Tabancalı Kız ‘Cinai Melodram’

Murat Menteş ile Hakan Karataş’tan coşku dolu bir çizgi roman: Tabancalı Kız ‘Cinai Melodram’… Yüzü Türkan Şoray’a benzeyen Kader Kardinal’in acıklı öyküsü…

Tabancalı Kız

John Ridley dokuzuncu sanat olarak anılan çizgi roman için, incelikli yazın ile zihin tiyatrosunun muhteşem bir birleşimi, der. Yazar Murat Menteş ile çizer Hakan Karataş’ın beraber hazırladıkları ‘Tabancalı Kız – Cinai Melodram’ Ridley’in ne denli yerinde bir değerlendirme yaptığını kanıtlamayı arzu etmişçesine etkileyici ve akılda kalıcı bir yapıt olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında, bir sinema filmi projesi olarak yazılmış olan senaryo Kovid-19 salgınının baş göstermesiyle beklemeye alınmış. Bunun üzerine, iki ünlü sanatçı bu özel senaryoyu çizgi roman projesine dönüştürerek resimli roman dünyasına kazandırmaya karar vermiş. Tabancalı Kız için son yıllarda elime geçen en ilginç çizgi roman diyebilirim. Çocukken televizyonda seyrettiğim Yeşilçam filmlerini anımsadım okurken.


Temposu yüksek, heyecanlı kovalamaca sahneleri, dövüşler, patlayan silahlar, hüzünlü şarkılar ve elbette ki masum bir aşk öyküsü… Bir Yeşilçam klasiğinin birçok karakteristik özelliğini bir arada görebildiğimiz bir yapıt.

Kemal Kalibre ve Kader Kardinal’in hüzünlü aşk öyküsü…

Cinai MelodramÖykü, bir araba kovalamaca sahnesiyle başladıktan sonra zamanda geçmişe dönüyor. Kader ve Kemal kırsal yörede doğup büyüyen, beraber oyunlar oynayan, birbirilerine aşık iki çocuktur. Geçim sıkıntısı çeken Kemal’in babası çalışmak için ailesini yanına alıp İstanbul’a göç etmek zorunda kalır. Kemal çok sevdiği Kader ile gözyaşları içinde vedalaşırken, onu unutmayacağına ve onun için geri döneceğine söz verir.

Kemal, polis okulundan birincilikle mezun olup Emniyet Müdürlüğünde göreve başlamasının ardından Kader’i görmek üzere çocukluğunun geçtiği köye geri döndüğünde Kader’i bıraktığı yerde bulamaz ve derin bir üzüntüyle İstanbul’a döner. Bir gün görevli olduğu bir cinayet olayında Kader karşısına çıkıverir. Hem de katil olarak… Bundan sonrasını kitapta okuyabilirsiniz.

Karakterlerin yüzleri Hollywood ve Yeşilçam’dan birçok ünlü oyuncuyu andırıyor.

Çizgi romanlarda görmye alıştığımız gibi birçok karakterin yüzü için tanınmış insanlar model alınmış. Sayfaları çevirdikçe gördüğüm yüzler beni zaman zaman çocukluğuma zaman zaman gençliğime götürdü; bazı ünlüler güldürürken bazı ünlüler duygulandırdı, bir duygudan diğerine göç ederek son sayfaya geldim. Tabancalı Kız’da yüzleri model alınanlar arasında kimler var desem…

Yaşayan efsane Robert De Niro, Bruce Lee ve Jean-Claude Van Damme filmlerinin unutulmaz dövüşçüsü Bolo Yeung, pala bıyıkları ve hışırtılı sesiyle gönüllerde taht kuran Yeşilçam emektarı İhsan Yüce, aklıma gelenlerden bazıları… Kemal Kalibre’nin yüzü ise Sylvester Stallone, Barış Manço ve Al Pacino’nun karışımından oluşuyor gibi geldi bana. Ancak karakterin yüzleri içerisinde en can alıcı olanı Kader Kardinal’inki kuşkusuz.

Kitabın kapağında da görüldüğü gibi, başkadın karakter Kader Kardinal’in yüzü için Türkan Şoray’ın model alındmış. Yaklaşık iki yüz sayfa boyunca Türk sinemasının dört yapraklı yoncalarından biri olarak anılan, ‘Sultan’ lâkaplı Türkan Şoray’ın yüzünü görmek okuyucunun sürekli gülümsemesini sağlayan, çok hoş bir şaşırtı bence…

‘Nihayet dönüyorum ait olduğum yere… Kader’in gözlerine… Lâkin heyhat o da ne?!…’

Öykü giriş kısmından sonra on bölüme ayrılarak aktarılmış. Akış çok hızlı, diyaloglar ve çizimler arasındaki uyum özellikle duyguları yansıtma açısından çok başarılı. Karakterlerin iç konuşmalarında yer yer uyaklı şiirsel ifadelerin yeğlenmesi kitaba melodik bir akış kazandırmış. Ünlü şarkıların sözleriyle süslenmiş, konuşmasız, hüzünlü kareler oldukça etkileyici.


