Devlete saygı duymak saray soytarısı olmayı gerektirir mi?

Bir başkan ve şarkıcı arasında geçen, devlete saygı duymanın saray soytarısı olmayı gerektirip gerektirmediğini cevaplayan gerçek bir hikaye…

Devlete saygı duymak saray soytarısı olmayı gerektirir mi?

Devlete saygı duymak saray soytarısı olmayı gerektirir mi? Hangisi önemli? Saray memnuniyeti mi, vicdanın sesi mi?

Başkan, halkın sevgilisi olmuş taşralı şarkıcıyı sarayda konser vermesi için davet eder. Amacı, onun ülkedeki popülerliğini kullanmak ve ulaşamadığı kitleyi yanına çekebilmektir.

Ülke, başka topraklarda savaşmaktadır. Gençlerin büyük bölümü savaşa karşıdır ve protestolar gerçekleştirmektedir.

Başkan ve ekibi, şarkıcıya vereceği konserde vatandaşların devletin sunduğu nimetlere karşın nankörlüğünü anlatan iki şarkıyı seslendirmesini ister. Böylece savaş karşıtlarına gerekli cevap verilmiş olacaktır.

Saray soytarısı olmak ya da olmamak

Herkesin heyecanla beklediği konser günü gelip çattığında şarkıcı, sarayda kendisini bekleyen 250 seçkin konuğun karşısına çıkar.

Şarkıcı prova yapmamış olduğu için ekibi bile tam olarak hangi şarkıları seslendireceğini bilmemektedir.

Konser başlar. Şarkıcı birkaç şarkı söyledikten sonra genel beklenti, kendisinden talep edilen şarkıları seslendirmesidir. Fakat beklenen olmaz.

Şarkıcı, salona buz kestiren ve başkanı gizleyemeyeceği biçimde rahatsız eden ‘Gerçek Nedir?’ isimli bir şarkı seslendirir. Şarkının sözleri, başkanın güttüğü gençleri hiçe sayan politikaları eleştirir niteliktedir.

Gençlerin geleceğin ta kendisi olduğunu vurgulayan şarkı, şarkıcının başkana gözlerini açıp gerçeğe bakması için çağrıdır.

Sonrası çorap söküğü gibi gelir. Her şeyin doğrusunu kendisinin bildiğini savunan Başkan, halkının isteklerini görmezden gelmeyi sürdürür. Yetkisini aşacak hamlelerle savaş çılgınlığını tırmandırır. Yaptığı usulsüzlükler gün yüzüne çıktığındaysa istifa etmek zorunda kalır.

Richard Nixon ve Johnny Cash

Beyaz Saray konseri öncesi, Richard Nixon ve Johnny Cash eşleriyle poz veriyor.
Beyaz Saray konseri öncesi, Richard Nixon ve Johnny Cash eşleriyle poz veriyor.

Hikayesini okuduğunuz bu gerçek olay, 1970 senesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde geçmiştir. Olayın kahramanları ise Richard Nixon ve Johnny Cash.

Başkan Dwight Eisenhower’ın yardımcılığını yaptıktan sonra John F. Kennedy ile girdiği başkanlık yarışını kaybeden Richard Nixon, başkanlık sevdasından vazgeçmedi ve ikinci denemesinde amacına ulaştı.

Görev süresi boyunca Vietnam Savaşı, Kamboçya Çıkarması ve Watergate Skandalı gibi tarihe kara leke olarak geçen olaylar yaşandı. Nihayetinde ülke tarihinin ilk ve tek istifa eden başkanı oldu.

Johnny Cash, etkili sesi ve sosyal içerikli Country şarkılarıyla toplumun geneline hitap eden bir şarkıcıydı. Vatanseverliği öne çıkarıyor, hapishanelere gidip mahkumlara moral konserleri veriyor ve Kızılderililerin haklarını savunuyordu.

Gerek kariyeri gerek özel hayatı, iniş çıkışlarla dolu olan Cash, başta Vietnam Savaşı’nı destekledi. Ancak bizzat Vietnam’a gidince gördükleri düşüncelerini değiştirdi. Devlete saygı duymaktansa hiç vazgeçmedi.

Zirvede olduğu bir dönemde toplumu belli bölümünün tepkisini çekeceğini ve kariyerini riske edeceğini de farkındaydı. Ancak menfaati değil, hislerinin peşinden gitmeyi tercih etti.

Beyaz Saray’da Nixon’a ders verircesine seslendirdiği ‘What is Truth?’ şarkısıyla devlete saygı duymanın saray soytarısı olmayı gerektirmediğini gösterdi.

Yenilmeye doymayan pehlivan ve dolu otobüs

14.03.1985 tarihinde Kadıköy'de dünyaya geldim. Kadıköy'de doğdum, Kadıköy'de büyüdüm. Yazma sevdası içime düşünce önce 2 roman yazdım, sonra da sinemaya dair yazılar yazmaya başladım. 2011'in başından beri bloğum cagrigirlangic.blogspot.com da 500'ü aşkın filme dair yazdım. Hala da devam ediyorum. Sonra metin yazarlığı yapmaya başladım ve yazarlık mesleğim haline geldi. Yazımına devam ettiğim Türk Sinema Tarihi Ansiklopedisi, emek ve zaman isteyen bir proje. Sabırla yazımına devam ediyorum. Bir sinema yazarı olarak yazmaya başladığım, sonrasında ise deneme, gündem, kritik, yaşam ve kişisel gelişim yazıları yazmaya başladığım İndigo Dergisi ise hem beni geliştiren, hem de bir parçası olmaktan haz aldığım yer.