Hep ben uçtum gökyüzünde

Hayatımda yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım. Hayat pişman etmedi ya da. Bütün olaylarım, kişilerim büyüdü benimle. En acımasızlığa karşı durdum. En çok ben mutlu oldum. En çok ben güldüm. En çok ben uçtum gökyüzünde… En çok ben sevdim yıldızları…

Hep ben uçtum gökyüzünde

Hep ben uçtum gökyüzünde. Nasıl mı?

Her anımın tadını çıkardım. Yaşadığım her şeyden ders aldım. Mutluluğum oldu, mutsuzluğum da. Sarıldım hepsine. Hiç ayırt etmedim birini, diğerinden. Sen kötüsün demedim hiçbirine. Rollerime çalıştım hep, bana verilen. Hayatın sırlarını yaşadım belki de. Belki de yaşadım sadece, hayatı…

Uçsuz bucaksız ömrümde her şeye saygı duydum. Kötüye kötülük yapmadım. Güzeli düşledim, düşündüm hep. Bilmedim kini, nefreti. Sevdim en sevilmezi. En çok ben mutlu oldum. En çok ben oldum, en çok kendimi bildim. En çok ben hissettim. Güneşi sevdim, günümü aydınlattı. Gecemi sevdim, yıldızları saydırdı. Uykusuzluğumu sevdim, yazı yazdırdı. İnsanları sevdim, hayatı öğretti. Doğayı öptüm, çektim içime! Nefesimi hissettim, şükrederek. Koşmayı sevdim, sonsuzluğa son sürat… Bastırmayı sevdim mutsuzluğu, mutluluğa yer açsın diye… Şiirleri sevdim hep, tek başıma bırakmasınlar diye. Hayat hikayelerini sevdim hep, şaşırtsın diye. Hatırlamayı sevdim hep, gülümsetsin diye…

Hayatta kötü duyguların yer olmamasını istedim. İsteklerin belki de en imkansızıydı bu. Sahi miydi? İnanmak istedim! İçimde kalan hiçbir şeyin olmamasını istedim.

Çok düşündüğümüz zamanlar olur. Çok düşlediklerimizle çakışan.  Hayatta sonlarımız da olur, unutmam bu konuyu, hatırlatır hatırlatır dururum. Sever miyim? Bilinmez. Neydi sonu gelmeyen? Olmayana inat, gitmeyene geliş, gelmeyene gidiş. Tezatlar sanatına örnek.

Bu rezil düzene ithafen yazacaklarım bitmez. Bitmemeli de. Her şey çok güzel ilerlerken, öyle bir an gelir ki… En başa dönersiniz. Aynı yolu dönüp dolaşıp aynı bitiş noktasına gelirsiniz. Fark etmeden.  Tepkiniz, tepkisizliğiniz olur. Nasıl güzel hayatınız vardı oysaki… Betimlemeyecek kadar, anlatamayacak kadar… Objeler hayatınız olur bir zaman sonra. Hayatınızın en vazgeçilmez parçası olur. İyi de gelir, kötü de. Piyangodan neyin çıkacağından bihaber, devam edersiniz yaşamınıza. En çok da bunun acımasızlığı, diretir. Kim bilir…

Her şeye rağmen şükretmenin mucizeviliğini keşfedersiniz bir zaman sonra. Hayatınızda yaşadığınız her şeyin bir amacı olduğuna inanır, hepsine teşekkür edersiniz. Nefes alırsınız, yürürsünüz. Boğazınızın düğümlendiği anda. Düşünülen ile düşlenilenin farkını iyice kavramış olursunuz.

Sahte gülüşleriniz kalmıştır aklınızda, canlandıramadığınız hayal dünyanızda…

O hayal dünyası ki, öyle kalabalık, öyle karışık,öyle bitmek bilmez…

Mutlu Fatma’dan mutluluk öğretileri

İnsan, aydınlanma yolunda Ateş Böcekleri gibi!

3 Ocak 1995 doğumluyum. Belki de istediğim her şeyi gerçekleştireceğime inandığım yaşlara geldiğim vakit, yazma isteğimin oluştuğunu farkettim. Öncesi/sonrası olmayan hayatımızın sadece bir an'ını dahi yazarak kendimi avuttum. Sadece düşünmek ve düşündüklerini anlamlandırmak adına yazdım hep. İnsanları anlama konusunda güçlük çekip,sırf bu yüzden kişisel gelişime merak sardım. Uzun yıllar basketbol ve voleybol oynadım. Aynı zamanda fotoğraf ve dekorasyon meraklısıyım. Ve özellikle şuanda aldığım eğitimden dolayı yabancı dizi ve film delisiyim. İzlemekten en çok keyif aldığım dizi; House. Bunların haricinde yapmaktan en çok keyif aldığım şey; Kendimden daha bilgili/kültürlü insanlarla konuşup, onların deneyimlerinden faydalanmak. Binevi hayatıma yön verirken her şeyi düşünüp ona göre yol almak... En sevdiğim insan şekli; her açıdan kendini geliştirip, yarın'ını düşünen insan.. Bu arada şuanda eğitimime Celal Bayar Üniversitesi/ İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde devam ediyorum.. Yazmaya/okumaya olan ihtiyacımızın hiçbir zaman eksilmemesi dileğiyle.. Son olarak,hayat felsefem; ''ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.''