Tanrı Dağları’nın Ardına Bakmak

Tanrı Dağları, Kaf Dağı gibidir biz Müslüman Türkler için, arkası meçhul bir sır gibidir. Yüreklerde bir sızı gibidir çoğu zaman… Ana yurttur. Ata yurdudur.

Bana; “neresi bu Tanrı Dağları, ne var ardında?” diye sorarsın ya bazen dostum… Sonu mutlu biten bir masal gibi olmayacak ama madem bu kadar merak ediyorsun anlatayım… Dayanabilirsen dinle…

Tanrı Dağları-indigodergisi
Tanrı Dağları

Tanrı Dağları’nın bu yakası özgürlük, öbür yakası esarettir… Bir yakası yaşam, öbür yakası ölüm… Arada günü geldiğinde açılacak bir tünel var… Direniş harıyla eriyecek demir bir kapı… Ve bir gün… Yaşam ölüme, özgürlük esarete galebe çalacak dostum… Tanrı Dağları’nın arkasında Hira Dağı gibi yüce gönüllü Muhammedî Türkler var dostum, bu insanlar, yüreğinde kendilerine zerre kadar yer vermeyen insanları, bizleri, yüreklerinde taşıyabilecek kadar koca yürekli insanlar… Çekik gözlü, çelik bilekli yiğit erkekleri… Uzun saçları rüzgarda acıyla savrulan, yüreğinde, ya baba, ya evlat, yahut da yâr acısı barındıran kadınları… Güzel yüzleri gülmeyi özlemiş çocukları…

Tanrı Dağları'nın Ardına Bakmak-indigodergisi
Alexandr Romanov

Tanrı Dağları’nın arkasında namuslarını, haysiyetlerini, Müslümanlıklarını ve Türklüklerini içselleştirdikleri bu dağları vermemek için çırpınan mazlumlar var… Esir Tanrı Dağları’nı. Mahzun Tanrı Dağları’nı. Çünkü Tanrı Dağları, son kalesi yaşanmışlıklarının ve Tanrı Dağları giderse, her şey gider onlar için. Kıyamet belki de o gün kopar diyorum bazen dostum…

Beni mi bekliyor dersin dostum Tanrı Dağları, eski haşmetine, eski efsanevi özgür ve dik duruşuna tekrar kavuşmak için beni mi? Yüreğim yangın yeri, ama giderim… Bir Mustafa Uysal değil bin Mustafa Uysal feda olsun, yeter ki. Yeter ki Tanrı Dağları emin olsun. Yeter ki o yüce dağların eski destansı halini dünya gözüyle bir kez görebileyim…

Tanrı Dağları’nın ardında ne var anlatayım sana aziz dostum… O kutlu dağların ardında; oruç tuttuğu için işkence gören mazlumlar var, Kur’an okuduğu için polis işkencesinde şehid edilen on iki yaşında çocuklar var… Evet Mirzahit! Ondan bahsediyorum, o gök mavisi elbisesinin içinde, ayağındaki eskimiş çarıklarıyla ne de güzel oynuyordu değil mi Urumçi sokaklarında? İşte o çocuğu şehid ettiler dostum, şu duvarda asılı duran Kur’an-ı Kerim’i okuduğu için sadece. Tanrı Dağları’nın ardında namaz kılınması yasak olan camiiler var. Seher vakti ezansız… Ramazan’da mahyasız… Her gün idam sehpasına gönderilen yiğit Urumçi gençleri var. Müslüman ve Türk oldukları için kafaları taşla ezilerek şehid edilen insanlar var…

