Biyomalzemeler hayatımızı nasıl değiştiriyorlar?

İnsanoğlunun yaşam süresi tıp ve teknolojideki gelişmelerden dolayı uzuyor ve ömür uzadıkça tıbbın sağlıklı yaşam içim sunduğu çözümler her geçen gün yeni buluşlarla çeşitleniyor.

Biyomalzemeler hayatımızı nasıl değiştiriyorlar?

“Yaşamdan Bilime, Bilimden Yaşama” temasıyla düzenlenen “Açık Ders” lerde 2017 Bahar döneminin “Biyomalzemeler Hayatımızı Nasıl Değiştiriyorlar?” başlıklı ilk dersini 12 Nisan tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Bora Garipcan veriyor.

İlk yapay kalp naklinin üzerinden bugün tam 35 yıl geçti. Bugün tıpta artık sadece kalp nakli değil yüz nakline de imkan veren teknolojik ilerlemeler söz konusu.


Tıp ve bilim dünyası, başta mühendislik bilimleri olmak üzere farklı uzmanlık alanlarını da işin içine katan disiplinlerarası yaklaşımla insanlığın faydası için yeni gelişmelere imza atıyor.

Bu gelişmelerin en heyecan verici boyutunu 3B teknolojisiyle üretilmeye başlanan doku, organ ve implant teknolojilerinde görüyoruz. Biyomalzeme biliminin kapsamına giren bu gelişmeler, Boğaziçi Üniversitesi’nin BU + Etkinlikleri kapsamında başlattığı, bu sene dördüncü dönemine giren “Açık Ders” seminer dizisinin de ilk konusu olacak.

“Yaşamdan Bilime, Bilimden Yaşama” temalı “Açık Ders”lerin Bahar döneminin ilk dersini Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Bora Garipcan verecek.

Garipcan, “Biyomalzemeler Hayatımızı Nasıl Değiştiriyorlar?” başlıklı seminerinde vücudun işleyişine yardımcı olmak üzere üretilen biyomalzemeleri anlatırken, eski çağlara uzanan biyomalzemelerin, tarihi, çeşitleri, kullanım alanları ve gelecekte bizi nasıl biyomalzemeler beklediği sorunun cevapları hakkında bilgiler verecek.

Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin katkılarıyla, devam eden “Açık Dersler” 2017 Bahar dönemindeki ilk dersi 12 Nisan tarihinde Beşiktaş Belediyesi işbirliği ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) desteğiyle saat 19:00’da Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

Tahtadan stent’e biyomalzeme tarih boyunca nasıl kullanıldı?

biyomalzeme

Doç. Dr. Bora Garipcan insanoğlunun tarih boyunca tahtadan altına farklı malzemeleri biyomalzeme olarak kullanabildiğini ancak her malzemenin biyomalzeme olarak tanımlanamayacağını belirtiyor.


Biyolojik bir ortamla etkileşim halinde olan malzemelerin “biyomalzeme” olarak kabul edildiğini ekleyen Garipcan, örnek olarak günümüzde kardiyovasküler alanda kullanılan stentlerin ana malzemlerinden biri olan çeliğin bu tanıma girdiğini söylüyor.

Biyomalzemenin belli standartlara uygun ve daha önemlisi biyolojik olarak uyumlu olması gerektiğine dikkat çeken Garipcan, “Örneğin yapay bir damar için kullanılan biyomalzeme ile kemik için kullanılan bir biyomalzemenin uyumluluğu birbirinden farklı özelliklere sahip olabilir. Ancak her ikisinde de ortak amaç söz konusu biyomalzemenin vücutta istenmeyen bir tepkiye yol açmamasıdır” diyor.

Ottawa Üniversitesi’nde yapay organ üretimi üzerine çalışan bilim insanlarının “iskele yöntemi” tekniğiyle elmayı dilimlemek yoluyla hücrelerinden arındırdığını ve buradan insan doku ve hücresi geliştirildiğini anımsatan Garipcan, normal şartlarda biyomalzeme olmayan elma örneğinde olduğu gibi farklı amaçlarla kullanıldığında farklı malzemelerin değerlendirilebildiğine dikkat çekiyor.

Biyoesinlenme ve biyotaklit yöntemiyle biyomalzeme üretiliyor

Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde de bu yönde çalışmalar yaptıklarını belirten Doç. Dr. Garipcan, biyomalzeme üretimine yönelik çalışmaları kapsamında doğadan esinlenme veya doğayı taklit etme yoluyla köpekbalığı derisinden antibakteriyel yüzey, gülün taç yaprağı yüzeyinden gözün kornea dokusuna benzer doku üretimi gibi farklı alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.

İnsan ömrü uzuyor, biyomalzemelere ihtiyacımız artıyor

Biyomalzemeleri yakın bir gelecekte hayatımızın pek çok alanında göreceğimizi ifade eden Garipcan insan ömrünün uzamasıyla ortaya çıkan çeşitli sağlık sorunları nedeniyle bu tür malzemelere daha fazla ihtiyaç duyacağımızı vurguluyor.

2020 yılında dünya genelinde 100 milyar USD civarında bir biyomalzeme pazarı oluşacağını belirten Garipcan, Türkiye’nin bu pazardan daha ciddi oranlarda pay alması için bu malzemeleri yurtdışından getirtmek yerine yerli üretime yönelinmesi ve bunun için de bu alandaki araştırmaların daha fazla desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.


Gelecek dönemde, kişiselleştirilmiş tıbbın ileri uygulamaları doğrultusunda biyomalzeme alanında da önemli ilerlemeler kaydedileceğini sözlerine ekleyen Doç. Dr. Garipcan,”Kişiselleştirilmiş tıpta kullanılan tüm biyomalzemeler hali hazırda standart bir üretime tabi durumda ancak bazı malzemelerin kişiye özel yapılması gerekiyor. Tıpkı ilaçlarda olduğu gibi biyomalzeme de önümüzdeki yıllarda hastaya özel geliştirilecek. Örneğin üç boyutlu yazıcılar sayesinde hastanın anatomisine uygun damar yapısını uygulamak mümkün olacak. Bu alandaki çalışmalar devam ediyor ve akademik anlamda araştırmalar sürüyor. Dolayısıyla biyomalzeme biliminin önümüzdeki yıllarda önemli gelişmelere sahne olacağını düşünüyorum”diyor.

Gençler bilimi geliştirmek için neler yapmalı?


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.