Eve gelince huzur ve kanaat çıkıyor mu poşetten?

“Ahir zamanda 70 bin çeşit ürünle yüz yüze gelen insanoğlu, kanaat etmeyi unutuyor. Kredi kartından aldığı cesaretle alabildiklerini poşete atıyor, alamadıkları aklında kalıyor. Mutfak doluyor, buzdolabı taşıyor. Eve gelince poşetlerin hiçbirinin içinden ‘huzur ve kanaat’ çıkmıyor.”  – Mehmet Aydın

alışveriş çılgınlığı-huzur- kanaat

İnsanın huzur bulmadığı, kanaat etmediği dünya

Tamam, iktisatın doğuş nedeni insanın sınırsız ihtiyaçları anladık lakin bu kadar da olmaz. Kredi kartının ırzına geçercesine sömürüp, canımızın her istediğini alıp, yiyip, içip, gezip sonra geri ödemesi geldiğinde saç baş yolup, ağlayıp, kafamızı taşlara vuruyoruz. Elbise dolabımızda 5 kaban, 30 gömlek, 50 pantolon, 100 tişört, 40 kazak var. Lakin yine doymuyoruz indirim günlerini takip ediyor, elbise dolabımıza, ayakkabılığımıza tur bindiriyoruz.

Yiyeceğimizden fazlasını tedarik edip, dolaplarda çürütüyoruz. Yiyeceğin çürüdüğünü de çürük ürün dolapta kokmaya başladığı zaman anlıyoruz. Türkiye’de 1 milyon kişi açlık sınırında, biz ise günde 10 milyon ekmeği çöpe atıyoruz. Mantı ile ekmek yiyoruz. Çift lavaşla dürüm yaptırıyoruz. Doymak bilmez bir halde nereye saldıracağımızı şaşırıyoruz. İhtiyacımızdan fazlasını alıyor, tüketiyor veya çürütüyoruz.

Evlerimiz eczane deposu gibi. İlacı fazla fazla alıyoruz. Hatta kullanmadığımız ilaçları; “Ayşe dur alma bende ağrı kesici var sana vereyim” diye eşle, dostla paylaşıyoruz. Birçoğumuzun evinde 2-3 tane televizyon var. Her odada ayrı boyutlarda ve kalitelerde. Oturma odasında en büyük plazma, mutfakta orta boy, çocuk odasında küçük, yatak odasında yansıtmalı. Her evde kasalı bilgisayar, bunun yanı sıra babada laptop, hanımda minibook, çocukta tablet bilgisayarlar.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Asıl sorun gün sonunda hiç kimsenin hiçbir şeyden memnun kalmadığı, huzur bulmadığı, kanaat etmediği bir dünya… Milyar doları olan, dünyanın tüm olanaklarından faydalanmış, tüm zevklerini tatmış, yaşanabilecek tüm çılgınlıkları yaşamış nice insanlar var ki mutsuzluklarının ve tatminsizliklerinin sonunda intihar ederek hayatlarına son veriyorlar. Dünya bu örneklerle dolu…

Biz insanız ve nefis taşıyoruz. Biz değişmeyiz. Hatta gelecekte daha karmaşık ve boyut değiştirmiş bir halde aldıklarımızdan, yediklerimizden, içtiklerimizden, harcadıklarımızdan huzur arayacağız, mutlu olduğumuzu zannedeceğiz.

Sonra bir gün bir bakacağız, hiç ummadığımız bir anda, daha çok alışveriş, daha çok para harcamak, daha çok yaşamak istediğimiz bir zamanda selamız verilecek. Ama biz o selayı bile duyamayacağız. Bu dünyadan öbür tarafa gidecek manen, (günah veya sevap) amellerin, maddeten, 2-3 metre kefen, bir de 100 gr pamuk olacak.

İlgili yazılar

Tüketim Toplumu: Tüketirken Tükenmek


Paylaşım ekonomisi pazarı ve paylaşımın gücü

Süpermarketten hayvan barınaklarına örnek proje

Tüketim Zombiliği