Cinsel yolla bulaşan hastalıklar her zaman ağrı, akıntı ya da genital bölgede gözle görülür değişikliklerle kendini göstermiyor. Bazı enfeksiyonlar aylarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor ve bu süreçte partnerlere bulaşmaya devam edebiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Berkan Reşorlu’nun uzmanlık alanına giren bu enfeksiyonlarda belirti olmamasının sağlıklı olmak anlamına gelmediği ve erken tanının önemli olduğu vurgulanıyor.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar; bakteri, virüs veya parazitlerin cinsel temas yoluyla vücuda girmesiyle gelişiyor. Klamidya, gonore (bel soğukluğu), frengi, HPV, genital herpes, HIV ve hepatit B bu grubun başlıca enfeksiyonları arasında. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 15-49 yaş grubunda her gün bir milyondan fazla tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan enfeksiyon ediniliyor ve bunların büyük bölümü belirtisiz seyrediyor.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar neden belirti vermiyor?
Belirtisiz seyrin başlıca nedenleri; enfeksiyon etkeninin özellikleri, bağışıklık sisteminin verdiği yanıt ve enfeksiyonun yerleştiği bölge. Bazı mikroorganizmalar belirgin iltihap oluşturmadan çoğalabiliyor; bu yüzden idrar yaparken yanma, akıntı veya ağrı görülmeyebiliyor. Enfeksiyon boğaz ya da rektumda yerleştiğinde de kişi hiçbir rahatsızlık hissetmeyebiliyor. Bu nedenle yalnızca fiziksel şikayetlere bakarak hastalık olmadığı sonucuna varmak doğru değil. Belirtiler hakkında daha fazla bilgi için cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtileri yazımıza da göz atabilirsiniz.
Klamidya sessizce ilerleyebiliyor
Chlamydia trachomatis bakterisinin neden olduğu klamidya, kadın ve erkeklerde çoğu zaman belirgin şikayet oluşturmadan devam edebiliyor. Erkeklerde idrar kanalında iltihaba (üretrit) yol açabiliyor ama her hastada akıntı veya yanma görülmüyor. Kadınlarda tedavi edilmezse üst genital sisteme ilerleyerek pelvik inflamatuar hastalığa, tüplerde hasara, dış gebelik riskinde artışa ve kısırlığa neden olabiliyor. Erken tanı ve uygun antibiyotikle kontrol altına alınabiliyor; ancak oluşmuş kalıcı doku hasarı her zaman geri döndürülemeyebiliyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü de klamidyanın sıklıkla belirtisiz seyredebildiğine dikkat çekiyor.
Bel soğukluğu her zaman akıntı ve yanma yapmıyor
Neisseria gonorrhoeae bakterisinin neden olduğu gonore genellikle akıntı ve yanmayla ilişkilendirilse de özellikle kadınlarda, boğazda veya rektumda yerleştiğinde belirti vermeyebiliyor. Belirti olmaması bulaş riskini ortadan kaldırmıyor. Tedavi edilmeyen gonore epididimit, pelvik inflamatuar hastalık ya da nadiren vücuda yayılmış enfeksiyona yol açabiliyor. Antibiyotik direnci giderek önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiği için tedavinin güncel klinik önerilere göre planlanması, bilinçsiz antibiyotik kullanılmaması gerekiyor.
HPV yıllarca fark edilmeyebilir
İnsan papilloma virüsü (HPV), cinsel temas ve yakın genital deri temasıyla bulaşabiliyor. Bazı tipleri genital siğillere, yüksek riskli tipleri ise rahim ağzı, anüs, penis ve ağız-boğaz bölgesindeki bazı kanserlere yol açabiliyor. HPV enfeksiyonlarının önemli bir bölümü belirti vermiyor ve bağışıklık sistemi tarafından zamanla temizlenebiliyor; ancak bazı kişilerde enfeksiyonun sürmesi uzun vadede hücresel değişikliklere neden olabiliyor. Erkeklerde siğil olmaması HPV’nin bulunmadığını göstermiyor ve erkeklere yönelik standart bir HPV tarama testi bulunmuyor. Bu yüzden aşılama, güvenli cinsel yaşam ve şüpheli lezyonların değerlendirilmesi önem taşıyor.
HIV’de belirti olmaması yanıltıcı olabilir
HIV’in erken döneminde bazı kişilerde ateş, boğaz ağrısı, halsizlik ve lenf bezlerinde büyüme gibi grip benzeri belirtiler görülebiliyor; bazılarında ise hiç belirti olmuyor. Sonraki dönemde kişi uzun süre kendini sağlıklı hissedebiliyor, ancak tedavi edilmezse virüs bağışıklık sistemini etkilemeyi sürdürüyor. Tanı yalnızca uygun zamanda yapılan HIV testleriyle konulabiliyor. Antiretroviral tedaviyle viral yükün kalıcı olarak saptanamaz düzeyde tutulması, cinsel yolla bulaşmayı da önlüyor. Riskli temas yaşayan kişilerin belirti beklemeden sağlık kuruluşuna başvurması, temasın üzerinden 72 saatten az zaman geçtiyse temas sonrası koruyucu tedavinin (PEP) acilen değerlendirilmesi gerekiyor.
