Sosyal etki, iş dünyasında artık bir proje türü olarak değil, stratejik bir yönetim disiplini olarak ele alınıyor. Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajans Başkanı Fadile Paksoy’a göre yalnızca bütçe, faaliyet ve erişim rakamlarına odaklanan geleneksel kurumsal sosyal sorumluluk modelleri yetersiz kalıyor. Bilinçli tüketiciler, yatırımcılar ve çalışanlar kurumlardan müdahale ettikleri sorunu doğru tanımlamalarını ve yarattıkları değişimi somut verilerle kanıtlamalarını bekliyor. Paksoy, önümüzdeki dönemde ölçülebilir toplumsal dönüşüme odaklanan kurumların öne çıkacağını söylüyor.

Tek seferlik projelerden uzun vadeli yatırıma
Paksoy’a göre küresel ölçekte derinleşen çevresel ve sosyal sorunlar, iş dünyasından beklenen sorumluluk alanını genişletiyor. Tüketici, çalışan ve yatırımcılar artık yalnızca sosyal projelere ayrılan bütçelerle yetinmiyor. Paksoy, iş dünyasının toplumsal yatırımlarda tek seferlik projelerden uzun vadeli yatırımlara, erişim rakamlarından veriye dayalı ölçülebilir değişime ve çok paydaşlı iş birliği modellerine geçmesi gerektiğini vurguluyor.
Sosyal etki bir raporlama girdisi değil
Paksoy, sosyal etkiyi şöyle tanımlıyor: “Sosyal etki; yapılan yatırımın kim için, nasıl ve ne ölçüde bir değişime dönüştüğünü gösteren bir yönetim disiplinidir. Burada temel mesele ‘ne yaptığımız’ değil, ‘neyi değiştirdiğimiz’dir. İş dünyası için sosyal etkiyi ölçmek sadece bir raporlama girdisi değildir; asıl değer, bu bilginin stratejik kararları beslemesi ve programı geliştirmesidir. Elde edilen veriyi doğru kararlar almak için kullanabildiğimizde etki ölçümü gerçek bir yönetim aracına dönüşür.”
“Social washing” riski
Şirketlerin toplumsal sorunlara dair iletişiminin arttığı bir dönemde, söylem ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkın açılması ciddi bir güven kaybı yaratabiliyor. Paksoy bu riske dikkat çekiyor: “İş dünyasının bu dönüşüm sürecindeki en büyük risklerinden biri ‘social washing’ şüphesidir. Günümüzün bilinçli tüketicileri ve yatırımcıları artık yalnızca iyi niyet beyanlarıyla yetinmiyor; bu sözlerin arkasındaki veriye dayalı somut karşılığı görmek istiyor. Yapılan yatırımın yarattığı toplumsal değişim uluslararası standartlarla ölçüldüğünde ve şeffaf biçimde ortaya konduğunda gerçek değerine kavuşuyor.”
Faaliyet saymak yerine değişimi anlamak
Paksoy’a göre önümüzdeki dönemin temel ayrımı daha fazla proje üretmek değil, yapılan yatırımın yarattığı değişimi anlamak: “Türkiye’de çok sayıda sosyal sorumluluk projesi yürütülüyor. Ancak asıl farkı yaratan; bu çalışmaların toplumsal ihtiyacı ne kadar doğru tanımladığı, paydaşları sürece nasıl dahil ettiği ve insanların hayatında hangi kalıcı değişimi sağladığıdır. Bu yaklaşım doğru anlaşılmadığı takdirde sosyal etki de özünü kaybederek yalnızca iyi anlatılmış bir hikayeye dönüşme riski taşıyor.” Sosyal girişimcilik alanında da benzer biçimde ölçülebilir sonuç beklentisi öne çıkıyor.
Sosyal etki tasarım aşamasında başlıyor
Paksoy, Social Value International’ın (SVI) sosyal değer ilkelerinin paydaşların yaşadığı değişimin anlaşılmasını, sonuçların şeffaf paylaşılmasını ve kuruluşların yalnızca kendi yarattıkları etkiyi sahiplenmesini temel aldığını hatırlatıyor. Ona göre geleneksel yaklaşımda ölçüm, projenin sonunda hazırlanan bir “sonuç raporu” olarak görülüyordu; yeni nesil etki yönetiminde ise toplumsal ihtiyacın ve hedeflenen değişimin daha tasarım aşamasında tanımlanması gerekiyor. Paksoy, programlarını Değişim Teorisi (Theory of Change) çerçevesinde kurguladıklarını, SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) ve B4SI gibi küresel standartlarla izlediklerini belirtiyor. Böylece etki, sabit bir sonuç olmaktan çıkıp paydaş ihtiyaçlarına göre süreç içinde şekillenen yaşayan bir modele dönüşüyor.
Sık sorulan sorular
Sosyal etki nedir?
Fadile Paksoy’a göre yapılan yatırımın kim için, nasıl ve ne ölçüde bir değişime dönüştüğünü gösteren bir yönetim disiplinidir.
Social washing ne demek?
Kurumların toplumsal sorumluluk söylemiyle sahadaki gerçek katkıları arasındaki farkın açılması ve iyi niyet beyanlarının veriyle desteklenmemesidir.
Sosyal etki nasıl ölçülür?
Değişim Teorisi gibi çerçevelerle hedefler baştan tanımlanır; SROI ve B4SI gibi uluslararası standartlarla süreç boyunca izlenir.
Kurumsal sosyal sorumluluk neden yetersiz kalıyor?
Yalnızca bütçe, faaliyet ve erişim rakamlarına odaklanan modeller, yaratılan kalıcı değişimi göstermediği için paydaş beklentilerini karşılamıyor.