Üç Kişiden Biri Obezite Hastalığında

Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de erkeklerin dörtte birinde, kadınların yarıya yakınında obezite belirlenmiştir.

obezite

Kilo almak, kilolu olmak, hem sağlık anlamında hem de dış görünüş anlamında her birimizi rahatsız eden bir durumdur.  Her birimizi dedim ama çok kilolu olduğu halde hiç bir rahatsız duymayan insanlar da tanıyorum. Genelde bu grup için ‘kendi ile barışık insanlar’ deniliyor. Tabi ki kendi ile barışık olabilirler ama acaba sağlık anlamında sorun yaşıyorlar mı, ya da yaşayacakları sorunların bilincindeler mi düşünmek gerekli. Belli bir kilonun dışına çıkıldığında birden bire kendimizi obazite denilen kavramın içinde buluyoruz. Bu konuda yapılan araştırmalar  % 25- % 40 arası bir oranın genetik faktörler sonucu oluştuğunu gösteriyor. Anne baba eğer şişmansa, çocuklarının ilerideki dönemlerde şişman olma riskinin % 80 olduğu söyleniyor. Bu oranlar beni her zaman deli etmiş olsa da, istatiksel olarak durum böyle. Yazının devamında obazitenin ne kadar ciddi bir durum olduğunu bir uzmanımızdan öğreneceğiz. Genel olarak bu durumun sosyal yaşam içerisinde yansıyan etkileri çok da hoş değil. Hiç sevmediğim bir kelime olan “şişko” kelimesi, kilolu insanlar için çok fazla kullanılmaktadır. Sadece bu kelimeyle hitap edilmiş olmak bile, mutsuzluk sebebi oluşturmak için gayet yeterli bir sebep olabiliyor. Görünüş olarak kendini kötü hissetmek, kötü bakışlara maruz kalmak, mağaza mağaza dolaşılsa da giyecek kıyafet bulamamak… Dolayısıyla olayın yaşatacağı ruhsal kötü etkiler de gayet büyük boyutta görünüyor. Sonuçta obazite, sağlığımızı tehdit eden bir sorun olarak tanımlanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü diyor ki: Diyet!

Hadi öyleyse, bizi hem ruhsal hem bedensel olarak tehdit eden bu şey nedir, onu tanıyalım. Doç. Dr. Feza Karakayalı bizi bu konu hakkında bilgilendirecek. Kendisine bilgi desteğinden dolayı çok teşekkür ediyor ve hepinize sağlıklı günler dileyerek sizi onun vereceği bilgiler ile baş başa bırakıyorum.

Tüm İndigo Dergisi okuyucularına merhabalar. Çağımızda ciddi sorunlar teşkil eden sağlık sorunu obazite hakkında, çoğunuzun bilmeyi istediği sorular üzerinden giderek bilgilendirme yapacağız. Sevgili İndigo Dergisi’ne sağlık konusundaki hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyor, hepinize sağlıklı ve obaziteden uzak günler diliyorum.

RöportajDoç. Dr. Feza Karakayalı

Obeziteyi nasıl tanımlayabiliriz?

Obezite, yani aşırı şişmanlık dünyada giderek yaygınlaşarak, en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelen, önlenebilir bir sağlık problemidir. En basit şekilde sağlığı bozacak ölçüde, vücutta anormal ve aşırı yağ birikmesidir.  Diğer bir tanımlamayla, yetişkin kadınlarda vücut ağırlığının ortalama %30’undan, erkeklerde de % 25’inden fazla yağ olması olmasıdır. Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerin en önemli sağlık sorunu olan obezite, artık ülkemizde de önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her 3 kişiden biri obez, yani şişmandır. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de erkeklerin dörtte birinde, kadınların yarıya yakınında obezite belirlenmiştir.

Obezite cerrahisi neden bu kadar popüler oldu?

Obezite cerrahisi, sadece kişinin dış görünüşünün düzeltilmesi, kendini daha fit hissetmesi, ya da istediği giysiyi giyebilmesi için yapılan kozmetik ameliyatlar değildir. Obezite, tip 2 şeker hastalığı, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, kalp yetmezliği, solunum bozuklukları, gastroözofageal reflü, depresyon, kısırlık, adet düzensizlikleri, iktidarsızlık, eklem hastalıkları, varis, beyin kanaması ve felç, toplumsal uyumsuzluk ve depresyon gibi birçok hastalığa neden olabilmektedir. Obzitenin meme, kalın bağırsak ve prostat kanseri gibi bazı kanserlerin gelişiminde de sorumlu olduğu bilinmektedir.

