Psikolojik destek arayışında uzmanın eğitimi, çalışma alanları ve danışanla kurduğu güven ilişkisi belirleyici oluyor.
Yoğun çalışma temposu, günlük yaşamın getirdiği stres, ilişki sorunları ve gelecek kaygısı psikolojik destek ihtiyacını artırabiliyor. İzmir’de yüz yüze psikolojik destek almak isteyenlerin karşısına çok sayıda merkez ve uzman seçeneği çıkarken doğru psikoloğun nasıl seçileceği de önem kazanıyor.
İnternette yapılan araştırmalar, psikolog seçiminde ilk adımı oluşturabilir. Ancak yalnızca arama sonuçlarındaki sıralamaya, sosyal medya paylaşımlarına, danışan yorumlarına veya merkezin konumuna bakmak yeterli olmayabilir. Uzmanın eğitimi, mesleki deneyimi, çalışma alanları ve uyguladığı psikoterapi yöntemleri birlikte değerlendirilmelidir.
“En iyi psikolog” herkes için aynı kişi olmayabilir
Psikolog seçiminde uzmanın eğitimi, deneyimi ve kişinin yaşadığı sorunla ilgili çalışma alanları belirleyici olmalıdır. Bu ölçütlerle İzmir en iyi psikolog seçeneklerini araştıran kişiler, Nora Psikoloji’nin uzman kadrosunu, çalışma alanlarını ve yüz yüze görüşme olanaklarını kurumun internet sitesi üzerinden inceleyebilir.
Bununla birlikte psikoterapide “en iyi” kavramı herkes için aynı anlama gelmez. Bir psikolog belirli bir sorun konusunda kapsamlı eğitim ve deneyime sahip olsa bile kullandığı yaklaşım veya kurduğu iletişim her danışanın ihtiyacına uygun olmayabilir.
Bu nedenle psikolog seçerken genel bir sıralamadan çok kişinin yaşadığı sorunla uzmanın çalışma alanlarının ne ölçüde örtüştüğüne bakılmalıdır. Görüşmeler sırasında kurulan güven ilişkisi, danışanın kendisini ifade edebilmesi ve uygulanan yöntemin ihtiyaçlarına uygun olması da önem taşır.
Nora Psikoloji’den Uzm Klinik Psikolog Kayhan Gürbüz, doğru uzman seçiminin terapi sürecinin önemli bir parçası olduğunu belirtiyor:
“Psikolojik destek almak isteyen kişinin öncelikle yaşadığı güçlüğün hangi uzmanın çalışma alanına girdiğini araştırması gerekir. Bunun yanında danışanın görüşmeler sırasında kendisini anlaşılmış, güvende ve yargılanmadan dinlenmiş hissetmesi de önemlidir. Bir psikoloğun herkes için en uygun uzman olması mümkün değildir.”
Psikoloğun eğitimini ve çalışma alanlarını inceleyin
Psikolog seçiminde ilk olarak uzmanın mezun olduğu bölüm, mesleki eğitimleri ve çalıştığı sorun alanları araştırılmalıdır. İnternet sitelerinde veya sosyal medya hesaplarında kullanılan genel ifadeler yerine eğitim ve uzmanlık bilgilerinin açık biçimde sunulmasına dikkat edilmelidir.
Görüşme öncesinde şu soruların cevapları araştırılabilir:
- Uzman hangi üniversitenin hangi bölümünden mezun?
- Hangi yaş gruplarıyla çalışıyor?
- Hangi psikolojik sorunlarda deneyimli?
- Kullandığı psikoterapi yöntemleri konusunda eğitim almış mı?
- Görüşmelerin sıklığını ve süresini nasıl belirliyor?
- Yüz yüze ve online görüşme seçenekleri bulunuyor mu?
- Danışan mahremiyetini korumak için hangi koşullar sağlanıyor?
Örneğin panik atak, anksiyete veya obsesif kompulsif belirtiler yaşayan bir kişinin bu sorunlarla çalışan ve uygun psikoterapi yaklaşımları konusunda eğitim almış bir psikolog tercih etmesi önemlidir.
Çocuk ve ergenlerle yürütülen psikolojik çalışmalar ise yetişkin psikoterapisinden farklı değerlendirme ve uygulamalar gerektirebilir. Bu nedenle destek alınacak yaş grubunun da uzmanın çalışma alanları arasında bulunmasına dikkat edilmelidir.
