Ana Sayfa Gündem Sel hasarlı araç: Su çekildi diye kontağı çevirmeyin

Sel hasarlı araç: Su çekildi diye kontağı çevirmeyin

Sel hasarlı araç sahiplerinin su çekildikten sonra yaptığı ilk müdahale, hasarın boyutunu doğrudan değiştirebiliyor. İstanbul’da ekim ayında yaşanan selin ardından gündeme gelen konuya ilişkin uyarıda bulunan RS Holding çatısı altındaki Met Teknik Akademi Başkanı Mustafa Tütünoğlu, alt yüksekliğini aşacak düzeyde suya maruz kalan araçların kontrol edilmeden çalıştırılmaması gerektiğini söylüyor: “Aracın kuruması veya yeniden çalışması, güvenle kullanılabileceği anlamına gelmez. Sel sonrası karar, aracın dış görünüşüne bakılarak verilmemeli.”

Taşkın suyunda kısmen batmış otomobiller; sel hasarlı araç kontrol edilmeden çalıştırılmamalı

Hasar onarım süreçlerinde birçok otomobil üreticisine teknik eğitim veren Met Teknik Akademi’nin başkanı Tütünoğlu’na göre selde öncelik can güvenliği. Araç sahipleri tehlike sürerken otomobillerini kurtarmaya çalışmamalı, su çekildikten sonra da teknik kontrol yapılmadan kontağı çevirmemeli. İstanbul’daki selin bilançosunu İstanbul’da sel haberimizde aktarmıştık.

Sel hasarlı araçta tek marş denemesi motoru bitirebilir

Tütünoğlu, özellikle suyun içinde stop eden araçlarda yeniden çalıştırma girişiminin ciddi risk taşıdığını vurguluyor: “Motorun hava emiş hattından silindirlere su girmiş olabilir. Silindirdeki su pistonun hareketini engelleyerek biyel kolları ve diğer motor parçalarında ağır hasara yol açabilir. Bu nedenle ‘Bir kez deneyelim, çalışırsa sorun yoktur’ yaklaşımı doğru değil. Marşa basmak, akü takviyesi yapmak ya da aracı iterek çalıştırmaya uğraşmak hasarı büyütebilir. Araç, üreticinin taşıma talimatlarına uygun şekilde profesyonel çekiciyle servise ulaştırılmalı.”

Suyun ulaştığı seviye ve araçta kaldığı süre servis değerlendirmesi için önemli. Tütünoğlu, güvenli koşullarda çekilebilen fotoğrafların ve olayla ilgili bilgilerin teknik ekiple paylaşılmasını öneriyor.

Döşeme kurusa da elektronik sistemlerde risk sürebilir

Sel hasarı her zaman ilk gün belirti vermiyor. Tütünoğlu, “Taban halısı yüzeyi kurumuş görünürken altındaki yalıtım malzemeleri nemli olabilir. Kablo bağlantılarında, soketlerde ve elektronik kontrol ünitelerinde kalan nem ile kir, zamanla korozyona ve arızaya neden olabilir. Araç bugün çalışırken haftalar sonra elektriksel sorunlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden yalnızca iç temizlik yaptırıp aracı kullanmaya devam etmek yeterli değildir” diyor.

Suya maruz kalan bölgelerin uzmanlarca incelenmesi; söküm, temizlik, kurutma ve parça değişimlerinin üreticinin onarım prosedürlerine göre yapılması gerekiyor. Tütünoğlu’na göre tuzlu suyla temas korozyon açısından daha ağır sonuçlar doğurabiliyor. Motor, şanzıman ve diferansiyel yağlarına su karışıp karışmadığı, frenlerde ve yürüyen aksamda çamur, tortu ya da hasar bulunup bulunmadığı da kontrol edilmeli. Kısacası sel hasarlı araç, yalnızca dış görünüşüne bakılarak yeniden yola çıkarılmamalı.

Hava yastıkları ve emniyet kemerleri de kontrol edilmeli

Tütünoğlu, kontrolün motor ve konfor donanımlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguluyor: “Hava yastıkları, emniyet kemerleri ve kemer gergi mekanizmaları ile bunları yöneten elektronik sistemler de suya maruziyet açısından değerlendirilmeli. Su altında kalan hava yastıklarını kurutup yeniden kullanmak güvenli bir onarım yöntemi değildir. Güvenlik parçalarında kontrol ve değişim kararı, üreticinin ilgili araç için belirlediği kurallara göre verilmeli. Gösterge panelinde uyarı görülmemesi, tek başına bu sistemlerin sağlıklı olduğunu kanıtlamaz.”

