Beyin tümörü tanısı alan hastaların en büyük korkusu yıllardır aynı soruya dönüşüyor: “Kaç yıl yaşarım?” Memorial Ataşehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Zafer Orkun Toktaş’a göre beyin cerrahisindeki teknolojik gelişmeler, moleküler tanı yöntemleri, akıllı ilaçlar ve ileri görüntüleme sistemleri sayesinde bu sorunun yerini artık “Nasıl daha kaliteli ve sağlıklı yaşarım?” sorusu almaya başladı. Toktaş, doğru zamanda yapılan müdahale ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla son 20 yılda çok önemli bir yol kat edildiğini vurguluyor.

Beyin tümörü artık daha erken teşhis edilebiliyor
Beyin tümörleri; beynin kendi hücrelerinden, beyin zarından veya kafatası kemiği gibi çevre dokulardan gelişebilen anormal hücre büyümeleri. Vücudun başka bir bölgesindeki kanserin beyne yayılmasıyla oluşan metastatik tümörler de görülebiliyor. İyi ya da kötü huylu olabilen bu tümörler, bulundukları bölgeye ve büyüme hızına göre farklı tablolar oluşturuyor. Prof. Dr. Toktaş’a göre bugün beyin tümörleri geçmişe kıyasla çok daha erken teşhis edilebiliyor, daha hassas yöntemlerle ameliyat edilebiliyor ve tedavi hastanın yaşam kalitesi korunarak planlanabiliyor.
Bazı tümörler kişilik değişikliğiyle kendini gösterebilir
Belirtiler tümörün boyutuna, oluşturduğu ödeme ve etkilediği beyin bölgesine göre değişiyor. En sık şikayet baş ağrısı olsa da bulantı, kusma, görme bozuklukları, işitme kaybı, konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü, kol ve bacaklarda güç kaybı görülebiliyor. Toktaş’ın aktardığına göre bazı tümörler çok daha sinsi ilerliyor: Frontal bölgedeki tümörler kişilik değişiklikleriyle ortaya çıkabilirken, oksipital bölgedeki tümörler yalnızca görme sorunlarıyla kendini gösterebiliyor. Belirtilerin ayrıntısını beyin tümörü belirtileri yazımızda ele almıştık.
Risk 40 yaş sonrasında artıyor
Beyin tümörleri her yaşta görülebilse de risk özellikle 40 yaşından sonra artıyor; çocukluk çağında ise 14 yaş altında daha sık rastlanıyor. Kadınlarda iyi huylu tümörler, erkeklerde ise kötü huylu tümörler daha sık izleniyor. Bilinen en önemli risk faktörü radyasyon maruziyeti; ailesel kanser öyküsü de riski artırabiliyor. Cep telefonu kullanımı ve sigarayla ilgili araştırmalar ise sürüyor.
Her beyin tümörü ameliyat gerektirmez
Prof. Dr. Toktaş’a göre her tümörün ameliyat edilmesi gerekmiyor. Bazı tümörlerde yalnızca biyopsi yeterli olabilirken bazılarında takip tercih edilebiliyor. Sadece ışın tedavisi ya da kemoterapiyle tedavi edilebilen tümörler de bulunuyor. Tedavi planı; tümörün tipi, yeri ve hastanın genel durumuna göre kişiye özel hazırlanıyor ve birçok durumda beyin cerrahı ile onkoloji hekiminin birlikte karar vermesi gerekiyor. Asıl belirleyici olan, tümörün biyolojik özellikleri ve yerleştiği bölge.
Ameliyat sırasında gerçek zamanlı görüntüleme
Ameliyat öncesi MR ve bilgisayarlı tomografiyle tümörün yeri, boyutu ve çevre dokularla ilişkisi milimetrik düzeyde analiz edilebiliyor. Ameliyat sırasında kullanılan intraoperatif ultrason (IoUSG) ve intraoperatif MR (IoMR) sistemleri ise cerrahlara operasyon devam ederken gerçek zamanlı görüntüleme imkanı sunuyor. Böylece tümörün ne kadarının çıkarıldığı ameliyat sırasında görülebiliyor ve cerrahi strateji anlık olarak güncellenebiliyor.
Modern navigasyon sistemleri tümöre ulaşmak için en kısa ve güvenli yolun planlanmasını sağlıyor. Toktaş’a göre bu sayede kesiler küçülüyor, kanama ve enfeksiyon riski geçmişe göre çok daha düşük seviyelere iniyor ve birçok hasta ameliyatın ikinci gününde günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma gelebiliyor.
“Hasar kalır mı?” endişesi azalıyor
Hastaların en çok merak ettiği konuların başında fiziksel fonksiyonlarını kaybetme korkusu geliyor. Toktaş, gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde hastaların büyük bölümünün ameliyatın ertesi günü yürüyebildiğini, konuşabildiğini ve yemek yiyebildiğini belirtiyor; erken mobilizasyon iyileşme sürecinde oldukça önemli. “Uyanık beyin ameliyatı”, nöromonitörizasyon ve ileri görüntüleme teknolojileriyle beynin konuşma, hareket ve diğer hayati fonksiyon bölgeleri korunarak ameliyat planlanabiliyor. Beynin içindeki sinir ağları önceden görüntüleniyor ve kritik bölgelere zarar vermeden operasyon gerçekleştiriliyor.
Akıllı ilaçlarla “nasıl yaşarım?” dönemi
Beyin tümörü tedavisinde artık yalnızca yaşam süresi değil, yaşam kalitesi de ön planda. Moleküler biyolojideki gelişmeler, tümörün genetik özelliklerine göre hedefe yönelik akıllı ilaçların kullanılmasını sağlıyor. Toktaş’a göre son 20 yılda beyin tümörlerinde hem yaşam süresi hem de tedavi başarısı dikkat çekici biçimde arttı.
Prof. Dr. Toktaş, erken teşhis için şu öneride bulunuyor: “Beyin hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerler ve belirti verdiğinde ciddi hasarlar oluşmuş olabilir. Bu nedenle herhangi bir şikayet beklenmeden, rutin sağlık kontrolleri sırasında beyin MR’ı yapılmasını öneriyoruz. MR görüntüleme yönteminin radyasyon içermemesi ve güvenle tekrarlanabilmesi erken teşhis açısından önemli avantaj sağlar.”
Sık sorulan sorular
Beyin tümörü belirtileri nelerdir?
En sık belirti baş ağrısı; bulantı, kusma, görme ve işitme sorunları, konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü ve kol-bacaklarda güç kaybı da görülebiliyor. Bazı tümörler kişilik değişikliğiyle kendini gösterebiliyor.
Her beyin tümörü ameliyat edilir mi?
Hayır. Prof. Dr. Zafer Orkun Toktaş’a göre bazı tümörlerde biyopsi ya da takip yeterli olabiliyor, bazıları yalnızca ışın tedavisi veya kemoterapiyle tedavi edilebiliyor.
Beyin ameliyatı sonrası hastalar ne zaman ayağa kalkabilir?
Gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde hastaların büyük bölümü ameliyatın ertesi günü yürüyebiliyor, konuşabiliyor ve yemek yiyebiliyor.
Beyin MR’ı ne zaman çektirilmeli?
Prof. Dr. Toktaş, şikayet beklenmeden rutin sağlık kontrolleri sırasında beyin MR’ı yapılmasını öneriyor; MR radyasyon içermediği için güvenle tekrarlanabiliyor.



