Manislam: İslam’da acı çeken sadece kadınlar mı?

Manislam belgeseli: İslam’da acı çeken sadece kadınlar mı? İslam’da Reformun zamanı gelmedi mi? Peki ya İslam dünyasının erkekleri mutlu mudur?

manislam islam belgesel

Laiklik prensibini benimsemiş ülkelerde (gerçekten laik olan ülkelerde Diyanet İşleri devlete bağlı olmaz) kadın-erkek eşitliği çoktan kanıksanmıştır, ama neredeyse tamamı anti-laik olan Müslüman ülkelerde kadınların ve eşcinsellerin erkekler tarafından kötü muamele gördüklerine sıklıkla rastlanır.

 

Dünya tarihin büyük bir bölümü erkekler tarafından yazılmıştır ve muhtemelen bu yüzden tarih genellikle erkeklerin yaptıklarını anlatır. İngilizce’de “tarih” kelimesinin kadının hikayesi değil (her story) de erkeğin hikayesi (his story) şeklinde yazılması tesadüf olmasa gerek.

Din kitapları da erkeklere hitaben yazılmıştır; kadına değil erkeğe ne yapmasɪ ya da yapmaması gerektiğini söyler. Bir iki istisna hariç dini kitapları yorumlayanlar da gene erkeklerdir. Dinlerde kadɪn yok sayılmamɪştır ama başka bir çok alanda olduğu gibi erkekten sonra gelmiştir.

İslam kültürüyle şekillenmiş ataerkil aile sistemi de erkeğe güçlü, bilgili, saygın, otoriter ve gerektiğinde acımasız olmasını empoze eder. Bu kültürün erkeklerinin ailenin namusunu muhafaza etmesi ve kadını kontrol altına alabilmesi beklenir ve sonuç olarak ortaya şiddetsever ve egosu güçlü bireyler çıkar. Laiklik prensibini benimsemiş ülkelerde (gerçekten laik olan ülkelerde Diyanet İşleri devlete bağlı olmaz) kadın-erkek eşitliği çoktan kanıksanmıştır, ama neredeyse tamamı anti-laik olan Müslüman ülkelerde kadınların ve eşcinsellerin erkekler tarafından kötü muamele gördüklerine sıklıkla rastlanır. Ne kadına ne erkeğe mutluluk ve özgürlük veren bu aile sitemi kadınların da desteğiyle yüzyıllardır hüküm sürmektedir.

Ataerkil İslam dünyasının erkekleri mutlu mudur?

Bu kadar yük ve sorumluluğun altından nasıl kalkar bir müslüman erkek? Yeri geldiğinde annesini ya da kardeşini bile öldürmesi beklenilen kişi hayatından memnun olabilir mi? Kadınlara ve eşcinsellere acı çektirirken yaptığından zevk alır mı? Kendisini özgür hissedebilir mi, başarısız olursa ne yapar? Geçici bir ego tatmininden başka ne elde eder bu erkekler?

Bir Belgesel Sinema: Manislam

manıslam afısUzun zamandır Norveç’te yaşayan İzmir’li yönetmen Nefise Özkal Lorentzen, İslam Üçlemesi’nin son filmi Manislam ‘da tüm bu sorulara cevap arıyor. Üçlemenin birinci filmi Gender Me‘de (2008) hem müslümanlığını hem eşcinselliği yaşamak isteyen erkeleri tanıştırmıştı bize yönetmen. İkinci film ‘A Baloon for Allah‘da (2011) İslam ülkelerinde yaşayan kadınların neden mutsuz olduğunu anlatmıştı. Manislam ‘da (2014) ise müslüman erkeklerle empati kurmaya çalışarak İslam’da erkek olmak meselesini araştırıyor.

İslam hakkında yapılan bir çok çalışma genellikle erkek bakış açısıyla ve kadınların acıları üzerine kuruludur. İslam’a doğal, farklı ve kadınsı bir bakış açısıyla yaklaşan Nefise Özkal Lorentzen’in İslam Üçlemesi, Müslüman ya da gayrimüslim tüm ülkelerde seyredilip üzerinde düşünülmesi gereken filmler. Norveç Ulusal Radyo ve Televizyonu (NRK) sponsorluğunda hazırlanan Manislam geçen yıl çeşitli ülkelerde gösterime girdi. Henüz Türkiye’de gösterimi yapılmayan Manislam filmi 23 Ocak-2 Şubat tarihlerinde İsveç’in Göteborg Film Festivali’nde Belgesel Film dalında Norveç’i temsil ediyor.

