Türkiye’de 15-29 yaş arasındaki gençlerin yüzde 27,12’sinin ne eğitimde ne de istihdamda yer alması, ev gençliği sorununu yeniden gündeme taşıdı. Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, oranın OECD ortalamasının iki katını aştığına dikkat çekerken, gençlerin beklentilerini tembellik olarak görmenin yanlış olduğunu ve istatistiklerin evdeki kadın emeğini göstermediğini vurguluyor.
OECD’nin 2025 verilerine göre Türkiye’de 15-29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 27,12’si ne eğitimde ne de istihdamda bulunuyor; OECD ortalaması ise yaklaşık yüzde 13. TÜİK’in BM tanımıyla 15-24 yaş grubunu esas alan İstatistiklerle Gençlik 2025 bülteninde ise bu oran yüzde 23,3 olarak açıklandı. Aynı yaş grubunda oran genç erkeklerde yüzde 16,3 iken genç kadınlarda yüzde 30,9’a ulaşıyor.
Ev gençliği oranı uzun vadede geriliyor ama sorun sürüyor
Türkiye’nin NEET oranında OECD ülkeleri arasında en yüksek seviyede bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Erdoğan, “Türkiye’de 15-29 yaş arası gençlerin yüzde 27’si ne istihdamda ne eğitimde. Yani bu ne demek oluyor? Yaklaşık her dört gençten biri bu iki alanın dışında. OECD ortalaması ise yüzde 13 civarında. Türkiye olarak bunun iki katından fazlayız.” dedi.
Ancak tablonun yıllar içinde iyileştiğini de belirten Erdoğan, “Türkiye’de ev gençlerinin oranı sürekli artmıyor. Geçmiş yıllara bakarsak Türkiye’de bu oran 2000 yılında yüzde 38 civarındaydı, bugün yüzde 27’ye gerilemiş. Yani aslında uzun vadede bir iyileşme var ama hala ortada bir sorun var.” diye konuştu.
“Bu gençlerin hepsini işsiz olarak değerlendirmek doğru değil”
Erdoğan’a göre ne eğitimde ne istihdamda olan gençler tek tip bir grup değil: “Bazıları iş arıyor, bazıları aramıyor. İçlerinde artık iş bulmaktan vazgeçmiş olanlar var. Bazıları ise özellikle ev içindeki bakım sorumlulukları nedeniyle, özellikle genç kadınlarda bunu görüyoruz, çalışma hayatından uzakta kalıyorlar. Bir de bu gibi araştırmalarda gözden kaçan şu da oluyor: Kayıt dışı çalışanların bazıları da bu rakamların içine dahil oluyor.”
Ev gençliği sorununun nedenleri
Sorunun tek bir nedene bağlanamayacağını söyleyen Erdoğan, ekonomik nedenlerin, eğitim hayatıyla ilgili sorunların ve toplumsal koşulların iç içe geçtiğini anlatıyor. Öne çıkan başlıklar şöyle:
- Eğitim ile iş piyasası arasındaki uyumsuzluk: “Gençler yıllarca okuyorlar, üniversite bitiriyorlar, diploma alıyorlar ama mezun olduklarında kendilerine uygun bir iş bulmakta zorlanıyorlar.”
- Çalışma koşulları ve ekonomik bağımsızlık: Çalışmasına rağmen ailesinden destek almaya devam eden genç, “Kendi başıma hayatımı kuramayacaksam çalışmamın ne kadar anlamı var?” sorusunu soruyor.
- Değişen beklentiler: Bugünün gençleri yalnızca maaş değil, anlamlı bir iş, kendilerine zaman ayırabilmeyi ve özgürlüklerini korumayı önemsiyor.
- Toplumsal cinsiyet rolleri: Bakım sorumlulukları, erken evlilik beklentisi, iş yerinde ayrımcılık ve yetersiz kreş imkanları genç kadınları eğitim ve istihdamdan uzaklaştırıyor.
