Ana Sayfa Psikoloji Misofobi nedir? Aşırı hijyen takıntısı nelere sebep oluyor?

Misofobi nedir? Aşırı hijyen takıntısı nelere sebep oluyor?

Misofobi nedir? Çoğumuz adını ilk kez duyuyoruz. Defalarca el yıkamak… Duş alma süresinin ve sıklığının artması… Temizlik ürünleri ve antibakteriyel ürünlerin olağandan fazla tüketilmesi… İşyeri ve hastane gibi ortak kullanımların olduğu yerlerden kaçmak… Aşırı hijyen takıntısı nelere sebep oluyor?

Misofobi nedir?

Misofobi nedir?

Tüm dünyayı sarsan Covid-19 pandemisi birçok kaygı ve endişeyi de tetikliyor, artırıyor. Bunlardan biri de, kişinin mikrop bulaşması endişesiyle hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde önlem alması olarak tanımlanan, misofobi! Özellikle obsesif kompulsif bozukluğu bulunan kişilerde daha sık rastlanan bu durum, kişinin korku ve kaygı düzeyini kontrol edememesi nedeniyle hayat kalitesini ciddi boyutta düşürebiliyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikolog Cansu İvecen, “Covid-19’un bulaşma riskinin belirsizliği misofobi vakalarında artışa sebep oldu. Misofobi tedavi edilmediği takdirde kişinin kendini mutsuz hissetmesine, kaygısının artarak devam etmesine, gelecekle ilgili umutsuzluk ve çaresizlik duyguları nedeniyle depresyon ve obsesif kompulsif gibi çeşitli hastalıklara yakalanmasına yol açabiliyor.” uyarısında bulunuyor.

“Ya mikrop veya virüs kaparsam?” 

Misofobi; kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde korku ve kaygı uyandıran mikrop kapma ya da pislik bulaşması gibi düşünceler sebebiyle fazladan önlem alma durumu olarak tanımlanıyor. Misofobi denilince akla öncelikle mikrop ya da virüs kapma korkusu gelse de, bu sorunu yaşayan kişiler vücut sıvılarından pislik bulaşması endişesini de yoğun bir şekilde hissediyor.

İlk kez 1879 yılında Dr. William Alexander Hammond tarafından tanımlanan bu korkunun Covid-19’la beraber daha fazla görüldüğünü anlatan Psikolog Cansu İvecen, “Misofobi, belirsizlikle beraber ortaya çıkan endişe duygusuyla baş etmede güçlük yaşayanların dokunduğu yerlerden mikrop kapacakları gibi olumsuz düşünceleriyle tetiklenebiliyor” diye bilgi veriyor.

Eller defalarca yıkanıyor, temizlik abartılıyor

Peki, misofobi nasıl ortaya çıkıyor? Psikolog Cansu İvecen, bu soruya şöyle cevap veriyor: “Genetik ve çevresel faktörler misofobi gelişmesine neden olabiliyor. Özellikle obsesif kompulsif bozukluğa sahip olan kişiler risk altında. Misofobi; kirlenme ve mikrop kapmaktan duyulan aşırı korkuyla birlikte çok kez el yıkama, duş alma sayısının artması ve süresinin uzaması, temizlik ile antibakteriyel ürün kullanımının normalin çok üzerinde olması, kirli ya da mikroplu olduğu düşünülen yerlerden kaçınma gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Bu kişiler sadece mikroplardan değil, ayrıca kirlilikten ve salgın hastalıklardan da korkuyor ve bu korku hali kişinin yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebiliyor.

Alınan aşırı önlemler kaygıyı ağırlaştırıyor

Misofobi nedir

Kişinin gerçek bir tehlike karşısında önlem alması hayatta kalmasını sağlıyor. Ancak misofobi yaşayanlar, gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya kalmasalar bile; algıladıkları, farkında oldukları ve anlamlandırdıkları bir takım durumlara karşı oluşan tehlikenin yüksek olduğunu düşündükleri için artan bir korku ve kaygı yaşayabiliyorlar. Bu tür duyguların kişileri aşırı önlem almaya sevk ettiğine değinen Psikolog Cansu İvecen, şöyle devam ediyor:

“Düşünsel olarak oluşan tehlikeyi sonlandırmak adına aldıkları birtakım önlemler kaygı duygusunun tetiklenmesine ve artarak devam etmesine sebep olabiliyor. Kişi tehlikeli olduğunu düşündüğü yerlerden kaçınıyor. O ortamda bulunması gerekirse de yaşadığı kaygıyı azaltmak için düşünsel ve davranışsal olarak önlemler alıyor.