Manislam filminin Dört Kahramanı

Manislam filminde Türkiye, Kuveyt, Bangladeş ve Endonezya’da yaşayan dört müslüman erkeğin İslam anlayışları, ülkelerindeki baskın kültürü değiştirmeye çalışırken karşılaştıkları zorluklar ve mesajlarını iletmek için kullandıkları yöntemler anlatılıyor. Filmin kahramanları bazen en samimi hatta mahrem duygulularını paylaşırken, bazen de itirafta bulunuyorlar Özkal’ın kamerasına. Demoktarik ve adil bir İslam kültürü yaratmaya çalışan, hayata diğer birçok müslümandan daha farklı bakan ve soru sormaya cesaret edebilen bu dört müslüman erkek, filmin yönetmenine göre aslında kendi özgürlüklerine yakınlaşıyor. Animasyonlar ve masalsı anlatımlarla zenginleştirilmiş Manislam filminde Nefise Özkal Lorentzen yönetmenlik dışında anne ve kadın kimliğiyle de filme renk katıyor.

İhsan Eliaçık

manislam filmiİhsan Eliaçık’a göre sorun İslam’da değil, yanlış yorumlamalar ve erkeğe güç ve iktidar hırsı empoze eden ataerkil aile düzeninde. İslam’ı sosyalist açıdan yorumlayan Eliaçık, dini metinlerin muhakeme yapılarak ve zamanın şartları göz önüne alınarak okunması gerektiğini savunuyor. Eliaçık eşitlik ve adalet kavramlarına alışılagelmiş islami anlayıştan daha farklı ideolojik, politik ve ekonomik bakış açılarıyla yaklaşıyor. O’na göre gerçek İslam günlük hayatla ilgilenmeli, açlığa ya da çevre sorunlarına çözüm üretmeli; nasıl giyinildiğiyle değil. Gezi Olayları’nın en büyük destekçilerinden biri olan Türkiye’deki Anti-Kapitalist Müslümanlar’ın sözcüsü İhsan Eliaçık’in İslam anlayışı, küçükken anneannesinden öğrenip sevdiği İslam dinini köktendincilerden geri almaya çalışan yönetmen Nefise Özkal’a ümit veriyor.

Naif al-Mutawa

manislam filmiİslam dünyasının ilk kahraman karakter çizgi romanı The 99′ ın yaratıcısı Naif Al-Mutawa bir klinik psikolog. Allah’ın 99 sıfatından (Esma-ül Hüsna) yola çıkarak tasarlanmış 99 süper kahramanın maceralarını anlatan çizgi film, Allah’ın adı zikredilmeden İslam dininin görünmeyen yüzünü dünyaya göstermeyi amaçlıyor. Mutawa Kuveyt’teki okul kitaplarında gördüğü absürdlüklere de dikkat çekiyor; biyoloji kitaplarından üreme sistemi konusunu çıkartıp insanın kendi vücudu hakkındaki temel bilgileri öğrenmesinin engellenmesi ya da ‘domuz’ veya ‘şarap’ gibi kelimelerin Kuran’da zikredilirken okul kitaplarında sansürlenmesi gibi.

Imtiaz Pavel

manislam filmiBangladeş’in köylerini dolaşarak, kendi hazırladığı oyunlarla cocuklara kadın ve erkeğin eşit şartlarda yaşaması gerektiğini anlatıyor Pavel. Sporun sadece erkek faaliyeti olduğu düşünülen köylerde kız çocuklarının futbol oynamasına öncülük ediyor. Gerçekten de Pavel’in ziyaret ettiği bu müslüman köylerinde kız çocukları şort giyerek futbol oynarken erkek çocuklar ise onlara tezahürat yapıyor. Bangladeşli seks işçlerinin sorunlarını da topluma yansıtmak için çalışan aktivist, kadın haklarını savunmanın aslında erkeklerin yararına olduğuna inanıyor.

