Hayat başlar ve biter; 2017 değişim ve sorumluluk yılı

Hayat başlar ve biter… Nasıl başlayıp nerede sona erdiği değil, ikisinin arasına neler sığdırabildiğimiz, hayatımızı güzelleştirebilmek için ne gibi sorumluluklar aldığımız önemlidir aslında.

Hayat başlar ve biter; 2017 değişim ve sorumluluk yılı

2017 hepimiz için değişim ve hayatımızın sorumluluğunu alacağımız bir yıl olacak

Kalbimizin sesinin daha çok duyabileceğimiz bir yaşam için…Hayat başlar ve biter… Nasıl başlayıp nerede sona erdiği değil, ikisinin arasına neler sığdırabildiğimiz, hayatımızı güzelleştirebilmek için ne gibi sorumluluklar aldığımız önemlidir aslında.

Özellikle son dönemde öfke ve sabır, sükunet ve endişe hepimizin içinde kıyasıya yarışıyor. Toplumsal ve ekonomik olarak yaşadığımız bu zor dönem ayrı bir yazının konusu. Bugünlerde tüm dünyada yaşadığımız toplumsal öfke, korku, gerginlik, kızgınlık gibi duyguları bir kenara bırakırsak, kişisel olarak da yadsıyamadığımız bir değişim dönüşüm döngüsünden geçiyoruz.

Hayat, sorumluluk ve gelişim

Hayat başlar ve biter; 2017 değişim ve sorumluluk yılı

Hayat bizi gelişmemiz için zorluyor ve her kriz vermemiz gereken tepkileri, almamız gereken aksiyonları erdemli bir şekilde verebilecek kadar gelişip gelişmediğimizi gösteriyor bizlere. Kızmak, kurban gibi hissedip pes etmek, ötekileştirmek ya da etrafımızdakileri suçlamak yerine hayatımızın sorumluluğunu almamız gereken bir dönem bu.

Değişim dönemi ile hayatımızın sorumluluğunu almak İşte tam bu nedenle 2017 hepimiz için değişim ve hayatımızın sorumluluğunu alacağımız bir yıl olacak.

Ne yaşıyorsak hepsinden birşey öğreneceğimiz, Öğrendiğimiz neyse onu heybemize koyarak bir sonraki deneyime doğru yola çıkacağımız, Korkmadan ilerlemeyi öğreneceğimiz, Hayatımızda bizi mutlu edenlerle etmeyenleri ayıklayacağımız, Yaşamımızın iplerini elimize aldığımız, En önemli rehberimizin içimizdeki ses olduğunu deneyimleyeceğimiz bir yıl…

Hayatımızda her ne varsa işimizi, ilişkilerimizi istediğimiz gibi şekillendirebileceğimiz belki sıfırdan kurabileceğimiz bir yıl. Çünkü aşkla beslemediğimiz, anlam katmadığımız, ruh üflemediğimiz her güzelliğin, sahip olunduğunda anlamını yitirdiğini, değersizleştiğini ve daha büyük açlık hissettirdiğini farkettiğimizde plastik yaşam şekillerini bırakıp “gerçekten” yaşamaya başlayacağız.

Özellikle son dönemde öfke ve sabır, sükunet ve endişe hepimizin içinde kıyasıya yarışıyor.  Toplumsal ve ekonomik olarak yaşadığımız bu zor dönem ayrı bir yazının konusu. Bugünlerde tüm dünyada yaşadığımız toplumsal öfke, korku, gerginlik, kızgınlık gibi duyguları bir kenara bırakırsak, kişisel olarak da yadsıyamadığımız bir değişim dönüşüm döngüsünden geçiyoruz.

Hayat bizi gelişmemiz için zorluyor ve her kriz vermemiz gereken tepkileri, almamız gereken aksiyonları erdemli bir şekilde verebilecek kadar gelişip gelişmediğimizi gösteriyor bizlere.  Kızmak, kurban gibi hissedip pes etmek, ötekileştirmek ya da etrafımızdakileri suçlamak yerine hayatımızın sorumluluğunu almamız gereken bir dönem bu.

Değişim dönemi ile hayatımızın sorumluluğunu almak

İşte tam bu nedenle 2017 hepimiz için değişim ve hayatımızın sorumluluğunu alacağımız bir yıl olacak.

Ne yaşıyorsak hepsinden birşey öğreneceğimiz,

Öğrendiğimiz neyse onu heybemize koyarak bir sonraki deneyime doğru yola çıkacağımız,

Korkmadan ilerlemeyi öğreneceğimiz,

Hayatımızda bizi mutlu edenlerle etmeyenleri ayıklayacağımız,

Yaşamımızın iplerini elimize aldığımız,

En önemli rehberimizin içimizdeki ses olduğunu deneyimleyeceğimiz bir yıl…

Hayatımızda her ne varsa işimizi, ilişkilerimizi istediğimiz gibi şekillendirebileceğimiz belki sıfırdan kurabileceğimiz bir yıl.

Çünkü “aşk”la beslemediğimiz, anlam katmadığımız, ruh üflemediğimiz her güzelliğin, sahip olunduğunda anlamını yitirdiğini, değersizleştiğini  ve daha büyük açlık hissettirdiğini farkettiğimizde plastik yaşam şekillerini bırakıp “gerçekten” yaşamaya başlayacağız.

