Antidepresan kullanımı, depresyonun artış hızından daha hızlı yükseliyor. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre kullanım son 10 yılda kutu bazında yüzde 50’nin üzerinde arttı ve bu artış Türkiye’de küresel ölçekten çok daha hızlı ilerliyor. Tarhan, bu tablonun depresyonun arttığı anlamına gelmediğini vurguluyor.
Prof. Dr. Tarhan, depresif hissetmenin herkes için doğal bir deneyim olduğunu hatırlatıyor: “Moral bozukluğu dediğimiz depresif ruh hali zaman zaman herkeste olur. Bu bazen birkaç saat sürer, bazen kaygıyla birlikte yaşanır. Depresyon dediğimiz çökkünlük hâlinin birçok alt tipi var. Bir şeyden zevk alamama, hüzün, elem, keder gibi duygular bu hâlin temelini oluşturur. Toplumun yaklaşık yüzde 50’sinde depresif ruh hali vardır.”
Üç gün sürerse minör, 15 günü aşarsa majör depresyon
Tarhan’a göre süre, klinik değerlendirmede kritik: “Üç gün süren çökkünlük minör depresyon olarak tanımlanır. Eğer 15 günü geçer ve devamlılık gösterirse majör depresyon kabul edilir. Eğer bu ruh hali kronikleşirse distimi adını verdiğimiz daha hafif ama uzun süreli depresyon türüyle karşı karşıya kalırız.” Siklotimide ise kişi bir dönem depresif, bir dönem aşırı neşeli olabiliyor. Depresyonun işaretleri için depresyon belirtileri yazımıza da göz atabilirsiniz.
Antidepresan kullanımı neden bu kadar arttı?
Majör depresyonun dünya literatüründe yüzde 17 civarında olduğunu belirten Tarhan, artışın başka nedenleri olduğunu söylüyor: “Birçok kişi antidepresanı farklı gerekçelerle kullanıyor. Günümüzde fizik tedavi uzmanlarından dahiliyecilere kadar birçok branş hekimi antidepresan reçete ediyor. Kalp rahatsızlığı geçiren bir hastaya dahi çoğu zaman hemen antidepresan yazılabiliyor.”
Tarhan’a göre antidepresanların küresel patlamasının asıl nedeni depresyonun değil, konformizmin yaygınlaşması: “İnsanlar en ufak olumsuz duyguya bile tahammül edemiyor. Hayatın bir parçası olan sıkıntı, hüzün ve çökkünlük hemen ilaçla bastırılmaya çalışılıyor.”
Örtülü depresyon bedensel şikâyetlerle ortaya çıkıyor
Tarhan, örtülü (maskeli) depresyonun en dikkat çekici türlerden biri olduğunu söylüyor: “Kişi depresyonda olduğunun farkında olmuyor; yakın çevresi tarafından da anlaşılmayabiliyor. Belirtiler çoğu zaman mide-bağırsak sorunları, fibromiyalji, omuz–boyun–bel ağrıları gibi fiziksel şikâyetlerle kendini gösteriyor. Kronik strese bağlı gelişen bu psiko-fizyolojik tablolar antidepresan kullanımına yönlendiriyor.”
Tarhan’a göre bağırsak–beyin aksı depresyonun oluşumunda kritik bir role sahip: Serotoninin hammaddeleri bağırsakta üretiliyor ve bağırsak mikrobiyotasındaki bozulma depresyonu tetikleyebiliyor. Tarhan, antidepresanların beyindeki ağlama devresini bloke edebildiğini de hatırlatıyor: “İçiniz ağlar ama gözünüzden yaş gelmez. Bu nedenle herkese rastgele verilmemesi gerekir.”
Antidepresan kullanımına hemen başlamak doğru değil
Hafif depresyonların çoğu zaman psikoterapiyle iyileşebildiğini belirten Tarhan, “Beslenme bozukluklarının düzeltilmesi ve beslenme psikiyatrisi kapsamında yapılan düzenlemeler de depresif belirtileri azaltabilir. Bu nedenle depresyon belirtileri görülür görülmez hemen ilaç başlamak doğru değildir; belirtilerin süresi mutlaka değerlendirilmelidir” diyor. Tarhan’a göre bazı kişiler genetik olarak depresyona daha yatkın; tedaviye direnç gösteren vakalarda genetik analiz yapılıyor.
“Bir günlük, yarım günlük moral bozukluklarında hemen ilaca başvurmak doğru değil. Kişi önce kendi çözüm üretmeye çalışmalı. Eğer bu durum 15 gün boyunca sürer ve majör depresif belirtiler gösterirse o zaman uzman desteğine başvurmak gerekir. Depresif ruh hali herkeste olur; insan robot değildir.”
Psikolojik sermaye, finansal sermaye gibi yönetilmeli
Tarhan, beynin “default mode network” adı verilen ağının depresif süreçlerde aşırı çalıştığını söylüyor: “Bu ağı en iyi düzenleyen şey, kişinin amaçlı yaşaması. Sabah uyandığında bir amacı olan, orta-uzun vadeli hedefleri bulunan kişiler psikolojik sermayesini iyi yönetir ve depresyona zemin bırakmaz.”
Tarhan, depresyonun bazen unutkanlık olarak da ortaya çıkabildiğini (sekonder unutkanlık) ve sosyal medyanın beklenti seviyesini yükselterek depresyonun yükselişinde büyük pay sahibi olduğunu belirtiyor: “Filtrelenmiş görsellere bakan kişi kendini değersiz hissediyor.”
Antidepresan kullanımının yüzde 100 artması bekleniyor
Tarhan, “2024–2034 arasında antidepresan kullanımının yüzde 100 artması bekleniyor. Şu anda 37 milyar dolarlık pazar var. Depresyon artıyor çünkü koruma ve önleme çalışmalarına yatırım yapılmıyor; ilaç pazarlanıyor” diyor. Türkiye verileri için Türkiye’de son 10 yılda antidepresan tüketimi yazımızı da okuyabilirsiniz.
Tarhan’ın herkesin uygulayabileceği formülü ise şöyle: “Güzel bak, güzel hisset, güzel düşün, iyi yaşa. Hissetmek düşünmekten önce gelir. Güzel his uyandırırsan güzel düşünce kendiliğinden gelir.”
Antidepresan kullanımı hakkında sık sorulan sorular
Antidepresan kullanımındaki artış depresyonun arttığını mı gösteriyor?
Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre hayır. Artışın arkasında farklı branşlardaki hekimlerin de reçete yazması ve olumsuz duygulara tahammülsüzlüğü artıran konformizm var.
Depresif ruh hali ne zaman depresyon sayılır?
Tarhan’a göre üç gün süren çökkünlük minör depresyon, 15 günü geçip devamlılık gösteren tablo ise majör depresyon olarak kabul ediliyor.
Örtülü depresyon nedir?
Kişinin depresyonda olduğunu fark etmediği, belirtilerin mide-bağırsak sorunları, fibromiyalji ya da omuz–boyun–bel ağrıları gibi fiziksel şikâyetlerle ortaya çıktığı depresyon türü.
Görüş: Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Psikiyatrist, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü
Kaynaklar
