İdrar kaçırma, dünya genelinde milyonlarca yetişkini etkileyen ama utanma ve mahremiyet kaygısı nedeniyle en az konuşulan sağlık sorunlarından biri. Kişinin istemi dışında idrar yapması ya da tuvalete ulaşana kadar bu ihtiyacı erteleyememesi olarak tanımlanan inkontinans, toplumda çoğunlukla yaşlılıkla özdeşleştiriliyor. Oysa gebelik ve doğumdan prostat hastalıklarına, diyabetten nörolojik rahatsızlıklara kadar pek çok nedenle hayatın her döneminde görülebiliyor. İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Zekeriya Ülger, doğru tanı ve kişiye özel yaklaşımlarla idrar kaçırmanın tedavi edilebildiğini ya da büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini vurguluyor.
Yanlış 1: “İdrar kaçırma yaşlanmanın doğal sonucudur”
Prof. Dr. Ülger, idrar kaçırmanın yaşla ilişkili olduğunu ancak kesinlikle yaşlanmanın doğal bir sonucu olmadığını, ileri yaşlarda daha sık görülse de “normal” kabul edilmemesi gerektiğini söylüyor:
“65 yaş üzerindeki yaşlılarımızda evde yaşayanlarda yüzde 15, herhangi bir nedenle hastaneye başvuranlarda yüzde 30-35 ve bakımevlerinde kalanlarda ise yüzde 50 oranında idrar kaçırma sorunu görülebiliyor. Ancak toplumumuzda ‘Yaşlandım artık, bu çok normal’ düşüncesiyle doktora başvurmakta gecikiliyor. Oysa idrar kaçırma çoğunlukla altta yatan bir nedene bağlıdır ve doğru tanı konulduğunda tedavi edilebilir ya da büyük oranda kontrol altına alınabilir. Dolayısıyla bunu bir kader olarak kabul etmek doğru değildir.”
Yanlış 2: “Dışarı çıkmamak en güvenli çözüm”
Ülger’e göre idrar kaçırmanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal sonuçları da var. Kişiler zamanla dışarı çıkmaktan, seyahat etmekten ya da sosyal aktivitelere katılmaktan kaçınabiliyor:
“Kişi dışarı çıkarken ‘Ya tuvalet bulamazsam?’ veya ‘Ya idrar kaçırırsam?’ diye düşünmeye başladığı an sosyal izolasyon süreci de başlayabiliyor. Seyahate gitmekten, toplu taşımaya binmekten veya arkadaşlarıyla buluşmaktan kaçınan bireyler zamanla eve kapanabiliyor. Ancak çözüm eve kapanmak değil, problemin nedenini ortaya koyup tedavi etmektir. Özellikle ileri yaşta sosyal izolasyon ve hareketsizlik başka sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir. Bizim hedefimiz hastayı hayatından çekmek değil, hayatın içinde tutmaktır.”
İleri yaşta yalnızlaşmanın ruh sağlığı üzerindeki etkileri için yaşlılıkta ruh sağlığı yazımıza da göz atabilirsiniz.
Yanlış 3: “İdrar kaçırma tedavisi ameliyat demektir”
Prof. Dr. Ülger, tedavinin sorunun nedenine ve tipine göre kişiye özel planlanması gerektiğini, her hastaya aynı yöntemin uygulanamayacağını belirtiyor. İdrar kaçırma stres tipi, sıkışma tipi veya karma tip gibi farklı biçimlerde görülebiliyor ve tedavi de buna göre şekilleniyor:
“İdrar kaçırma tedavisi denildiğinde akla hemen ameliyat gelmemeli. Tedavi, öncelikle sorunun nedeninin ve tipinin belirlenmesiyle başlar. Sıvı ve kafein tüketiminin düzenlenmesi, kabızlığın tedavi edilmesi, pelvik taban kaslarını güçlendiren egzersizler, mesane eğitimi veya kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi gibi yöntemler uygun hastalarda önemli fayda sağlayabilir. Bazı hastalarda ilaç tedavileri veya farklı tıbbi yöntemler gündeme gelirken, cerrahi tedavi yalnızca uygun hastalarda değerlendirilir.”
Pelvik taban kaslarının rolü ve ameliyatsız seçenekler hakkında daha fazla bilgi için pelvik taban problemleri yazımızı okuyabilirsiniz.
