Ana Sayfa Sağlık Yaşam beklentisi neden yavaşladı? Ömrümüzü kısaltan 3 cephe

Yaşam beklentisi neden yavaşladı? Ömrümüzü kısaltan 3 cephe

Yaşam beklentisi, tıptaki tüm gelişmelere rağmen beklenenden çok daha yavaş artıyor. PNAS dergisinde 2026’da yayımlanan bir çalışma, ABD’de 1970 sonrası doğan kuşakların aynı yaşlardaki önceki nesillere kıyasla daha yüksek ölüm oranlarıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, bu tablonun arkasında yalnızca hastalıkların değil modern yaşam alışkanlıklarının da bulunduğunu söylüyor: “Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük risk, tıbbın yetersizliği değil; yaşam biçimimizin sağlığımızın önüne geçmiş olmasıdır.”

Torunuyla tablete bakan büyükbaba; yaşam beklentisi kuşaktan kuşağa değişiyor

Yaşam beklentisi neden yavaşladı?

Çalışmaya göre ABD’de ortalama yaşam beklentisi 2010-2019 arasında yalnızca 0,26 yıl arttı; oysa önceki dönemlerde her on yılda ortalama 1,78 yıllık artış sağlanıyordu. Araştırmacılar 1979-2023 dönemine ait ölüm verilerini doğum kuşaklarına göre incelediler ve 1970 sonrası doğanlarda genç ve orta yetişkinlik yaşlarında tüm temel ölüm nedeni gruplarında kötüleşme saptadılar.

Çalışmayı değerlendiren Dr. Sarıyıldız, hekimliğe başladığı günden bu yana tıp ilerledikçe ömrün de uzayacağına inandığını anlatıyor: “Çocuklarımızın bizden, bizim de anne babalarımızdan daha uzun yaşayacağını neredeyse değişmez bir gerçek olarak görüyorduk. Ancak bugün ilk kez, bu beklentinin düşündüğümüz kadar güçlü olmayabileceğini gösteren bilimsel verilerle karşı karşıyayız.”

Dr. Sarıyıldız’a göre yanıtın önemli bir kısmı hastanelerde değil, günlük yaşam alışkanlıklarında saklı. Beslenme biçiminden fiziksel aktivite düzeyine, uyku düzeninden kronik strese ve sosyal yaşama kadar pek çok etken yaşam süresini sanıldığından daha fazla etkiliyor. Sarıyıldız, yavaşlamanın üç temel alanda yoğunlaştığına dikkat çekiyor.

Ömrü kısaltan 3 cephe

1. Kalp ve damar hastalıkları yeniden yükseliyor

Onlarca yıl boyunca azalan kalp krizi ve damar tıkanıklığına bağlı ölüm oranları son yıllarda duraksadı, bazı yaş gruplarında ise yeniden artış eğilimine girdi. Dr. Sarıyıldız’a göre bunun en önemli nedenleri obezite, tip 2 diyabet ve metabolik hastalıkların giderek daha genç yaşlarda görülmesi. Bir dönem daha çok ileri yaşlarda karşılaşılan bu hastalıklar artık 40’lı yaşlarda da sıkça görülüyor.

2. Kolon kanseri daha genç yaşlarda görülüyor

Beslenme alışkanlıkları ve obeziteyle yakından ilişkili olan kalın bağırsak (kolon) kanseri, geçmişte daha ileri yaşlarda görülürken bugün 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kişilerde de giderek daha sık tanı alıyor. Bu artışın olası nedenlerini gençlerde kolorektal kanser yazımızda ele almıştık.

3. Ruh sağlığı ve toplumsal koşullar

Bilim insanlarının “umutsuzluk ölümleri” olarak tanımladığı madde ve ilaç aşırı dozları, intiharlar, cinayetler ve trafik kazaları da yaşam beklentisini olumsuz etkileyen nedenler arasında. Dr. Sarıyıldız’a göre özellikle kadınlarda intihar oranlarının son yıllarda hemen her yaş grubunda artması, sorunun yalnızca fiziksel sağlıkla değil, ruh sağlığı ve toplumsal koşullarla da yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ruh sağlığını korumak ve zor dönemlerde destek almak, uzun ve sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir parçası.

