A-ha’nın 11. albümü: True North

Dünyaca ünlü Norveçli rock grubu A-ha, 11’inci albümünü yayınladı. True North… Senfonik ögeler içeren, müzik kalitesi yüksek bir albüm…

ahaSynth-pop, 80’li yılları yaşayan müzikseverlerin kendini şanslı saymalarının başlıca nedenleri arasında sayılır. 1960’lı ve 1970’li yıllarda progresif rock, art rock, disko gibi sadık ve geniş dinleyici kitleleri tarafından beğenilen türlerde çalışmalar yapan sanatçılar yapıtlarında synthesizer’e yer verirdi. Ne var ki Krautrock ve Kraftwerk gibi iki ünlü topluluk tamamıyla synthesizer’den oluşan şarkılarıyla gözalıcı bir tanınırlığa ulaşması sayesinde synth-pop dünya genelinde patladı.

80’li yıllarla özdeş bir tür olarak anımsanan synth-pop müzik tarihine birçok efsane armağan etmesiyle bilinir. Hiç kuşkusuz, A-ha 1980’lere damgasını vuran efsanevi topluluklar içerisinde adı ilk akla gelenlerden biri. Uluslararası çapta Norveç’in en başarılı müzik grubu olmasının yanında synth-pop türünü tanımlayan yapıtları müzikseverler tarafından hâlâ büyük bir beğeniyle dinlenmekte. Sözgelimi, 1985 yılında çıkardıkları ‘Hunting High and Low’ şarkısı YouTube’ye konulduğu 2010 yılından bu yana 54.7 milyon tıklanma almış durumda.


A-ha, 1986 – 1994 yılları arasında altın çağını yaşadı.

1984 yılında, henüz 20’li yaşlarının ortalarındayken ‘Take On Me’ şarkısıyla büyük bir patlama yapmayı başaran Norveçli üçlü, bir yıl sonra American Bandstand’da canlı yayına çıktığında müzik dünyasındaki yolculuklarının ilk günlerini oldukça alçakgönüllü bir tavırla anlatmıştı.

“Sürekli olarak Amerikalı ve İngiliz sanatçıları dinliyoruz. Bu yüzden İngilizce müzik yapıyoruz. Norveç’te çok az sayıda insan yaşar. Biz, dünyanın geri kalanıyla rekabete girmek istedik. Norveç’te para biriktirdik ve İngiltere’ye yerleştik. Kendi kendimize geçimimizi sağladık. Ünlü olana kadar bu birikim bize yetti.”

1982 yılında gitarist Paul Waaktaar-Savoy, keyboardist Magne Furuholmen ve vokalist Morten Harket tarafından Oslo’da kurulan grup, 1985 yılında çıkardığı ‘Take On Me’ parçasıyla büyük bir patlama yaptı. 1985 ve 1986 yıllarında art arda yayınlanan ‘Hunting High and Low’ ve ‘Scoundrel Days’ albümleriyle birçok ülkede liste başına demir atan A-ha, bir yıl sonra Timothy Dalton’un ilk Bond filmi The Living Daylights’ın film müziğini de yaparak New Wave’nin zirvesine oturmayı başardı.

a-ha

Bu başarıların ardından, 1988 ve 1990 yıllarında çıkardığı ‘Stay On These Roads’ ve ‘Crying In The Rain’ albümleri ile zirvedeki yerini sağlamlaştırdığı gibi 1991 yılında Rio de Janeiro’nun Maracana Stadyumu’nda verdiği konserde 198.000 seyirciye seslenerek dünya rekoru kırdı. Geniş hayran kitlesi sayesinde yakaladığı yüksek satışlar ile adını müzik tarihinin ölümsüzleri arasına altın harflerle yazdıran A-ha’nın altın çağı, 1993 yılında çıkardığı ‘Memorial Beach’ albümünün ticari açıdan düş kırıklığı yaratmasıyla sona erdi.

Norveçli üçlü, Beatles ile karşılaştırılacak kadar büyük bir takdir topladı.

Paul Waaktaar-Savoy şarkıların çoğunda besteci olarak öne çıkmasının yanı sıra gitar ve vurmalı enstrümanları çalarken tüm tuşlu çalgılar Magne Furuholmen’e aittir. Solist Morten Harket ise meleksi ses rengi ve yumuşak yorumuyla müzik tarihinin en ünlü solistlerinden biri olarak öne çıkmakta. A-ha’nın müziğini farklılaştıran başlıca özellikler synthsizer ağırlıklı sound ve melodik zenginliktir.

