The Giver – Seçilmiş

Acının, öfkenin, savaşın, kıskançlığın ve diğer tüm negatif duyguların olmadığı bir Dünya hayal edin. Böyle bir Dünya için insanlık nelerden fedakarlık yapmalıdır? The Giver (Seçilmiş), bize bu konuyla ilgili çok güzel bir sorgulama imkanı veriyor.

Film Lois Lowry’in The Giver (Türkçede: Seçilmiş) romanından uyarlanan film insanlığımıza dair derin mesajlar içeriyor. Uzun süredir filozofların üzerinde durduğu acısız bir Dünya nasıl olur? sorusuna alternatif bir cevap içeriyor. Ama bu cevabın yeterliliği ve insan doğasına uygunluğu filmin temel olgusu. Bilim kurgu tarzında olan film, acının, öfkenin, kederin ve diğer duyguların olmadığı topluluk halinde yaşayan bir Dünya resmi çiziyor. Burada her kişinin görevi ve yapacağı iş belli. Ama bir kişi, bambaşka bir göreve seçiliyor ve duygularının keşfine çıkıyor.

the giver seçilmiş

Film ilk başta klasik bir bilim kurgu tadında başlıyor. Klasık 3 genç (bir kız, iki erkek) uçan aygıtların olduğu, ileri teknolojiye sahip bir Dünya’da kendilerini keşfediyorlar. Filmin farklılığı ise siyah beyaz başlıyor olması. Ve filmin devamında klasik bir bilim kurgudan çok daha farklı bir konu üzerine eğildiğini görebiliyorsunuz.

Filmde aynılık kavramı öne sürülüyor. Bu herkesin aynı gözükmesi ve aynı olması fikrini içeriyor. Farklılıkların hoş karşılanmadığını görüyoruz. Bu size tanıdık geldi mi? Bu ütopik Dünya’da bazı temel kurallar var, film bu kurallara değinerek başlıyor;

Dilimizi düzgün kullan, sadece sana verilmiş kıyafetleri giy, sabahları ilacını al, akşamları sokağa çıkma yasağına uy, asla yalan söyleme.

Acının, öfkenin, savaşın, kıskançlığın ve diğer tüm negatif duyguların olmadığı bir Dünya hayal edin. Böyle bir Dünya için insanlık nelerden fedakarlık yapmalıdır? Seçilmiş filmi bize bu konuyla ilgili çok güzel bir sorgulama imkanı veriyor.

Dikkat! Bundan sonra spoiler içermektedir. Filmi izlemeden okumak istemeyebilirsiniz.

Seçilmiş filminin ruhsal incelemesi

the giver seçilmiş

Filmde kullanılan arketip ve semboller çok önemli.  İnsan doğasına işaret ediyor.

Seçilmiş – Siyah beyaz ve kırmızı

Film siyah beyaz başlaması ve ardından çocuğun renkleri algılamasıyla renklenmesi çok hoş bir detay oluşturmuş. Siyah-Beyaz, mevcut düzenin bize sunduğu iki seçenek aslında. Farklılıkların olmasının kötü olduğu bir resim çiziyor. Renklerden arınık, tek düze… Bu aynı zamanda bütün herkesin tek bir inanca, tek bir düşünceye, tek bir bakış açısına sahip olma dayatmasını temsil ediyor. Ruh rengarenktir isimli yazımda bu konuya değinmiştim. Renkler insan karakterinin ve doğasının çeşitlilğini temsil eder. Çocuğun gördüğü ilk renk kırmızı . Bunun tesadüfi olmadığı ortada çünkü kırmızı aşkın, tutkunun, arzunun, hırsın, çoşkunun, merakın ve öfkenin rengidir. Film boyunca bu duyguların yoğunlukta olduğunu görüyoruz.

Seçilmiş – Arı

Filmde acı ilk olarak arı ile sembolize edilmiş durumda. Arı toplum içindeki mükemmel uyumdur. Kovan sisteminde bir kraliçe arı (ki bu filmde Baş yaşlı olarak gösterilmiş) etrafındaki mükemmel sistem anlatılıyor. Lakin arının çocuğun alnından sokması (alın farkındalıktır.), bu sistemin aslında acı verici olmasının farkındalığını temsil ediyor.

the giver seçilmiş

Seçilmiş – Ev ve bebek

Bebek geleceği, umudu temsil ediyor. İçimizdeki en temel içgüdünün ve aslında insanın en temel duygusunun saflık ve sevgi olduğu vurgusunu içeriyor.

