Köpeklerin İnsanlardan İntikamı: Beyaz Tanrı

Beyaz Tanrı, her ne kadar insan hayvan ilişkisi ya da haksızlığa uğramış bir köpeğin intikam hikâyesi gibi görünse de filmin alt metni ırkçılık ve Avrupa’daki yabancı düşmanlığı üzerine kurulu.

köpek

[divider]

FEHÉR ISTEN / WHITE GOD / BEYAZ TANRI

YÖNETMEN: Kornél Mundruczó

SENARYO: Kornél Mundruczó, Viktória Petrányi, Kata Wéber

YAPIMCI: Viktória Petrányi, Eszter Gyárfás

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: Marcell Rév

MÜZİK: Asher Goldschmidt

YAPIM YILI: 2014

ÜLKE: Macaristan

OYUNCULAR: Zsófia Psotta, Sándor Zsótér, Lili Horváth, Szabolcs Thuróczy, Lili Monori, Gergely Bánki, Tamás Polgár

[divider]

Annesi ve üvey babası yurt dışına çıkan Lili, babasının yanında kalmak zorundadır. Melez olan köpeği Hagen’i de yanına alır. Babası köpeği istemez. Komşuları da Hagen’den rahatsızdır.

Macaristan’da yeni çıkan yasaya göre melez köpekler ya barınaklarda yaşamak zorundadır ya da belli bir ücret karşılığı evde bakılabilmektedir. Komşuları evde melez bir köpek olduğunu polise ihbar eder. Bu durum atlatılsa da çeşitli olaylardan sonra babası Lili’yi cezalandırmak adına Hagen’i yol kenarında bırakır.

köpekHagen, evcil bir köpek olduğu için sokaklara alışamaz. Sokaklarda karşılaştığı insanlar kötü niyetli insanlardır. Köpek dövüşlerine katılan birinin eline düşer. Dövüşlere hazırlamak için acımasız antrenmanlarla Hagen gibi bir köpekten tam anlamıyla canavar yaratır. Sonunda barınağa düşer. Bir şekilde barınaktaki diğer melez köpeklerle birlikte kaçar. Başıboş bir grup hayvandan çok örgütlü bir çete gibidirler. Tüm şehri ele geçirirler. Kendisine kötü davranan bütün insanlardan çetesiyle beraber intikam alır. Sokağa çıkma yasağı konur.

Film, şair Rainer Maria Rilke’den alıntı yaparak açılıyor: “Kötü olan her şey sevgiye muhtaçtır.”

Fragmanda yer alan görkemli sahneyle film başlıyor. Hatta fragmanda Alfred Hitchcock’un The Birds (1963) filmine atıfta bulunulması beklentileri yükseltiyor. Hagen, barınaktan kaçtıktan sonra Kornél Mundruczó o etkiyi yaratıyor da. Ama oraya kadar hikâyeyi ele alış şeklini tam belirleyememiş.

Robert Bresson’un bir eşeği başrole koyduğu Au Hasard Balthazar (1966) filmindeki gibi Hagen’i başrole koyup eşeğe herkesin kötü davranması gibi Hagen’e de herkes kötü davranıyor. Film bu tonda giderken birden Lassie Come Home (1943) filmindeki duygusallığın benzeriyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Ayrıca Dardenne kardeşlerin filmlerinden fırlamış ergen kız karakteri ya da göçmen sorununu ele aldıkları filmler ister istemez akla geliyor. Araya Maymunlar Cehennemi serisindeki Caesar da sıkıştırılıyor. Bunlara rağmen Mundruczó’nun başarılı olduğu söylenebilir. Çünkü mesajını seyirciye geçiriyor. Gerçekçiliği sağlamanın zor olduğu sahneler (Özellikle köpeklerin olduğu sahneler) son derece gerçekçi çekilince ortaya farklı ve etkileyici sahneler çıkıyor.

WhiteGod2Mundruczó ilk sahnelerde, faşizmin nasıl bir şey olduğunu insanların köpeklere bakışıyla ortaya koyuyor. İnsanların bile farklı olanına tahammül edilmezken melez köpeklere de müsamaha gösterilmiyor. Hagen, köpek dövüştüren adamın eline düşünce kölelik sisteminin insanlar gibi hayvanlar üzerinde devam ettiğini seyrediyoruz. Son olarak sevimli bir köpek olan Hagen’in canileşme süreci… İnsanlarda olduğu kadar hayvanların derinlerinde de şiddet ve intikam duyguları mevcut. Hayatında sevgi yerine nefret gibi duygularla karşılaşan çoğu canlı canileşebilir.

Fareli Köyün Kavalcısı’na gönderme yapılan muazzam finaliyle Mundruczó’nun verdiği mesaj daha anlamlı hale geliyor. Tom ve Jerry çizgi filminin Franz Liszt’in 2 nolu Macar Rapsodisi’ni kullandığı bölüm filmle örtüşüyor.

Hagen iki köpek tarafından canlandırılıyor. Hagen’in geçirdiği dönüşümün her evresi başarıyla canlandırılmış. Sadece Hagen değil, diğer köpeklerin yer aldığı sahneler de çok iyi çekilmiş. Köpeklerden bu kadar iyi performans alınınca görüntü yönetmeni Marcell Rév’in, insanın hafızasına çakılan fotoğraf misali karelerini anmamak olmaz.

Bu kadar iyi köpek performansı aklıma Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) filmini getirdi. Filmin başında köpeğin görünmesinin bir dakikayı bile bulmadığı o sahne hakkında Nuri Bilge Ceylan filmin kurgu günlüğüne şunları yazar:

[quote]Lastikçi Yaşar dışarı çıkıp havlayan köpeğine yiyecek götürür. Bu sahnede köpek istediğim gibi oynayamadı ama ne yapacaksın. Epey masraf yapıp eğitimli bir köpek kullandık, ama nafile.[/quote]


Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde En İyi Film ödülünü kazanan Beyaz Tanrı, ilk sahnesi ve Hagen’in barınaktan kaçtıktan itibaren ki sahnelerinde yakaladığı ritmi bütün filme yayamasa da sırf bu sahneler için bile görülmeyi hak ediyor.

Fragman