Tanrı ve reddettiğim tanrılar!

La İlahe… Tanrı yoktur! Tanrı’yı reddediyorum, hem de tanrıları. Belki milyarlarcasını. İnsanların zihinlerinde saklı olan tanrıları. Ve de tüm tasavvurları…

Tanrı ve reddettiğim tarılar la ilahe tanrı yoktur ondan başka

Her insanın kalbinde (anlayışında) bir tanrı tasavvuru vardır. Kimisi büyük çaba ve ıstıraplar sonucu oluşturur bu tasavvuru, kimisi de sadece bir kabulle. Hiç düşünmeden, yorulmadan, hatta yormadan… Yorulanlar illa ki etraflarını da yorarlar da bu yüzden kırar, dökerler bazen, anlamak pahasına. Neden mi?

Herkesin dini de, insanlığı da tanrısı kadardır. Tanrı tasavvurun kadar insan olabilir ya da anlayabilirsin. Tanrısı ondan başkasının önünde eğilmemesini ve dosdoğru olmasını istiyorsa kulundan, o kulun dosdoğru olma çabası, hayatın eğriliklerinin arasından, dalgaları yararcasına zorlanarak tekamül etmeye çalışacaktır. Doğruyu aramanın ve doğru olmaya çalışmanın bedeli budur. Tanrıyı bilmeye çalışan Felsefe ve Tanrı’ya ulaşmaya çalışan Ahlak, ne basittir; ne de ucuzdur. Tamah edilen birçok şeyden yüz çevirmeden hakkı verilemez.

Tanrısı kadar insandır insan ve de dindardır. Doğru, bir yere geldiğinde, o nedenle önce tüm tanrıları yıkmaya çalışır. Hepsini, hem de tavizsizce. Doğru olmak, bir an da olsa eğilme kabul etmez. Bırakın dünyaları, “güneşi ve ayı da verseniz ellerine” tereddütsüz reddeder. Derdi ne dünya mülkü, ne güneş ne de aydır, tek meselesi doğrudur, sadece gerçek adına.

Dünyaları ellerinde tutanlar için tanrı tanımazdır bu nedenle. Münkirdir!

Münkiridir, tanrının ve birçok tanrıların… Tek bir tanrının mümini olabilmek için! Kendi tanrısının… En karanlık ve kuytu köşelerde aranan, zihnin en derin sularında bulunabilecek olan ve kalabalıklarda asla yüzünü göstermeyen dostunun mümini olmak için! Hatırı için etrafını çevreleyen sahtelikleri tatsız bir hatıra kılarak, ona yakınlaşmak için…

Elleriyle yapar insan tanrısını. Tıpkı bir putperest gibi… Çabasıdır, zihnindeki tanrıyı inşa eden. Ama yine yanılarak. Tanrı kendisinin değildir çünkü. Tanrı hiçbir şeyin ve kimsenin değildir. Tüm şeyler ve kimseler Onundur tam tersine.

Kur’an‘ın girişi Rabb’ul Alemin‘e hamd ile başlar. Alemler O Rabb’e ithaf edilerek anılır, hiç kimseye değil. Ve de hiç bir şeye…

Tanrı yoktur işte bu nedenle!

O’ndan başka…

İllallah!

İlgili yazılar

Cemalnur Sargut ile Tasavvuf Üzerine

Metamorfoz: Tasavvufta Don Değiştirme

Arif İçin Din Yoktur: Muhyiddin İbn-i Arabi

Önceki yazı21. yüzyıl Islahatları: Pembe Taksi
Sonraki yazı15 Şubat Çocuk Kanseri Günü
Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver'in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri'nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, Tahmis gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009'dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara'da yaşamaktadır.