Hayat başlar ve biter; 2017 değişim ve sorumluluk yılı

Şu anda yaşadığımız anı güzelleştirmek

Bu nedenle bugün yaşadığımız süreci, yaprakları dökülmüş bir ağaç gibi görebiliriz ama o ağaç vakti zamanı geldiğinde yenilerini açabilmek adına yapraklarını döker. İşte tam bu nedenle şu anda yaşadığımız anı güzelleştirmek için elimizden geleni yapmalıyız. İşte tam da bu zamanın ve ‘şimdi’nin eşsiz güzellikte bir hazine olduğunu ve kendimize iyi gelecek her ne varsa yine kendimizin yapacağını bilmeliyiz.

Kendi dünyamızı güzelleştirdiğimizde, yüzümüzü gülümsetecek resmi hayatımıza çizdiğimizde işte cenneti yaşayacağımız zaman o zaman olacak. Bu resmi çizecek güç bizim içimizde.. Sadece durup dinlemek gerek. Mış gibi yaşamları geride bıraktığımızda gerçekten yaşamaya ve gerçekten hissetmeye başlayacağız. Ve şu an ihtiyacımız olan tek şey  gerçekten yaşamak. Korkmadan, cesurca, bizi alıkoyacak her ne varsa cesurca önünden geçerek ve yolumuzda ilerleyerek…

Koşmanın ve aramanın değil durup dinlemenin zamanı…

Belki uzun zaman kusursuz sevgiliyi, eşi aradık… Şişman ve çirkin olduğumuzda bile bizimle olacak, bize bakacak, hep yanımızda olacak… Mükemmel işi aradık belki. Tam da bize göre olanını Hayal ettiğimiz dünyayı aradık yıllarca. Korkmadığımız, endişenin ve karanlığın barınmadığı…

İçine bir çok şeyi koyarak her seferinde işte bu dedik ama baktık ve istediğimizin bu olmadığını bir süre sonra anladık. Çünkü tüm seçimlerimizi aklımızla yaptık. Aklımızla analiz ettik, kalbimizle hissetmeyi unuttuk.

Sadece analiz ederek, hesaplayarak yaptığımız seçimler bizi bugün bu noktaya getirdi

Sıkıldığımız, sabrettiğimiz, korktuğumuz, sıkışıp kaldığımız bir noktaya geldik belki de. Şimdi durup dinleme zamanı… İçimizdeki sesi dinleme ve kılavuzluğu O’na bırakmayı öğrenme zamanı.  Kontrol etmeden, yaşamın bize sunduklarına güvenerek, iyiyi düşünerek, hissederek…


Sevdiğimiz şeylere hayatımızda daha çok yer vererek. Çünkü mutluluk aydınlanmaya giden tek yoldur. Çünkü bizi mutlu eden şeyleri yapmaya başladığımızda aklımız daha iyi çalışır, enerjimiz artar. Hem bizim hem etrafımızdakilerin daha mutlu, aydınlık ve verimli işler yaptığını görürüz. Mutluluk bulaşıcıdır. Mutluluk, huzur ve neşe bulduğumuz tek yer ulu ve yaşlı bir ağacın altıysa, oraya gitmeli ve gölgesinde durup dinlenmeliyiz bir süre… O zaman ruh iyileşir ve ışıldar…

Dünyanın daha güzel bir yer olması için yeni bir pencereden bakmak gerek, kendimizi gerçekten seveceğimiz ve mutlu edeceğimiz, kalbimizin şarkısını daha çok duyacağımız ve hayatımızı güzelleştirmek için içimize dönüp, yaşamımızın sorumluluğunu alacağımız bir dönem olsun…

Etraf çok karanlıksa içindeki aydınlığa dön ve bak… Seni aydınlatacak olan yer orasıdır çünkü…


Astroloji: Yılın ilk dolunayı burçları ve ülkemizi nasıl etkiliyor?

Ruhsal Gelişimin Etikleri ve Kendi Yolunuzun Sınırları

PAYLAŞ
Önceki yazıAtatürk’ü anlayabildik mi Ey Türk Gençliği?
Sonraki yazıTimes: Erdoğan tasfiyeyi önceden planlamıştı

16 yıllık iş yaşamında birçok global markanın “Marka Yöneticiliği”ni yaptı. Yurt dışında Marka Yönetimi ile ilgili eğitimler aldı ve bu eğitimleri Türkiye’de sorumlu olduğu markalarda uyguladı. Ateş, 2014 yılından beri markaların Türkiye marka konumlaması, marka yönetimi, dijital marka iletişimi ve itibar yönetimi gibi konularda eğitim ve danışmanlık veriyor
Tek bir işle yetinmeyi sevmeyen Burcu Ateş’in en büyük amacı, kendi hayatına olduğu kadar diğer çalışan kadınların yaşamlarına da ışık tutabilmek. Bu nedenle okuyor, gözlemliyor, araştırıyor, paylaşıyor. Bu paylaşımların biraraya gelmesinden oluşan ‘Çocuğum, Eşim,İşim… Peki Ya Ben? İsimli bir kitabı bulunuyor.
Zeynep’in annesi olmaktan gurur duyuyor ve yaşamına gelecekte yeni ilgi alanları da ekleyerek, yaşamın kıyısında değil içinde olmayı hedefliyor.