Sağlık bir birikim hesabı gibi

Dr. Sarıyıldız tüm bu nedenlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini vurguluyor: “Kötü beslenme obeziteye, obezite kalbin yorulmasına yol açar; kronik stres ikisini birden ağırlaştırır.” Bedenin sağlığını bir birikim hesabına benzeten Sarıyıldız, genç kuşakların bu hesabı çok erken yaşta harcamaya başladığı uyarısında bulunuyor: “Üstelik bu yük herkese eşit dağılmıyor. Eğitim ve gelir düzeyi düştükçe kayıp büyüyor. Bu tablo yalnızca Amerika’ya özgü değil. Gelişmiş dünyanın genelinde yaşam beklentisindeki büyüme uzun süredir yavaşlıyor.”

Gidişatı değiştirmek mümkün

Dr. Sarıyıldız’a göre umut verici olan, yaşam beklentisini etkileyen faktörlerin önemli bir bölümünün değiştirilebilir olması. Aşırı işlenmiş gıdaları azaltmak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, kaliteli uyumak, ruh sağlığını korumak ve güçlü sosyal ilişkileri desteklemek hem yaşam kalitesini hem de yaşam süresini etkileyen başlıca adımlar arasında.

“Sağlıklı yaşlanmak bireysel tercihlerle başlar ancak toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir konudur” diyen Sarıyıldız, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu gidişat kaçınılmaz bir kader değil. Ne yediğimiz, nasıl hareket ettiğimiz, uykumuza, ruh sağlığımıza ve birbirimize ne kadar özen gösterdiğimiz geleceğimizi belirleyecek. Çocuklarımızın bizden daha uzun ve daha sağlıklı yaşaması hala mümkün.”

Sık sorulan sorular

Yaşam beklentisi neden eskisi kadar hızlı artmıyor?

PNAS’ta yayımlanan çalışmaya göre ABD’de kalp-damar hastalıkları, kanserler ve dış nedenlere bağlı ölümlerde 1970 sonrası doğan kuşaklarda kötüleşme görülüyor; Dr. Erkan Sarıyıldız bunun arkasında yaşam alışkanlıklarının önemli rol oynadığını söylüyor.

Ömrü kısaltan başlıca etkenler neler?

Dr. Sarıyıldız’a göre kalp ve damar hastalıkları, genç yaşta artan kolon kanseri ile ruh sağlığı ve toplumsal koşullarla ilişkili ölümler öne çıkan üç alan.

Bu sonuçlar Türkiye için de geçerli mi?

Çalışma ABD verilerine dayanıyor; ancak Dr. Sarıyıldız’a göre gelişmiş dünyanın genelinde yaşam beklentisindeki büyüme uzun süredir yavaşlıyor.

Yaşam süresini uzatmak için neler yapılabilir?

İşlenmiş gıdaları azaltmak, düzenli hareket etmek, kaliteli uyumak, ruh sağlığını korumak ve güçlü sosyal ilişkiler kurmak öne çıkan adımlar.

Kaynaklar

Güçlü bacak kasları neden “metabolik sigorta” sayılıyor?

Editor
İndigo Dergisi Editör – Haber Merkezi, 2005 yılından bu yana yayında olan bağımsız dijital medya kuruluşu İndigo Dergisi'nin (indigodergisi.com) haber ve güncel içerik ekibidir. İstanbul merkezli ekip, gündem, ekonomi, sağlık, bilim, teknoloji ve yaşam alanlarında araştırmaya dayalı haberler, açıklayıcı içerikler ve rehberler hazırlar. "Editör" imzasıyla bugüne kadar 26.500’ü aşkın içerik yayımlanmıştır. "Editör" imzası tek bir kişiyi değil, İndigo Dergisi Yazı İşleri bünyesinde çalışan editör ekibini temsil eder. Bu imzayla yayımlanan her içerik araştırma, yazım, doğrulama ve editoryal kontrol aşamalarından geçer ve ortak bir ekip çalışmasının ürünüdür. Ekip, Yönetici Editör ve yayın yönetimi altında çalışır. Editör – Haber Merkezi, okurun kararlarını doğrudan etkileyebilecek sağlık, beslenme ve finans konularında ek özen gösterir. Bu alanlardaki içerikler güncel bilimsel verilere ve resmi kaynaklara dayanır. İndigo Dergisi hiçbir siyasi parti, ideoloji, dini oluşum ya da çıkar grubuyla bağlantılı değildir. Editör Masası, Basın Konseyi'nin Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt eder. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni benimser. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş, köken ya da ekonomik durum gözetmeksizin herkesin eşitliğini esas alır. Ayrımcı ve yanıltıcı içeriğe yer vermez. Köşe yazılarındaki görüşler yazarlarına aittir; Editör Masası habere ve bilgiye dayalı içeriklerden sorumludur.