Syaldi Sahude

Syaldi SahudeSahude’nin öncülüğünde mini etek giyerek tecavüze karşı slogan taşıyan Endonezyalı beş genç erkek ve onları destekleyen on kişinin yaptığı bir gösteri, Jakarta Post gazetesine manşet olacak kadar etkiliydi. Kendilerinden güçlü ve duygularını belli etmeyen insanlar olmalarını bekleyen sistemde erkeklerin bırakın ağlamayı, dertlerinden bile bahsedememesini kabul etmeyen Laki Laki isimli bu aktivist grup, erkekler özgürleşmeden kadınların da özgürleşemeyeceğini anlatmaya çalışıyor Endonezyalılara.

Manislam: İslam Reformu’nun zamanı gelmedi mi?

Yüzyıllardır kullanılmayan Kureyş dilinde indirilmiş ve günümüzde esnek bir dil olmasıyla bilinen Arapça’dan tercüme edilen Kuran’ın birbirinden çok farklı yorumları yapılabiliyor. Bugün köktendincilerin icra ettiği İslam 1500 yıl önce yazılmış Kitap’ın gerçek versiyonunu değil. Hıristiyanlık dini 16. yüzyılda Rönesans’ɪ gerçekleştirdi ve bu dinsel reform dünya tarihinde yeni bir çağı başlattı. İslam dini ise henüz bir devrim gerçekleştirmedi. Al-Mutawa, Eliaçık, Pavel ve Sahude bir İslam Reformu’nun öncüleri olarak görülebilirler. Film aslında böyle bir reformun zaruriyet ve aciliyetini gösteriyor seyirciye.

Manislam filmi İslam’ın nasıl bir din olduğunu anlatmaktan başka günümüz toplumlarının üzerinde düşünmesi gereken bir gerçeğe de parmak basıyor: Müslüman ülkelerde yaşayan insanlar kişisel özelliklerine ya da yeteneklerine göre değil, ülkelerinin hakim dinlerine göre sınıflandırılıyorlar. İslam’ın kötü şöhreti bireyler üzerinde de önyargılar kurulmasına ve dolayısıyla ayrımcılığa ortam yaratıyor. Müslüman sıfatını basmakalıp bir yargı ile açıklamak, tüm müslümanların aynı olduğunu farzetmek, İslam’dan kaynaklanan hiç bir sorunu çözemeyecektir; çünkü İslam Reform’u ancak gerçek müslümanlar tarafından gerçekleştirilebilir.

Nefise Özkal Lorentzen kimdir?

Nefise LorentzenManislam filminin yönetmenidir. 1964 Ankara doğumlu Nefise Özkal Lorentzen, Boğaziçi Uluslararası İlişkiler ve Oslo Üniversitesi İletişim Bilimi fakültelerinde okudu. Şu ana kadar dokuz film ve bir televizyon dizisi yazıp yöneten Özkal aynı zamanda yazar ve çevirmen. Özkal, Norveçlilere Türkçe öğreten bir kitabın eş yazarlarından. 1999 yılında ise Melih Cevdet Anday’ın şiirlerini Norveççe’ye çevirdi.

Norveççe olarak yazdığı “Nasıl Başlasam” (Hvordan skal jeg begynne?, 2004) isimli bir gençlik romanı ve Maceradan Kaçış (På flukt fra eventyret, 1999) başlıklı bir de şiir kitabı var.

Daha önce anlatılmamış insan hikayelerini ve eşcinsellik, din ve kültürel ayırımcılık gibi tartışmalı konuları çalışan yönetmen Sufi kültürüyle de yakından ilgileniyor. 26 yıldır Oslo’da yaşıyor, evli ve iki erkek çocuk annesi.

Manislam Facebook sayfası

Yozlaştırılan dinde kadın: Ruhlarımızın cinsiyeti var mıdır?

PAYLAŞ
Önceki yazıRüzgar gülleri ve Türkiye’de rüzgar tribünleri
Sonraki yazıDetoks ve çiğ beslenme nedir? Nasıl yapılır?
1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul'da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç'te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi'nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim'da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya'ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye'nin Gezi Gençleri'nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.