Evrensel çekiciliğe sahip melankolik bir havanın egemen olduğu slow şarkılar ve ritmin öne çıktığı melodik dans şarkıları ile donattıkları ilk dört albüm synth-pop’u zirveye taşıdığı gibi sonraki yıllarda house ve techno türlerinin patlamasında da etkili oldu. 1994 yılında sonra grup üyeleri, müzikseverlerin synth pop’a ilgi göstermemesi ve ticari başarıya gereksinim duymamaları nedeniyle olsa gerek, solo çalışmalara yöneldiler.

1994 ile 2022 arasında popüler sound’lardan uzak kalarak sanatsal çalışmalara yöneldiler.

A-ha, 1998 yılındaki Nobel Barış Ödülü Konseri için özel olarak hazırladıkları ‘Summer Moved On’ şarkısına dek suskun kaldı. İlerleyen yıllarda synthsizer altyapılı soft rock’a yönelen Norveçli üçlü dört albüm ve onlarca dinleti ile hayranlarının karşısına çıkmayı sürdürdü. 2020 yılının başında tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını nedeniyle birçok sanatçı gibi sessizliğe gömülmelerinin ardından, iki yıllık suskunluklarını 2022 yılının ilkbaharında yeni bir albüm çıkaracaklarını duyurarak sona erdirdiler.

Pandemi sonrasında yeni bir albüm, True North… 21 Ekim 2022’de yayınlandı.

true north

Ekim ayının başında BBC Radyo’ya konuk olan Morten Harket, grubun onbirinci albümü True North’un hazırlanış öyküsünü oldukça heyecan dolu bir sesle anlattı.

“Mags kendi başına birçok şarkı yazmış, demolar kaydetmiş. Geçtiğimiz kış bana şarkılarından birini dinletti. Seslendirdim ve kaydettik. Sonra başka şarkılar da getirdi. Onları da çok beğendim. Şarkıların bir albüme dönüşeceğini öngörmüş müydü bilemiyorum ama bu açıdan bakarsak son albümümüz için Mags’ın projesi diyebiliriz.”

Her albümde yeni şeyler deneyerek müziğini zenginleştirmeyi yeğleyen a-ha, ‘True North’ albümünde Norveç Arktik Filarmoni Orkestrası’na yer vererek fark yaratmış. Bir senfoni orkestrasıyla ilk çalışmaları olmasa da tüm albümde orkestra desteği alınması ve albümün tamamının bir kere de çalınıp kayda alınması grubun kendi ilkleri arasına eklediği iki önemli nokta.


Albümün adı, insanlara neyin yol gösterdiği ve doğruyu bulmak için nelerin referans alınması gerektiğine ilişkin mecazi bir anlam taşıyor. Grup, albümün adını ve kapağını seçerken etkileri git gide daha fazla hissedilmekte olan küresel iklim değişimine dikkat çekmek istemiş. BBC’ye verdiği röportajda albümün doğa ve çevre teması üzerine hazırlandığının altını çizen Morten Harket, doğanın gösterdiği yol doğrultusunda gidilerek insanlar arasında köprü kurulması gerektiğine inandıklarını da iletti.

Onbirinci albüm True North, oniki şarkıdan oluşmakta…

Albüm, Temmuz ayında albümün ilk teklisi olarak yayınlanan ‘I’m in’ şarkısıyla açılıyor. Magne Furuholmen, Chaoszine e-dergisine verdiği demeçte, akılda kalıcı melodisiyle dikkat çeken şarkının mesajına kısaca değinmiş.

‘Şarkı, sorunlu bir insana sunulan kusursuz bağlılığı ve destek gösterisini anlatmakta. Gerçek bağlılık bir inanç sıçramasıdır. Koşulsuz destek çok zordur. Ne var ki aşk, dostluk, değişim, kendini geliştirme, kariyer, daha iyi bir dünya gibi değerli birşey böyle gerçekleşebilir. Söylemek yapmaktan daha kolay elbette. Herşey bir adımla başlar ve ardından sözcükler gelir. Bundan sonrası, giziliniz ne olursa olsun, ne denli çok çalıştığınız ile bağlantılıdır. Bu ilk adımı atmadıkça birbiriyle çelişen düşünceler, şüpheler ve korku ile herşey çıkmaza girer. Sonuç olarak, söylenmesi gereken söz ben varım.’

True North, insanlığın temiz doğa özlemini dile getirmekte…

Albüm çıkmadan yaklaşık bir ay önce yayınlanan ikinci tekli ‘You Have What It Takes’ yaylılar ve gitar üzerine kurulu altyapısıyla göz doldurmuş. Magne Furuholmen bu şarkının sözleriyle daha iyi bir dünyaya sahip olmak için cesur olmak gerektiğini vurguluyor.