İlk görüşme aynı zamanda değerlendirme sürecidir
İlk görüşmede bütün sorunların çözülmesi veya psikoloğun hemen kesin bir açıklama yapması beklenmemelidir. Bu görüşme çoğunlukla kişinin yaşadığı güçlüğün, yaşam koşullarının, daha önce aldığı desteklerin ve terapi beklentilerinin değerlendirilmesini amaçlar.
Psikolog ilk görüşmede sorunun ne zaman başladığını, günlük yaşamı nasıl etkilediğini ve hangi durumlarda arttığını anlamaya çalışabilir. Görüşmelerin olası hedefleri ve kullanılabilecek çalışma yöntemleri de bu değerlendirmeden sonra konuşulabilir.
Kayhan Gürbüz, ilk görüşmenin yalnızca danışanın değerlendirilmesi anlamına gelmediğine dikkat çekiyor:
“İlk görüşme, danışanın psikoloğu ve çalışma biçimini tanıması açısından da önemlidir. Danışan süreç hakkında merak ettiği soruları yöneltebilmeli, uygulanacak yöntemle ilgili bilgi alabilmeli ve görüşmenin kendisine uygun olup olmadığını değerlendirebilmelidir.”
Danışan açısından ilk görüşme, uzmanın yaklaşımını gözlemleme fırsatıdır. Psikoloğun sorulara verdiği cevaplar, yaşanan güçlüğü ele alma biçimi ve terapi sürecini nasıl açıkladığı değerlendirilebilir. Danışanın anlamadığı noktaları sorabilmesi ve kendisine uygun gelmeyen bir uygulamayı ifade edebilmesi, güvenli bir çalışma ilişkisinin parçalarındandır.
Kesin sonuç ve kısa sürede çözüm vaatlerine dikkat
Psikolojik sorunlar kişinin yaşam öyküsü, ilişkileri, çevresel koşulları ve başa çıkma biçimleriyle birlikte değerlendirilir. Bu nedenle kişi hakkında yeterli bilgi edinilmeden “tek seansta çözüm”, “kesin sonuç” veya “birkaç görüşmede tamamen iyileşme” gibi vaatlerde bulunulması gerçekçi değildir.
Psikoterapi, danışan ile uzman arasında belirli hedefler doğrultusunda yürütülen profesyonel bir süreçtir. Görüşmelerin toplam süresi ve ilerleme hızı kişiden kişiye değişebilir. Güvenilir bir psikolog, sonucu garanti etmek yerine uygulanacak yöntemi, sürecin olası sınırlarını ve danışanın aktif katılımının önemini açıklar.
Psikolog olmayan kişilerin psikiyatrik tanı koyması, ilaç önermesi veya kullanılan ilaçların bırakılmasını istemesi de dikkat edilmesi gereken bir durumdur. İlaç tedavisinin değerlendirilmesi ve düzenlenmesi psikiyatri hekimlerinin çalışma alanındadır.
Yüz yüze görüşme mi, online terapi mi?
İzmir’de yaşayan bazı kişiler terapi merkezine düzenli olarak gidebilirken yoğun çalışma saatleri, ulaşım güçlükleri, sağlık sorunları veya farklı bir şehirde bulunmak yüz yüze görüşmeleri zorlaştırabilir. Bu gibi durumlarda görüşmeler internet üzerinden sürdürülebilir.
Kliniğe düzenli olarak gelemeyen kişiler, Nora Psikoloji’nin online terapi hizmetini ve görüşme süreciyle ilgili ayrıntıları kurumun internet sitesi üzerinden inceleyebilir.
Online görüşmenin yalnızca psikolog ile danışanın görüntülü konuşması anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Yüz yüze psikoterapide olduğu gibi online süreçte de değerlendirme, mahremiyet, düzenlilik ve mesleki sınırlar korunmalıdır.
Danışanın görüşmeye yalnız kalabileceği, konuşmalarının başkaları tarafından duyulmayacağı ve sık sık bölünmeyeceği bir ortamdan katılması gerekir. Psikolog da görüşmenin gizliliğini sağlayabilecek profesyonel koşulları oluşturmalıdır.