Elektrikli ve hibrit araçlarda ek risk

Yüksek gerilim sistemleri nedeniyle elektrikli ve hibrit araçlar ayrı bir değerlendirme gerektiriyor. Tütünoğlu, “Sel hasarı şüphesi bulunan elektrikli araç çalıştırılmamalı, şarj edilebilen modeller kontrol tamamlanmadan şarja bağlanmamalı. Yüksek gerilim bataryasına, turuncu kablolara ve elektrik bağlantılarına kullanıcı müdahale etmemeli. Kontağın kapalı olması, yüksek gerilim sisteminde enerji kalmadığı anlamına gelmez. Kontrol, uygun eğitim ve ekipmana sahip teknisyenlerce yapılmalı” diyor.

Batarya hasarı şüphesinde taşıma ve bekletme koşullarının da uzman ekip tarafından belirlenmesi gerekiyor. Tütünoğlu’na göre hasarlı araç kapalı garaja alınmamalı; binalardan, diğer araçlardan ve yanıcı malzemelerden uzakta tutulmalı. Araçta duman, olağan dışı ısınma ya da tıslamaya benzer bir ses fark edilirse araçtan uzaklaşılmalı ve 112 aranmalı.

Her su teması aynı hasarı oluşturmaz

Hasarın kapsamı suyun seviyesi, temas süresi, suyun niteliği ve etkilenen parçalara göre değişiyor. Tütünoğlu, “Her suya maruz kalan araç için aynı onarım kararı verilemez. Ancak yüzeydeki çamurun temizlenmesi de bütün risklerin giderildiğini göstermez. Araç sahibi, teknik inceleme ve sigorta hasar değerlendirmesi için ilgili kuruluşlarla iletişime geçmeli; yapılan işlemlerin ve değişen parçaların kayıtlarını saklamalı. Onarımda esas alınacak ölçüt sadece aracın yeniden hareket edebiliyor olması olamaz” diyor.

Sık sorulan sorular

Sel sonrası araç çalıştırılabilir mi?

Mustafa Tütünoğlu’na göre alt yüksekliğini aşan suya maruz kalan araç teknik kontrol yapılmadan çalıştırılmamalı; marş, akü takviyesi ya da iterek çalıştırma hasarı büyütebilir.

Sel hasarlı araç servise nasıl götürülmeli?

Üreticinin taşıma talimatlarına uygun şekilde profesyonel çekiciyle servise ulaştırılmalı.

Araç kuruduysa sorun kalmamış mıdır?

Hayır. Döşeme altındaki nem ve elektronik bağlantılarda kalan kir, haftalar sonra korozyon ve elektrik arızalarına yol açabiliyor.

Selde kalan elektrikli araç şarj edilebilir mi?

Hayır. Kontrol tamamlanmadan çalıştırılmamalı ve şarja bağlanmamalı; kapalı garaja alınmamalı, duman ya da ısınma fark edilirse 112 aranmalı.

Kaynaklar

Selde zarar gören araç için kasko ve sigorta rehberi: Kim öder, ne yapmalı?

Editor
İndigo Dergisi Editör – Haber Merkezi, 2005 yılından bu yana yayında olan bağımsız dijital medya kuruluşu İndigo Dergisi'nin (indigodergisi.com) haber ve güncel içerik ekibidir. İstanbul merkezli ekip, gündem, ekonomi, sağlık, bilim, teknoloji ve yaşam alanlarında araştırmaya dayalı haberler, açıklayıcı içerikler ve rehberler hazırlar. "Editör" imzasıyla bugüne kadar 26.500’ü aşkın içerik yayımlanmıştır. "Editör" imzası tek bir kişiyi değil, İndigo Dergisi Yazı İşleri bünyesinde çalışan editör ekibini temsil eder. Bu imzayla yayımlanan her içerik araştırma, yazım, doğrulama ve editoryal kontrol aşamalarından geçer ve ortak bir ekip çalışmasının ürünüdür. Ekip, Yönetici Editör ve yayın yönetimi altında çalışır. Editör – Haber Merkezi, okurun kararlarını doğrudan etkileyebilecek sağlık, beslenme ve finans konularında ek özen gösterir. Bu alanlardaki içerikler güncel bilimsel verilere ve resmi kaynaklara dayanır. İndigo Dergisi hiçbir siyasi parti, ideoloji, dini oluşum ya da çıkar grubuyla bağlantılı değildir. Editör Masası, Basın Konseyi'nin Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt eder. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni benimser. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş, köken ya da ekonomik durum gözetmeksizin herkesin eşitliğini esas alır. Ayrımcı ve yanıltıcı içeriğe yer vermez. Köşe yazılarındaki görüşler yazarlarına aittir; Editör Masası habere ve bilgiye dayalı içeriklerden sorumludur.