Onun için tehdit içeren yer; iş yeri, hastane, ev ziyareti gibi kalabalık ortamlar ya da ortak tuvalet kullanımının olduğu yerler olabiliyor. Mikrop kapma korkusuyla beraber aşırı antibakteriyel ürün kullanımı, mikrop kapma olasılığının olacağı ortamlardan kaçınma gibi bir takım önlemler kişinin anlık olarak kaygısını azaltsa da, uzun vadede bu duygunun daha da artmasına ve alınan önlemlerin fazlalaşmasına neden oluyor. Bu da günlük yaşamında yapabileceği ve ihtiyacı olan birtakım aktiviteleri gerçekleştirmesini önlüyor.”


Tedaviyle çözüm sağlanabiliyor

Misofobi tedavi edilmediği takdirde kişinin yaşamını ciddi boyutlarda kısıtlayan bir hale dönüşebiliyor. Kaygı duygusunun artarak devam etmesinin gelecekle ilgili umutsuzluk ve çaresizlik hissini tetikleyebildiğini kaydeden Psikolog Cansu İvecen, “Ayrıca endişe duygusunun devam etmesi kişinin kendi yaşamıyla beraber birlikte yaşadığı kişileri de olumsuz etkileyeceği için aile ve sosyal ilişkilerinin bozulmasına yol açabiliyor.” diye konuşuyor.

Misofobi belirtileri gösteren kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğine dikkat çeken Psikolog Cansu İvecen, tedavi süreci hakkında şunları söylüyor: “Tedavinin şekli kişinin kaygı düzeyine göre belirleniyor. Kaygı bozukluklarında kanıta dayalı bilinen ve en yaygın kullanılan tedavi yöntemi, bilişsel davranışçı terapileridir.

Bu tedavi yönteminde kişi, kaçındığı durumlara terapistle beraber planlanarak, aşamalı olarak karşı karşıya geliyor. Hatalı değerlendirmeleri ile davranışının işlevi sorgulanarak bilişsel yapılanmanın yeniden oluşmasına fayda sağlanıyor.

Böylece kişi bulunduğu ortamı ve davranışlarını, aldığı önlemi daha gerçekçi bir şekilde değerlendirebiliyor. Psikoterapiyle birlikte medikal tedavinin düzenlenmesi terapi sürecinin etkinliğinin daha artmasını sağlayabiliyor. Tedaviyle birlikte hastanın tehlike algısının değişmesi ve bu doğrultuda baş etme becerilerinin artmasıyla misofobi sorunu ortadan kalkabiliyor.” diyor.

Koronafobi ile baş etmenin 7 püf noktası nedir?

Editor
İndigo Dergisi Editör – Haber Merkezi, 2005 yılından bu yana yayında olan bağımsız dijital medya kuruluşu İndigo Dergisi'nin (indigodergisi.com) haber ve güncel içerik ekibidir. İstanbul merkezli ekip, gündem, ekonomi, sağlık, bilim, teknoloji ve yaşam alanlarında araştırmaya dayalı haberler, açıklayıcı içerikler ve rehberler hazırlar. "Editör" imzasıyla bugüne kadar 26.500’ü aşkın içerik yayımlanmıştır. "Editör" imzası tek bir kişiyi değil, İndigo Dergisi Yazı İşleri bünyesinde çalışan editör ekibini temsil eder. Bu imzayla yayımlanan her içerik araştırma, yazım, doğrulama ve editoryal kontrol aşamalarından geçer ve ortak bir ekip çalışmasının ürünüdür. Ekip, Yönetici Editör ve yayın yönetimi altında çalışır. Editör – Haber Merkezi, okurun kararlarını doğrudan etkileyebilecek sağlık, beslenme ve finans konularında ek özen gösterir. Bu alanlardaki içerikler güncel bilimsel verilere ve resmi kaynaklara dayanır. İndigo Dergisi hiçbir siyasi parti, ideoloji, dini oluşum ya da çıkar grubuyla bağlantılı değildir. Editör Masası, Basın Konseyi'nin Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt eder. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni benimser. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş, köken ya da ekonomik durum gözetmeksizin herkesin eşitliğini esas alır. Ayrımcı ve yanıltıcı içeriğe yer vermez. Köşe yazılarındaki görüşler yazarlarına aittir; Editör Masası habere ve bilgiye dayalı içeriklerden sorumludur.