Yanlış 4: “Az su içersem idrar kaçırma azalır”
Ülger, idrar kaçırma korkusuyla sıvı tüketimini kesmenin sorunu çözmediğini, aksine özellikle ileri yaştaki bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söylüyor:
“İdrar kaçırmayı önlemek için suyu kesmek, yapılan en yaygın hatalardan biridir. Sıvı alımını azaltmak altta yatan nedeni ortadan kaldırmadığı gibi, idrarın yoğunluğunu ve asiditesini artırarak mesanedeki rahatsızlık ve aciliyet hissini artırabilir. Özellikle ileri yaştaki bireylerde aşırı sıvı kısıtlaması; susuz kalmaya, kabızlığa, tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve elektrolit dengesizliklerine yol açabilir. Amaç az su içmek değil, kişinin sağlık durumuna uygun miktarda sıvı tüketmesini sağlamaktır.”
Prof. Dr. Ülger; aşırı kafein tüketiminin azaltılmasının, kabızlığın önlenmesinin, uygun kilonun korunmasının ve pelvik taban egzersizlerinin günlük yaşama dahil edilmesinin de idrar kaçırmanın yönetilmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Yanlış 5: “Emici ürün kullanmak utanılacak bir şey”
Ülger, tedavinin temel amacının kişinin günlük yaşamını yeniden özgürce sürdürebilmesi olduğunu, gerektiğinde yetişkinler için emici külotlardan destek alınabileceğini ifade ediyor. Bu ürünler tedavinin yerine geçmiyor ama kişinin dışarı çıkarken kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olabiliyor:
“Bir insan arkadaşlarıyla buluşamıyor, seyahat edemiyor, tiyatroya gidemiyor veya torunlarıyla rahat vakit geçiremiyorsa yaşam kalitesi düşmüş demektir. Hastalarıma ‘Evde kal’ demiyorum; ‘Problemini yönet ve hayatına devam et’ diyorum. Gerekirse emici ürünlerden yararlanmak da bu yönetimin bir parçasıdır. Emici ürün kullanmak utanılacak bir şey değildir; gözlük, işitme cihazı veya baston kullanmak neyse, gerektiğinde emici ürün kullanmak da odur.”
İdrar kaçırma yaşayan yakınınıza nasıl yaklaşmalısınız?
Prof. Dr. Ülger, özellikle ileri yaştaki bireylerin aileleri tarafından desteklenmesinin ve kullanılan dilin büyük önem taşıdığını vurguluyor:
“‘Anne, baba sen artık yaşlandın, idrarını tutamıyorsun’ demek son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun yerine ‘Bu yaşlarda böyle sorunlar sık görülebiliyor, belki basit bir nedeni vardır, gel birlikte bir doktora danışalım’ demek gerekir. İdrar kaçırma zaten kişinin utanmasına neden olabilen bir durumdur. Ailenin görevi bu utancı artırmak değil, azaltmaktır. Yaşlı bireyin özerkliğine ve mahremiyetine saygı gösterilmeli, mümkün olduğunca kendi kararlarını vermesine destek olunmalıdır.”
Sık sorulan sorular
İdrar kaçırma sadece yaşlılarda mı görülür?
Hayır. İleri yaşta daha sık görülse de gebelik ve doğum, prostat hastalıkları, diyabet ve nörolojik rahatsızlıklar gibi nedenlerle hayatın her döneminde ortaya çıkabilir.
65 yaş üzerinde idrar kaçırma ne kadar yaygın?
Prof. Dr. Ülger’in aktardığı verilere göre 65 yaş üzerinde evde yaşayanların yüzde 15’inde, hastaneye başvuranların yüzde 30-35’inde, bakımevlerinde kalanların ise yüzde 50’sinde idrar kaçırma görülebiliyor.
İdrar kaçırmayı önlemek için su içmeyi azaltmak doğru mu?
Hayır. Sıvı kısıtlaması altta yatan nedeni ortadan kaldırmaz; idrarın yoğunlaşmasıyla mesanedeki aciliyet hissini artırabilir, ileri yaşta susuzluk, kabızlık ve böbrek sorunlarına yol açabilir.
İdrar kaçırma tedavisinde ameliyat şart mı?
Şart değil. Sıvı ve kafein düzeni, kabızlığın tedavisi, pelvik taban egzersizleri, mesane eğitimi ve ilaçların gözden geçirilmesi uygun hastalarda fayda sağlayabilir; cerrahi yalnızca uygun hastalarda değerlendirilir.