Lenfoma belirtileri arasında boyun, koltuk altı veya kasıkta küçülmeyen lenf bezi şişlikleri, açıklanamayan ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı yer alıyor. Her yaşta görülebilen lenfoma, 70’ten fazla alt tipiyle farklı seyir gösterebiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı’ya göre erken değerlendirme ve doğru tanı, hastalığın tipine uygun tedavinin planlanmasında büyük önem taşıyor.

Lenfoma tek bir hastalık değil
Bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden lenfositlerden kaynaklanan lenfoma, tek bir hastalık değil; farklı seyir gösteren ve farklı tedavi gerektiren çok sayıda alt tipi bulunan bir kanser grubu. Lenfoma, “Hodgkin lenfoma” ve “Hodgkin dışı lenfoma” olmak üzere iki ana grupta inceleniyor. Bu grupların altında ise birbirinden farklı seyreden 70’ten fazla alt tip yer alıyor.
Prof. Dr. Sarı’nın aktardığına göre bazı alt tipler hızlı ilerleyerek kısa sürede tedavi gerektirirken, bazıları yıllarca belirti vermeden yavaş seyredebiliyor. Bu nedenle yalnızca “lenfoma” tanısını duymak, hastalığın seyri veya tedavisi hakkında fikir vermiyor; mutlaka alt tipin belirlenmesi gerekiyor.
“Genç yaşta lenfoma görülmez” demeyin
Lenfoma yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık değil. Hodgkin lenfoma en sık 20-39 yaş arasında görülüyor ve “Bu yaşta kanser olmaz” düşüncesi tanıda gecikmelere yol açabiliyor. Lenf bezleri enfeksiyonlar sırasında büyüyebiliyor ve genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden küçülüyor. Ancak küçülmeyen, giderek büyüyen veya ağrısız olan şişliklerin, kişinin yaşı kaç olursa olsun mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor.
Boyun, koltuk altı veya kasıktaki ağrısız bir şişlik birkaç hafta içinde küçülmüyor, giderek büyüyorsa ya da ateş, gece terlemesi, kilo kaybı veya halsizlik eşlik ediyorsa bir hekime başvurulmalı. Prof. Dr. Sarı, doktora danışmadan antibiyotik veya kortizon kullanılmaması ve önerilen biyopsinin geciktirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Kan tahlilinin normal çıkması lenfoma olmadığı anlamına gelmez
Kan tahlili, ultrason veya PET-BT değerlendirmeleri lenfoma açısından önemli bilgiler sağlıyor. Ancak kesin tanı için şüpheli lenf bezinden biyopsi alınması ve doğru alt tipin belirlenmesi gerekiyor. Kan tahlilinin normal çıkması da lenfoma olmadığı anlamına gelmiyor. Hastalık bazen belirti vermeden, başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında fark edilebiliyor.
Lenfoma belirtileri: 11 önemli işaret
Lenfoma her zaman belirti vermeyebiliyor. Ancak aşağıdaki bulguların uzun sürmesi, giderek artması veya başka bir nedenle açıklanamaması durumunda hekim değerlendirmesi önem taşıyor:
- Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız lenf bezi şişlikleri
- Haftalar içinde küçülmeyen veya giderek büyüyen lenf bezleri
- Nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş
- Gece kıyafet veya çarşafları değiştirecek kadar yoğun gece terlemeleri
- Beslenme veya yaşam tarzında değişiklik olmaksızın açıklanamayan kilo kaybı
- Uzun süren öksürük, göğüste baskı veya nefes darlığı
- Karında şişlik, dolgunluk veya erken doyma hissi
- Belirgin ve açıklanamayan halsizlik ve yorgunluk
- Kolay morarma veya tekrarlayan kanamalar
- Vücutta yaygın ve nedeni açıklanamayan kaşıntı
- Ciltte nedeni açıklanamayan kızarıklık, döküntü veya lezyonlar
Gece terlemesinin lenfomayla ilişkisini Gece terlemeniz varsa dikkat: Lenfoma olabilir mi? başlıklı yazımızda ele almıştık.
Lenfomada “izle ve bekle” yaklaşımı
Prof. Dr. Sarı’ya göre lenfomada evre kavramı diğer kanserlerden farklı; ileri evrede tanı konulması, tedavi şansının kaybedildiği anlamına gelmiyor. Lenfoma bulaşıcı bir hastalık değil. Günümüzde birçok alt tipi tamamen tedavi edilebilirken, bazıları modern tedavilerle uzun yıllar kontrol altında tutulabiliyor.
Hızlı ilerleyen lenfomalarda tedavi gecikmeden planlanıyor. Yavaş seyirli bazı lenfomalarda ise hasta şikayet yaşamıyorsa yıllarca yalnızca düzenli muayene ve tahlillerle izlem yapılabiliyor. Bu “izle ve bekle” yaklaşımı hastalığı önemsememek anlamına gelmiyor; tedavi, belirtiler başladığında veya tümör yükü arttığında doğru zamanlamayla planlanıyor.
Tedavi alt tipe göre kişiselleştiriliyor
Kemoterapi ve antikor tedavilerinin birlikte kullanıldığı kemoimmünoterapi, halen tedavinin temelini oluşturuyor. Bunun yanında lenfoma hücresini doğrudan hedef alan ilaçlar, ağızdan alınan hedefe yönelik tedaviler ve bağışıklık sisteminin kanser hücresini daha iyi tanımasını sağlayan tedaviler kullanılıyor. Hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda yeniden programlanıp geri verildiği CAR-T tedavisi gibi yöntemler, özellikle önceki tedavilere yanıt vermeyen veya hastalığı tekrarlayan hastalarda uzun süreli yanıt sağlayabiliyor. Bazı hastalarda artık kemoterapisiz tedavi kombinasyonları da uygulanabiliyor.
Prof. Dr. Sarı, tedaviyi yalnızca korku nedeniyle geciktirmenin daha büyük risk oluşturabileceğini hatırlatıyor. Kemoterapi sırasında bitkisel ürün, vitamin veya gıda takviyeleri doktora danışılmadan kullanılmamalı; bu ürünler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebiliyor. Lenfomaların çoğunda kesin neden bilinmediği için hastalığı önleyen özel bir beslenme veya yaşam tarzı yaklaşımı da bulunmuyor. En etkili yaklaşım, geçmeyen belirtileri zamanında değerlendirmek ve gerekli kontrolleri yaptırmak.
Sık sorulan sorular
Lenfoma belirtileri nelerdir?
Ağrısız ve küçülmeyen lenf bezi şişlikleri, açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemeleri, istemsiz kilo kaybı, uzun süren öksürük, halsizlik ve yaygın kaşıntı en önemli işaretler arasında yer alıyor.
Her lenf bezi şişliği lenfoma mıdır?
Hayır. Lenf bezleri enfeksiyonlar sırasında büyüyebilir ve genellikle birkaç hafta içinde küçülür. Küçülmeyen, büyüyen veya ağrısız şişlikler ise mutlaka değerlendirilmelidir.
Kan tahlili normalse lenfoma olmadığı söylenebilir mi?
Hayır. Kesin tanı için şüpheli lenf bezinden biyopsi alınması ve alt tipin belirlenmesi gerekir.
İleri evre lenfoma tedavi edilebilir mi?
Lenfomada ileri evrede tanı konulması tedavi şansının kaybedildiği anlamına gelmez. Birçok alt tip tamamen tedavi edilebilir, bazıları ise uzun yıllar kontrol altında tutulabilir.