Frenginin ilk belirtisi fark edilmeden kaybolabilir
Treponema pallidum bakterisinin neden olduğu frengi, ilk evrede genellikle enfeksiyonun girdiği bölgede ağrısız bir yara oluşturuyor. Yara ağız içinde, rektumda ya da fark edilmesi güç bir bölgedeyse görülmeyebiliyor ve tedavisiz de kendiliğinden kapanabiliyor. Ancak yaranın kaybolması enfeksiyonun geçtiği anlamına gelmiyor. Tedavi edilmeyen frengi belirtisiz (latent) döneme geçebiliyor ve yıllar içinde sinir sistemi, gözler, kalp ve damarları etkileyebiliyor. Bu dönemde hastalık kan testleriyle saptanabiliyor.
Belirtisiz enfeksiyonlar kısırlığa neden olabilir mi?
Tedavi edilmeyen bazı enfeksiyonlar üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Klamidya ve gonore kadınlarda fallop tüplerinde hasara yol açarak kısırlık ve dış gebelik riskini artırabiliyor. Erkeklerde ise sperm taşınmasında görev alan epididimi etkileyerek testis çevresinde ağrı ve şişliğe neden olabiliyor. Bununla birlikte her cinsel yolla bulaşan enfeksiyonun mutlaka kısırlığa yol açacağını söylemek doğru değil; erken tanı ve tedavi üreme sağlığını korumaya yardımcı oluyor.
Şikayeti olmayanlar da test yaptırmalı mı?
Tarama ihtiyacı yaş, cinsel yaşam öyküsü, partner sayısı, korunma alışkanlıkları ve risk faktörlerine göre belirleniyor. Korunmasız temas yaşayan, partnerinde enfeksiyon saptanan veya yeni bir partneri olan kişilerde testlerin değerlendirilmesi önemli. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) de belirli yaş ve risk gruplarında belirti olmasa bile düzenli tarama öneriyor. Ancak herkese aynı testlerin aynı sıklıkta yapılması gerekmiyor.
Klamidya ve gonorede idrar veya sürüntü örnekleriyle yapılan nükleik asit amplifikasyon testleri, HIV, frengi ve hepatit B’de kan testleri kullanılıyor. Oral veya anal temas öyküsü olanlarda yalnızca idrar testi yeterli olmayabiliyor. Her enfeksiyonun farklı bir pencere dönemi olduğu için riskli temastan hemen sonra yapılan bazı testler enfeksiyonu kesin olarak dışlamayabiliyor; hangi testin ne zaman yapılacağına uzman karar vermeli.
Cinsel enfeksiyonlardan korunmak için
- Prezervatif, klamidya, gonore ve HIV gibi enfeksiyonların bulaşma riskini azaltır; ancak HPV ve genital herpes gibi deri temasıyla bulaşan enfeksiyonlara karşı tam koruma sağlamayabilir.
- HPV ve hepatit B aşıları önemli koruyucu uygulamalardır.
- Partnerlerin bilgilendirilmesi ve gerektiğinde test yaptırması bulaş zincirini kırar.
- Tedavi eksiksiz tamamlanmalı, gerekiyorsa partner de değerlendirilmelidir.
- Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanılmamalıdır; yanlış tedavi enfeksiyonun sürmesine ve direnç gelişimine yol açabilir.
Sık sorulan sorular
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar belirti vermeden bulaşır mı?
Evet. Klamidya, gonore, HPV, HIV ve frengi gibi enfeksiyonlar belirti vermeden seyredebilir ve bu dönemde de partnerlere bulaşabilir.
Klamidya tedavi edilmezse ne olur?
Kadınlarda pelvik inflamatuar hastalık, tüplerde hasar, dış gebelik riskinde artış ve kısırlığa yol açabilir. Erkeklerde idrar kanalı ve epididim iltihabına neden olabilir.
Riskli temastan sonra hemen test yaptırmak yeterli mi?
Her zaman değil. Enfeksiyonların farklı pencere dönemleri olduğu için erken yapılan testler negatif çıkabilir; test zamanı ve tekrar gerekip gerekmediği uzman tarafından belirlenmelidir.
Prezervatif tüm cinsel enfeksiyonlardan korur mu?
Klamidya, gonore ve HIV riskini azaltır; ancak HPV ve genital herpes gibi deri temasıyla bulaşan enfeksiyonlara karşı tam koruma sağlamayabilir.