Hakan Günday: Edebiyatın kara çocuğu

“Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki, kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun. Üzülürsün pişman olursun. Sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın” diyor edebiyatın kara çocuğu Hakan Günday.

Hakan Günday yeraltı edebiyatı malafa

Hakan Günday, edebiyatın kara çocuğudur çünkü insanın aklına çarpan sert bir üslubu vardır. Onun roman kahramanları hayatta tepetaklak yuvarlanırken, dokunduklarını da dibe çekenlerdir. Dibe çekerken hata üstüne hata yaparlar. Öyle ki yolları hayatın lağım tünellerine çıkar. Düşerler, tekme yerler ve yeniden ayağa kalkarlar. Tıpkı bizler gibi…

Hakan Günday, Türk edebiyatına farklı bir bakış açısı getiriyor

Kitap okumaktan hoşlanmayan çoğu insanı romanlarına müptela yapmış bir isim Hakan Günday. Karakterlerini, genellikle sıradan insanlardan seçmesi nedeniyle okuyucusu onun kitaplarında sık sık kendisiyle karşılaşıyor. O insanın içinde bulunan iyi ve kötü her duyguyu anlatmayı başarıyor. Hakan Günday ülkemiz yeraltı edebiyatının biricik prensidir. Yazıları, rahatsız eder, düşündürür, ön yargılara meydan okur. Eğer karanlık tarafınızla karşılaşmak istiyorsanız mutlaka kitaplarıyla tanışmalısınız.

hakan günday malafa kitapları kimdir yeraltı edebiyatı

“Sadece yazarlar ve tezgahtarlar yenilgilerini kazanç sayar. Ne kadar kaybedilirse o kadar kazanılır. Tezgahtarın kendisinden başka kaybedeceği bir şey yoktur. Tezgahtar, diğer insanlara, ancak bir astronot kadar yaklaşabilen, duygu ve düşünce örnekleri toplayıp kendine dönen kişidir. Kimlik koleksiyoncusudur. Sermayesi, sattığı mal değil, müşterileridir. Turistin, tezgahtan kalkmak için değil, tezgaha oturmadan önce biraz düşünmesi gerekir. Ama Gabor’un da dediği gibi,insanın öğrendiği ve unuttuğu ilk bilgi, düşünmektir. Dolayısıyla ilk insan da, son insan da turisttir. Tezgahtarsa şeytandır. Bu yüzden şeytan kelimesinin İngilizcesi satan diye yazılır” der Hakan Günday, Malafa‘da.

Malafa, büyük bir kuyumcuda geçen bir tezgah hikayesidir.

Tezgah kurmak büyük marifet ister. Herkes tezgah kuramaz. Tezgahtar ise tezgahsız yaşayamaz. Tezgahtarlıkta bilgi, tecrübe, başarılarla dolu bir geçmiş kimseyi ilgilendirmez. Tezgahtar tezgahını her gün yeniden kurmak zorunda ve oyunu ilk günkü heyecanıyla sahnelemek durumundadır. Hatta o  oyunu oynarken tezgahın kendince oluşturulmuş farklı bir dili olduğunu keşfederiz. Kimin tezgahtar olduğu tezgahın sonunda belli olur.

Malafa, var olamamanın, üstüne üstlük yok da olamamanın hikayesidir. Neyin hakikat neyin hayal olduğu, kimin iyi kimin kötü olduğu birbirine karışır.” Dünya bir tezgahtır. Tezgahın hangi tarafında hayat olduğuysa ancak ölünce anlaşılır.”

Murat Menteş: Türkiye’yi roman okuyan kadınlar kurtaracak

Aşkım Kapışmak: Eğitimsiziz, sadece eğitilmiş olduğumuzu sanıyoruz