Saatlerce ofis ortamında mı çalışıyorsunuz?

Günde 11 saatten fazla ofis ortamında oturanlar, 4 saatten az oturanlara oranla 3 yıl içinde ölme riski %40’ın üstünde. Ofis çalışanlarının ağrılarının sebebi, hareketsiz yaşamları olabilir.

Saatlerce ofis ortamında mı çalışıyorsunuz?

Gelişmiş teknoloji ve üst düzey konfor ile donatılmış modern ofis ve ev ortamları, lüks araçlar içinde yapılan kısa mesafe yolculuklar pek çok kişi için imrendirici olsa da ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Bu konuyu destekleyen pek çok bilimsel kanıt da bulunmaktadır.

Örneğin 200.000’den fazla kişinin fiziksel aktivite seviyeleri ve kilolarının araştırıldığı bir çalışmada günde 11 saatten fazla oturanların, 4 saatten az oturanlara oranla 3 yıl içinde ölme risklerinin %40 daha fazla olduğu saptanmıştır. Yine Dünya Sağlık Örgütü, fiziksel inaktivitenin gelişmiş ülkelerdeki ölüm nedenleri arasında ilk 5 sırada yer aldığını bildirmektedir. Emsey Hospital’dan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç Dr. Kerem Gün konuyla ilgili görüşlerini aktarıyor.


Özellikle hayatlarının büyük bir bölümünü masabaşında geçiren ofis çalışanlarının bu tür sağlık sorunları için büyük risk altında olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Ağrılara dikkat!

Solunum sistemi, kalp damar sistemi veya sindirim sistemi gibi pek çok vücut sistemi fiziksel inaktiviteden direkt veya dolaylı yollarla etkilenebilirse de, hekime başvuruda ilk ve en sık şikayet  olan “ağrı” genelde kas iskelet sistemi kaynaklıdır. Çünkü kas iskelet sistemi (özellikle omurga) vücudun çevre ve yerçekimi ile girdiği amansız –ve genelde kaybettiği- mücadelede ön safta yer alır ve bu mağlubiyette kişinin ödediği bedel “ağrı”dır. Yapılan çalışmalar bu konuyu destekler şekilde ofis çalışanlarının tamamına yakının hayatlarının bir döneminde bel veya boyun ağrısı çektiğini ortaya koymaktadır. Hareketsiz yaşam tarzı boyun ve bel düzleşmesi, sırt-bel ağrısı, kas spazmları, miyaljiler gibi nispeten başlangıç aşamasında sayılabilecek omurga sorunlarından, skolyoz, kamburluk, bel fıtığı veya bel kayması gibi ciddi omurga patolojilerine kadar geniş yelpazede yer alan pek çok tıbbi duruma sebebiyet verebilmektedir.

Ofis düzeninde ufak değişiklikler yaşam kalitesini arttırıyor

Peki, iş değişikliği yapmak, çalışma saatlerinin azaltmak gibi ütopik çözümler dışında bu karamsar tablonun değişmesi için neler yapabiliriz? Tamamen çaresiz miyiz?


Kişinin temel bazı davranışlarını ve alışkanlıklarını değiştirmesi, basit çevresel düzenlemeler yapması sorunların tamamen ortadan kalkmasını sağlamasa da, en azından daha tolere edilebilir ve kalıcı olmayan bir tablonun oluşmasını sağlayabilir.

  • Masa, sandalye ve çevresel birimlerin ergonomik ayarlarının iyi yapılması, rutin davranış ve alışkanlıkların değiştirilmesi ile kıyaslandığında nipeten daha basit olduğu için mücadeleye karar verdikten sonra ilk değişiklikler bu birimler üzerinde yapılmalıdır.
  • Monitörün göz hizasına getirilmesi,
  • Koltukta bel ve kol desteklerinin iyi ayarlanması, ayaklar altına hafif bir yükselti konarak dizlerin hafif yükseltilmesi gibi basit bazı değişiklikler omurganın boyun, sırt, bel ve kuyruk sokumundaki 4 anatomik kavsinin her durumda korunması ve eklemlerin aşırı baskıya uğramamasını sağlayacaktır. Bu da daha az ağrı demektir.

Oturma ve çalışma pozisyonu düzenlendikten sonra artık kişinin kendini daha çok hareket etmek konusunda küçük bahaneleri kullanarak zorlaması gerekir .

  • Dosya lazım olduğunda? Dosya dolabından kendin alabilirsiniz.
  • Fotokopi mi gerekti? Uzaktaki makinayı kullanabilirsiniz.
  • İş arkadaşınıza bir şey mi söylemeniz gerekiyor? Telefon etmeyip, e-posta göndermeden, yüzyüze konuşabilirsiniz,
  • Asansör yerine merdiveni kullanıp, aracınızı otoparkta daha uzak bir yere park edebilirsiniz.

Basit egzersizleri ihmal etmeyin

Bunlar dışında saatte bir yaklaşık 1-2 dakika yapılacak “germe-esneme” ağırlıklı basit egzersiz programlarının da ofis çalışanlarının yaşam kalitelerinin arttırılmasında çok önemli bir yeri vardır.

  • Örneğin, ayakta sırt ve başın duvara yaslayacak şekilde 20 saniye durulması, göğüs kafesini öne doğru çıkartırken kürek kemikleri geriye doğru gerilmesi,
  • Başın yavaş yavaş ön, arka ve iki yana hareket ettirilmesi ile boyun kaslarının gerilmesi, omuzların öne arkaya doğru çember hareketi ile döndürülmesi,
  • Kolların başın üstünde ve sonrasında sırtta ve göğüsün önünde birleştirilip yukarı, arka ve öne doğru gerilmesi,
  • Dizler bükülmeden öne doğru eğilerek bacak arka grup kaslarının gerilmesi gibi temel germe-gevşeme egzersizlerinin omurga üzerinde olumlu etkileri bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.

Sonuç olarak yetersiz fiziksel aktivite özellikle ofis çalışanlarında sağlığı tehdit eden iyi araştırılmış ve alınacak önlemleri iyi belirlenmiş önemli bir risk faktörüdür. Bu riskin ortadan kaldırılması, zaman zaman profesyonel desteğe ihtiyaç duyulsa da, büyük oranda kişinin kendi elindedir. Öncelikle kişinin kendini ofis mahkumu olarak görmekten kurtulması ve gerekli adımları atmaya karar vermesi gerekir.

Plaza çalışanlarının derdi Hasta Bina Sendromu


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.