Online ve yüz yüze görüşmeler arasında herkes için geçerli tek bir doğru seçenek bulunmaz. Bazı kişiler terapi merkezinde görüşmeyi tercih ederken bazıları kendi bulunduğu ortamdan katıldığında daha rahat hissedebilir. Hangi görüşme biçiminin uygun olduğu kişinin ihtiyacına, yaşadığı soruna ve mevcut koşullarına göre belirlenmelidir.
Terapi ilişkisinde güven ve mesleki sınırlar önemli
Psikolog ile danışan arasında kurulan ilişki, günlük arkadaşlık ilişkilerinden farklıdır. Görüşmeler danışanın ihtiyaçlarına ve belirlenen terapi hedeflerine odaklanır. Psikoloğun danışanı yargılamadan dinlemesi kadar profesyonel sınırları koruması da önemlidir.
İlk birkaç görüşmede danışan şu noktaları değerlendirebilir:
- Kendimi rahatça ifade edebiliyor muyum?
- Psikolog yaşadığım sorunu anlamaya çalışıyor mu?
- Sorularım açık ve anlaşılır biçimde cevaplanıyor mu?
- Görüşmeler belirlenen süre ve çerçevede yürütülüyor mu?
- Uygulanacak yöntem hakkında bilgilendiriliyor muyum?
- Mahremiyet konusunda kendimi güvende hissediyor muyum?
Terapi sırasında zaman zaman zorlayıcı duygu ve konuların gündeme gelmesi olağandır. Bu nedenle yalnızca her görüşmeden rahatlamış ayrılmak, terapinin niteliğini belirleyen tek ölçüt değildir. Önemli olan zorlayıcı konuların güvenli ve profesyonel bir ilişki içinde ele alınabilmesidir.
Danışan ile psikolog arasında beklenen çalışma ilişkisi kurulamıyorsa bu durum açıkça konuşulabilir. Gerektiğinde farklı bir uzmandan görüş almak veya çalışma alanı daha uygun bir psikoloğa yönlendirilmek de sürecin doğal bir parçasıdır.
Psikolojik destek almak için sorunların ağırlaşması beklenmemeli
Psikolojik destek almak için belirtilerin dayanılmaz hale gelmesini beklemek gerekmez. Sürekli kaygı, panik atak, takıntılı düşünceler, uyku sorunları, yoğun stres, ilişki çatışmaları veya günlük sorumlulukları yerine getirmekte zorlanma gibi durumlarda bir uzmandan değerlendirme alınabilir.
Yaşanan sorunlar iş yaşamını, sosyal ilişkileri, aile hayatını veya kişinin günlük düzenini etkilemeye başladığında profesyonel destek ihtiyacı daha belirgin hale gelebilir. Erken dönemde başvurmak, kişinin yaşadığı güçlüğü daha iyi anlamasına ve sorun yaşamın daha geniş alanlarına yayılmadan uygun başa çıkma yolları geliştirmesine yardımcı olabilir.
Bununla birlikte kişinin kendisine veya başkasına zarar verme riski bulunması, gerçeklikle bağının belirgin biçimde bozulması ya da acil tıbbi desteğe ihtiyaç duyması durumunda normal bir terapi randevusunu beklemek uygun değildir. Böyle bir durumda en yakın sağlık kuruluşuna veya acil sağlık hizmetlerine başvurulmalıdır.
Doğru psikolog kişisel ihtiyaçlara göre seçilmeli
İzmir’de psikolog ararken merkezin konumu ve randevu olanakları kadar uzmanın eğitimi, deneyimi ve çalışma alanları da incelenmelidir. İnternetteki sıralamalar veya tanıtım ifadeleri tek başına karar ölçütü olarak görülmemelidir.
Kişinin yaşadığı sorunla ilgili çalışan, terapi sürecini anlaşılır biçimde açıklayan, gerçekçi olmayan vaatlerde bulunmayan ve mahremiyeti koruyan bir uzman tercih edilmelidir. İlk görüşme sonrasında kurulan iletişim ve danışanın kendisini nasıl hissettiği de seçim sürecine dahil edilmelidir.
2016 yılından bu yana İzmir’de hizmet veren Nora Psikoloji; yetişkin, çocuk-ergen ve çiftlere yönelik psikolojik danışmanlık ve psikoterapi çalışmalarını yüz yüze ve online görüşme seçenekleriyle sürdürmektedir.









