Bilim iyidir ama dizi başlıyor değiştir şu kanalı

Bir Türk bilim insanı Aziz Sancar, Nobel Kimya Ödülü kazandı diye gururlanıyoruz. Peki, ama esas gururlanması gerekenler ismini ancak Nobel Ödülü kazandığında öğrenebildiğimiz Aziz Sancar’a imkan yaratıp çalışmalarını destekleyenler değil mi?

bilim dizi çocuklar gençler aile

Bilim iyidir ama dizi başlıyor değiştir şu kanalı

Çocuk, büyük bir iştahla televizyonda bilim kanalını izliyordu. İlk kez bir belgeseli izlemeye meyillenmiş, izledikçe de ilgi duymaya başlamıştı. Çok geçmeden annesi mutfaktan geldi. Önce saate baktı, sonra da çocuğunun ne izlediğine dikkat kesildi. Bilim iyidir ama dizi başlıyor, hadi değiştir şu kanalı. Sen bunları sonra da izlersin. Dizinin tekrarı yok dedi. Çocuk eli mahkum kanalı değiştirdi. Anne, günlük dizisinin bilmem kaç yüzüncü bölümünü izlemeye koyuldu.

Keyfi kaçan çocuk odasına gitti. Bilgisayarını açıp oyun oynamaya başladı. İşte o gün bir anne çocuğunun bilime doğan ilgisini yok etti. Çünkü çocuk bilgisayar oyununun rüzgarına kapılıp ilgisini ve boş vaktini o yöne kaydırdı. Ve belki de bir çocuğun bilim insanı olması engellenmiş oldu.

İş yermeye gelince gavur şöyledir, gavur böyledir diye ağzımıza geleni söyleriz. Amma velakin iş bizim eleştirilmemize gelince ters söz duymaya kapalıyız. Öz eleştiri konusunda ise acınacak haldeyiz. Başarısız oldum demeyiz hiç. Hallederiz deriz. Madem öyle, neden bilimde geriyiz, niye bilim insanı çıkaramıyoruz, çıkardıklarımız ise soluğu neden kendilerine kıymet veren ve olanak sağlayan ülkelerde alıyor diye sormaya hakkımız var mı?

Dünyaya getirdiğimiz çocukları yarış atı gibi yarıştıracağımıza ilgi duydukları alanlarda ilerlemelerine destek verseydik şimdiye kadar birçok Aziz Sancar’ımız olurdu zaten. Elbette Nobel, Pulitzer, Oscar vb. gibi prestijli ödülleri kazanabiliriz, kazanacağızdır da. Kazananlarla gurur duyacağız. Ancak esas gururlanmamız gereken şey ödüller değil, bu noktalara desteklerimizle ve doğru yönlendirmelerimizle ulaşacak gençlerimiz olmalı.

Televizyonda dizi izlemek uğruna feda ettiğimiz çocuklar mucizevi şekilde bir yerlere varabilirlerse bu başarıda kendimizi pay sahibi görmek haksızlık olur. Ve şunu da unutmayalım ki bilim insanı ister Türk olsun, ister Madagaskarlı. Bu kişi yürüdüğü yolda kendisini destekleyen ülkeye hizmet edecektir. Kendisine emek veren ve imkan sağlayanlara hizmet etmesi de doğrudur. Bize ise kuru bir gururlanmayla dizi izlemek kalır.

İlgili yazılar

Suni Yaşam: Televizyon Esareti

Aptallaştıran Televizyon

Düşünmeyi Unutturan Televizyon Kültürüne Dikkat!

Suriyeli bilim adamı Türkiye’yi bırakıp ABD’ye göç etti

14.03.1985 tarihinde Kadıköy'de dünyaya geldim. Kadıköy'de doğdum, Kadıköy'de büyüdüm. Yazma sevdası içime düşünce önce 2 roman yazdım, sonra da sinemaya dair yazılar yazmaya başladım. 2011'in başından beri bloğum cagrigirlangic.blogspot.com da 500'ü aşkın filme dair yazdım. Hala da devam ediyorum. Sonra metin yazarlığı yapmaya başladım ve yazarlık mesleğim haline geldi. Yazımına devam ettiğim Türk Sinema Tarihi Ansiklopedisi, emek ve zaman isteyen bir proje. Sabırla yazımına devam ediyorum. Bir sinema yazarı olarak yazmaya başladığım, sonrasında ise deneme, gündem, kritik, yaşam ve kişisel gelişim yazıları yazmaya başladığım İndigo Dergisi ise hem beni geliştiren, hem de bir parçası olmaktan haz aldığım yer.