Tuna Kiremitçi ile Bir Seyahat Röportajı

“Köyün delisi olduğum için her romanda yeni şeyler deniyorum.” — Tuna Kiremitçi

Seyahatteki Tuna Kiremitçi ile içinde seyahat geçen “Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları” kitabını Brüksel’de, çizgi romanların duvara işlendiği sokaklarda konuştuk.

Tuna Kiremitçi Gizem Şıvka Pideci Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları

Tuna Kiremitçi, 28 Mart’ta Brüksel Eğitim Müşavirliği’nin organize ettiği “Türk Yazarlar Belçika’da” projesi kapsamında Belçika’daydı. Tuna Kiremitçi, çocuklara ve yetişkinler için düzenlenen buluşmada Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları isimli son kitabından yola çıkarak edebiyat ve yaşam üzerine güzel bir söyleşi gerçekleştirdi.

Tuna Kiremitçi’nin yeni romanına bakacak olursak, ters köşeleri olan bir hikaye anlatılıyor. Serüvenin içinde sıklıkla okuyucuyu düşündüren alanlar var. Hikayenin çıkış noktalarından biriyse çıkılan bir seyahat. O halde yeni kitabı ile ilgili sohbeti de Tuna Kiremitçi’nin seyahatinde yapmalıydık. Brüksel’in ara sokakları söyleşi için bize çok güzel ev sahipliği yaptı.

Röportaj: Tuna Kiremitçi

tuna kiremitçi
Gizem Şıvka Pideci & Tuna Kiremitçi – Brüksel

Okurlar sizi neden bu kadar çok seviyor?

Onlara her zaman dürüst davrandım. Yazar afra-tafrası yapmadım. Derin mevzuları duru bir dille anlatmaya çalıştım. Okurun zekâsını asla küçümsemedim. Bunlar aslında her yazarın görevidir zaten ama ülkemizde o kadar az bulunuyor ki okurlar görünce sahip çıkıyorlar.

Kitaplarınızla ilgili algı genelde romantizm ve aşk üstüne yoğunlaşmış. Oysa romanların içerik sırasına bakarsak aşk hikayesinin fonunu tarih ile zenginleştirmeye başladınız. Şimdi ise tamamen aşktan uzakta bir roman ile karşımıza çıktınız. Bu bir bilinçli değişim mi yoksa edebiyat sürecindeki doğal değişiminiz mi?

Köyün delisi olduğum için her romanda yeni şeyler deniyorum. “Selanik’te Sonbahar” uzay ve zamandaki bir kırılmaya dayanır mesela. “Dualar Kalıcıdır” baştan sona tek bir diyalogdan oluşur. “Yolda Üç Kişi” üsluptan üsluba seker. 10 yıl önce yazdığım kitap hakkında Le Monde’da çıkan yazıda “mizah ve ironiyle yüklü bir roman” deniyordu. Ama maalesef ülkemizde bu değerlendirmeleri yapacak çapta bir edebiyat ortamı yok. Üstünkörü tanımlamalarla iş görüyorlar.

Yoksa yeni romanım pekâlâ gönlünün sultanını bulmak için diyar diyar dolaşan bir adamın hikâyesi olarak da okunabilir. İsteyen de daha derinleri yoklar. İkisi de kabulüm.

tuna kiremitçi 300Kitapta bolca, çok satan kitapların formüllerinden bahsetmişsiniz. Mevlana konusu, şehir romanları gibi. Böyle formüller hakikaten var mı? Bu formüller tutar mı?

Belki vardır ama hiçbir zaman öğrenmek istemedim. Berkay ise bilmek istiyor ve formülü çözmek için uğraşıyor. Güya batılıların hoşuna gidecek romanın sırrını bulacak. Bu da onu trajikomik bir maceranın içine düşürüyor.

Berkay’ın Orhan Pamuk ve Elif Şafak ile alıp veremediği nedir? Bu konulara değinirken şimşekleri üstünüze çekmekten korktunuz mu?

Kahramanımız söz konusu yazarların eserlerini doğru düzgün bilmiyor zaten. Ama küresel başarılarına samimi bir hayranlık duyuyor. “Onlar yaptıysa ben de yaparım” diyor. Haklısınız, edebiyat dünyasında bazı güç dengeleri var. Ama telaşa mahal yok çünkü bu Pamuk ve Şafak’ın da kahkahalar atarak okuyacağı bir roman. Meselemiz kişiler değil, bir kültürel bağlam yaratmak. Genelde dedikodu ve cehalete dayanan edebiyat dünyamızda bu ne kadar mümkün, hep beraber göreceğiz.

Yaratıcılıkta rahat ettiğiniz alan, yazarlık mı müzik mi?

İlk gençliğimden beri yan yana gittikleri için artık aralarında fark kalmadı. Elime gitar aldığımda roman konusu bulabiliyorum ya da yazı yazarken aklıma melodiler geliyor. Köyün delisi olmak işte böyle bir şey!

 

PAYLAŞ
Önceki yazıYazı Dizisi: 10 Soruyla İran (3)
Sonraki yazıSon Umut: Neden Objektif Olamıyoruz?
2005'dan beri iş sebebiyle Brüksel’de yaşıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra MBA'ini Brüksel'de tamamladı. Kurumsal hayatına pazarlama alanında devam ediyor. Avrupa Tarihi, NATO ve Avrupa Birliği ile ilgili konularda kendini geliştirmeyi seviyor. Yaşadığı şehirde lokal tur vermek profesyonel hobisi. Yaptığı işlerde farklılık yaratmaya çalışmak bazen yorsa da jogging, sosyal sorumluluk projeleri, pilates, kitap ve arkadaş sohbeti en iyi terapisi. Aylık ulusal bir anne bebek dergisi ve İndigo Dergisi yazarı.