“Gençlerin beklentilerini tembellik olarak görmek yanlış”
Gençlerin çalışmayı sevmediği ya da kolay yoldan para kazanmak istediği yönündeki eleştirilere katılmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu: “Bugünün gençleri çalışma hayatında yalnızca maaş beklemiyor. Yaptıkları işin anlamlı olmasını bekliyor, kendilerine zaman ayırabilmeyi bekliyor. Eski zamanlardaki gibi ‘Sabah 8’de gideyim, akşam 6’ya kadar kalayım’ fikirleri değişmeye başladı. Teknoloji de buna imkanlar vermeye başladı. Özgürlüklerini koruyabilmeyi önemsiyorlar. Beklentileri tembellik olarak görmek yanlış.”
Erdoğan, kendi kuşağında eğitim yoluyla toplumsal olarak yükselme beklentisinin çok güçlü olduğunu hatırlatarak, “Bugün gençlerin bir bölümü bu ilişkinin eskisi kadar işlemediğini görüyor. Üniversite bitiriyor ama iş bulamıyor, iş bulsa bile kazandığı parayla ev kiralayamıyor. Bağımsız bir hayat kurmakta zorlanıyor. Bunun sonucunda da gelecek planlarını ertelemek zorunda kalıyor.” dedi.
Öğrenilmiş çaresizliğe benzer bir süreç
Toplumun gençlerden başarı beklediğini ancak bu başarıya ulaşmalarını sağlayacak koşulların yeterince oluşturulamadığını ifade eden Erdoğan, bu durumun bazı gençlerde öğrenilmiş çaresizliğe benzer bir sürece dönüşebildiğini söylüyor: “Bir işe giriyor, yeterince para kazanamıyor ya da tatmin olamıyor, sonunda çabalarının hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini düşünmeye başlıyor. Bence mesele gençlerin hayal kurmayı bırakması değil, hayallerine ulaşabileceklerine duydukları güvenin artık günümüzde gittikçe zayıflamaya başlaması.”
Ev gençliği ve istatistiklerin göstermediği kadın emeği
Genç kadınlardaki yüksek oranın toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle bağlantılı olduğunu vurgulayan Erdoğan, birçok genç kadının evde çocuk, yaşlı ve hasta bakımını öncelikli iş olarak gördüğünü ve ailelerin de bu yönde baskı yaptığını belirtiyor. Erdoğan’a göre bu emek, ücretlendirilmediği için istihdam istatistiklerine yansımıyor:
“Burada istatistiklerin bize göstermediği bir emek var. Biz bunlar çalışmıyor diyoruz ama gerçekte ciddi olarak evde bir mesai harcıyorlar. Belki bir yaşlıya bakıyorlar, belki ev içi hizmetlerini yapıyorlar. Ama biz bunu bir iş olarak görmediğimizden veya bunlar ücretlendirilmediğinden büyük ölçüde bunları işsiz kategorisine alıyoruz.”
Ev gençliği hakkında sık sorulan sorular
Ev gençliği ne demek?
Ev gençliği, ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençleri tanımlamak için kullanılan bir ifade. Uluslararası literatürde bu grup NEET olarak adlandırılıyor.
Türkiye’de ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı kaç?
OECD’nin 2025 verilerine göre 15-29 yaş grubunda oran yüzde 27,12. TÜİK’e göre 15-24 yaş grubunda oran 2025’te yüzde 23,3 oldu.
Genç kadınlarda oran neden daha yüksek?
Prof. Dr. Erdoğan’a göre ev içindeki bakım sorumlulukları, erken evlilik beklentisi, iş yerinde ayrımcılık ve yetersiz kreş imkanları genç kadınları eğitim ve istihdamdan uzaklaştırıyor. TÜİK verilerinde 15-24 yaş grubundaki genç kadınlarda oran yüzde 30,9.
Bu gençlerin hepsi işsiz mi?
Hayır. Grubun içinde iş arayanlar, iş aramayı bırakanlar, bakım sorumluluğu nedeniyle evde kalanlar ve kayıt dışı çalışanlar da bulunuyor.








