Ana Sayfa Yaşam Dolandırılmak: Aptallık mı, insan hali mi?

Dolandırılmak: Aptallık mı, insan hali mi?

‘İnsan kalma mücadelesine devam mı ediyoruz?’

Dolandırılmak aptallık mı sorusuna yanıt arayan, dijital dolandırıcılık risklerini temsil eden kavramsal bir görsel.

İnsanlık olarak çok şey gördük de dolandırıcılık kadar evrensel olanı yoktur. Dolandırıcılık; dil tanımıyor, sınır tanımıyor, kültür ayırmıyor. Her yerde var, her şekle giriyor, zamanla geçerliliği kaybolmuyor ve kendini daima geliştirip güncelliyor. Yeni sürümleri hızla piyasaya yayılıyor.

Eskiden dolandırılmak için uzun uzun dil dökmek gerekiyordu. Şimdi dijital hesaplarımıza gelen ‘hesabınız askıya alındı’ mesajına tıklayınca hayatınız kararabiliyor. Sonraki evrede tıkladığınız o mesajın üzerine bir bardak soğuk su içiyorsunuz.

Dijital Çağın Yeni Sürümleri: Modern Dolandırıcılık

Dolandırıcılık o kadar tanıdık bir eylem ki, başkasının başına gelince uzman kesiliyoruz. Dolandırılan kişilerin aptal kişiler olduğunu düşünen yüksek zekalı insanlık grubu ‘Ben olsam inanmazdım, aptallar inanır, sen akıllı bir insansın nasıl inandın’ sözleriyle bolca ahkam kesiyor. Dolandırılan Emniyet Müdürleri ve profesörler olduğunu ya bilmiyorlar ya da kendilerini zekâ seviyesi 1.500 sanıyorlar. Sonra bir gün geliyor, salonları için internetten satın aldıkları koltuk takımı küçük bir kargo paketinde maket olarak ellerine verilince ‘Hayda bu da ne? Bunlar dolandırıcıymış ben nereden bilirdim’ diyorlar.

Çok değerli, özgüveni tavanda, zekâsı 1.500 olan sevgili vatandaşlar, size bir bilgi vereyim: Dolandırılan insanların hiçbiri dolandırılacağını bilmiyordu. Bu cümleyi yazarken güldüğümü belirtmek isterim. Çünkü sanırım herkesin bilerek, isteyerek dolandırıldığı düşünülüyor.

Zekâ Seviyesi ve Mağduriyet İlişkisi

Şaka bir yana şimdi işin ağır tarafına bakalım. Hayatımız boyunca veremediğimiz fazla kiloları dolandırılınca stres ve üzüntüyle hızla veriyoruz. Genetiğimizde bile olmayan hastalıklara, üzüntü sebebiyle yakalanıyoruz. Panik atak, tükenmişlik sendromu, ağır depresyon, asosyallik vb. durumlar hayatımıza hızlıca girerek kaldırılması çok ağır yükler olarak üstümüze çöküyor.

Tüm bu yükler sebebiyle karakterimiz değişiyor. Gayet sakin, mülayim biriyken bir anda çok agresif, mutsuz, şüpheci bir insan olup çıkıveriyoruz. Gelen telefon sesinden irkiliyor, gelen mesajları açmaktan korkuyoruz. Banka hesaplarımız için endişe ediyor, kaybımızın büyüklüğüne göre endişelerimizi büyüttükçe büyütüyoruz. Dışarıdan bir fincan kahve alırken bile dolandırılma ihtimalini hesaplar hale geliyoruz.

Dolandırıcıların Panik ve Acele Stratejisi

Bir de dolandırıcı tarafından bakalım. Dolandırıcılar bu psikolojiyi çok iyi biliyorlar. Size ait herhangi bir adres ya da isim (medya, banka, kişi…) bilgisi vererek öncelikle sizde gerçek olabileceği hissi yaratıyorlar. Bilinmeyen bir numaradan gelen ‘hemen, acil, vaktiniz yok’ türünde sözlerle panik yaratarak düşünmenize vakit tanımadan aceleyle hamle yapmanızı sağlıyorlar. Acelecilik, panik yaratmak onların kurduğu düzeneğin en önemli yapı taşıdır.

Bir de özellikle belirtmek isterim ki; yeni nesil dolandırıcılıkta sanat eseri tadı vardır. Sahte olduğunu asla anlamayacağınız kadar kurumsaldır. Orijinal tadında logo kullanılır ve diyalog kibardır. Öylesine naziktirler ki, dolandırıldıktan sonra ‘Ne kadar naif dolandırıcılar’ diye düşünürsünüz. Hatta normalde çok kızacağınız bu düzeni çevrenize hayranlıkla anlatırsınız. Farkında bile olmadan ‘Helal olsun’ diyerek, onları över hale gelirsiniz.

Bir de ‘Bir kereden bir şey olmaz. Bir daha yapmaz. Yüksek bir miktar değil ki. İyi niyetle yapılmış’ türünde düşünceler ve övgü dolu hikayelerin onların iştahını iyice kabarttığını unutmayalım. Özellikle bu vicdan istismarcılarının para bağış toplama yoluyla yaptığı dolandırıcılık çok yaygın. Aman lütfen dikkat.

Uyanık Kalma Mücadelesi

Demek dolandırılmayı sadece başkalarının başına gelen bir utanç hikayesi gibi anlatmayı bırakmamız gerekiyor. Sonra kim ne için ararsa arasın ya da mesaj nereden hangi uyarı ile gelirse gelsin panik yapmadan önce kendimize düşünme payı vermemiz ve mümkünse bir bilene danışmamız gerekiyor.

Şunu unutmayalım ki bu oyunun hedef kitlesi; insan olmak. Kimi zaman dalgınlığınızdan faydalanırlar, kimi zaman güvenliğinizi şüpheye düşürürler, kimi zaman endişelenmenizi sağlarlar, kimi zaman vicdanınızı kullanırlar.

Yine gülerek diyorum ki: “Çok dolandırmadan dolandırıcılığı anlatmak istedim.”

Hayatımızda her yere yayılmış dijitalin, dolandırıcılığı kolaylaştırdığı bir gerçek. Güvenlik açığının fazla olduğu da bir gerçek. Belki tamamen engelleyemeyiz ama bu oyunda biraz daha uyanık kalmayı başarabiliriz. Siz ne dersiniz?


🌐 Bunlar da ilginizi çekebilir:



🎯 Sponsorlu içerik ve tanıtım yazısı fırsatımızı keşfedin. İndigo Dergisi’nde tanıtım yazısı yayınlatın; asla silinmeyen/süresiz içeriklerle markanızı yüz binlerce okura ulaştırın. 👉 Reklam paketlerini incele
Serpil Çavuşoğlu
1973 İstanbul doğumluyum. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağışı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim.