Glokom ‘göz tansiyonu’ geçmişi olan aileler dikkat!

Glokom, halk arasında göz tansiyonu olarak biliniyor ve hastaların çoğu ancak görme kaybı ve görme alanının daralmasından sonra haberdar oluyor. Glokom teşhisi konan hastaların birinci derece yakınları mutlaka kontrol yaptırmalı.

Hastaların çoğu göz tansiyonu olarak bilinen Glokom'dan ancak görme kaybı ve görme alanının daralmasından sonra haberdar oluyor.

Medicana International Ankara Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Uğurhan Sezer, “tedavi edilemeyen ancak kontrol edilebilen” bir hastalık olarak tanımladığı glokomda erken tanı ve tedavinin önemli olduğunu, ailede ilk kez görüldüğü durumlarda birinci derece yakınların da kontrolden geçmesi gerektiğini belirtti. Sezer, “Birinci derece yakınlarında glokom olanlarda risk 5-6 kat daha fazladır” dedi.

Dünya Glokom Haftası kapsamında açıklama yapan Dr. Sezer, halk arasında “göz tansiyonu” olarak adlandırılan glokomun, göz içi basıncının yükselmesi ile görme sinirinde geri dönüşümsüz ve ilerleyici harabiyet ile görme kaybına yol açan sinsi bir hastalık olduğunu söyledi. Sezer, glokomun genellikle 40 yaş üstünde rastlantısal olarak yakalandığını belirtirken, “Hastaların çoğu hastalıklarından ancak görme kaybı ve görme alanının belirgin daralmasından sonra haberdar olur. Bu aşamada kaybın giderilmesi için geç kalınmıştır. Erken tanı ve tedavi çok önemlidir, çoğunda aile öyküsü vardır. Glokom saptanan hastaların 1. derece yakınları mutlaka kontrole çağırılmalıdır” dedi.

Migren risk faktörü olabilir

Op. Dr. Uğurhan Sezer, ileri yaş ve aile öyküsünün yanında diyabet, tansiyon, üveit (göz iltihabı), göz travmaları, geçirilmiş göz ameliyatları, migren tarzı başağrıları ve uzun süreli kortizon içeren ilaç kullanımını risk faktörleri olarak sıraladı. Dr. Sezer, hastalığın tanı ve tedavisi konusunda şu bilgileri verdi:

“Yüksek göz içi basıncı veya optik diskte patoloji saptandığında görme alanı göz tomografisi (OCT) ve saydam tabaka (kornea) kalınlığı ile tanı doğrulanmaya çalışılır. Tanı konup tedavi başlandıktan sonra belli aralıklarla ömür boyu süren kontroller yapılır. Son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar sayesinde artık glokom korkulan bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Hastaların büyük çoğunluğu ilaç tedavisi ile kontrol altında tutulabilmektedir. İlaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda öncelikle laser tedavisi, bu tedaviyle kontrol altına alınamayan yüksek göz içi basıncı durumunda ise cerrahi gündeme gelir ama bu hasta grubu çok nadir olarak görülmektedir.”

Bebeğin genellikle iki, bazen tek gözü normalden büyük olur

Doğumsal Glokom’un ise anne karnında başlayıp çoğunlukla çocuk doğduğu anda tanısı  konan bir glokom çeşidi olduğuna işaret eden Sezer, “Bebeğin genellikle iki, bazen tek gözünün normalden büyük olması ile dikkat çeker. Genel anestezi altında yapılan muayene sonucu tanı konur. Erişkin glokomuna göre daha dirençli ve kötü huyludur. Hatta bebek doğduğunda tek veya iki gözünü kaybetmiş halde olabilir, doğuştan glokom ilaç tedavisine genellikle iyi cevap vermez, cerrahi tedavi gerekir” dedi.