Şehit çocuk Mirzahit-indigodergisi
Şehit çocuk Mirzahit

Tanrı Dağları’nın ardına sakın “Sincan” deme dostum incitirsin dostunu. Bu zulmü yapanların taktıkları isim bu diyarlara… Kurtarılmış bölge diyorlar bu aziz ve kadim topraklara kendi dillerince. Ne acı değil mi? Daha acı şeyler de var aziz dostum anlatayım… Karınlarındaki bebekleri nüfus politikası adı altında ameliyatla zorla alınan, kucaklarındaki bebekleri alınarak gözlerinin önünde katledilen anneler var. Sopa darbeleriyle yapılan katliamlar var Tanrı Dağları’nın arkasında. Tanrı Dağları’nın arkasında… Daha fazla anlatamayacağım sanırım sevgili dostum. Kelimeler boğazıma düğümleniyor, nefes almak bile zor geliyor bu olanları anlattıkça. Gözümdeki yaşı akıtabildiğim kadar akıtıyorum bak. Belki yüreğime değerler de yangını söndürürler. Dayanacak gücüm kalmadı. Dilim damağıma yapıştı. Beni anlamıyorsun diye ödüm kopuyor. Su, şu köşedeki testiden bir bardak su doldur da takatim kaldıysa, sen de dayanabilirsen anlatayım biraz daha…

dogu-turkistan-indigodergisi

Tekrar Bismillah… Tanrı Dağları’nın arkasında babasız yetimler, kocasız dullar, kardaşsız bacılar, oğulsuz analar var. Yaşanmışlıklar var dostum. Bildiğin gibi olmayan yaşanmışlıklar. Ay-yıldız ile kurulmuş bir devlet var mesela. Al bayraktan Gök bayrağa selam olsun! Adını duydun mu bilmiyorum, Doğu Türkistan derler… Dünya tarihinin en büyük soykırımı var başka bir yaşanmışlık olarak. Tam otuz milyon Müslüman Türk’ün kanı ile sulandı Tanrı Dağları’nın öbür yakası… Yok yok! Yanlış söylemedim, dilim de sürçmedi… Tamı tamına 30.000.000 İNSAN… Tamam. Tanrı Dağları büyük. Tanrı Dağları yüce. Ama bu zulmü saklayacak kadar yüksek mi sence? Bence bu bizim körlüğümüz aziz dostum…

Al bayraktan gök bayrağa-indigodergisi

Tanrı Dağları’nın ardında bu zulme dur demek için dik duran yiğitler de var dostum… Alpler var. Erenler var. Alperenler var. Ezelen ve ebeden… Osman Batur var mesela, Kürşâd’ın 20.yy’da ki halini düşün… Hani kırk çerisiyle koca sarayı basan. Ölmek var dönmek yok diyen. Dünyanın en büyük gücüne kıyama kalkmış ve Tanrı Dağları’nda tekrar baharı yaşatmış bir yiğit. Yiğit bakışlı kadınlar var dik duran. Candan vazgeçip, cananı teslim etmemek için çırpınan…

Terskey_Alatau-indigodergisi

Söyle dostum biraz da sen konuş! Bir şeyler söyle… Bu zulme susup sadece izleme öyle. Konuşamıyorsun değil mi? Uyuşukluk bedenimizi esir almış. Yine uyuyorsun… Uyutuluyorsun bunca dehşetli şeye karşı böyle sessiz kalasın diye. Bu sessizlik niye?

Uyan artık can gardaşım! Rüyanda Kaf Dağı’nın ardındaki masalı aramaktan yeğdir sana, uyanıp Tanrı Dağları’nın öbür yakasındaki, gülüşlerindeki gamzeleri çalınan küçükleri aramak… Ve onlara gamzelerini tekrar hediye etmek. Düşün artık can gardaşım bir düşün! Titre ve kendine gel! Bu zulüm sen uyanmadığın sürece sürecek… Tanrı Dağları’nın arkası yangın yeri ve bu yangın sen uyudukça sönmeyecek. Bu yangını ancak sen söndürebilirsin. Ama önce uyanman gerekecek.

Uyan! Uyan ki daha nice işimiz vardır seninle… Kırk yiğit bulup, Kürşad’casına Tanrı Dağları’nın arkasına aşacağız. Atlarımızı uçsuz bucaksız bozkırlarda özgürce süreceğiz. Saray basıp özgürlük kızını kaçıracağız zalimin zindanından ve Urumçi’nin orta yerinde zalimi ipe çekeceğiz… Son çeriye kadar savaşıp, ölmek var dönmek yok naraları atacağız. Daha şehid olacağız… Ve nice garibin özgürlük rüyasını gerçekleştireceğiz seninle canımız pahasına… Uyan! Uyan!