“Her geçen gün daha karmaşık hale gelen bir zamanda yaşıyoruz. Birbirimize, çocuklarımıza, sevdiklerimize, arkadaşlarımıza ve gelecek kuşaklara ifade etmeyi unuttuğumuz şeyler var. Daha iyiyi arzu ediyorsak, bazı insanlar idealleri için ayağa kalkmalı ve bizler de onları desteklemeliyiz. Gençlerin cesaretini ve inancını gördüğümde gelecek için büyük umudum var. Onlar başarabilir, sen de başarabilirsin. Sen gerekenlere sahipsin!”

Albümün çıktığı 21 Ekim tarihinde üçüncü tekli olarak video klibi yayınlanan ‘As If’ de ilgi çekici şarkılarından biri. Albüme adını veren ‘True North’ parçası için ise yüksek sesli ritim ve keyboard eşliğinde enerji dolu bir slow diyebilirim. Morten Harket, BBC’ye verdiği röportajda ‘True North’ ifadesinin bir eğretileme (metafor) olduğuna değinmiş.

“Gerçek kuzey, size yaşamda neyin rehberlik ettiği veya yol gösterici olarak neyi kaynak aldığınıza ilişkin bir metafor aslında. Bu noktadan sonra doğrunun arkasından gidiyoruz. Kim olduğumuz ve nereye gittiğimiz bizi yönlendiriyor. Peki, doğru yönümüz yani doğru kuzeyimiz nedir?”

True North, senfonik pop rock sevenlerin özlediği bir ses…

A-ha, Norveç Arktik Filarmoni Orkestrası’nın katılımı sayesinde albümün geneline egemen olan kavramsal bir bütünlük oluşturmuş. Düzenlemelerdeki yumuşaklık buzların üstünden suya atlayan kutup ayıları, ağaçlar arasında koşuşan kaplanlar, kuzey denizinde kanat çırpan sumruları anımsattı bana. Sisle kaplanmış denizler ve bembeyaz buz dağları gözlerimin önünden geçerken huzurla doldum, zaman zaman esintili bir ormanda birbirine dokunan ağaç yapraklarının sesini dinliyormuşum gibi hissettim.

Morten Harket, albümün tanıtımına ilişkin verdiği bir demeçte küresel ısınmayla ilgili olarak “Şu ana dek birçok işaret gözlemlemiş durumdayız. Uygarlığımızın nereye doğru yol aldığını biliyoruz ve hiçbirşey yapmıyoruz. Sürekli olarak bizim için öncelikli olan gereksinimlerden yana karar verdik.” şeklinde konuştu. A-ha, onbirinci albümüyle sanatsal bir başarıya imza atma arzusunun yanısıra doğaseverlere de destek olmak istemiş belli ki.

Hip hop ve dance pop gibi ritim ve basit sözlere dayalı müzik türlerinin popüler olduğu bu günlerde rock müziği adına çok başarılı bir çalışma olmuş. Yaşam ile ilgili güçlü mesajlarla donatılmış sözlerin dinleyicileri düşünmeye yöneltmesi de albüm adına başka bir olumlu nokta. True North’u her açıdan çok beğendiğimi belirtmek isterim. A-ha’nın adına yakışan bir çalışma olmuş. Rock müzikseverlerin uzun süre boyunca severek dinleyeceğine eminim.


Kaynakça:

  • https://en.wikipedia.org/wiki/A-ha
  • https://retropopmagazine.com/a-ha-unveil-you-have-what-it-takes-from-new-album-true-north/
  • https://chaoszine.net/im-in-a-ha-release-first-single-from-their-upcoming-album-true-north/
  • YouTube / BBC Radio: The Afternoon Show – Morten Harket

Netflix’in distopik Türk yapımı dizi Sıcak Kafa’dan ilk fragman


1975 yılında İstanbul’da doğdu. 1993 yılında Özel Işık Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1998 yılında Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi (Fransızca) bölümünden lisans derecesi aldı. Western Michigan University ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde MBA dalında yüksek lisans yaptı. 2021 yılında Hacıbektaş Belediyesi tarafından düzenlenen 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Töreni ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında yapılan kısa öykü yarışmasında 'Üç Öğüt' adlı öyküsüyle birincilik ödülü kazandı. 2022 yılında oniki öyküden oluşan 'Yeşil Güller' adlı kitabı yayınlandı. Başlıca uğraşlarından biri olan filateli alanında 'Çanakkale Savaşı' ve 'İbn-i Sina' temalı koleksiyonlarıyla beş madalya kazandı. Özel sektörde, insan kaynakları alanında yönetici olarak çalışmaktadır. Tarih, spor, sinema ve müzik başlıca ilgi alanları arasındadır.