Ana Sayfa Kadın Kadın kadar taş düşsün başınıza! Onurlu bir varlık mücadelesi

Kadın kadar taş düşsün başınıza! Onurlu bir varlık mücadelesi

Sözlerime ‘kadın kadar taş düşsün başınıza’ diyerek başlamak istiyorum. Çünkü: Toplumda kadınların başına gelmeyen hiçbir şey kalmadı. Dövüldük, sövüldük, öldürüldük, evlatlarımızdan ayırıldık, ekonomik olarak kıstırıldık, işsiz kaldık, tacize uğradık, tecavüze uğradık, aşağılandık, ezildik, büzüldük…

Kadın kadar taş düşsün başınıza temalı, güçlü ve kararlı bir kadın figürünü temsil eden sanatsal görsel.

“Kadın kadar taş düşsün başınıza!”

Kadını zayıflıkla eşleştirmek ancak sığ akılların yapabileceği bir şeydir ve sığlık gayet ortadadır. Kadının gücünü görmek için tarihe falan bakmayın, zaten baksanız da göremeyecek kadar körsünüz, siz en iyisi evinizin içine bakın. Annenize, kızınıza, ablanıza, kız kardeşinize, halanıza, teyzenize bakın.

Dünyanın her şehri, her köyü, her hanesi; sırtında yük, gönlünde sabır, zihninde dirayet taşıyan kadınlarla dolu. Yeri geldiğinde erkeğin önünde yürüyen kadınlarla…

Toplumsal Yargılar ve Kadın Kimliği

Toplumda çoğu zaman kadını aşağılayıcı bir dil kullanılıyor. Milyonlarca örnek verebilirim ama canım hiç istemiyor. Sadece şu gerçeği hak edenlerin yüzüne bir kez daha tokat gibi çarpacağım.

‘Hey sen: Armut gibi ağaçtan mı düştüğünü sanıyorsun? Gerçeği öğrenme vaktin çoktan geldi. Haberin olsun ‘Seni bir kadın doğurdu!’

Bu arada bilenler biliyor, bilmeyenler için hatırlatayım. Halterde kadın sporcular erkeklerle aynı platformda yarışmakta ve dünya dereceleri elde ediyor. Hayranlıkla baktığımız sanat eserlerinin çoğunda kadın ressamların, müzisyenlerin, yönetmenlerin cesur imzaları var.

Kadınlar her tür engele rağmen usanmadan tüm dünyada eğitim hakları için mücadele ediyorlar. İş hayatında erkeklerle aynı emeği harcıyor, tacize uğruyor, diken üzerinde oturuyorlar. Hala siyasette temsil oranları düşük ve uğranılan şiddetin haddi hesabı yok.

Bir erkeğin kahramanlığı övülürken, kadının kahramanlığını görmezden gelmeyin; duyurun. Erkek yazar ve şairleri edebiyatın zirvesine taşırken, kadın yazarları görmezden gelmeyin, görün. Erkek yöneticinin çizdiği planlar için nasıl ‘kararlı’ derken, kadın için ‘inatçı’ demeyi bırakın, adil olun. Önyargılarınızı yoklayın.

Etiketlerin Ötesinde Çok Yönlü Varlık

‘Güzel, çirkin, açık, kapalı, zayıf, şişman, paragöz, kıskanç, fesat, dedikoducu…’ gibi küçültücü etiketlerin tuzağına düşmeyin. Kadın tek bir kimlikten ibaret değildir, tek boyutlu bir varlık hiç değildir.

Kadın; sabah çay çorba hazırlar, ev işi ve düzeni kurar, ev taşır, tamir yapar, mobilya kurup, toprak beller, kitap okur, eğitimlerini alır, tüm aileyi derler toplar, aile ekonomisine destek olur, hayallerinden ve hedeflerinden vazgeçmez. Üstüne bir de herkese kapak olsun diye çocuk yapar, büyütür.

Kadın yalnızca bir; evlat, eş, anne, çalışan, öğrenci değildir. Tüm bu kimliklerin muhteşem bir kombinasyonu olan, çok yönlü bir bütündür. Onu tek role indirgemek, onun insan olma gerçeğini görmezden gelmektir.

Bir kadın başı örtülü de olsa inancı vardır; bu bir tercihtir. Bir kadının başı açık da olsa inancı vardır; bu da bir tercihtir. Bir kadın eteğiyle de pantolonuyla da özgürdür. Gülmeyi, eğlenmeyi seven kadın da onurludur, suskun içe dönük kadın da onurludur.

Toplumda kadın ve insan olma mücadelesini simgeleyen, engel tanımayan kadın silüeti fotoğrafı.

Ekonomik Güvence ve Varolma Mücadelesi

Kadınları ‘hafif, ağırbaşlı, uyumlu, uyumsuz’ diye sınıflandırmak, aslında kadınların kendi öz değerlerini zayıflatmaya yönelik bir oyundur. Dırdırcı denilen kadın, çoğu zaman sadece hakkını aramaya, derdini anlatmaya çalışan kadındır. Zayıf karakterli diye yaftalanan kadın, belki de hayatın yükünü tek başına taşırken ayakta kalmaya çalışan bir kadındır. Paragöz diye küçümsenen kadın ise çoğunlukla; baskılar, ihanet ve ekonomik çıkmazlar içinde hayatını güvence altına almak isteyen bir kadındır.

Üstelik erkeğin ‘paralı’ olanını tercih eden kadın aşağılanırken, kadının ‘güzel, hoş, bakımlı’ olanını tercih eden erkek sıradan bir tercih yapmış gibi gösterilir. Kadınlar için ekonomik güvence istemenin sebepleri açıktır. Kadınlar tarihler boyu ekonomik bağımlılıkla köşeye sıkıştırılmıştır. Hayatta kalmak için güçlü bir dayanak aramak çıkarcılık değil, hayatta kalma refleksidir.

Bir Onur Meselesi: İnsanlık ve Adalet Sınavı

Aşağılanmalara boyun eğmeyen kadınlar tüm insanlığa bir ders veriyor. ‘Ben varım, emeğim, aklım, yüreğim ve varlığım değerli’ diyor. Kadınların hikayelerini saklamak yerine, görünür kılmak gerekiyor. Küçümsemek yerine takdir etmek, susmak yerine alkışlamak, ön yargılı davranmak yerine anlamayı seçmek gerekiyor.

Kadına biçilen her dar kalıp, aslında korkunun ürünüdür. Güçlü kadınlardan korkan toplumlar onu küçültmeye çalışırlar. Ama gerçek değişmez: Kadın var, kadın güçlü, kadın burada. Ve bu gerçeği reddeden herkes tarihin utanç hanesine yazılır. Kadına yapılan her hakarete, her aşağılamaya karşı durmak bir onur meselesidir. Yani; onurlu insanların meselesidir. Çünkü kadınların mücadelesi, yalnızca kendi varlık mücadelesi değil, aynı zamanda insanlığın adalet sınavıdır.

Bu sınavda başarılı olmak için tek bir yol var, o da: Kadına hakkı olan değeri vermektir. Bu değeri vermeyenin de “Kadın kadar taş düşsün başına”.


🌐 Bunlar da ilginizi çekebilir:


🎯 Sponsorlu içerik ve tanıtım yazısı fırsatımızı keşfedin. İndigo Dergisi’nde tanıtım yazısı yayınlatın; asla silinmeyen/süresiz içeriklerle markanızı yüz binlerce okura ulaştırın. 👉 Reklam paketlerini incele
Serpil Çavuşoğlu
1973 İstanbul doğumluyum. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağışı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim.