Tarih boyunca Batı’nın Doğu’yu anlama ve tanımlama çabası, kültürel kodların derinliklerinde oldukça farklı bir algı yaratmıştır. Özellikle oryantalizme oryantal bakış açısıyla yaklaştığımızda, yüzyıllardır süregelen turistik dayatmaların ve toplumsal önyargıların arka planındaki gerçekleri daha net görebiliyoruz. Bizi kökleşmiş klişeleri sorgulamaya iten bu tarihsel döngü, bugün bile insan ilişkilerini derinden etkilemeye devam ediyor.
Size bugün çok zihin açıcı ve aydınlatıcı bir yazı yazacağım. Doğu-Batı ekseninde ve Türkçe aksanında böyle bir yazı yazıldı mı, bilmem. Önce oryantalizm nedir oradan başlayalım.
Oryantalizm
Kökeni Batı’da çok gerilere gider. Ortaçağ’da ilk adımları atılır. Batı bu yolla, Doğu’yu kodlarını çözecek şekilde irdelemek niyetindedir. Henüz lime lime etmek akıllarda yoktur. Üniversitelerde Şarkiyat kürsüleri kurulur. 18. yüzyıla gelindiğinde, Oryantalistlerin bir kısmı Avrupa başkentlerinde… Doğu’da gördükleri kostümlerle gezerler. Bunu herhangi bir şekilde maskeli balo benzeri düşünmeyin. Çoğu hayranlıktan dolayı böyle davranmıştır.
Ancak Sanayi Devrimi sonrası işin şekli tedricen değişir. Artık Batı Doğu’nun kodlarını mümkün mertebe çözmüştür. Oryantalizm belli bir noktadan sonra Doğu, Batı’nın ilhamı olarak değil… Üzerine basılıp yükselinmesi gereken bir ‘öteki’ olarak görülür. Doğu ile ilgili olarak Batı’daki algılar artık hem entelektüeller hem de basın yayın organları ile belli klişelere bağlanır. Örneğin bezeme sanatları Doğu’da gelişmiştir. Yani ellerinden bir şeyler gelmiş, bir şeyler yapmışlardır. Ama asla Batı gibi akılcı olamazlar. Bu ve buna benzer yanlış düşünceler halen Batı’nın propaganda makinesi ile Doğu’da kendini zaman zaman aşağılayan bir kompleks olarak farklı ülkelerde kendini gösterir.
Dünyada turizm beklentileri
Batı’da bir başkent ziyaret edildiğinde karşılaşacağınız turistik faaliyetleri düşünün. Misal Paris’tesiniz. Champs-Élysées (Şanzelize) ve Eyfel Kulesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Fransızlar da bunları ziyarete gider. İstisnalar dışında yerli ve yabancı turistlerin faaliyetleri örtüşür.
Doğu’da bunun tümden farklı olduğunu ancak belirli bir bilince sahipseniz görürsünüz. Sebebi, Doğu’ya gelen yabancı (Batı) misafirlerin beklentilerinin Oryantalist gelenek yoluyla şekillenmiş olmasıdır.
“Oryantalizm belli bir noktadan sonra Doğu, Batı’nın ilhamı olarak değil… Üzerine basılıp yükselinmesi gereken bir ‘öteki’ olarak görülür.”
Rakı-balık-dansöz
Yukarıda izah etmeye çalıştığım konuyu somut örneklerle size aktarmak isterim. Bir üçleme olan ara başlık sizi şaşırttı hatta garipsetti, biliyorum. Türkiye’de alkole yatkın ya da değil neredeyse herkesin duymuş olduğu bir ikileme vardır. Rakı-balık. Özellikle İstanbulluların duymamış olma ihtimali zordur. Ancak Batılı misafirlerin İstanbul seyahatlerinde bu ikileme ile yetinilmez. Örneğin Almanya’dan gelen turistlere Boğaz’da rakı-balık-dansöz etkinlikleri düzenlenir. Zira bu oryantal eklem, oryantalizmin Batılıların Doğu’daki dayatılmış beklentileridir.
Dayatılmış dememin sebebi, faaliyetin yerliler tarafından tanınmamasıdır. 32 sene İstanbul’da ikamet etmiş biri olarak hayatımda rakı-balık-dansöz üçlemesine hiç rastlamadım. Ama İstanbul’da bulunmuş bir Alman, bunu hem beklentisine göre yaşamış hem de arkadan ülkesine döndüğünde klişe olarak diğer Batılılara anlatmıştır.
Yurt içinden devam edelim. Kendi tecrübemden sizi tebessüm ettirecek bir şey anlatayım. Yıllar önce Kapadokya’ya gitmiştim. Bir acenta, muhtemel etkinlikleri sıralıyordu. O zaman dikkat etmemiştim. Ama şimdi oryantalizme çok daha hakim olduğumdan değerlendirmem de farklı. Mağaradaki bir etkinlikten söz ediliyordu. Kuzu çevirme etkinliği… Ancak sizce bu kadar mı? Hayır, ekleme olarak dansöz de vardı. Ben hiçbir Kapadokyalının kendi yaşantısında mağarada kuzu çevirip dansöz izleyebileceğine inanmam. Oryantalizm yine Batılılara onlara dayatılan beklentileri görmelerini sağlıyordu.
Bir de yurt dışından örnek verelim. Dubai’ye gittiğimde, yine muhtemel etkinlikler ile ilgili bilgi almıştım. Safari’den bahsedildi ve ardından çölde akşam yemeği vardı. Yemekten sonra sahneye kim çıktı sizce? Dansöz… Hiçbir yerli Dubaili çölde şölen verip ardından dansöz oynatmaz. Şahit olduğumuz yine dayatılmış bir beklentinin bir dışavurumuydu.
İnsan haysiyetine yaraşır duruş
Bütün bu bilgiler ışığında Batı’da Doğu algısının nasıl şekillendiğini anladık sanıyorum. Basit önyargılardan bahsetmiyoruz. 200-300 yıllık bir sistemik birikimden söz ediyoruz. Günümüzde görsel işitsel kaynaklarda, Hollywood filmlerinde, sosyal medyadaki birçok klişenin kökü bahsettiğim Oryantalizm. Umarım yakın zamanda kitleleri arkasına alacak bir karşı akım kendine alan açar. Ancak bu şekilde insan haysiyetine yaraşır bir küresel duruş sergileyebiliriz.