Obeziteyi nasıl belirleriz, kimlere obez diyebiliriz?

Obeziteyi belirlemek genellikle, Beden Kitle İndeksi (BMI – Body Mass Index) kullanılmaktadır. Beden kitle indeksi, kilogram olarak ağırlığın, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde edilir.  Bu hesaplama sonucu 18,5 kg/m²’nin altında olanlar zayıf, 18,5 – 24,9 kg/m² arasında olanlar normal kilolu, 25 – 29,9 kg/m² arasında olanlar fazla kilolu, 30 – 39,9 kg/m² arasında olanlar obez (şişman), 40 kg/m²’nin üzerinde olanlar ise ileri derecede obez (morbid obez) olarak tanımlanır.  VKI (vücut kitle endeksi) değeri 30 ve üzerinde olan obez hastalar, VKI değeri 20-25 olan normal bireylerle karşılaştırıldığında, çeşitli nedenlerden ölme risklerinin % 50 ila % 100 arttığı belirlenmiştir. VKI değerinin 40’ın üzerine çıktığı morbid obezite ve 50’nin üzerine çıktığı süper morbid obezite durumlarında ise erken ölüm riski anlamlı şekilde yükselmektedir.

Obezite nasıl tedavi edilir?

Obezitenin ilk basamak tedavisi cerrahi değildir. Biz obezite şikâyeti ile başvuran merkezimize başvuran hastalara öncelikle konusunda deneyimli doktorlarımız ve diyetisyenlerimiz tarafından hazırlanmış bir program ile kilo verdirmeyi hedefliyoruz. Bu program diyet, egzersiz ve davranış değişikliği tedavisini içermektedir.

Obezite Cerrahisi ne zaman öneriliyor?

Obezite cerrahisi vücut kitle indeksi 35 ve üzeri olan, 6 ay süre ile uzman denetiminde diyet, egzersiz ve medikal tedavi gibi yöntemlerle zayıflayamayan hastalara önerilmektedir.

Obezite Cerrahisi Endikasyonları

18-60 yaş arası hastalar, VKI 40kg/m2 olanlar, VKI 35-40 kg/m2 olan fakat beraberinde şeker, kalp, solunum ve eklem hastalıkları gibi yandaş hastalıkları olan kişiler bu cerrahiye aday olabilirler. Ameliyat kararı almadan önce mutlaka obezitenin endokrin bir hastalığa bağlı olmadığı gösterilmelidir. Cerrahi karar sadece hastanın isteği ile değil, cerrah, anestezi uzmanı, endokrinolog, psikiyatrist ve diyetisyenden oluşan bir kurulun değerlendirme sonucuna göre alınmalıdır.

Obezite cerrahisi nasıl yapılıyor?

Obezite cerrahisinde temel olarak iki yöntem vardır; mide hacminin küçültülmesi ve/veya yiyeceklerin emiliminin bazı aşamalarda engellenmesinin sağlanması şeklindedir. Obezite cerrahisinde laparoskopik yöntemin kullanılması ile hastalara açık cerrahiye kıyasla daha konforlu bir iyileşme dönemi sunulabilmektedir. Bu yöntemle, hastalar ameliyat sonrası günlük hayatlarına kısa sürede dönmekte, yara yeri enfeksiyonu, fıtık gibi risklerde daha az görülmektedir.

Hangi hastaya hangi cerrahi yöntemin kullanılacağı ile ilgili bir standart olmamakla beraber, bu kararın verilmesinde hastanın yaşı, cinsiyeti, VKI’i, aşırı kiloya sebep olan beslenme alışkanlığı, yağ dağılımı,  ek hastalıkları, kaybedilmesi hedeflenen kilo miktarı gibi birçok faktör rol oynamaktadır.

obezite

Obezite de en çok uygulanan yöntemler:

Sleeve Gastrektomi

Tüp mide ameliyatı olarak bilinen bu yöntemde midenin belli bir bölümü cerrahi olarak çıkarılır ve geriye tüp şeklinde bir mide bırakılır.  Ameliyattan sonra küçük hacimlerde gıda alınmasıyla hastalar kolayca doygunluk hisseder ve bir süre sonra bu tokluk, iştah kaybına dönüşür. Ayrıca midenin açlık hormonu salgılayan bölümü de çıkarıldığı için hastada açlık hissi olmamaktadır. Oldukça kolay bir yöntem olup, komplikasyon oranları oldukça düşüktür. Ameliyattan sonraki birkaç yıl içinde kilo fazlasının %60-70’ı kaybedilmesi beklenir. Cerrahi sonrası uzun dönemde kilo alımı olursa kişiye uygun gastrik baypass cerrahi tiplerini uygulamak da mümkündür. Sleeve gastrektomi, VKI değeri çok yüksek hastalarda gastrik bypass ameliyatlarının istenmeyen komplikasyonlarından kaçınmak için ilk olarak uygulanan bir yöntem olabilir. Bu ameliyat ile sadece alınan gıda miktarı kısıtlandığı için gıdaların kişilerin dışarıdan vitamin ya da mineral takviyesi alması gerekmemektedir.

