unutanlar,
Maddiyati gösterenlerin peşinden koşanlar var,

Pişmanlık ve keşkeler içinde kıvrananlar,
Dedikodu yapıp yakıp yıkanlar var,

Biz nasıl insanlar olduk diye söylenip çırpınanlar,
Değişim için harekete geçemeyen güçsüzler var…

Var, var… Neler var…

Kişisel Gelişimin Derinliği

Çocukluğumdan itibaren kitapların içinde yüzmenin keyfini çıkararak dünyayı, insanları keşfetmeye çalıştım durdum. Egitim sistemimizin kendini bulaMama akışına kapılmama, üniversitede ki yıllarıma acımama rağmen, tutkularıma ve özel ilgi alanlarıma hiç ara vermeden devam ettim. İnsanları ve dünyayı keşfetme istegime hızla devam ediyorum. Tabi ki sadace kitaplarla degil, aldıgım egitimlerle, katıldığım seminerlerle, gezdigim ve gezecegim ülkelerle, şehirlerle. Hedefim bir dünya vatandaşı olup, insanların birçok duyguyu aynı anda kullanmaya çalışarak yaşamlarına devam ederlerken, sevgi ve iyilik duygusunu kullanmalarında ki güzelligi anlatmada küçük bir katkıda bulunup, bunun rahatlıgını anlatabilmek. Her geçen gün degişerek daha güzele dogru hep birlikte ilerlemektir dilegim.