Sözgelimi, ‘Buruk Acı’ şarkısının sözlerinin yazıldığı video klibi andıran üç sayfalık bir bölüm var ki okurken sinemanın beyazperdesini ellerimde tutuyormuş gibi hissettim. Hele ki, iki aşığın birbirini kovaladığı ve Kemal’in Kader’i salıncakta salladığı karelerin tadına doyabilmek mümkün değil.

Konuşma balonları ve yansıma sesler ise bir çizgi romanın vazgeçilmezi elbette ki. Renkler göze çarpıcı, mekan ve karakter çizimleri ise usta işi. Gece kulübünde geçen az sayıda sayfa dışında rengarenk sayfa yok. Gündüzleyin geçen sahneler için beyaz sayfa, geceleyin geçen sahneler için siyah sayfalar kullanılmış. Siyah renkli sayfaların sıkça kullanılması öykünün genelinde duyumsanan acı ve gönül üzüntüsünü çok iyi yansıtıyor. Buna ek olarak diyaloglar için doğal ve gerçekçi bir üslubun yeğlendiğini söyleyebilirim.

‘Bizi mermiler mi buluşturacak? Tetik çekilince mi kavuşacağız? Kan okyanusunda kulaç atacak, aşk diye ölüme mi atılacağız?’

‘Tabancalı Kız’ okuyucuya sunduğu mesajlarla da dikkat çekmekte. Öykünün genelinde, hayatta yanlış yola sapan insanların bu yoldan çıkıp doğru yola girilebilmelerinin ne denli zor olduğu anlatılmakta. Kader Kardinal yaşadığı talihsizlikler sonucunda son derece zor ve içinden çıkamayacağı bir ortamın içine düşmüş, Yeşilçam sinemasının ‘kader kurbanı’ olarak andığı kişilerden biri. Yaşadığı dehşet verici olaylar da yıllar önce verdiği yanlış kararın doğal sonucu.

Gerçek şu ki, yanlış ortamlarda zaman geçirirseniz yanlış insanlarla yakınlık kurarsınız. Bu yanlış insanlar içine batıp kaldığınız yaşamdan kopup kurtulmanıza olanak tanımazlar. Dolayısıyla, yanlış yerde olmayı seçenler bu kararlarının neden olduğu aksaklıklara, isteseler de istemeseler de, katlanmak zorunda kalırlar. Ve unutulmamalıdır ki bazı hatalar vardır, yalnızca bir kere yapılsa bile yaptırımı bir ömür boyu çekilir. Ve yalnızca bir kere tatma olanağına sahip olduğumuz bu güzelim hayat avucumuzun içinden akıp giderek harcanır.

Kitapta verilen ikinci önemli mesaj aşkın gücüyle ilgili. Kader ile Kemal arasındaki ilişki, okuyucuyu aşk uğruna neler yapılabileceğine ilişkin düşünmeye çağırıyor. Kemal, sevgilisi için çok sevdiği polislik mesleğinin kurallarını çiğnemesinin yanında yasaları hiçe saymayı bile göze alıyor. Bunları, sevdiği kadın Kader’i içine düştüğü çamurdan çıkarıp ona mutlu olmak adına yeni bir fırsat da vermek için yapıyor aslında.

Peki, yanlış bir yola girerek mutlu bir yaşam sürme fırsatını yitiren Kader gibi bir insan mutlu olmak için ikinci bir fırsatı hak eder mi? Bence her insan yeniden ve yeniden yaşamında mutlu bir sayfa açmayı hak eder ama yapılan hatalar sonucunda çekmeye mahkûm kalınan sıkıntılardan kurtulmak olanaklı değildir çoğu zaman. Bu nedenle, yaşamımız boyunca sürekli olarak doğru yolda ilerlemeliyiz.

Tabancalı Kız – Cinai Melodram, Yeşilçam sinemasına saygı duruşu niteliğinde.


Tabancalı Kız için bir Yeşilçam filminin resimli roman uyarlaması denebilir. Okurken müzikal bir film izliyormuş gibi hissettim. Çizgi romandan hoşlananlar için kaçırılmaması gereken bir ziyafet. Murat Menteş ve Hakan Karataş’ın yeni çalışmalarını şimdiden heyecanla bekliyorum.

Kunteper Canavarı ve Kaptan Onedın’ın yaratıcısı Cengiz Üstün ile röportaj || Bizi takip edin: Facebook, TwitterInstagram


1975 yılında İstanbul’da doğdu. 1993 yılında Özel Işık Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1998 yılında Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi (Fransızca) bölümünden lisans derecesi aldı. Western Michigan University ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde MBA dalında yüksek lisans yaptı. 2021 yılında Hacıbektaş Belediyesi tarafından düzenlenen 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Töreni ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında yapılan kısa öykü yarışmasında 'Üç Öğüt' adlı öyküsüyle birincilik ödülü kazandı. 2022 yılında oniki öyküden oluşan 'Yeşil Güller' adlı kitabı yayınlandı. Başlıca uğraşlarından biri olan filateli alanında 'Çanakkale Savaşı' ve 'İbn-i Sina' temalı koleksiyonlarıyla beş madalya kazandı. Özel sektörde, insan kaynakları alanında yönetici olarak çalışmaktadır. Tarih, spor, sinema ve müzik başlıca ilgi alanları arasındadır.