Ev ise filmin başlangıcı ve sonunda olan temel olgu. Aslında filmin belkemiği diyebiliriz. Çünkü o Dünya’da aileye ve eve ihtiyaç yok. Onun yerine konut olgusu var. Ev, tüm duyguların yaşandığı ama sevgiyle herkesi bir arada tutan derin bir deneyimdir. İnsanın en temel, en ilkel ve en önemli içgüdüsüdür.

İkinci bakış açısı olarak Ev, Jung tarafından kişinin kendisini temsil eden bir arketip olarak görülür. Ana karakterin evde gördüğü sıcaklık, şarkılar, ışıkların yanması, içinde var olan duyguları ve iç dünyasını temsil ediyor. Dikkat ederseniz, filmin sonunda da bebekle o eve giriyor. Filmdeki ev, o ütopik Dünya’da insanların içinde özlem duydukları sıcak duyguları temsil ediyor.

Seçilmiş – Elma


Elma, bir diğer sürekli gördüğümüz unsur. Hem iğne yapan cihazları kandırmak için elma kullanıyor, hem de net bir şekilde kırmızı olduğunun farkında olarak elmayı görüyor. Elma, burada bir den fazla anlam taşıyor. İlki cezbetme, tercih etme ve baştan çıkarma olgusu. Aynılığın olduğu Dünya’da farklı renklerin, kokuların, seslerin ve duyguların kaçınılmaz cezbediciliğini ve çocuğun da bunun için gösterdiği çabayı gösteriyor. İkinci olarak elma İncil’de bahsi geçen bilgi ağacını anlatıyor. İyi ve kötünün bilgisinin olduğu bu ağaç, insanoğlunun içindeki temel bilgeliği ve irade gücünü temsil ediyor. Filmde duyguların alınması, iradenin alınması ile eşdeğer gösteriliyor, elmayla yapılan hile sayesinde duygularını geri alan karakterler, iradelerini de ellerine alıyorlar.

Seçilmiş – Mucize ve inanç

Filmde üzerine basa basa vurgulanan bir diğer unsur mucize ve inanç kavramı. Filmde verilen bir diğer mesaj inancın yarattığı mucizeler . Farklı din ve inançtan görüntüler de eklenerek, hem kendine ve çevrene, hem daha iyi bir Dünya’ya hem de dinsel inancın insan doğasının temelinde olduğuna vurgu yapıyor. Gerçek ve samimi bir inancın ise mucizelere yol açacağını çok güzel bir dille gösteriyor.

the giver seçilmiş
Arka plandaki birbirine bağlı iki labirent sembolüne dikkat ediniz.

Film de burada değinmediğim daha bir çok mesaj var. Mesela anı aktarıcısının konutunda ki camın yansımasıyla birlikte göz şeklinde olması, derin bakış açısını temsil ediyor. Ve daha bunun gibi bir çok alt mesajlar var. Önemli olan filmin temel verdiği mesaj ve bu kişiye göre değişebilir. Eğer sorgulayıcı bir gözle bakılırsa film oldukça ruhsal bir mesaj veriyor. İnsan doğasında bulunan öfke, sevgi, endişe, huzur, kıskançlık, birliktelik, kibir, mütevazilik ikiliklerine değiniyor ve bizim tüm duygularımızla bir bütün olduğumuzu, bu Dünya’da hem acıyı hem sevgiyi tatmaya geldiğimizi anlatıyor. Kendi duygularımızın farkında olmamak ve onları ötelemek bir çözüm değil. Tüm benliğimizle olduğumuz kişiyi kabul etmek ve sevgi, huzur, barış gibi duygulara odaklanmamız gerekiyor. Ve film, ne olursa olsun, en vahşi doğamızdan en uysal doğamıza kadar, insanlığımızı onurlandırmamız gerektiğini bizlere hatırlatıyor.


Inception filmi Tasavvuf incelemesi: Arafta kalmak