Gastrik Bypass Ameliyatları

Gastrik Bypass ameliyatları hem gıda alımın azaltıldığı hem de gıdaların emiliminin azaltıldığı ameliyatlardır. Bu cerrahide hem mide küçültülür, hem de ince bağırsakların bir kısmı sindirim ve amilim açısından devre dışı bırakılır. Bu şekilde kişiler hem daha az gıdayla doyar, hem de aldıkları gıdanın sadece bir kısmı emilir. Gastrik bypass cerrahisi de genellikle laparoskopik yöntemle yapılabilir. Bypass ameliyatları, ameliyat sonrasında çok ciddi kilo kaybı sağlayan etkin bir yöntem olarak kabul edilir. Ameliyat sonrası hastalar fazla kilolarının %70’ni ilk iki yılda kaybederler. Gıdaların içinde sadece kalori değil sağlıklı yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan vitamin, demir ve mineraller de vardır. Ancak bu ameliyat sonrasında gıdaların emilimi de azalacağı için hastalar, sağlıklı kalabilmek için ömür boyu dışarıdan vitamin, mineral desteğine ihtiyaç gösterirler.

Obezite Cerrahisi Kesin Çözüm müdür?

Cerrahi obeziteden kurtulmak için kesin bir çözüm yöntemi değildir. Obezite cerrahisi sonrasında hasta kendisine önerilen diyet, egzersiz ve yaşam değişikliği önerilerine uyarsa ancak kalıcı ve kesin bir bir şekilde kilo kaybı verebilir.  O nedenle, cerrahiye karar verecek bir kişi, kalıcı bir şekilde kilo vermek istiyorsa, ömür boyu sürecek yeme ve yaşam tarzı değişikliklerine uyma konusunda kararlı olmalıdır. Unutulmamalıdır ki hiçbir cerrahi yöntem,  ameliyat sonrası akşam televizyon karşısında dondurma cips gibi midede çok hacim tutmayan gıdaları çok fazla tüketme alışkanlığını sürdüren kişilerde hedeflenen kilo kaybını sağlayamaz. Sonuç olarak;  Cerrahinin başarılı olabilmesi için, ameliyat sonrası dönemde hastaların,  doktor ve diyet uzmanlarının önerilerine kesinlikle uyması gerekmektedir. Bu şekilde ancak kilo kaybı hızlı, kalıcı olur ve obeziteye bağlı tüm ek hastalıklardan da kurtulmuş olunur. Cerrahi operasyonlara gerek duyulmadan sağlığımıza dikkat edeceğimiz mutlu günler sizinle olsun.

Doç. Dr. Feza Y. Karakayalı

Haziran 1996, Tıp Doktoru/ Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezunu/ Mayıs 1998, Aralık 2003 Genel Cerrahi Araştırma Görevlisi/ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı/ Nisan 2004, Genel Cerrahi Uzmanı/ Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı/ Eylül-Aralık 2010 Gözlemci/ Cleveland Clinic Department of Colorectal Surgery USA Temmuz, 2007, Genel Cerrahi Yard. Doçenti/ Başkent Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Nisan 2010- Halen, Genel Cerrahi Doçenti/ Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan 38,  ulusal hakemli dergilerde yayımlanan 17 bilimsel çalışması vardır. 28 bilimsel çalışması uluslararası, 71 bilimsel çalışması da ulusal toplantılarda sunulmuş ve bildiri kitabında yayımlanmıştır. 4 kitap bölümü yazarlığı yapmış, birçok bilimsel toplantıya konuşmacı olarak davet edilmiştir.

PAYLAŞ
Önceki yazıBir Mucize – Mahsun Kırmızıgül
Sonraki yazıNorveç’in En Yalnız Çocuğu Emma
1973 İstanbul doğumluyum. 'İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar' diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde 'yazmalıyım' dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın'da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir. Yazdım, yazıyorum ve yazacağım. Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.